
Hugh Bonneville
Robert Crawley

"Sizi bekliyorduk."
Film, Altın Küre'de kazandığı 8 adaylıktan 3'ünde ödüle uzanan, 1 özel BAFTA ve 15 Emmy ödülüne sahip olan aynı adlı dizinin beyaz perde uyarlaması olup, 20. yüzyılın başlarında İngiliz kırsalında büyük bir mülkün varlıklı sahipleri olan Crawley ailesinin King George V ve Queen Mary’nin ziyaretlerine hazırlanmaları ile gelişen bir dizi olayı konu almaktadır.

Hugh Bonneville
Robert Crawley

Laura Carmichael
Edith Crawley

Jim Carter
Charles Carson

Raquel Cassidy
Phyllis Baxter

Brendan Coyle
John Bates

Michelle Dockery
Mary Crawley

Joanne Froggatt
Anna Bates

Elizabeth McGovern
Cora Crawley

Kevin Doyle
Joseph Molesley

Michael Fox
Andy

Matthew Goode
Henry Talbot

Harry Hadden-Paton
Bertie Hexham

Robert James-Collier
Thomas Barrow

Allen Leech
Tom Branson

Phyllis Logan
Mrs Hughes

Üç dalda aday gösterildiği Oscar’ı en iyi kostüm dalında kazanan Genç Victoria, Britanya tarihinin en uzun tahtta kalan kraliçesi Kraliçe Victoria’nın (Emily Blunt) genç yaşında iktidara yürüyüşünün öyküsü anlatılıyor. Filmde, Kraliçe Victoria’nın kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgalarının nesnesi olmaktan, Prens Albert (Rupert Friend) ile yaşadığı romantik yakınlaşmaya ve dillere destan evliliğine kadar beyazperdeye aktarılıyor.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

Paris’in altın çağı Belle Époque döneminde bir kadın ile Normandiya'da eski bir evdeki dört genç yabancıyı birbirine bağlayan ne olabilir? Bambaşka hayatlar süren dört uzak kuzen, hiç dokunulmadan toz tutmuş eski fotoğraflar, mektuplar ve tablolar arasından zamanında o evde oturan büyük büyükanneleri Adèle Vermillard'ın hayatını gün yüzüne çıkarıyor. Ve 2025'ten başka bir büyülü döneme, fotoğrafın, sinemanın ve Empresyonizmin doğuşunun dünyayı sonsuza dek dönüştürdüğü 1895'e, 20 yaşındaki Adèle’in hayatına taşınıyoruz. Yönetmen Cédric Klapisch prömiyerini Cannes'da yapan Gelecek de Gelecek için “Barry Lyndon ya da Amadeus gibi filmlerden çok etkilendim; bence tarih bir bakıma sinema yaratıyor” diyor.

Yorkshire bozkırlarında geçen, tutkulu ve fırtınalı bir aşk hikayesi; Heathcliff ve Catherine Earnshaw arasındaki yoğun ve yıkıcı ilişkiyi konu alıyor.

İngiltere'de sıkıcı bir fabrika şehrinde yaşayan Joe Lampton'ın kendisini idare ettiği bir işi vardır. Bir tiyatro ekibine katılarak boş geçen akşamlarını değerlendirmek ister. Patronunun kızı Susan ise hem gerçek hayatta hem sahnede rol kesmektedir. Susan, Joe'ya ilgi gösterince Joe bir anda patronun damadı olmanın hayalini kurar. Öte yandan tiaytro grubundaki orta yaşlı başka bir kadınla da yakınlaşmaktadır. Joe, mutsuz bir evlilik yürüten bu Fransız kadın ile patronun kızı Susan'ı beraber idare etmeye başlar...

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Roseanne McNulty 50 yıldır yaşadığı ve yakın zamanda yıkılacak olan Roscommon, İrlanda’daki akıl hastanesinde çıkmak zorundadır. Hastanenin psikiyatri Dr. William Grene , McNulty’i incelemek için çağrılır. Roseanne’in gizemli ritüelleri, tikleri ve İncil’e olan bağlılığından etkilenir. Yıllardır Roseanne’in elinde bulunan bu İncil, içerisinde çizimler ve günlük tadında mesajlar barındırır. Grene, Roseanne’in geçmişine indiğinde onu genç ve çekici bir kadın olarak görürüz. Genç Roseanne’in halasının kafesinde çalışmak için Sligo’ya taşındığını ve orada bir savaş pilotuna aşık olduğunu öğreniriz. Ancak kasabanın rahibi de Roseanne’e aşık olur

Yıl 1936. Filistin'deki köyler İngiliz sömürge yönetimine karşı ayaklanırken, Yusuf kırsaldaki evi ile Kudüs'ün huzursuz enerjisi arasında gidip gelir, artan huzursuzluğun ötesinde bir gelecek özler. Ancak tarih acımasızdır. Avrupa'daki antisemitizmden kaçan ve bazıları kötü niyetli siyonist ve sömürgeci emellerle gelen Yahudi göçmenlerin sayısı artarken, Filistin halkı İngiltere'nin 30 yıllık egemenliğine karşı en büyük ayaklanmada birleşirken tüm taraflar kaçınılmaz bir çatışmaya doğru sürüklenir. Bu an, İngiliz İmparatorluğu ve tüm bölgenin geleceği için belirleyici bir andır.

Mary'nin kendini bir skandalın ortasında bulması ve ailenin maddi sıkıntı yaşaması sebebiyle tüm ev halkı rezil olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yeni neslin Downton Abbey'yi çağa uygun yönetme planlarıyla birlikte ev personeli yeni bir döneme hazırlanırken Crawley ailesi de değişimi kucaklamak zorundadır.

Edith Wharton’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmde, 19. yüzyıl New York sosyetesinin gözbebeği genç Newland Archer, sosyeteye uygun hanım hanımcık bir kız olan May Welland ile nişanlanır, ancak düzenli hayatı, May'in sosyete geleneklerine bir o kadar aykırı kuzeni Kontes Ellen Olenska ile tanıştığı zaman altüst olur. İlk başta, Newland, istismarcı kocasını terk etmiş ve bu yüzden yüksek sosyetede dışlanmış bu güzel kontesi savunur ancak zamanla onda kendisine benzer bir ruh bulur ve birbirlerine aşık olurlar.

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...

Sosyetik bilinçli Bayan Bennet (Mary Boland), kocasının (Edmund Gwenn) isteksiz yardımıyla, beş kızına, uygun ve zengin birer koca arayışına girişir. Bayan Bennet'in inatçı kızı Elizabeth (Garson) zengin ve yakışıklı, ama bir o kadar da alaycı ve kaba Bay Darcy'e (Olivier) aşık olunca, başından beri zor olan planlar daha da zorlaşır. Ancak bu zeka, görgü ve aşk dolu hikayede Elizabeth, Bay Darcy'nin kalbini sadece kendi koşullarıyla kazanacaktır. İlk başta kendisine gösterdiği ilgisizliğin intikamını tatlı bir şekilde aldıktan sonra.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Bu film 'Pire' lakaplı Henry Nash ve en yakın dostu Nicky'nin deniz kuvvetlerine katılmadan önce yaşadıkları ve delikanlılık çağlarına ait son maceralarının öyküsünü anlatıyor. Elizabeth McGovern, Nash'in gizemli sevgilisini canlandırıyor. Ay ile Yarışanlar, masumiyetin kaybı, büyüyüp yetişkin olmanın getirdiği sorumluluklar gibi birbiri ardına gelen olayların acı tatlı hikayesini anlatıyor.

An early-20th-century tale of love across class boundaries which tells the legendary and romantic story of Lady Chatterley’s affair with her gamekeeper. Jed Mercurio’s adaptation of DH Lawrence’s classic.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Babası 5.George'un ölümü ardından ve ağabeyi Edward'ın Amerikalı Wallis Simpson'a olan skandal aşkı yüzünden tahttan feragat etmesi üzerine, Bertie istemeye istemeye Krallık görevini devralmak zorunda kalır... Aile içinde "Bertie" adıyla bilinen Albert, çocukluğundan beri büyük zorluklar yaşadığı, alay konusu olduğu kekemeliği yüzünden Krallık görevinden, yapmak zorunda kalacağı konuşmalardan dehşete düşmektedir. Savaşın eşiğinde olan ve acilen bir lidere ihtiyaçları olduğunu bilen eşi Elizabeth Kraliyet düzeninin zorunlu kurallarına aldırış bile etmeyen Avustralyalı çılgın konuşma terapisti Lionel Logue'u takdim eder. Başta hiç uyuşamayan ikili daha sonra büyük bir aşama kaydedecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir