
Emily Blunt
Queen Victoria

"Aşk her şeyi yönetir."
Üç dalda aday gösterildiği Oscar’ı en iyi kostüm dalında kazanan Genç Victoria, Britanya tarihinin en uzun tahtta kalan kraliçesi Kraliçe Victoria’nın (Emily Blunt) genç yaşında iktidara yürüyüşünün öyküsü anlatılıyor. Filmde, Kraliçe Victoria’nın kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgalarının nesnesi olmaktan, Prens Albert (Rupert Friend) ile yaşadığı romantik yakınlaşmaya ve dillere destan evliliğine kadar beyazperdeye aktarılıyor.

Emily Blunt
Queen Victoria

Rupert Friend
Prince Albert

Paul Bettany
Lord Melbourne

Miranda Richardson
Duchess of Kent

Jim Broadbent
King William IV

Thomas Kretschmann
King Leopold

Mark Strong
Sir John Conroy

Jesper Christensen
Baron Stockmar

Harriet Walter
Queen Adelaide

Jeanette Hain
Baroness Lehzen

Michiel Huisman
Ernest

Rachael Stirling
Duchess of Sutherland

Julian Glover
Duke of Wellington

Michael Maloney
Sir Robert Peel

Genevieve O'Reilly
Lady Flora Hastings

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

Film, Altın Küre'de kazandığı 8 adaylıktan 3'ünde ödüle uzanan, 1 özel BAFTA ve 15 Emmy ödülüne sahip olan aynı adlı dizinin beyaz perde uyarlaması olup, 20. yüzyılın başlarında İngiliz kırsalında büyük bir mülkün varlıklı sahipleri olan Crawley ailesinin King George V ve Queen Mary’nin ziyaretlerine hazırlanmaları ile gelişen bir dizi olayı konu almaktadır.

İngiltere Kralı VIII. Henry, erkek varis doğuramayan eşi Aragonlu Catherine'i boşayıp, yerine genç ve güzel Anne Boleyn'i seçer.

On sekizinci yüzyıl sonu, çok güzel ve büyüleyici Düşes Georgiana Spencer (Keira Knightley), dönemin en etkileyici kadınıdır. Güzelliği ve karizmasıyla toplumda nam salmıştır. Bu namın duyulmasıyla kendinden yaşça büyük olan Devonshire Dükü (Ralph Fiennes) ile görücü usulü evlenir. Bu evlilikle beraber Georgiana moda ikonu ve kurnaz bir politikacı haline gelir. Ancak evliliğinde bulamadığı aşkı umutsuzca aramaya devam eden Georgina’nın hayatı Charles Grey (Dominic Cooper) ile yaşadığı yasak aşk, müsrifliği ve politikaya el atması sonucu yaşadığı itibar kaybı, ve en iyi arkadaşı Bess Foster’ın (Hayley Atwell) ona olan ihaneti sonucu karmakarışık olacaktır.

Bathsheba Everdine, a willful, flirtatious, young woman, unexpectedly inherits a large farm and becomes romantically involved with three widely divergent men.

When Queen Victoria's husband Prince Albert dies, she finds solace in her trusted servant, Mr. John Brown. But their relationship also brings scandal and turmoil to the monarchy.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.


Mr.Dashwood yasalar gereği mirasını ilk karısından olan oğluna bırakmak zorundadır. Oğlundan ikinci karısı ve ondan olan kızlarına destek olmasını rica eder. Fakat oğlunun karısı bunun gerçekleşmesini engellemek için elini yapar. Biri tamamen duygularıyla, diğeri de sadece mantığıyla hareket eden iki kızkardeş, 19.yüzyılın erkek egemen ve ahlakçı dünyasında bir de ekonomik sorunlarla başetmek zorunda kalırlar. Tüm toplumsal ve ekonomik baskılara rağmen mantık ve duygu aşkla birleştiğinde, bu iki kızkardeşe güç verecek, onlara mutluluğun kapılarını açacaktır.

Film yakışıklı, zeki ve maceraperest bir insan olan Robin Cavendish'in 28 yaşında doktorlar tarafından çocuk felci teşhisi konulması sonucunda birdenbire değişen hayatını konu alıyor. Boynundan aşağısı tamamen felç olan ve nefes almak için bir makineye muhtaç olan Robin Cavendish, doktorların ilk başta umutsuz konuşmasına rağmen umudunu yitirmeyerek uzun yıllar hayata tutunmasıyla adından söz ettirmiştir.

Jean Valjean olarak bilinen 24601 nolu mahkum, hapishaneden salınır. Kendisine yeni bir hayat kurmak ister ama müfettiş Javert'in gölgesi onu daima takip etmektedir. Jean Valjean Fantine'in kızı Cosette ile ilgilenmeyi kabul ettikten sonra ikisinin hayatı da tamamen değişecektir. Fransız Devrimi'nin arifesinde geçen hikaye ihtilalin her iki tarafının da yüzünü gözler önüne serer.

Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterbergin kamerasını Victoria İngiltere'sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene'in hikayesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathshebaya, Weatherbury'deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekarı kendine aşık eder. Tercihler ve tutkular aracılığıyla aşkın doğasını inceleyen bu zamansız öykü, direnç ve kararlılıkla zorlukları aşmanın mümkün olacağını da anlatıyor

After a bleak childhood, Jane Eyre goes out into the world to become a governess. As she lives happily in her new position at Thornfield Hall, she meets the dark, cold, and abrupt master of the house, Edward Rochester. Jane and her employer grow close in friendship and she soon finds herself falling in love with him. Happiness seems to have found Jane at last, but could Rochester's terrible secret be about to destroy it forever?

Shrabani Basu’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde, genç bir Hintli katip olan Abdul Karim, Kraliçe Victoria'nın tahtaki 50. yılı şerefine (altın jübile) Hindistan’da Victoria onuruna basılan “mohur”u sunmak için tesadüfi bir şekilde Kraliçe’nin huzuruna çıkartılır. Kraliçe ise o sırada tahttaki uzun dönemini sorgulamaktadır. İkili yakınlaşır ve kısa sürede sıradışı bir arkadaşlık kurarlar. Ancak bu arkadaşlık Kraliçe'nin ev halkı ve yakın çevresinin dikkatini çekmiştir ve Kraliçe’nin alt seviyeden bir hizmetkarla kurduğu bu “arkadaşlık” hoş karşılanmamaktadır. Dostlukları derinleştikçe, Kraliçe değişen bir dünyayı yeni gözlerle görmeye başlayacaktır.

The Gathering Storm, Winston Churchill’i İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önceki yıllarında sunuyor.Winston Churchill zor bir dönemden geçiyor. Nazi Almanya’sı yükselmekte ama İngiltere Parlamentosu, barış umuduyla bu yükselişi fark etmemeyi tercih ediyor. Hatta onlara uçak motoru yollama kararı alıyorlar. Churchill ise partisinin tavsiyesine kulak atmayarak Nazi tehdidine dikkati çekiyor. Ancak The Gathering Storm esas olarak, Winston Churchill ile karısı Clementine arasındaki kişisel ilişkiyi ve sevgiyi anlatan bir film. Onun kibirli tavrı, karısıyla aralarındaki bağı öyle zorluyor ki, Clementine seyahate çıkmak istiyor. Churchil onu bencillikle suçlayınca da kararı pekişiyor. O seyahatteyken, Churchill, ya geri dönmez de birine kapılırsa diye endişe içinde yaşıyor.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Film ünlü oyun yazarı William Shakespeare'in son günlerine kapsamlı bir bakış sunuyor. Hikaye 1613'te, Shakespeare'in çağın en büyük yazarı olarak kabul edildiği bir dönemde geçiyor. Fakat 1599 yılında Shakespeare'in oyuncular topluluğu tarafından inşa edilen ünlü Globe Tiyatrosu, 29 Haziran 1613'de yangında yerle bir olur. Bunun sonucu olarak ünlü Shakespeare, sorunlu geçmişi ve ihmal ettiği ailesi ile yüzleşmesi gereken Stratford'a geri döner. Tek oğlu Hamnet'in ölümünün acısını içinden atamayan Shakespeare, karısı ve kızları ile olan ilişkilerini düzeltmek için mücadele eder. Bir koca ve bir baba olarak kendi başarısızlıkları ve hatalarıyla yüzleşmek zorunda kalan Shakespeare, gerçeği bulmak için kişisel bir arayışa girişir. Bu arayış birbirleriyle savaş halindeki bu ailenin sırlarını ve yalanlarını açığa çıkaracaktır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir