
James Spader
James Ballard

"Hayat bir otoyoldur."
Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

James Spader
James Ballard

Holly Hunter
Helen Remington

Elias Koteas
Vaughan

Deborah Kara Unger
Catherine Ballard

Rosanna Arquette
Gabrielle

Peter MacNeill
Colin Seagrave
Cheryl Swarts
Vera Seagrave
Yolande Julian
Airport Hooker

Nicky Guadagni
Tattooist

Ronn Sarosiak
A.D.

Boyd Banks
Grip

Judah Katz
Salesman

Markus Parilo
Man in Hanger
Alice Poon
Camera Girl
John Stoneham Jr.
Trask

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.

Hunter, ıssız bir malikanede eşiyle beraber yaşamaktadır. Nahif duruşu, evin içinde bile özenli saçları ve kıyafetleriyle salınan Hunter, adeta kafese kapatılmış Marilyn Monroe gibidir. İçe dönük bir hayat sürerken görüştüğü kişiler eşi Richie’nin ailesi ve yakın çevresinden ibarettir. Mutsuz bir kadın olduğunu gizlemek için ise küçük uğraşlarla kafasını dağıtmaya çalışır. Hamile olduğunu öğrendikten sonra sakladığı bunalımı iyice dışarı vurmaya başlar ve hayatına renk katmak adına evdeki değişik nesneleri yutmak gibi acı dolu bir alışkanlık edinir. (Pika Sendromu olarak adlandırılan bu hastalık en çok çocuklarda ve hamilelerde görünür. Vücudundaki eksik bir mineralden kaynaklanabildiği gibi psikolojik sorunların da habercisi olabilir.) Hunter, gittikçe daha tehlikeli nesneleri yutmaya devam edecek ve işler çığırından çıkmaya başlayınca hem geçmişiyle hem de eşiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

A teenager's quest to launch Norwegian Black Metal in Oslo in the 1990s results in a very violent outcome.

Yaşadıkları bölgenin zamanla "çekik gözlüler" tarafından istila edilmesine artık dur denmesi gerektiğine inanan Hitler taraftarı Nazi sempatizanı grubun lideri Hando ve hayatına girdikten sonra bir çok şeyi değiştiren (en önemlisi en yakın dostunun dostluğunu) zengin bir işadamının (ensest ilişki yaşadığı) kızı Gabe'in ve çevrelerindeki bir çok "kaybedenin" hikayesi Romper Stomper...

Bir yazarın New York'ta kendine kurduğu mükemmel hayatı, bir gerçek suç belgeseli yüzünden korkunç lise geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasıyla birlikte altüst olur.

Genç ve yetenekli bir Alman fırıncı olan Thomas, İsrailli ve evli bir adam olan Oren ile yasak bir aşk yaşar. Bir gün Oren trafik kazasında vefat eder. Bunun üzerine Thomas, kafasındaki bazı soru işaretlerini cevaplayabilmek için Kudüs’e gitmeye karar verir. Sırrını kendine saklayarak, Oren’in artık dul kalmış genç eşi Anat’nın yanında çalışmaya başlar. Anat küçük bir kafe işletmektedir. Thomas başta dininden dolayı dışlanıp ötekileştirilse de yaptığı pastalar o kadar lezzetlidir ki herkesin dikkatini çeker. Anat’nın hayatına beklediğinden çok daha fazla miktarda dahil olan Thomas’ın sırrını saklamak uğruna söylediği yalanlar, onu bambaşka bir noktaya sürükleyecektir.

Batı Teksas'taki sakin bir kasaba bir dizi seri cinayetle sarsılır. Cinayetler gerçek bir sosyopatın elinden çıkmıştır. Şerif Lou Ford bu sıkıcı kasabada katili aramaya başlar. Oysa bu görüntüden ibarettir. Çünkü katil ona herkesten çok yakındır...

A chronicle of the interaction between college student Jason Moss and the object of his obsession, serial killer John Wayne Gacy.

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

Eski bir Vietnam gazisi olan John Rambo, terhis olduktan 7 yıl sonra yürüyerek geldiği bir kasabada biraz dinlenip karnını doyurmak ister. Ancak kasabanın şerifi, Rambo'yu hoş karşılamaz ve kasabadan ayrılmak istemeyen Rambo'yu tutuklayıp karakola götürür. Karakolda gördüğü işkenceler sırasında aklına savaşta yaşadıkları gelen Rambo kendini kaybeder ve kasabanın yakınındaki ormanlık alana kaçar. Peşindeki güvenlik güçlerinden kurtulmak için gördüğü eğitimi uygulamaktan başka şansı olmayan Rambo'nun eski Yeşil Bereli olduğunu öğrenen polis kuvvetleri ise eski komutanı Albay Samuel Trautman'dan yardım isteyecektir.

1981 yılında Kansas'ta başlayan bu hikâye, küçükken aynı beyzbol takımında oynayan Brian ve Neil'in hayatlarına odaklanıyor. 8 yaşındayken amnezi geçiren Brian, neler yaşadığını hatırlayamadığı ve hayatından eksilen 5 saatte uzaylılar tarafından kaçırılıp üzerinde deneyler yapıldığına inanmaktadır. Neil ise beyzbol takımının koçunun tacizine uğramış, geri kalan hayatı boyunca onu unutamamış fahişe bir gençtir. Küçükken yaşadıkları travmatik olaylar sonucu hayatları tamamıyla değişen iki gencin yolları yıllar sonra tekrar kesişecektir. Çünkü Brian, Neil'in kendisinin uzaylılar tarafından kaçırılmasını açıklayabileceğini düşünmektedir.

Londra'lı bir genç olan Harry Fabian elini attığı her işte başarısız olmuş ve bir türlü dikiş tutturamamıştır. Onu çok seven kız arkadaşı Mary evlenebilmek için para biriktirmekte, o ise macera dolu işler peşinde koşmaktadır. Bir akşam efsanevi güreşçi Gregorius ile tanışan Harry şehirdeki tüm güreş maçlarını organize edebileceğini düşünür. İhtiyacı olan tek şey biraz nakittir ancak kimse ona borç vermek istememektedir. Üstelik şehrin ünlü gangsterlerinden Kristo da peşine düşmüş onun güreş organizasyonu yapmasını engellemek istemektedir. Harry'nin birkaç yalan söylemekten başka çaresi kalmamıştır. Ancak söylediği her yalan onu sona biraz daha yaklaştırır.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

Yaşlanmakta olan bekar Seligman, evinin yakınındaki bir ara sokakta kanlar içinde baygın bir kadın bulur. Kadının adı Joe'dur ve kendi kendine nemfoman teşhisi koymuştur. Joe, nazik yabancının dairesinde iyileşmeye çalışırken çocukluğundan genç yetişkinliğine kadar olan cinsel hayatının geçmişini anlatmaya başlar. Seligman ise çay içerek onu dikkatlice dinlemeye başlar.

Şehir büyüdükçe merkezden uzaklaşan ve kenara itilen bir ev... Bu evde başlarının çaresine bakmaya ve elbette büyümeye çalışan dört çocuk: Jack, Julie, Sue ve Ned. Babalarının ani ölümünden sonra, anneleri de nedeni bilinmeyen amansız bir hastalığa tutulmuştur. Beklenen gerçekleşir ve anneleri de hayata gözlerini yumar. Birbirlerinden ayrılacaklarına ve yetimhaneye gönderileceklerine emin olan çocuklar, annelerini evin bodrumuna çimento bir tabutun içine gömerler. Bu olay üzerine her biri kendi dünyasına çekilir.

1993 Yabancı film dalında Oscar'a aday olmuş, 93 Cannes ve 94 İstanbul festivallerinde gösterilmiştir. Film, uçarı babaları tarafından terk edilip, duygusal çöküntü yaşayan bir ailenin dramını Vietnam'lı küçük bir hizmetçi kızın gözünden sergiliyor. Kölelik ile aşk arasındaki belirsiz ilişkinin en uç noktalarındaki karmaşıklığı anlatan bir yapıt.

Dedektif Lloyd Hopkins, Los Angeles Polis Departmanında görev yapan, işine takıntılı ve sıra dışı bir polistir. Bir cinayet vakasını araştırırken, olayın yalnızca tek bir suçtan ibaret olmadığını fark eder. Araştırmaları, şehrin farklı noktalarında işlenmiş bir dizi vahşi cinayetin arkasında bir seri katilin olduğunu ortaya çıkarır. Hopkins, katilin peşine düşerken hem mesleki hem de kişisel hayatı çalkantılarla doludur. Ancak karanlık bir zihinle karşı karşıya olduğunun farkında olan Hopkins, adalet için sınırları zorlamaktan çekinmez. Bu süreçte kendi ahlaki değerlerini ve polislik yöntemlerini sorgulamaya başlar.

1947’de geçen hikaye, uzun zaman önce emekli olmuş ve Sussex kasabasında evdeki yardımcısı ve yetiştirdiği yeni yetme dedektif oğlu ile yaşamaya başlayan, Holmes’u merkezine alıyor. Holmes huzur içerisindeyken birden kendisini 50 yıldır çözülmemiş bir davanın içinde buluverir. Fakat hafızası eskisi kadar kuvvetli değildir; bu olaya istinaden hatırladığı tek bir kare vardır: kızgın bir koca ve güzel ama dengesiz bir eş… Filmin yönetmenliğini ve senaryo uyarlamasını Bill Condon üstlenirken, başrolde Ian McKellen yer alıyor.

Blonde, 50'li ve 60'lı yıllarda, sinema tarihinin en büyük seks sembollerinden biri olan Marilyn Monroe'nun hem özel hem de kariyer hayatına odaklanıyor.

Gençlik yıllarında birbirlerine tutkuyla aşık olmuş iki lise öğrencisi (David ve Jade), kız tarafının ailesi özellikle babası bu ilişkiden oldukça rahatsızdır. Bir müddet sonra iki sevgili birbirlerini göremez olurlar ama David pes etmez. Bir gün evde verilen bir partinin ardından eve gizlice girmeye çalışan David, yanlışlıkla devirdiği şamdan yüzünden evin yanmasına sebep olur ve oradan kaçar, ailesi onu bu olaydan sona uzaklara gönderir, Jade ise dağılan ailesi ile birlikte uzaklara gitmiştir. Ama David pes etmez, bu aşkı bitirmemekte ısrarcıdır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir