
Kenneth Branagh
William Shakespeare

Film ünlü oyun yazarı William Shakespeare'in son günlerine kapsamlı bir bakış sunuyor. Hikaye 1613'te, Shakespeare'in çağın en büyük yazarı olarak kabul edildiği bir dönemde geçiyor. Fakat 1599 yılında Shakespeare'in oyuncular topluluğu tarafından inşa edilen ünlü Globe Tiyatrosu, 29 Haziran 1613'de yangında yerle bir olur. Bunun sonucu olarak ünlü Shakespeare, sorunlu geçmişi ve ihmal ettiği ailesi ile yüzleşmesi gereken Stratford'a geri döner. Tek oğlu Hamnet'in ölümünün acısını içinden atamayan Shakespeare, karısı ve kızları ile olan ilişkilerini düzeltmek için mücadele eder. Bir koca ve bir baba olarak kendi başarısızlıkları ve hatalarıyla yüzleşmek zorunda kalan Shakespeare, gerçeği bulmak için kişisel bir arayışa girişir. Bu arayış birbirleriyle savaş halindeki bu ailenin sırlarını ve yalanlarını açığa çıkaracaktır...

Kenneth Branagh
William Shakespeare

Judi Dench
Anne Shakespeare

Ian McKellen
Earl of Southampton

Kathryn Wilder
Judith Shakespeare

Lydia Wilson
Susanna Hall

Hadley Fraser
John Hall

Jack Colgrave Hirst
Tom Quiney

John Dagleish
Rafe Smith

Sean Foley
John Lane

Gerard Horan
Ben Jonson

Jimmy Yuill
Edward Woolmer

Alex Macqueen
Sir Thomas Lucy
Eleanor de Rohan
Margaret Wheeler

Nonso Anozie
Actor

Lolita Chakrabarti
Lena

19. yüzyıl sonlarında büyümekte olan Polonya şehri Łódź'de geçen film, bir tekstil fabrikası inşa ederek büyük para kazanmayı hedefleyen üç arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Polonya'nın sanayileşme dönemine ve özellikle de endüstri kenti Łódź'e dikkat çeken kayda değer bir portre sunuyor.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Alexander 11 yaşındayken yarı İngiliz yarı Fransız annesi ölmüş ve babası da uzun süre önce onları terk etmiştir. Kadın, başka biriyle evlidir ve ölümünün ardından adam, karısının sahip olduğu her şeyi elde etmenin peşine düşmüştür. Böylece Alexander da beş parasız kalır. Alexander büyür ve para kazanmanın farklı yollarını bulmaya başlar. George Washington'ın yaveri olur ve savaşma yetkisi olmadan savaşı yönlendirmeye başlar. New York'a geldiğinde bir avukat olur. New York Bankası'nın kurucusu olan Alexander, George Washington'ın Amerika Başkanı olmasıyla birlikte Hazine Bakanı olarak görev yapar. Tüm bunlar hip hop müzikleri eşliğinde bir arka plan ile sergilenir.

Tenis oyuncusu Williams kardeşlerin gerçek hayat hikayesinden uyarlanan filmde, tenisin süper yıldızları Serena ve Venus Williams kardeşlerin, babaları Richard Williams’ın koçluğunda nasıl en tepe noktaya geldikleri anlatılıyor.

Jean Valjean olarak bilinen 24601 nolu mahkum, hapishaneden salınır. Kendisine yeni bir hayat kurmak ister ama müfettiş Javert'in gölgesi onu daima takip etmektedir. Jean Valjean Fantine'in kızı Cosette ile ilgilenmeyi kabul ettikten sonra ikisinin hayatı da tamamen değişecektir. Fransız Devrimi'nin arifesinde geçen hikaye ihtilalin her iki tarafının da yüzünü gözler önüne serer.

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Shrabani Basu’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde, genç bir Hintli katip olan Abdul Karim, Kraliçe Victoria'nın tahtaki 50. yılı şerefine (altın jübile) Hindistan’da Victoria onuruna basılan “mohur”u sunmak için tesadüfi bir şekilde Kraliçe’nin huzuruna çıkartılır. Kraliçe ise o sırada tahttaki uzun dönemini sorgulamaktadır. İkili yakınlaşır ve kısa sürede sıradışı bir arkadaşlık kurarlar. Ancak bu arkadaşlık Kraliçe'nin ev halkı ve yakın çevresinin dikkatini çekmiştir ve Kraliçe’nin alt seviyeden bir hizmetkarla kurduğu bu “arkadaşlık” hoş karşılanmamaktadır. Dostlukları derinleştikçe, Kraliçe değişen bir dünyayı yeni gözlerle görmeye başlayacaktır.

Taşralı bir genç kız olan Gabrielle, karizmatik Parisli yazar Henry Gauthier-Villars ile evlenince, sanatın kalbinin attığı Paris’e taşınır. Willy mahlasıyla tanınan kocası başarısız bir yazardır ve Gabrielle’in yeteneklerini çok geçmeden farkına varır. Willy, kariyerinin ve mali durumlarının kurtarıcısı olarak karısını görüp, kendi isminde yayınlanacak bir romanın gizli yazarı olarak Gabrielle'i kullanmaya başlar. Kocasının ısrarı üzerine Colette, ilk eseri Claudine’i yazar ve kitap tüm ülke çapında büyük başarı elde eder. Her şeyi farkında varmaya başlayan Colette, erkek egemen bir dünyada, kocasının ona dayattığı edebi ve mecazi sınırlardan kurtularak yazdıklarını sahiplenmeye karar verir. Gelecek neslin kadınlarına ışık tutan güçlü dilini kullanarak, topluma meydan okumanın zamanı gelmiştir.

Amerikalı yazar ve tarihçi Deborah Esther Lipstadt'ın “History on Trial: My Day in Court with a Holocaust Denier” adlı romanında anlattığı gerçek hikayesinden uyarlanan filmde, Deborah Lipstadt’ın (Rachel Weisz) 2. Dünya Savaşı'nda Yahudi Soykırımı yaşanmadığını savunan İngiliz yazar David Irving'e (Timothy Spall) karşı verdiği hukuk mücadelesi anlatılıyor.

2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Britanyalı bir dul, kendi kendini yetiştirmiş bir arkeologdan arazisindeki höyükleri kazmasını isteyince şaşırtıcı bir keşfe yol açar.

Film, 1819 yılında Manchester’da yaşanan, 18 protestocunun öldüğü, 700’den fazlasının da yaralandığı Peterloo Katliamı’nı konu alıyor. Peterloo Katliamı, içinde süvarilerin de yer aldığı hükümet birliklerinin, St. Peter’s Meydanı’nda parlamenter reform talebiyle toplanan 60 bin kişilik gösteri grubuna saldırmasıyla başlamıştı. Yurtsever Birlik tarafından düzenlenen gösteride, Henry Hunt da (Rory Kinnear) konuşmacı olarak tayin edilmişti. Fakat Hunt, gösteri başlamadan hemen önce tutuklandı. Süvarilerin, kalabalığı dağıtmak üzere kılıçlarını çekip insanların üzerine doğru atlarını sürmesiyle, can kaybı ve yaralanmalarla sonuçlanan bir kaos ortamı oluştu.

A fictionalized account of famous French writer Émile Zola and his involvement in the Dreyfus Affair. After struggling to establish himself, Zola wins success documenting the unsavory side of Paris and settles into a comfortable upper-class life. However, his complacency is shaken when Jewish officer Alfred Dreyfus is imprisoned for espionage. Realizing that Dreyfus is an innocent victim of anti-Semitism, Zola boldly pens an exposé, only to be charged with libel and now he must defend himself in a dramatic courtroom testimony.

Dünya üzerindeki en güçlü krallıkta herkes köle gibi çalıştırılmaktadır. Esther, bu krallıkta dünyaya gelir ve eşi görülmemiş bir güzelliğe sahiptir. Genç yaşta ailesini kaybeden Esther, sarayda katiplik yapan amcasına sığınır ve bu sayede kralın hareminin bir parçası olur.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Yıl 1947. Londra'da hukuk eğitimi görmekte olan Botswana kraliyet ailesine mensup Prens Seretse Khama (David Oyelowo), Afrika'nın güney kısmında yaşayan Bechuanaland kralının veliahtıdır. Bir partide tanıştığı İngiliz Ruth Williams (Rosamund Pike) ile birbirlerinden etkilenirler ve kısa sürede evlenerek Güney Afrika'ya giderler. Bu durum hem Bechuanaland İngiliz mandası altında olduğundan İngiliz hükümetinin, hem de Bechuanaland'te siyah-beyaz ayrımcılığı (apartheid) yönetimini sürdürenler tarafından büyük tepkiyle karşılanır. Zira çift bu konuya da dikkat çekerek barış yaymaya çalışmaktadır. İngiliz hükümeti Seretse ve Ruth’un ayrılması için baskı uygular, ayrılmadıkları için Seretse’yi sürgüne gönderir. Fakat Seretse’nin Ruth’a ve ülkesine yeniden kavuşmak için akıllıca bir planı vardır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.


Maggie "Seninle beraber yaşamıyorum" diye çıkıştı Brick'e. "Aynı kafeste duruyoruz, o kadar." Tennessee Williams'ın 1955 Pulitzer ödüllü oyununun çarpıcı diyalogları ve yoğun duygusallığı oyunun bu film versiyonunda fırtına gibi gürlüyor. Kızgın Damdaki Kedi, olgun yaşlara hitabeden konuları ve ateşli performanslarıyla büyük gişe yapmış.Paul Newman, sorunlu eski spor yıldızı Brick rolündeki hassas performansıyla ilk kez Oscar Ödülü'ne aday gösterilmiş. Elizabeth Taylor ise, hayata olduğu gibi değil de birgün olmasını umduğu şekliyle sarılan kedi Maggie rolüyle ikinci kez aday olmuş. Burl Ives'in yalancılıktan nefret eden Big Daddy rolünde Broadway'deki ününü perçinlediği Kızgın Damdaki Kedi, yakıyor.

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir