
Steve Carell
Cal

Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver'ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal'in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily'nin (Julianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.Artık 40'ında yalnız bir adam olan Cal çapkınlıkta ve flörtleşmekte genç Jacob (Ryan Gosling), o kadar iyi değildir. Bir barda taşıtığı Jacob'ta gerçekten şeytan tüyü vardır ve Cal'a bekar bir hayat sürdürmenin püf noktalarını bu adam öğretecektir. Bir yandan da ergenliğe giren çocuklarıyla ilişkisini dengelemeye çalışan Cal kendini bir aşk üçgenini çözmeye çalışırken bulur!

Steve Carell
Cal

Ryan Gosling
Jacob

Julianne Moore
Emily

Emma Stone
Hannah

Lio Tipton
Jessica

Jonah Bobo
Robbie

Joey King
Molly

Marisa Tomei
Kate

Beth Littleford
Claire

John Carroll Lynch
Bernie

Kevin Bacon
David Lindhagen

Liza Lapira
Liz

Josh Groban
Richard

Mekia Cox
Hip Hairdresser aka Tiffany

Julianna Guill
Madison

Portokalos ailesi, 30 yaşına gelmesine rağmen halen evlenmemiş olan kızları Toula için endişelenmektedir. Ailesinin sahibi olduğu Yunan lokantasında çalışmakta olan Toula, bu hayatından bezdiği için artık büyük bir değişiklik istemektedir. Halasının turizm acentasında çalışmaya başlayan Toula, lan Miller adlı uzun boylu, yakışıklı bir lise öğretmenine aşık olur. Ancak ciddi bir sorun vardır. Lan Yunanlı olmadığı için eski moda bir adam olan Toula'nın babası Gus, bu birlikteliğe kesinlikle karşı çıkmaktadır.

Rosie (Lily Collins) ve Alex (Sam Claflin) 5 yaşlarından beri çok iyi arkadaştırlar. Birbirlerini başka gözle hiç bakmamışlardır, ya da gerçekten öyle midir? 18 yaşında yaptıkları seçimler sonucu birbirilerinden uzaklaşırlar. Yıllar sonra aralarına mesafeler girdikten sonra geçmişte yaşadıklarını ve anılarını unutmayı başaramamışlardır.

Woody Allen filmografisi içinde mütevazi, ama iyi bir yer tutan küçük ve oldukça sempatik bir film. Siyah-beyaz film, Allen'ın bir sanatçı olarak her zaman varolan yaratma komplekslerini en çok dışavuran film olarak biliniyor. Fellini'nin unutulmaz filmi "Sekiz Buçuk"a bir gönderme niteliğindeki filmde ünlü bir sinema yönetmeni olan Sandy, Stardust Oteli'nde düzenlenen bir festivale katılır. Bunalımın eşiğindeki sanatçı burada da hayranlarının ve eleştirmenlerin tacizinden bir türlü kurtulamaz. Üstüne üstlük içinde gitgide artan korku ve komplekslerle karşılaşarak zor günler geçirmektedir. Sandy, festival süresince hayatını ve yaptığı işleri bir kez daha gözden geçirecektir.

Usta sinemacı Paul Thomas Anderson'ın yazıp yönettiği Licorice Pizza, 70'li yıllarda San Fernando Valley'de başarılı bir çocuk oyuncu olan lise öğrencisi Gary'nin etrafında gelişen olayları konu ediniyor. Filmin başrollerinde ilk sinema deneyimleri olan Cooper Hoffman ve Alana Haim var. Film pek çok festivalden övgüyle ayrıldı ve ödül sezonun en güçlü yapımları arasında gösteriliyor.

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.

Bir emlak avukatı olan John Clark, işinde ve ailesinde oldukça huzurlu bir yaşam sürmektedir. Ancak hayatında birşeylerin eksik olduğunu düşünür. Her gün eve giderken, bir dans merkezinin penceresinin önünde aynı kızı görmeye başlar. Bu kızla tanışmak umuduyla dans derslerine başlayan John, ilk başlarda işlerin kötü gitmesiyle bir hata yaptığını düşünür. Paulina, John'a dans konusunu ciddiye almasını ve onunla çıkmayı düşünmediğini söyler. Dersler devam ettikçe John, danstan keyif almaya başlar. Chicago'daki en büyük dans yarışması için çalışmalara başlayan John, bunu tüm ailesinden ve çalışma arkadaşlarından gizler. Paulina'yla ilişkisi ilerleyen John, vaktini sürekli evden uzakta geçirmeye başlayınca karısı da bu durumdan şüphelenmeye başlar.

Seattle’da sadece bekarların yaşadığı ufak dairelerden oluşan bir apartmanda yaşayan yirmili yaşlarındaki gençlerin Grunge’ın altın çağında yaşama uyum sağlama çabaları nın anlatıldığı eser, Jerry Maguiere ile sivrilen, grunge müziği ile yakından ilgili Cameron Crowe’un ilk filmlerinden.

Celeste ve Jesse okuldayken tanışmışlar ve önce en yakın arkadaşlarken sonra kendilerini aşkın kollarına atarak genç yaşta evlenmişlerdir. Fakat bir gün boşanma kararı alırlar. Buna rağmen her anlarını birlikte geçirmeye ve hiçbir şey olmamış gibi arkadaşlık etmeye devam ederler. Bu olay çevrelerindekilere ne kadar garip gelse ve alay konusu olsa da Celeste ve Jesse bu komik durumdan gayet memnundur. Ta ki bir gün birisi için aşk kapıyı yeniden çalıncaya kadar.

Three middle-aged wealthy couples take vacations together in Spring, Summer, Autumn and Winter. Along the way we are treated to mid-life, marital, parental and other crises.

İlk görüşte aşk başka şeye benzemez; öyle değil mi? Genç mizah yazarı Jerry Falk (Jason Biggs), özgür ruhlu ve zor bir genç kız olan Amanda’ya (Christina Ricci) aşık olur. Ama ilişkilerinin yürümesi için tahmin ettiğinden çok daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini kısa sürede keşfedecektir. Üstelik 60 yaşında mizah yazarı olmaya kalkan akıl hocası David (Woody Allen) ve Amanda’nın gürültücü annesi Paula ( Stockard Channing) işini hiç de kolaylaştırmayacaktır.

Film, ergenlikteki bir kızla nişanlısının kendisine yalan söylediğini ve kendisinden çok arkadaşlarıyla zaman geçirdiğini fark eden, kafası karışık, geleceği belirsiz 28 yaşındaki bir kadının arkadaşlıklarını anlatıyor...

The film follows the marital and dating lives of three men and three women who unknowingly form a tangled web of relationships. Interspersing "man on the street" interviews with scenes from the six characters' lives, the film weaves a humorous and biting commentary on the game of love -- easy to start, hard to finish.

Detroit sokaklarında aşk başkadır! Yazın son günleri yaklaşırken Detroit’in banliyölerinde aşk ve macera peşinde koşan dört gencin yaşadıkları...

A broadway playwright is burning the candle at both ends. He is dealing with pressure from a production nearing premiere, a wife who is leaving him, and 5 children 4 of which belong to her.

Kevin Bacon (Footloose) ve Elizabeth McGovern (Racing With The Moon), kusursuz olmayan bir dünyada mükemmel bir çift olan Jake ve Kristi’yi canlandırıyor. Gerçek hayattaki sorunlara buldukları çözümler, She's Having A Baby’yi hem dokunaklı hem de son derece komik bir film haline getiriyor.

Gray Wheeler (Jennifer Garner) nişanlısının ani ölümü ile sarsılmıştır. Arkadaşları sayesinde yaşadığı sıkıntılı durumu atlatmaya çalışır. Her şeyini bildiğine inandığı görünürde mükemmel olan nişanlısı hakkında gizli kalan gerçekler ortaya çıkmaya başladıkça, Gray bir yalanı yaşamış olduğunu fark eder. Bir yandan tanıdığı sandığı erkeğin farklı yüzünü görmek, bir yandan da asla aşık olmayacağını sandığı bir erkek için duyguları ile aşk, Gray'in yaşamı kadar karmaşıklaşır.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

30’lu yaşlarını sürmekte olan Will Hayes eşinden boşanmak üzeredir. 10 yaşındaki kızı Maya tarafından evlenmeden önceki yaşamı hakkında soru yağmuruna tutulunca çok şaşırır. Maya anne - babasının nasıl tanıştığı ve birbirlerine nasıl aşık oldukları konusunda her şeyi tüm detaylarıyla bilmek ve öğrenmek istemektedir.

Savage kardeşler mutsuz çocukluk yaşamlarının geçtiği evlerinden ayrıldıkları gün, bir daha eskisi olamazlar ve birbirlerinden uzak, kendi yaşamlarına gömülmüş bir hayat sürerler. Laura Savage bir oyun yazarıdır ve evli bir adamla ilişkisi vardır. Kardeşi Jon ise Buffola'daki üniversitede kendini akademik çalışmalara vermiş, içe kapalı bir hayat sürmektedir. Uzun süreden beri beraber olduğu sevgilisi ile artık ciddi kararlar almanın eşiğine gelmesine rağmen, beklenen teklifi bir türlü yapamamaktadır. Bu iki kardeş hayatlarını tamamıyla değiştirecek bir telefon konuşmasıyla yeniden bir araya geleceklerdir. Telefondaki ses artık iyice bunaklaşmış babalarına bakmaları gerektiğini söylemektedir. İki kardeş babalarının sorumluluğunu almalarıyla birlikte kendi geçmişleriyle de yüz yüze geleceklerdir.

Sevgilisinin ölümünden sonra genç Justice okulu bırakır ve hayatını kuaförlük yaparak kazanmaya başlar. Çevresindeki insanlardan iyice uzaklaşan Justice bütün hayatını şiir yazmaya adar. En İyi Film Müziği dalında Oscar'a aday gösterilen filmde ünlü pop şarkıcısı Michael Jackson'ın kardeşi Janet Jackson'ın performansı eleştirmenler arasında büyük tartışma yarattı. Jackson'ın filmdeki performansı 1994 yılında MTV tarafından En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle onurlandırıldı fakat sanatçı Razzie Awards tarafından yılın en kötü oyuncusu seçildi.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir