
Noémie Merlant
Marianne
18. yüzyıl Fransa’sında bir kontes, evlendirmek üzere olduğu kızı Héloïse’ın portresini hazırlaması için ressam Marianne ile anlaşır. Anlaşmaya göre Marianne, Héloïse’a refakat ederek onu gizlice resmedecektir. Ancak iki kadın derin bir bağ kurar ve aralarındaki çekim tüm planları bozar.

İki kız kardeş birbirini sevmemektedirler. Küçük olanın çocuğuyla beraber gittikleri bir tatilden dönüşte, dilini bilmedikleri bir ülkenin otelinde bir geceliğine konaklarlar. Bu arada büyük olan kardeş ölümcül bir hastalıktan muzdariptir.

Hayatın anlamını özgürlükte arayan kültür eleştirmeni David Kepesh (Kingsley), cinsel arzularını cezbeden iyi huylu öğrencisi Consuela Castillo (Cruz) tarafından trajik bir çıkmaza sürüklenir...

Amerika’nın en popüler film yıldızlarından Reese Witherspoon, edebiyat dünyasının yarattığı en güçlü kadın karakterlerden biri olan Rebecca (Becky) Sharp’ı beyaz perdeye taşımak için dünyanın en çok ses getiren film yönetmenlerinden Mira Nair ile güç birliği yapıyor...William Makepeace Thackeray’nin klasik romanının sinemaya yeniden uyarlamasında seyirci güzel, tutkulu, esprili ve hesapçı bir kadın olan Becky’nin dünyaya kafa tutmasını zevkle seyredecek.

Umut vadeden bir müzisyen yakında göreve gidecek bir askerle anlaşmalı evlilik yapmayı kabul eder. Ama sahte ilişkileri bir trajedi sonucu fazlasıyla gerçek bir hâl alır.

On yaşında öksüz kalan, babasını da öldü bilen Jane Eyre, kendisine köle gibi davranan halası tarafından yoksul kızların gittiği katı disiplinli bir yatılı okula gönderilir. On yıl kadar kaldığı bu okula sonunda öğretmen olur. Bir süre sonra da Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiyelik yapmaya başlar. Jane, giderek hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar yaşayacak, beş parasız ve evsiz barksız kalacak, erkeklerin egemenliğindeki bir dünyada bir kadının tek başına ayakta kalabileceğini kanıtlamak için savaşacaktır...

Amerikalı Vicky ve Cristina İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli sanatçı (Javier Bardem) ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi (Penélope Cruz) ile tanışırlar. Vicky (Rebecca Hall) evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina (Scarlett Johansson) ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi kaotik sonuçlar doğuracaktır. Vicky Cristina Barcelona, öyküsünün geçtiği kent olmaksızın düşünülemeyecek bir film olarak karşımıza çıkıyor. Woody Allen aşk ve sanatın sınır tanımazlığını unutulmaz bir hikaye ile hatırlatıyor.

Film, lise sona giden 18 yaşında okulun çalışkan ve güzel kızı olan Sarah ile okulu bir türlü bitirememiş, yakışıklı ve asi Zachary'nin aşkını anlatıyor. En başlarda birbirlerinden pek hoşlanmayan bu zıt ikili zamanla karşı koyamadıkları bir çekimle birbirlerine aşık olur. Ancak Sarah'nın üniversiteye gidecek olması, son derece farklı iki aileden geliyor olmaları ve Zachary'nin okulda yaşadığı problemler aşklarının önünde bir engel olarak belirir. Fakat tüm engellere rağmen aralarında gelişen bu ilk aşk hayatlarında derin bir iz bırakacaktır.

Janet ve Ursula Widdington sakin bir kıyı kasabasında yaşayan iki kardeştir. Büyük bir fırtınanın sabahında uyandıklarında, kıyıya vurmuş, yaralı bir genç adam Andrea ile karşılaşırlar. Bu genç adam Ursula'nın içindeki özlem duygusunu ve Janet'in içindeki annelik içgüdülerini uyandırırken, savaş zamanını yaşayan kasaba halkı tarafından korku ve şüphe ile karşılanır.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

15 yaşındaki Camille ciddi mizaçlı, mantığa inanan bir genç kızdır. Ondan yaşça biraz daha büyük olan Sullivan hayat dolu ve dünyayı keşfetme arzusuyla yanan bir gençtir. İki genç birbirlerine tutkuyla aşık olurlar ama Sullivan özgürlüğünün peşinden Güney Amerika'ya gitmek için Camille'dan ayrılınca genç kızın dünyası yıkılır. Bir süre mektuplar gelmeye devam eder fakat sonra Camille, Sullivan'ın izini kaybeder. Büyük aşkının yokluğunda acı çekerek büyüyen genç kız gücünü yeniden toplar, yeni bir ilişkisi olur ve hayata devam etmeye çalışır. Fakat, Sullivan bir gün çıkıp geri gelir...

Bir yönetmen kamerasını İtalya ve Fransa'da farklı şehirlere çevirir. Gözlerinin önünde 4 farklı aşk öyküsü şekillenir. Her öyküde öne çıkan kahramanlar kadınlardır. Kameranın büyük bir dinginlik ve sabırla izlediği bu öykülerde sıradan insanların derin, felsefi arayışları vardır. Yönetmenin her öyküden bir film yaratması mümkündür: Asla bir araya gelemeyen aşıklar, cinayet zanlısı bir genç kız, ayrılan çiftler, manastır yaşamını seçen bir genç kadın. Sinema sanatına katkılarından dolayı Oscar Onur Ödülü alan yönetmen Michelangelo Antonioni'nin bu görkemli ve düşündürücü filmi biçimsel açıdan Avrupa sinemasının mirasını yansıtır. Wim Wenders'ın çektiği bölümlerle birbirine bağlanan öyküler İtalyanca, İngilizce, Fransızca ve ayrıca müzik ve sessizliğin diliyle aktarılır...

Yaşını almış bir bayanın seksüel arzularını, çıkmazlarını ve bu sorunlarından dolayı kendine yol çizişini anlatıyor. Aldatılan bir eşin hele ki yaşı geçmişse nasıl bir yol çizebileceğini örnekliyor. Konusu itibariyle ilgi çekebilecek bir yapım.

19. yüzyıl Viyana'sı... çok hoş ve alımlı bir kadın olan Lou Salome, dönemin meşhur doktoru Breuer'i ziyarete gelir ve henüz iki kitabı basılmış ve pek tanınmayan filozof Nietzsche ye yardım etmesi için rica da bulunur. Ona göre, Nietzsche'nin yaşamakta olduğu duygusal çöküntü nedeniyle, Avrupanın kültürel geleceği tehlikededir... Dr.Breuer ilk etapta bu teklife sıcak bakmamasına rağmen, Salome'un çekiciliğinden etkilenir ve teklifi kabul eder. Dr.Breuer'in, Nietzsche ile tanışmasıyla hayatı değişecektir. çünkü bu adam, çok farklı fikirleri olan, sıradışı biridir. Ve bir süre sonra, hasta ile doktorun yer değiştireceği diyaloglara gebe olacak bir tanışma olacaktır bu... Irvin D. Yalom'un aynı isimli, basıldığı 1992 senesinde çok ses getiren kurgu romanından uyarlanan bu filmde, Psikanalizmin öncüsü Freud'un gençliği ile de karşılaşıyoruz.

Gelecek vadeden bir müzisyen, âşık olduğu kaygısız üniversite öğrencisine aşkını ilan etmek ve kendi benliğini bulmak için kızı Nevada çölüne kadar takip eder.

Agnes ve Elin, İsveç'te Åmål isimli küçük kasabada yaşayan iki genç kızdır. Rahat, sempatik ve popüler bir kız olan Elin'in aksine depresif Agnes'in pek arkadaşı yoktur. Gizliden gizliye Elin'den hoşlanan Agnes bunu ifade etmenin bir yolunu bulamadıkça daha da mutsuz olmakta ve içine kapanmaktadır. Agnes'in durumundan endişelenen ailesi 16. yaş gününü kutlamak için parti düzenlerler. Başka bir partiye gitmemek için Agnes'in partisine gelen Elin ile Agnes arasında arkadaşlıktan daha farklı bir ilişki başlayacaktır. Lezbiyenlik ve arkadaşlık üzerine naif bir film olan Sev Beni, İsveçli yönetmen Lukas Moodysson'a Berlin Film Festivali'nde de ödül getirdi.

Film, Yeni İskoçyalı bir kadının bir evde hizmetçi olarak çalışırken bir yandan yeteneklerini bileyerek nasıl toplumun sevilen bir figürü haline geldiğini anlatır. Kanadalı sanatçı Maud Lewis'in gerçek hayatını anlatan biyografik yapımın baş rollerinde ünlü oyuncular Ethan Hawke ve Sally Hawkins yer alıyor.

A socialite marries a prominent novelist, which spurs a violent, obsessive, and dangerous jealousy in her.

A fiery Spanish woman is about to marry a kind British man when she meets a Brazilian actor who ignites in her a flame of lust she can't ignore.

13. yüzyıla ait bir baladdan yola çıkılarak senaryosu yazılan film, ortaçağda geçen sarsıcı bir intikam hikayesi anlatıyor. Koyu hristiyan ailesi tarafından kiliseye gitmekle görevlendirilen bir genç kız, yolda tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Olayın ardından bir eve sığınan tecavüzcüler burada kızın ailesiyle karşılaşıyor ve kanlı bir şekilde yok ediliyorlar. Ingmar Bergman'ın az bilinen yapımları arasında olan Jungfrukällan, kanlı intikam hikayesi ile modern korku filmlerine ilham verdi. Usta yönetmen bu filminde masumiyet, hırs, paganizm ve dini inanç gibi kavramları tartışıyor.

Babasının kimliğini keşfetmeyi ümit eden genç bir kız olan Sophie Sheridan’ın öyküsü, ünlü pop grubu Abba’nın hit şarkıları eşliğinde anlatılıyor. Sophie Sheridan evlenme aşamasına gelmiş genç bir kızdır. Nikâhtan bir gün öncesinde annesi Donna’nın 20 yıl önce ziyaret ettiği Yunan adalarında yaşadığı geçmişinden üç erkek birden getirir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir