
Reese Witherspoon
Becky Sharp

Amerika’nın en popüler film yıldızlarından Reese Witherspoon, edebiyat dünyasının yarattığı en güçlü kadın karakterlerden biri olan Rebecca (Becky) Sharp’ı beyaz perdeye taşımak için dünyanın en çok ses getiren film yönetmenlerinden Mira Nair ile güç birliği yapıyor...William Makepeace Thackeray’nin klasik romanının sinemaya yeniden uyarlamasında seyirci güzel, tutkulu, esprili ve hesapçı bir kadın olan Becky’nin dünyaya kafa tutmasını zevkle seyredecek.

Reese Witherspoon
Becky Sharp

Eileen Atkins
Miss Matilda Crawley

Jim Broadbent
Mr. Osborne

Gabriel Byrne
The Marquess of Steyne

Romola Garai
Amelia Sedley

Bob Hoskins
Sir Pitt Crawley

Rhys Ifans
William Dobbin

Geraldine McEwan
Lady Southdown

James Purefoy
Rawdon Crawley

Jonathan Rhys Meyers
George Osborne

Douglas Hodge
Pitt Crawley

Natasha Little
Lady Jane Sheepshanks

Tony Maudsley
Joseph Sedley

Tom Sturridge
Older Georgy Osborne

Ruth Sheen
Miss Pinkerton

Yüzyıl başı İngilteresindeki sınıfların birbirleriyle olan ilişkilerini ve iç hesaplaşmalarını anlatan bir James Ivory filmi. Viktoryalı aristokrat kapitalistlerin (Wilcoxlar) hayatta tek ilgilendikleri şey paradır. Daha hümanist burjuvaların (Schlegeller) insani durumlarla ilişkileri daha yoğundur. İşçi sınıfı ise yaşam mücadelesi vermektedir. Aristokrat erkeklere aşık olan iki kız kardeş, Helen ve Margaret Schlegel aile tarafından reddedilir. Margaret aristokrat ailenin annesiyle arkadaş olur ve böylece ’Howards End’ malikanesinde yıllarca sürecek bir trajedi başlamış olur

2007 OSCAR ödüllerinde Kanada adına yarışan bu film, 1938 yılında, sömürge halindeki Hindistan'da Mahatma Gandi'nin yükselişi sırasında, sekiz yaşında evlendirilen ancak dul kalan Chuyia'nın, geleneksel olarak dul Hindu kadınların ömürlerini geçirdikleri bir bakım yurduna gönderilmesini anlatıyor.

17. yy.da John Wilmot ya da başka bir deyişle 2. Rochester Kont yetenekli ve cin fikirli hovarda, kısa ve vahşi hayatını Restorasyon dönemi rock yıldızı gibi yaşamıştı. Zamanın tüm kurallarını yıkmayı kendisine amaç edinmiş çılgın adamı hikayesi.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

1950’lerin savaş sonrası görkemli Londra’sında geçen filmde, o zamanın şöhretli terzisi Reynolds Woodcock (Daniel Day-Lewis) ve kız kardeşi Cyril (Lesley Manville), İngiliz modasının merkezindedir. Kendi benzersiz tarzlarıyla kraliyet ailesinden tutun film yıldızlarına; ünlü varislerden, yaşlı ve elit hanımlara kadar sosyeteden pek çok kesimi giydirmektedirler. Woodcock’un hayatına gerek ilham gerek arkadaşlık sunarak pek çok kadın girer çıkar, ta ki Woodcock genç ve güçlü bir kadın olan Alma (Vicky Krieps) ile tanışıp onu ilham perisi ve sevgilisi haline getirene kadar… Woodcock’un tıpkı diktiği kıyafetler gibi ilmek ilmek işlediği kontrollü ve planlı hayatı, genç bir kadının aşkıyla bozulmuştur.

1800'lü yılların klasiği olarak anılan aynı isimli romandan uyarlanan film daha önceki uyarlamalara kıyasla ziyadesiyle beğeni toplamıştır. Pip son derece yumuşak kalpli ve iyi huylu biridir. Aynı zamanda saf bir yanı da vardır. Kız kardeşi ise bir hayli aksidir. Pip, kız kardeşi ve onun demircilik yapan kocası ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün kilisenin mezarlığında iki kaçak kürek mahkumu ile burun buruna gelir. Mahkumlara evden yiyecek ve zincirlerinden kurtulabilmeleri için alet temin eder, ancak mahkumlar tekrar yakalanırlar. İki mahkumdan vicdanlı olanı evden kaybolan yiyeceği kendisinin çaldığını söyleyerek suçu üstlenir ve Pip’i suçlanmaktan kurtarır. Artık Pip ile aralarında bir bağ kurulmuştur. Bu davranış onları sevginin anlam kazandığı bir noktaya taşıyacaktır.

1965'te yazılmış bir dizi aşk mektubu bulan bir gazeteci, gizli bir ilişkinin ardındaki gizemi çözmek için harekete geçer ve bu sırada kendisi de aşka yelken açar.

Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterbergin kamerasını Victoria İngiltere'sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene'in hikayesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathshebaya, Weatherbury'deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekarı kendine aşık eder. Tercihler ve tutkular aracılığıyla aşkın doğasını inceleyen bu zamansız öykü, direnç ve kararlılıkla zorlukları aşmanın mümkün olacağını da anlatıyor

Mutlu ama sefil bir hayat süren Fanny'nin ailesi onu daha iyi durumda olan ve Mansfield Konağında yaşayan teyzesinin yanına gönderiyor. Ailede sadece Edmund ile iyi geçinen Fanny zamanla ona aşık oluyor. Bir hafta sonu eve konukların gelmesi, Edmund'un başka biriyle nişanlanması, Fanny'nin hayatını değiştiriyor.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

Yaşını almış bir bayanın seksüel arzularını, çıkmazlarını ve bu sorunlarından dolayı kendine yol çizişini anlatıyor. Aldatılan bir eşin hele ki yaşı geçmişse nasıl bir yol çizebileceğini örnekliyor. Konusu itibariyle ilgi çekebilecek bir yapım.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

9 hayat..9 hikâye..Yaşamın sancılarına ve hayal kırıklıklarına göğüs geren, duygularını sarmalayan ilişkilerin esiri 9 kadın...

Kendisine büyük bir miras kalan Amerikalı Isabel Archer kendini bulabilmek için Avrupa'ya gider. Kendisini İngiltere'ye kadar takip eden Caspar Goodwood'un tüm ısrarlarına rağmen onunla arkadaşlık etmeyi ustalıkla geçiştiren Isabel, kuzeni Ralph'dan o kadar kolay kurtulamaz. Etrafındaki asalaklardan kurtulma çabaları Isabel'i Madame Merle ve onun aracılığıyla da Gibert Osmond'a kadar götürür. Osmond'la evlenen Isabel kısa bir süre sonra onun için sadece değerli sanat eserleri koleksiyonuna eklediği bir yeni parça gibi davrandığını fark eder.Aslında Madame Merle, Osmond'un vazgeçemediği sevgilisidir ve Isabel'e kalan mirası onun elinden almak için oyun oynadıklarını da anlar.Kendisini bu korkunç ikiliden kurtaran Isabel asıl sevdiği kişi olduğunu anladığı Ralph'in yanına koşar fakat Ralph son günlerini yaşamaktadır.

Mr.Dashwood yasalar gereği mirasını ilk karısından olan oğluna bırakmak zorundadır. Oğlundan ikinci karısı ve ondan olan kızlarına destek olmasını rica eder. Fakat oğlunun karısı bunun gerçekleşmesini engellemek için elini yapar. Biri tamamen duygularıyla, diğeri de sadece mantığıyla hareket eden iki kızkardeş, 19.yüzyılın erkek egemen ve ahlakçı dünyasında bir de ekonomik sorunlarla başetmek zorunda kalırlar. Tüm toplumsal ve ekonomik baskılara rağmen mantık ve duygu aşkla birleştiğinde, bu iki kızkardeşe güç verecek, onlara mutluluğun kapılarını açacaktır.

Beyrut’ta yaşayan beş kadın aşk, evlilik, eşlik edilebilecek bir birliktelik, dostluk, iş aramak gibi konu başlıkları ile bir araya gelirler. Bu kadınlar bir güzellik salonunda buluşur her şeyden konuşurlar. Hatta bu birkaç farklı nesilden kadınları içeren sohbetlerdir. Sırlar paylaşılır, hayaller dile getirilir burada. Burası şehrin en renkli yerlerinden biridir. Kadınların her birinin bambaşka hayatları vardır ve aynı zamanda da her biri çok farklı ve kendine göre son derece de güzeldir.

On sekizinci yüzyıl sonu, çok güzel ve büyüleyici Düşes Georgiana Spencer (Keira Knightley), dönemin en etkileyici kadınıdır. Güzelliği ve karizmasıyla toplumda nam salmıştır. Bu namın duyulmasıyla kendinden yaşça büyük olan Devonshire Dükü (Ralph Fiennes) ile görücü usulü evlenir. Bu evlilikle beraber Georgiana moda ikonu ve kurnaz bir politikacı haline gelir. Ancak evliliğinde bulamadığı aşkı umutsuzca aramaya devam eden Georgina’nın hayatı Charles Grey (Dominic Cooper) ile yaşadığı yasak aşk, müsrifliği ve politikaya el atması sonucu yaşadığı itibar kaybı, ve en iyi arkadaşı Bess Foster’ın (Hayley Atwell) ona olan ihaneti sonucu karmakarışık olacaktır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir