
Emily Hampshire
Emma

A young couple, feeling the pressures of parenting and adulthood, sends their kids to camp for the first time and embark on a series of sexual adventures to reinvigorate their relationship.

Charles, kızlarla sadece gönül eğlendirip hiç bir zaman evlilik vaadinin altına girmeyen bir genç adamdır. Bir gün bir arkadaşının düğününde hayatının kadınıyla karşılaşır: Amerikalı Carrie'ye aşık olur ama bir türlü duygularını ifade edemez!İlginçtir, Charles ile Carrie sonradan bir cenazede ve üç nikahta daha karşılaşacaklardır. Her seferinde arkadaşlıkları bir kez daha yenilenecek ancak birbirlerine itiraf edemedikleri ilgilerine rağmen başka başka insanlarla nişanlanacaklardır. Bu nikahlardan iki tanesi Charles ve Carrie'nin olacaktır.

Uzun zamandır haftalık Sports Amerika'nın reklam satış bölümü başı olan 51 yaşındaki Dan Foreman'ın hayatı yolunda görünmektedir. Sıcak ve dürüst pazarlık anlayışı sayesinde dergideki en büyük yılını yeni kutlamıştır. Karısının beklenmeyen hamilelik haberi ve büyük kızı Alex'in New York Üniversitesi'ne (ne kadar pahalı olduğunu söylemeye gerek yok) kabul edilmesi aile bütçesinde kimi sorunlara yol açabilecek olsa bile Dan'i mutlu etmiştir. Her zaman olduğu gibi bunun da üstesinden gelecektir.

50 yaşına gelmiş Pippa Lee, sadık ve sevgi dolu bir eş, ikiz çocukları için iyi bir anne, sevgili bir dost ve güleryüzlü bir komşu olarak yıllarını geçirmiştir. Pippa'nın huzurlu yaşamı kocasının aniden New York'tan ayrılarak, yaşlılıklarında yerleşebilecekleri bir huzur evi planını ortaya çıkarması ile soru işaretlerine gömülür. Bunun ardından Pippa Lee kocasının kendisinden çok daha genç bir kadınla birlikte olduğunu öğrenir. Huzurlu ve mutlu görünen çoğu insanın içinde herkesten daha vahşi bir yan bulunmasına benzer, Pippa Lee de kendi fırtınalı yönleriyle yüzleşmek üzeredir.

Olivia Wilde ve Seth Rogen'ın canlandırdığı ev sahibi çift, Edward Norton ve Penelope Cruz tarafından canlandırılan yeni bir çifti akşam yemeğine davet eder. Başlangıçta nazik ve sıradan bir sosyal etkileşim gibi görünen gece, misafir çiftin ilişkilerine dair yaptıkları sıra dışı açıklamalar ve sundukları "davet" ile yön değiştirir. Ev sahiplerinin kendi ilişkilerindeki çatlaklar, misafirlerin kışkırtıcı tavırları ve kuralları belirsiz oyunlarıyla derinleşirken; karakterler arasındaki gerilim, fiziksel ve psikolojik sınırların sorgulandığı bir noktaya evrilir.

Hiç beklemediği bir zamanda kanser teşhisi konulan Abbie (Gugu Mbatha-Raw), kısa süre önce nişanlandığı ve ondan başka kimseyle çıkmamış nişanlısı Sam (Michiel Huisman) için "yerini dolduracak" bir kız arkadaş aramaya koyulur.

Ivy ve Theo, başarılı kariyerleri, mutlu evlilikleri ve harika çocuklarıyla ideal bir hayat sürüyor gibi görünmektedirler. Ancak Theo'nun kariyeri düşüşe geçerken Ivy'nin kendi hedefleri yükselişe geçince bu kusursuz görüntünün altında bir fırtına patlak veriyor. Kusursuz görünen çiftin çatırdayan ilişkisinde gizli rekabetler, bastırılmış öfkeler ve komik olduğu kadar keskin çatışmalar gün yüzüne çıkmaya başlar.

Kadınlara düşkün olan Jonathan ve Sandy’nin rekabeti gün geçtikçe daha da zararlı hale gelir. Kadınlar, içki ve tatminsizlikle dolu bir kısır döngünün içinde yaşamaya başlarlar. Bu savaşta esas düşmanlarının kendileri olduğunu anladıklarında artık çok geçtir.

Margot ve Lou beş yıldır evli olan ve dışarıdan bakıldığında sorunsuz ilişki yürüten bir çifttir. Fakat Margot'un tesadüfen tanıştığı Daniel'e karşı hissettiği çekim her şeyin yönünü değiştirecektir. Zira Daniel ile engel olamadıkları cinsel yakınlaşma Margot'un kendisini daha fazla tanımasına ve evliliğinin gidişatını sorgulamasına neden olacaktır...

Yönetmenliğini ve senaristliğini Michael Showalter'ın üstlendiği Hello My Name Is Doris'in başrollerinde Oscar ödüllü oyuncu Sally Field, Max Greenfield, Beth Behrs, Wendi McLendon-Covey, Tyne Daly yer alıyor. Kendisinden yaşça küçük iş arkadaşına aşık olan Doris'in yaşadıklarının konu edildiği filmde SXSW Festivali'nde Seyirci Ödülü kazandı.

Komedi türündeki filmde Julia Louis-Dreyfus, onu seven ve her şekilde destekleyen Don ile inanılmaz mutlu bir evliliği olan New Yorklu bir roman yazarı olarak yaşamını sürdüren Beth karakterine hayat verecek. Günün birinde Beth, Don'un kendisinin yazdıklarını yıllardır sevmediğini itiraf ettiğini duyduğunda, hayatlarında iyi olan her şeyi geri almakla tehdit eder. Bu durum da ikili arasındaki ilişkileri gergin bir hâle getirir.

Justine, onu çok seven kocası Phil'le birlikte artık çocuk yapma zamanı geldiğini düşünen evli bir genç kadındır.Bütün denemelerine rağmen hamile kalamaması sonucunda Justine, bunu kocasının esrar kullanıyor olmasına bağlar. Bir gün işyerinden arkadaşı Holden ile arasında bir elektriklenme olur ve Justine, onunla tutkulu ve cinsel açıdan doyurucu bir ilişki yaşayabileceğine karar verir. Fakat ilişkileri Holden'ın saplantıları yüzünden kısa sürede tehlikeli bir hale gelir. Aşk, hırsızlık ve şantaj dolu aşk üçgeninde Justine'in güvenilir kocası ve rahatsız sevgilisi arasında doğru tercihi yapması gerekecektir...

Besteci Steven Lauddem, büyük geri dönüş operasının müziklerini tamamlayamamasına neden olan yaratıcılık konusunda bir engel yaşıyor. Eşi olan eski terapisti Patricia, şehirde kaybolarak yaratıcılığını yeniden canlandırmasını önerdiğinde Steven ilham arayışına çıkar. Onun aydınlanması, Katrina adında canlı bir kadınla tanıştıktan ve hayatının umduğundan ya da hayal edebileceğinden çok daha fazla potansiyele sahip olduğunu keşfettikten sonra gelir.

Nora Ephron'un çok satan romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Mike Nichols'un (The Graduate, Postcards From The Edge) yaptığı bu filmde Meryl Streep ve Jack Nicholson ikilisiyle modern hayata romantik bir bakış atıyoruz. Rachel rolünde izlediğimiz Streep başarılı bir yemek yazarını canlandırıyor. Diğer tarafta Nicholson'ın canlandırdığı Mark ise kadın avcısı bir köşe yazarı. Kadın New York'ta, adamsa Washington, D.C.'de yaşıyor. Bütün bu karmaşa bir ilişkiyi zorlamazsa, başka ne zorlayabilir ki!

Bir zamanlar araba dünyasının başarılı işadamlarından Ben Kalmen'in hayatı yokuş aşağı gitmektedir Ta üniversitede aşık olup evlendiği karısından boşanmıştır İş konusunda verdiği yanlış kararlar onu iflasın eşiğine getirmiş, bu durum aile içinde çatlaklar yaratmıştır Kendinden daha genç bir kızarkadaşı vardır; Jordon… O aynı zamanda hatırı sayılır bir otomobil üreticisinin kızıdır İçinde bulunduğu şartlar ve aldığı kararlar Ben Kalmen'i geri dönülmesi zor bir noktaya sürükler.

Karısından yeni boşanmış, hayat boyu kaybetmeye mahkûm John, bir partide gayet hoş, seksi Molly’yle tanışır. İşler iyi gider, sonra Molly’nin 21 yaşındaki oğlu, filme adını veren Cyrus, sahneye çıkar. Ana-oğul arasında öyle sıkı bir ilişki vardır ki John epey rahatsız olur, ama ikisi arasında kendine bir yer açmak için mücadeleyi elden bırakmaz.

Değişik ilişki seviyelerindeki 5 çiftin sorunlu ve bir o kadar da komik seks hayatları etrafında seksin 6 aşamasının anlatıldığı tempolu ve eğlenceli bir komedi filmi...

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver'ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal'in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily'nin (Julianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.Artık 40'ında yalnız bir adam olan Cal çapkınlıkta ve flörtleşmekte genç Jacob (Ryan Gosling), o kadar iyi değildir. Bir barda taşıtığı Jacob'ta gerçekten şeytan tüyü vardır ve Cal'a bekar bir hayat sürdürmenin püf noktalarını bu adam öğretecektir. Bir yandan da ergenliğe giren çocuklarıyla ilişkisini dengelemeye çalışan Cal kendini bir aşk üçgenini çözmeye çalışırken bulur!

Brooklyn'li genç bir seks işçisi olan Anora, oligarkın oğluyla tanışıp aniden evlendiğinde bir külkedisi hikayesini yaşama şansını yakalar. Haber Rusya'ya ulaştığında oligarkın ailesi evliliği iptal ettirmek için New York'a doğru yola çıkınca Anora'nın masalı tehlikeye girer.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir