
Asia Argento
Sarah

Young Jeremiah lives in a stable environment with loving foster parents until the day his troubled mother, Sarah, returns to claim him. Jeremiah becomes swept up in his mother's dangerous world of drugs, seedy hotels, strip joints and revolving lovers. Salvation comes in the form of the boy's ultrareligious grandparents, but soon Jeremiah's mother returns. Maternal love binds the pair together on the road until Sarah's desperate and depraved lifestyle finally consumes her.

Asia Argento
Sarah

Jimmy Bennett
Young Jeremiah

Jeremy Renner
Emerson

Winona Ryder
Psychologist

Ornella Muti
Grandmother

Peter Fonda
Grandfather

Dylan Sprouse
Older Jeremiah
Kara Kemp
Social Worker #1

Cole Sprouse
Older Jeremiah

Kip Pardue
Luther

Ben Foster
Fleshy Boy

Matt Schulze
Kenny

Michael Pitt
Buddy
Brent Almond
Cop #1

David Dwyer
Cop #2

Güneş şemsiyeleriyle bezeli bir sahilde çocuklar oynuyor. Suyun sesi, gökyüzünün maviliği ve güneşin sıcaklığı hâkim. Bütün bu kalabalığın ortasında uyuyan bir çocuk Ava. Henüz 13 yaşında. Ruhu uyanıyor ancak gözleri, bir hastalık nedeniyle kapanmak üzere. Genç kızlığına adım adım yaklaşırken, önünde bekleyen sorunlarla baş edebilmek için kendince yöntemler arıyor. Prömiyerini yaptığı Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünden ödülle dönen Ava, genç bir kızın büyüme hikâyesini girift bir anlatı üzerinden kuruyor ve dört başı mamur bir sinema duygusu yaratıyor. Yönettiği ilk uzun metrajlı filminde Léa Mysius, oldukça kompleks, görsel olarak çok maharetli bir karakter portresi çiziyor.

Annesinin ölüm haberini duyan Pursy Will, yıllar sonra ilk kez doğup büyüdüğü yer olan New Orleans’a gelir. Annesinin oturduğu evde annesinin iki arkadaşının daha kaldığını öğrenen genç Pursy şaşkınlığa uğrar. Annesinin arkadaşlarından birisi eski profesor Bobby Long diğeri ise Long’un koruması altında olan genç Lawson Pines’tır. Yıllar önce hayatı ıskalamış olan bu ikilinin tüm vakitlerini bu harabe olmuş evde geçirirler. Pursy’nin gelişiyle başta gergin başlayan ilişkileri, birbirlerine alışmalarıyla değişmeye başlar. Bu esnada Lawson Pines, Bobby Long’un hayatı üzerine bir romaz yazmaktadır. Ronald Everett Capps’in Off Magazine Street adlı romanından uyarlanan film, ünlü oyuncularının uyumlu performansıyla kendini sevdirmeyi başarıyor ve ortaya güçlü bir drama çıkıyor.

Plagued by an abusive childhood, a woman finds escape in competitive swimming, sexual experimentation, toxic relationships, and addiction before ultimately finding her voice through writing.

Rahatsız edilen genç bir kadın(Kristen Stewart), Doug Riley (James Gandolfini) ve karısının (Melissa Leo) kızları ölmüştür ve kader bu acı çeken kişileri hiç ummadıkları bi anda birleştirecektir.

Annesinin uyuşturucu bağımlısı olması üzerine evinden kaçarak Wall Street'li babasının yayına kaçar. Umutsuz hayatında yaşam mücadelesi veren Agnes 'Apple' Bailey'ın hayatını konu alacak. Gerçek bir hikayeden alınmıştır...

1904 yılında geçen hikaye, psikanalist Carl Jung ile hastası Sabina Spielrein arasında doktor-hasta ilişkisiyle başlayan ve daha sonrasında ise Freud'un da dahil olacağı çalkantılı bir ilişkiye dönüşen bir aşk üçgenini anlatıyor. Evli ve eşi bebek bekleyen Carl Jung, akli dengesi yerinde olmayan Sabina üzerinde Freud’un tartışmalı tedavi yöntemini ilk kez uygular; fakat tedavi ilerleyen aşamalarında Sabina ile yakınlaşmaktan kaçamaz. Bu üçlü ilişki gerilimi artırırken, Freud ve öğrencisi genç Jung'un arası da açılacaktır.

A short, unhappy affair with a married man leads a dedicated schoolteacher into the alcohol-and-drug fueled underworld of singles’ bars, where she begins to engage in a pattern of dangerous sexual activity.

Agnes and her two sisters struggle through a day in a home overrun by gamblers, thieves, and johns.

Büyük bir başarı kazanan ilk pornografik film Deep Throat 1972’de yurtdışında da sansasyon yaratır. Filmin yıldızı Linda Lovelace ise medyanın göz bebeği haline gelir. Yıllar sonra “cinsel devrimin poster kızı” hikayesinin karanlık tarafını açıklar.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalamaktadır. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, zihninde kim olduğuna, ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşur.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

A group of bored, disaffected New York City teenagers spend a day skating, smoking, drinking, partying, deflowering virgins, and getting into fights.

"The Kingdom"da 12 Mayıs 2003 tarihinde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da meydana gelen eşzamanlı bombalama olaylarını izleyen günlerde yaşananlar anlatılır. Riyad'daki terörist saldırının çok sayıda masum Amerikalı sivilin hayatına mal olmasının ardından harekete geçen FBI yetkilileri, bu saldırının sorumlularını ele geçirmek ve rakip istihbarat ajanlarıyla mücadele edebilmek için bu ülkeye özel bir ajanlar ekibi gönderme kararı alırlar. Seçkin ajanlar grubunu yönetmekle görevli olan Özel Ajan Ronald Fluery (Jamie Foxx) hayatının en zor göreviyle karşı karşıyadır. Yanına en güvendiği üç ajan Janet Mayes (Jennifer Garner), Adam Leavitt (Jason Bateman) ve Grant Sykes'i de (Chris Cooper) alan Ronald Fluery, bir haftaya kalmadan terörist hücresinin içine sızarak onu çökerteceğinden emindir. Ancak Suudi Arabistan'a varınca kendilerini çok farklı bir kültür, olağanüstü hava sıcaklığı ve politikanın kirli labirentlerinde tuzağa düşmüş bulurlar...

Asi bir cinayet masası dedektifi olan Nick, ortağı Charlie ile birlikte New York'ta bir Yakuza cinayetine tanık olur ve katili yakalarlar. Tutukluyu Japon polisine teslim etme emri alınca yola çıkarlar. Ancak daha Japonya'ya adım attıkları anda onu ellerinden kaçırmalarıyla büyük bir kovalamaca başlar. Japon polisiyle birlikte amansız bir takibe girişen ortaklar, Yakuza'ların derinliklerine dalarak onlarla ilgili bilinmeyenleri de keşfedeceklerdir.

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.

18. yüzyıl Fransa’sında bir kontes, evlendirmek üzere olduğu kızı Héloïse’ın portresini hazırlaması için ressam Marianne ile anlaşır. Anlaşmaya göre Marianne, Héloïse’a refakat ederek onu gizlice resmedecektir. Ancak iki kadın derin bir bağ kurar ve aralarındaki çekim tüm planları bozar.

Amerika’yı etkileyen gerçek bir olaydan uyarlanan Bordertown, bir kadının adalet için verdiği hırslı mücadelesinin öyküsüdür. Lauren Frederick (Jennifer Lopez) Chicago Herald’da çalışan hırslı bir gazetecidir. Editörünü (Martin Sheen) etkilemeyi amaçlayan Lauren ona büyük bir hikaye sözü verir ve araştırma yapmak üzere Meksika sınırındaki Juarez’e gider Juarez korkuyla sarılmış bir şehirdir. Yüzlerce yerel kadın vahşi bir şekilde tecavüze uğrayıp öldürülmüşlerdir ve yetkilerden hiçimse bunu dikkate almıyormuş gibi görünmektedirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir