
Karin Hanczewski
Lotte

Lotte is impulsive, rough around the edges and leads a colourful life on the streets of Berlin, stumbling from man to man, flat to flat and bar to bar. A brief encounter with a young girl, Greta, turns her life upside down. Lotte realises she will not be able to run away this time.


Borderline kişilik bozukluğu tanısıyla ailesinden koparılarak “Claymoore” adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in (Winona Ryder) buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susanna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanmıştır.

Film, Stern dergisi muhabirlerinin, Christiane ile 1978 de gerçekleştirdiği röportaj bant kayıtlarından yola çıkarak 70'ler Berlinindeki uyuşturucu durumunu gözler önüne seren kitaptan uyarlanmış. 14 yaşındaki Christiane annesiyle ve kız kardeşiyle birlikte Berlin'deki bir apartman dairesinde yaşamaktadır. Şehirdeki yeni modern disko Sound onu çok etkilemiştir. Yasal olarak yaşının küçük olmasına rağmen arkadaşlarından O'nu da götürmelerini ister. Orada Detlef'le tanışır. Adım adım uyuşturucu batağında daha dibe gider.

Altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken başka bir uç İstanbul’dan başlayıp Bremen’e ulaşmaktadır.

Germany, 1968: The priest's daughters Marianna and Juliane both fight for changes in society, like making abortion legal. However their means are totally different: while Juliane's committed as a reporter, her sister joins a terroristic organization. After she's caught by the police and put into isolation jail, Juliane remains as her last connection to the rest of the world. Although she doesn't accept her sister's arguments and her boyfriend Wolfgang doesn't want her to, Juliane keeps on helping her sister. She begins to question the way her sister is treated.

Annesinin ölüm haberini duyan Pursy Will, yıllar sonra ilk kez doğup büyüdüğü yer olan New Orleans’a gelir. Annesinin oturduğu evde annesinin iki arkadaşının daha kaldığını öğrenen genç Pursy şaşkınlığa uğrar. Annesinin arkadaşlarından birisi eski profesor Bobby Long diğeri ise Long’un koruması altında olan genç Lawson Pines’tır. Yıllar önce hayatı ıskalamış olan bu ikilinin tüm vakitlerini bu harabe olmuş evde geçirirler. Pursy’nin gelişiyle başta gergin başlayan ilişkileri, birbirlerine alışmalarıyla değişmeye başlar. Bu esnada Lawson Pines, Bobby Long’un hayatı üzerine bir romaz yazmaktadır. Ronald Everett Capps’in Off Magazine Street adlı romanından uyarlanan film, ünlü oyuncularının uyumlu performansıyla kendini sevdirmeyi başarıyor ve ortaya güçlü bir drama çıkıyor.

A deadly car crash sets off three parallel stories of women at crisis points, faltering behind the doors of the same, plain Vienna apartment block.

Young Jeremiah lives in a stable environment with loving foster parents until the day his troubled mother, Sarah, returns to claim him. Jeremiah becomes swept up in his mother's dangerous world of drugs, seedy hotels, strip joints and revolving lovers. Salvation comes in the form of the boy's ultrareligious grandparents, but soon Jeremiah's mother returns. Maternal love binds the pair together on the road until Sarah's desperate and depraved lifestyle finally consumes her.

Eyalet Akıl Hastanesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy, damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini "kaçıklar" olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası, yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy, Dünya Kupası maçları oynanırken yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz.

İngilizce öğretmeni olan Charlie, obezite sorunuyla başa çıkmaya çalışan bir adamdır. Münzevi bir yaşam süren Charlie’nin tek isteği uzaklaştığı kızıyla yeniden iletişim kurabilmektir. Charlie, kızıyla yeniden yakınlaşabilmek için elinden geleni yapar.

Başarılı bir pilot Whip, düşmekte olan bir uçağı bütün pilotluk yeteneklerini kullanarak çok sıra dışı bir biçimde, en az hasarla yere indirmeyi başarır; mürettebatla birlikte uçaktaki pek çok insanın da hayatı kurtulur. Whip hastanede gözünü bir kahraman olarak açar ama kaza soruşturmasında hiç beklemediği bir ithamla karşılaşır. Raporlar kaptan pilotun uçuşa alkol alarak çıktığını göstermektedir. Bir yandan kurtardığı hayatlar, hiç kimsenin o uçağı kendisi gibi indiremeyeceğini söylerken bir yandan da hakkında açılan mahkeme ile uğraşmak durumundadır.

Gecenin geç saatlerinde New York caddelerinde bir ambulans sirenlerini çalarak ilerlemektedir. Gece vardiyasındaki ambulans görevlileri için ölülerle ya da ölmek üzere olan insanlarla yüzyüze olacakları yeni bir gece daha başlamıştır. Sabaha kadar görev başında olan bu görevliler, en az New York caddelerinden topladıkları ölmüş ya da ölümün eşiğine gelmiş insan bedenleri kadar fırtınaya tutulmuş, yaşamları normal seyrinden çıkmış insanlardır.Kimbilir, belki de onları ayakta tutan, Manhattan'ın bir deprem merkez üssünü andıran kaos yüklü caddelerin sürrealist bir tabloya benzeyen görünümüdür. Her gece dünyanın bir başka acımasız ve keskin görünümüyle karşılaşmanın getirdiği yakıcı duyguların ta kendisidir.

Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın da önemli bir yeri var.

Çekilmez bir evlilik hayatı olan Pilar, kocasının şiddeti altında ezilmektedir. Aşık olduğu adamın öfkelenince tanınmaz hale gelmesi Pilar’ı evi terk etme noktasına kadar getirir. Pilar, oğlunu da yanına alarak kızkardeşinin evine taşınır. Kocası Antonio’nun kendini affettirme çabalarına başlaması uzun zaman almaz. Pilar, çevresindeki insanların onu durdurma çabalarını görmezden gelir ve kocasını affetmeye karar verir.

Carly Norris, New York’ta yaşayan bir kitap editörüdür ve Sliver Apartmanındaki dairesine taşınır. Burada iki yeni komşusuyla tanışır; gerilim romanları yazan Jack Lansfor ve apartmanın sahibi yakışıklı Zeke Hawkins. Carly kısa bir sürede apartmanda yaşayan bazı kadınların öldürüldüğünü ve polisin apartmanda bir seri katil olabileceğinden şüphelendiğini öğrenir.

Fassbinder'in artık klasikleşen 1980 yapımı TV dizisinin ardından, Alfred Döblin'in çok önemli romanının Berlinale'de Altın Ayı için yarışan yeni uyarlaması, 1929 yılı Weimar Cumhuriyeti'nin kasvetli havasını günümüz Berlin'ine aktarıyor. Ebeveynleri Afganistan'dan Almanya'ya göç etmiş olan yönetmen Burhan Qurbani, 2014'te çektiği "We Are Young. We Are Strong." filminde gözlemlediği ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının düzeyini bu yeni filminde iyice artırıyor. Romanın Berlin doğumlu anti-kahramanı, Akdeniz'i botla aşan Gine-Bissau göçmeni Francis'e dönüşmüş. Suça bulaşmadan hayatta kalamayacağının kısa sürede farkına varan Francis, adını da Franz'a çevirerek psikopat uyuşturucu tacirlerinden altın kalpli seks işçilerine kadar bir dizi insanla yakınlık kurarak hayatta kendine bir yer bulmaya çalışıyor.

Nick is desperate, holed up in a cheap hotel, suffering from an ulcer and convinced that a local mob boss wants him killed. Terrified, he calls Mikey, his friend since childhood and a fellow gangster. So begins a long night…

Film, yakışıklı bir gazeteciye kafayı takan yeni yetme bir kızın, kendisine ilgi gösterilmeyince son derece tehlikeli bir hal almasını konu alıyor.

Xavier Paris'te ekonomi okuyan bir öğrencidir. Babasının bir tanıdığı ona mezun olduktan sonra iş vereceği konusunda söz vermiştir. Maliye Bakanlığı'ndaki bu iş için bir koşul vardır; İspanyolca öğrenmesi gerekmektedir. Erasmus programının da yardımıyla Xavier annesi ve sevgilisi ile vedalaşarak İspanya'ya uçar. Önceleri kalacak yer bulmakta güçlük çeken genç adam, sonunda her biri Avrupa'nın bir başka köşesinden gelen yedi öğrencinin paylaştığı bir daireye yerleşir. Yeni arkadaşlar, yeni deneyimler, farklı uluslardan genç insanların karmaşık ama yine de uyumlu birlikteliği, bambaşka gelenek-görenekler ve yönelimler tüm bunlar Xavier'e erkekliğe geçişinden çok şey öğretir.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir