
Zhang Ziyi
Sayuri

Büyüleyici bir atmosferde geçen Bir Geyşanın Anıları, 1930'ların Japonya’sında sıradan bir kızın efsanevi bir geyşaya dönüşüm hikayesini benzersiz bir şekilde anlatıyor. Çocuk yaşta ailesinden koparılan Sayuri, güzellik ve zarafetin arkasındaki acımasız dünyanın içinde ayakta kalmaya çalışır. Rekabetin, fedakarlığın ve yasak aşkın gölgesinde büyüyen Sayuri’nin hikayesi, izleyiciyi gelenekler ile tutkular arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Muhteşem görselleri ve detaylı dönem atmosferiyle film, Japon kültürünün gizemli yanlarını gözler önüne seriyor. Bu dram ve romantizm dolu yolculuk, unutulmaz bir sinema deneyimi vadediyor.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

1874 yılında genç ve güzel Anna Karenina (Keira Knightley), Rus politikacı Alexei Karenin (Jude Law) ile yaptığı evlilikle St. Petersburg'un yüksek sosyetesi içerisinde çok iyi bir konuma sahiptir ve bu evlilikten bir oğlu vardır. Bir gün erkek kardeşi Oblonsky’den eşi Dolly (Kelly Macdonald) ile arasını düzeltmesini isteyen ve onu Moskova’ya çağıran bir mektup alır. Bu yolculuk esnasında tanıştığı Kontes Vronsky'nin garda kendilerini karşılayan oğlu, genç subay Kont Vronsky (Aaron Taylor-Johnson) ile aralarında bir kıvılcım başlar. Anna, karşı koyamadığı bir aşka doğru sürüklenirken, Vronsky'den kaçıp St. Petersburg’a ve aile yaşantısına dönmesi ne hakkında çıkan dedikoduları engelleyebilir ne de yüreğinde duyduğu aşkı. Bu arada eşi Karenin, Anna'yı uyarır; halkın gözünde bir skandala yol açmıştır. Ama aşkı seçen kadına karşı Rus halkının ikiyüzlülüğü de bu şekilde ortaya çıkacaktır.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.


1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.


Evsiz bir jokey, bir milyoner, bir kovboy ve seabiscuit adında bir at... kendilerinin ve ülkedeki herkese ilham kaynağı olan bir yarış atının gerçek öyküsünü anlatıyor... 1920'lerde efsaneye dönüşen sıradışı bir drama... seabiscuit sizi hayatınızın yarışına götürecek...


1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

50’li yıllarda Louisinia’da geçen bir ilk aşk ve büyüme hikâyesi. Genç kızların hoşlanacağı türden aşk, aile ve büyümek üzerine trajik ve romantik tonlar taşıyan bir film. Elvis’in kral olduğu ve onu tahtından ancak ilk aşkın objesi olan bir başka erkeğin indirebileceği yıllarda geçen film fazlası ile televizyon filmi havasında, lineer bir anlatımı olan ve aktarmaya çalıştığı romantizm, genç bir kız olmaya başlamanın büyüsü ve trajedi atmosferine sizi kendini hiç gizlemeden doğrudan çekmeye çalışan bir çalışma. Elvis’in klasikleşmiş şarkılarının gücünü arkasına alarak hikâyesini anlatan film üç kız çocuğa sahip ve dördüncüyü beklemekte olan bir ailenin iki numaralı kız çocuğunu odağına alarak, ilk aşkın olumlu ve olumsuz tüm duyguların en uç noktasında yaşanmasına neden olan atmosferini işlemeye çalışıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda oğlunu kaybeden kör bir saatçi tren istasyonuna yaptığı bir saati geri işlenmesi üzerine kurar, gidenler belki geri döner düşüncesiyle...Bu saat bir mucizeye sebep olur ve 1918’de savaşın bittiği gün doğan Benjamin Button’un hayat saati tersine işler. O 80’lerinde bir yaşlı olarak doğmuştur ve hayatı bir bebekliğinin ulaşabileceği ilk evresinde son bulacaktır.Benjamin tersine giden gelişmesinde ortama ayak uydurmaya çalışırken daha küçük yaşlarda bir kıza aşık olur. İlk önceleri kendi yaşlı görüntüsünden dolayı ondan uzak kalmaya çalışırken yaşları birbirlerini yakaladığında mutluluğu bulur ama ikisinin de daha gideceği yol vardır.

Charlie, erkek kardeşi Sam'in ölümünü bir türlü atlatamamaktadır. Onun ölümünden duyduğu suçluluk duygusu, Charlie'yi kardeşine en yakın olacağı mekana götürür. Charlie, yasını bundan böyle mezarlıkta çalışarak atlatacaktır. Kader onu mucizenin gerçekleşeceği yere kendi ayakları ile götürmüştür, Charlie kardeşi Sam ile yeniden karşılaşır.Her gece mezarlıkta Sam ile buluşan Charlie'nin hayatına Tess'in girmesi, tüm dengeleri değiştirecektir. Charlie ya gerçek hayatı seçecek ya da kardeşi Sam ile fantastik dünyasında yaşamayı tercih edecektir.

İşletme master'ı öğrencisi olan gergin bir kız, sorunlu ailesini cezbeden karizmatik yeni komşusuna tutulur. Ama bir sırrı olan adam, kızdan uzak durmaya mecburdur.

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Air Force Major Lloyd Gruver is reassigned to a Japanese air base and is confronted with US racial prejudice against the Japanese people. The issue is compounded because a number of the soldiers become romantically involved with Japanese women, in defiance of US military policy. Ordinarily, a by-the-book officer, Gruver must take a position when a buddy of his, an enlisted man, Joe Kelly, falls in love with a Japanese woman, Katsumi, and marries her. Gruver risks his position by serving as best man at the wedding ceremony.

Growing up in the sheltered confines of a 1920s English coal-mining community, free-spirited sisters Gudrun and Ursula explore erotic love with a wealthy playboy and a philosophical educator, with cataclysmic results for all four.

Üzerinde güneş batmayan emperyalist İngiliz İmparatorluğunun zirvede olduğu zamanlar.... Genç ve toy bir İngiliz subayı görevli olarak İngiliz kolonisi Sarawak'a gönderilir. Doğa harikası, cenneti andıran bir mekanda başlarda her şey çok keyifli gözükse de kısa zaman içinde kendisini bekleyen zorlukları farkeder. Yöneteceği halkın dilini kısa zamanda öğrenme zorunluluğu, kesilip kafaları getirilmesi gereken Çinliler, Hollandalı kaçak madenciler ve hepsinden önemlisi zaman içinde çok karmaşık bir hal alacak gönül ilişkileri. Film adını, buraya gönderilen idarecilerin yerel dili kısa zamanda öğrenmelerini çabuklaştırmak için hizmetlerine verilen "yatak arkadaşı" kızlardan alıyor. Bu kızlar idarecilerin hem yatak arkadaşı hem de dil öğretmenleri olarak geçici olarak görevlendirilmektedir. Ancak genç ve toy yeni idareci dini inançları nedeniyle bunu başlangıçta kabullenmekte zorlanır. Kabul ettikten sonra ise geri dönülmez bir yola girdiğini geçte olsa farkedecektir...

Azeri bir Müslüman ile Gürcü bir Hristiyanın ilişkisini beyaz perdeye taşıyan Asif Kapadia’nın son filminin başrollerini Adam Bakri ve María Valverde üstleniyor.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir