
Brendan Fraser
Charlie
İngilizce öğretmeni olan Charlie, obezite sorunuyla başa çıkmaya çalışan bir adamdır. Münzevi bir yaşam süren Charlie’nin tek isteği uzaklaştığı kızıyla yeniden iletişim kurabilmektir. Charlie, kızıyla yeniden yakınlaşabilmek için elinden geleni yapar.

Brendan Fraser
Charlie

Sadie Sink
Ellie

Ty Simpkins
Thomas

Hong Chau
Liz

Samantha Morton
Mary

Sathya Sridharan
Dan the Pizza Man
Jacey Sink
Young Ellie

Allison Altman
Young Mary (uncredited)

Lance Oppenheim
Julian (uncredited)
Grace Perkins
Maddie (uncredited)

Wilhelm Schalaudek
Liam (uncredited)

Glenn Mullins
Young Charlie (uncredited)


İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami'nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron'un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor.

1935 yılının Brooklyn’i… İrlanda’dan gelen göçmenlerin ikamet ettiği bir bölgede Margaret Mary McCourt adı verilen bir kız çocuğu dünyaya gelir. Anne-baba Angela ve Malachy çok mutludurlar. Ancak, yaşadıkları maddi zorluklar nedeniyle henüz yedi haftalıkken çocuklarını kaybeden ailenin tüm umutları bebekle beraber toprağa gömülecektir.

Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

Genç bir kadın olan Ellen (Lily Collins), anoreksiya nervoza hastalığı ile uzun yıllardır mücadele etmektedir ve hayatından hiç memnun değildir. Bir gün Dr. William Beckham (Keanu Reeves) adında meslektaşları arasında pek görmeye alışılmadık bir doktorla tanışır ve bu doktor sayesinde durumuyla yüzleşmeyi ve hayata sıkıca tutunmayı öğrenir.

A young girl whose father is an ex-convict and whose mother is a junkie finds it difficult to conform and tries to find comfort in a quirky combination of Elvis and the punk scene.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

11 yaşındaki Skunk, şeker hastası ve havalı bir kızdır. Yaz tatili tatlı umutlar getirir Skunk'a. Ta ki komşuları Bay Oswald, sevimli ama rahatsız Rick'i tecavüzle suçlayıp dövene kadar. İşte o an Skunk'ın masum çağları damla damla azalmaya başlar. Evi, mahallesi, okulu onun için hain alanlara dönüşür; çocukluğunun tasasız belirsizliği yerini önce korkunç şüphelere ardından ani, nedensiz, neşeli bir keşmekeşe bırakır. Tanınmış tiyatro ve opera yönetmeni Rufus Norris'in ilk sinema filmi Koşulsuz Sevgi, Cannes'da Eleştirmenler Haftası'nın açılış filmiydi. Daniel Clay'in romanından uyarlanan filmin özgün müziklerinde Damon Albarn'ın imzası var...

Orta yaşlı Chicago’lu mimar Staurley Kracklite ve kendinden oldukça genç karısı, pek tanınmayan Fransız mimar Etienne-Louis Boullee’nin yapıtlarının tanıtılacağı bir sergi için Roma’ya gelirler. Ancak daha ilk geceden, karısı Louise ile sevişirken dayanılmaz mide ağrılarına yakalanır.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

17 yaşındaki Jem Starling, Kentucky kırsalındaki köktendinci Hıristiyan topluluğundaki yerini bulmaya çalışır. Kilise grubuyla dans etmekten aldığı en büyük zevk bile, eylemlerinin günah olduğu endişesiyle gölgelenir ve kendi cinselliğiyle ilgili gelişen farkındalık ile dini bağlılığı arasında sıkışıp kalır. Esrarengiz bir genç papaz olan Owen'ın dönüşüyle, Jem kısa süre sonra kendisini onun dünyeviliği ve cazibesine kapılmış halde bulur. Yavaş yavaş, onu tüm topluluklarını alt üst edebilecek tehlikeli bir ilişkinin içine çeker.

Laney is an attractive, intelligent suburban wife and devoted mother of two adorable children. She has the perfect husband who plays basketball with the kids in the driveway, a pristine house, and a shiny SUV for carting the children to their next activity. However, just beneath the façade lie depression and disillusionment that send her careening into a secret world of reckless compulsion. Only very real danger will force her to face the painful root of her destructiveness and its crumbling effect on those she loves.

40'ına yaklaşmış olan Johanna Perry , 14 yaşından beri yanında yaşadığı ve bakıcılık yaptığı kadın ölünce, yeni bir ailenin yanına gelir. Zengin bir avukat 16 yaşındaki torunuyla beraber yaşamaktadır ve Johanna'dan torununa bakıcılık yapmasını ister. yıllardır bir rutin içerisine ve asosyal olarak devam eden Johanna'nın hayatı bu ailenin yanına gelince kökten değişir.

Eyalet Akıl Hastanesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy, damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini "kaçıklar" olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası, yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy, Dünya Kupası maçları oynanırken yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz.

Mektuplar aracılığıyla kimliği gizli bir şekilde anlatılan The Perks of Being a Wallflower, 90'lı yıllarda lise birinci sınıf öğrencisi olan Charlie'nin hikayesini anlatmaktadır. Duygusal ve utangaç olan Charlie, bir yandan değişen çevresini gözlemlerken bir yandan da en iyi arkadaşı Michael'ın yakın zamandaki intiharıyla uğraşmaktadır. İngilizce öğretmeni Bill, ona okuması için fazladan kitaplar vererek hayata katılmayı öğretmeye çalışır ve Bill'in çabaları Charlie'nin deneyimleriyle açığa çıkacaktır. Hikaye boyunca Charlie; kendisini unutmasına sebep olan kötü bir çocuklukla, kürtaj, uyuşturucu ve seksle uğraşarak, eşcinsellik ve etrafındakilerin yargılarına maruz kalarak yaşama katılmaya çalışır. Charlie çocukluğun basitliği ve yaklaşmakta olan gelecek fikri arasında sıkışıp kalmıştır, etrafındaki dünyayı izlemek ve ona katılmak arasında sıkışıp kalmıştır, arkadaşları ve ailesinin sorunlarının ortasında sıkışıp kalmıştır…

Daha kendi hayatını bir düzene oturtamamışken genç yaşta baba olması Calum'u altüst eder. Karısından ayrılır, işlerini tam olarak yoluna koyamaz, filmin ortalarında kızıyla yaptığı bir konuşmada da anlarız ki çok fazla para da kazanamamaktadır. Zaten kızı Sophie ile birlikte okullar açılmadan gittikleri yaz tatilini de oldukça ucuza getirmiştir. Bir baba-kız ve büyüme hikâyesi, anıların hüznü ve sevinciyle dolu, zamanın hızla geçişine dair sade, incelikli bir dram... Sophie, tam 20 yıl önce Fethiye'de bir tatil köyünde babasıyla geçirdiği tatilin unutulmaz anlarını geçmişe duyduğu melankoliyle anar. Babasını tanıdığını düşünse de yıllar sonra hatırladıklarıyla gerçekliğin arasında boşluklar kalır.

Rizvan Khan küçüklüğünü annesiyle birlikte geçiren Hindistanlı bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika’ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira adında dul ve Hint bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül terör saldırılarından sonra Mandira’nın oğlu faşist kesimler tarafından dövülerek öldürülür. Öldürülme sebebi ise annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira, Rizvan’i terk eder ve ona gitmesini söyler. Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip adının Khan olduğunu ancak bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler.


Aşağılanmış kocası kendisini öldürdükten sonra, hayata küsmüş hamile ve dul kadın çocuğunu kaybeder. Ve intikam almak için bir kadın ve ailesine karşı korkunç bir plan yapar.

Film, yakışıklı bir gazeteciye kafayı takan yeni yetme bir kızın, kendisine ilgi gösterilmeyince son derece tehlikeli bir hal almasını konu alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir