
Denzel Washington
Malcolm X

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

Denzel Washington
Malcolm X

Angela Bassett
Betty Shabazz

Albert Hall
Baines

Al Freeman Jr.
Elijah Muhammad

Delroy Lindo
West Indian Archie

Spike Lee
Shorty

Theresa Randle
Laura

Kate Vernon
Sophia

Lonette McKee
Louise Little

Tommy Hollis
Earl Little

James McDaniel
Brother Earl

Ernest Lee Thomas
Sidney

Jean-Claude La Marre
Benjamin 2X

O.L. Duke
Pete

Larry McCoy
Sammy

Britanya askerleri 30 ocak 1972 tarihinde, kuzey İrlanda'nın Derry şehrinde düzenlenen insan hakları yürüyüşüne katılan 13 silahsız sivili öldürür. 'Kanlı Pazar' olarak anılan bu olay , son dönem İrlanda tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. senelerce birikmiş ufak tefek olaylar, bu pazar günü bir iç savaşa dönüşür. bu olay onlarca İrlandalı gencin İRA ordusuna katılarak 25 yıllık bir mücadeleyi başlatmalarına neden olur.

IRA ile ilgili olarak çekilmiş filmde, Bobby Sands'in insanlık dışı muamelelere maruz kalışındaki sertliği adeta yaşıyorsunuz. Diyalogsuz sahnelerin vuruculuğu ile başlayan film, tüm filme yayılan dehşetli gerçeklik duygusu ile izleyeni kavrıyor. Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor. Filmin etkileyiciliği sadece Sands önderliğindeki mahkumların direniş destanından ibaret değil. Zira hapishane mahkumlar için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem. Gardiyanların da alt üst olmuş psikolojisini izliyoruz filmde.

Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.

Sivil Haklar Hareketi sırasında geçen bu gerçek hikayede, bir Ku Klux Klan üyesinin torunu, sosyal adaletsizliğe ve baskıya meydan okur.Bob Zellner'ın 'The Wrong Side of Murder Creek: A White Southerner in the Freedom Movement' adlı otobiyografisinden uyarlanan ve ırkçılığı merkeze alan yapımda, Son Çıkmaz (Wrong Place) filminde de izlediğimiz Michael Sirow yer alıyor.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.

Accio alıngan, çabuk sinirlenen ve belalı bir tiptir. Her olaya sanki bir savaşa girermiş gibi yaklaşır ve ailesi kendisinden umudu kesmiştir. Kardeşi Manrico ise yakışıklı, karizmatik ve herkes tarafından sevilen, fakat aslında derinlerde kardeşi kadar tehlikeli birisidir. Mio fratello è Figlio Unico filmi, 1960’lar ve 70’ler İtalya’sında, bu iki tutkulu kardeşin politika (Accio milliyetçi, Manrio ise komünist partilere üyedirler) ve aynı kadın üzerine verdikleri mücadeleleri konu alan maceralarını anlatır. Şimdi zaman kaçma, geri dönme, ne zaman savaşılacağını bilme ve büyüme zamanıdır. Onbeş yıllık İtalya tarihi arka fonu oluştururken, kardeşler de tüm farklılıklarına karşın aslında ne kadar da benzer olduklarını kavrarlar.

1970'lerin başında yozlaşmış New York Polis Teşkilatı'nda görevli dürüst bir polis memurunun gerçek hikâyesine dayanan filmde New York Polis teşkilatına yeni katılmış olan devriye polisi Frank Serpico'nun rüşvet çarkına açtığı savaş anlatılmaktadır.

Tim Jenkin ve Stephen Lee, apartheid karşıtı gizli operasyonlara karıştıkları için hapse atılan yirmi yaşlarında iki beyaz Güney Afrikalıdır. 12 yıl hapse mahkum edilen ikili, yüksek güvenlikli Pretoria Hapishanesi’ne gönderilir. Jenkin ve Lee burada kendileri gibi tutuklu olan arkadaşları Alex Moumbaris ile birlikte hapishaneden kaçmaya karar verir. Aylar süren hazırlığın ardından üç arkadaş, el yapımı tahta anahtarlar üreterek özgürlüklerine kavuşmaya çalışır.

Fifteen Black men gather in South Central LA to take a cross-country bus trip to attend the Million Man March in Washington, DC in October 1995. Among the attendees are an eclectic set of characters, including a laid-off aircraft worker, a man whose at-risk son is handcuffed to him, a Black Republican, a former gangsta, a Hollywood actor, a cop of mixed racial background, and a white bus driver. All make the trek discussing issues surrounding the March, including manhood, religion, politics, sexuality, and race.

Vito Genovese ve Frank Costello, 20. yüzyılın ortalarında kendi suç ailelerini yöneten iki İtalyan-Amerikan suç patronudur. 1957'de Genovese, Costello'yu öldürmeye çalışır ancak amacına ulaşamaz. Canına kastetme girişimi sırasında aldığı yaraların ardından suç hayatından çıkmak ister. Ama mafyayı geride bırakmak sandığı kadar kolay olmaz.

Teksas'ta, siyahi öğrencilerin çoğunlukta olduğu Wiley College'de profesör olan Melvin B. Tolson'un gerçek yaşam hikayesi. Profesör Tolson, eğitim eşitliğinden fazla yararlanamayan öğrencilerinin gelişimine katkı için bir tartışma grubu kurmaya karar verir. İlk başta ifade güçleri sınırlı olan bu öğrenci topluluğu, giderek kelimelerin gücünü öğrenmeye başlar. Kendi dönemlerindeki toplantılarda yükselmeye başlayan Wiley Koleji tartışma grubu bir süre sonra Harvard'ın en güçlü rakibi olacaktır.

25 Şubat 1964 gecesi Cassius Clay, Sonny Liston'ı yenerek dünya ağır sıklet boks şampiyonu olur. İnsanlar kalabalık halde kutlama yapmak için Miami Beach Kongre Merkezi'nde toplanırken Clay, ırk ayrımcılığı nedeniyle zaferini diğer sporculardan uzakta kutlamak zorunda kalır. Clay, Miami’nin siyahi mahallelerinden birinde arkadaşları aktivist Malcolm X, şarkıcı Sam Cooke ve futbol yıldızı Jim Brown ile kutlama yapar. Dört adam bu sırada kendileri ve insanlar için yeni bir dünya tanımlamaya karar verir.

Düşük bahisli poker oyunları ile hayatını sürdüren Mike McDermott bir yandan da hukuk fakültesinde okumaktadır. Bir gece, en büyük hayali olan Las Vegas’da ki poker şampiyonasına girmek için gereken parayı kazanma hırsıyla katıldığı bir oyunda bütün birikimini kaybeder. Bu olaydan sonra New York'un yeraltı poker dünyasına veda eden Mike’ın, en iyi arkadaşı Worm’un hapisten çıkmasıyla beraber kendine ve kız arkadaşına verdiği bu sözü tutması zorlaşacaktır.

Tally Atwater'in hırsı ve yeteneğiyle prime-time haber sunucusu olma hayali, deneyimli gazeteci Warren Justice'nin mentorluğuyla gerçeğe dönüşür. Ancak, kariyerlerinin yükselişi ve tutkulu aşkları, televizyon haberlerinin acımasız dünyasında sınanacaktır. Robert Redford ve Michelle Pfeiffer'ın unutulmaz performanslarıyla, "Şöhret, aşk ve kamera arasında bir ömür..."

Trees Lounge'dan sonra ikinci kez yönetmen olarak karşımıza çıkan Steve Buscemi'nin filmi, gereksiz siddet sahnelerinden uzak, zaman zaman mizah yönü ağır basan, ama baştan sona gercekçi bir bakış açısıyla işlenmis bir hapishane öyküsü. Uyuşturucu yüzünden buraya düsen genç Ron Decker (Edward Furlong), masum görünüşüyle dikkatleri üzerine çeker. Tecavüze uğramaktan korktuğu için içeride düzenini kurmus Earl'den (Willem Dafoe) yardım ister. Kendisinden yaşca büyük Earl'den hapishanedeki yaşam hakkında çok şey öğrenen Ron, bir gün bu iyiliğin karşılığını ödemek zorunda kalacağını hissetmeye başlar...

1971 yılında, bir İspanya gezisi sırasında tanışan iki yazar Clifford Irving (Richard Gere) ve Richard Suskin (Alfred Molina) birlikte servet kazanmak için inanılmaz bir plan yaparlar. Çok kapsamlı araştırmaların ardından Irving, toplum hayatından uzak yaşayan milyarder Howard Hughes’un izinsiz (ve elbette asılsız belgelere, hayal ürünü ayrıntılara dayalı) otobiyografisini yazar. Irving, ünlü yayınevi McGraw-Hill’i, Hughes ile yakın ilişkisi olduğuna inandırmakta, ustaca hazırladığı belgeler sayesinde zorlanmaz ve kitabı için oldukça karlı bir sözleşmeyi imzalamayı başarır. Sahte kitap yayınlandığında uzmanlar güvenilirliğinden kuşkulanmakta gecikmez. Hughes sessizliğini bozup telefonla basın toplantısı düzenlediğinde bile, yayınevi Irving’den desteğini çekmez. Uzun soruşturmalar ve neredeyse bir medya hezeyanının ardından Irving suçunun cezasını çekmek zorunda kalır.

1970'li yıllarda Amerika’da geçen ve gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Joe Pistone isimli bir FBI ajanının Donnie Brasco ismiyle New York mafyasına sızması ve zaman içinde kendisini sıradan hayatından çok mafya hayatıyla özleştirmesi anlatılmaktadır.

Eski bir futbol yıldızı sarhoş araba kullandığı için hapse düşer ve burada mahkumlardan oluşan iddialı bir takım kurar. Gardiyanlarla yapılacak olan maç öncesi son derece sıkı bir hazırlık yapan takım ve koçu, hem gardiyanları hem de izleyicileri şaşırtacaktır...

Jack Ryan, CIA içindeki uyuşturucu kartellerine karşı yasadışı bir operasyonu ortaya çıkarır. Kendisini bir komplo ağının içinde bulan Jack, failleri adalete teslim etmek için hayatını ve kariyerini riske atmalıdır.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir