
Charles Laughton
Rembrandt van Rijn

A character study depicting the life of Rembrandt Van Rijn at the height of his fame in the mid 1600s. Beginning with the death of his wife, Rembrandt's work takes a dark turn, which offends many of his patrons.

Charles Laughton
Rembrandt van Rijn

Gertrude Lawrence
Geertje Dirx

Elsa Lanchester
Hendrickje Stoffels

Edward Chapman
Fabrizius

Walter Hudd
Capt. Banning Cocq

Roger Livesey
Beggar Saul
John Bryning
Titus van Rijn
Sam Livesey
Auctioneer

Herbert Lomas
Harmenzs van Rijn

Allan Jeayes
Dr. Tulp

John Clements
Govaert Flinck

Raymond Huntley
Ludwick

Abraham Sofaer
Dr. Menasseh

Laurence Hanray
Heertsbeeke

Austin Trevor
Marquis de Grand Coeur

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

1503 yılında Katolik Kilisesi'nin başına geçen Papa II. Julius bir yandan diğer İtalyan şehir devletleri ve komşu ülke Fransa'yla savaşırken, diğer yandan da bilim adamlarının ve sanatçıların koruyuculuğunu yapıyordu. Bu ihtiraslı ve savaşçı lider ordusuyla Roma'ya geldiğinde birçok sanatçıyı etrafında toplayarak bazı yeni mimari ve sanat eserlerinin yapımı için emirler verir. Bu arada devrin ünlü heykeltraşı Michelangelo’yu da Sistine Şapeli’nin tavanına görkemli bir dinî fresk yapması için görevlendirir. Ancak ünlü heykeltraş resim yapmaktan pek hoşlanmamaktadır ve bu istek karşısında sürekli ayak diretir, hatta bu görevi kabul etmemek için İstanbul'a gidip Osmanlı Sultanı için Haliç Köprüsü projesinde çalışmayı düşünür, üstelik bu iş için Sultan'dan kaparo bile alır.

Adını Vincent Van Gogh’un, intihar olduğu bilinen ölümünden birkaç ay önce resmettiği tablosundan alan filmde, Van Gogh’un Paris’te en çok zaman geçirdiği bölgeler olan Arles ve Auvers-sur-Oise motifleri eşliğinde ressamın yaratıcılık ve sonsuzlukla ilişkisini göreceğiz.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Teknoloji öncüsü ve Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un (1955-2011) hayatını, Apple yıllarını ve verdiği mücadelelerini anlatan filmde Jobs'u İrlandalı Michael Fassbender canlandırıyor.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

A fictionalized account of famous French writer Émile Zola and his involvement in the Dreyfus Affair. After struggling to establish himself, Zola wins success documenting the unsavory side of Paris and settles into a comfortable upper-class life. However, his complacency is shaken when Jewish officer Alfred Dreyfus is imprisoned for espionage. Realizing that Dreyfus is an innocent victim of anti-Semitism, Zola boldly pens an exposé, only to be charged with libel and now he must defend himself in a dramatic courtroom testimony.

Son İngiliz Genel valisi olan Lord Mountbatten, 1947’den itibaren Hindistan’ın bağımsız olduğunu; Hindistan'ı halkına geri teslim etmekle görevlendirilir. Vali, Viceroy evinde Hindu, Müslüman ve Sih'lerle kalabalık insan topluluğu ile beraber yaşamaya başlar. Olaylar düşündüğünden farklı gelişir...

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Film ünlü oyun yazarı William Shakespeare'in son günlerine kapsamlı bir bakış sunuyor. Hikaye 1613'te, Shakespeare'in çağın en büyük yazarı olarak kabul edildiği bir dönemde geçiyor. Fakat 1599 yılında Shakespeare'in oyuncular topluluğu tarafından inşa edilen ünlü Globe Tiyatrosu, 29 Haziran 1613'de yangında yerle bir olur. Bunun sonucu olarak ünlü Shakespeare, sorunlu geçmişi ve ihmal ettiği ailesi ile yüzleşmesi gereken Stratford'a geri döner. Tek oğlu Hamnet'in ölümünün acısını içinden atamayan Shakespeare, karısı ve kızları ile olan ilişkilerini düzeltmek için mücadele eder. Bir koca ve bir baba olarak kendi başarısızlıkları ve hatalarıyla yüzleşmek zorunda kalan Shakespeare, gerçeği bulmak için kişisel bir arayışa girişir. Bu arayış birbirleriyle savaş halindeki bu ailenin sırlarını ve yalanlarını açığa çıkaracaktır...

Amerikalı genç bir roman yazarı olan James Lord, heykeltıraş Alberto Giacometti'yi 1960'larda, Paris'teki stüdyosunda ziyarete gelir. Giacometti, portresini çizmek için yazarı birkaç saat daha kalmaya ikna eder. Birkaç saat, birkaç güne, hatta birkaç haftaya uzarken Lord ile Giacometti stüdyodan sonra yakındaki meyhaneye de uğrayarak dostluklarını pekiştirirler.

John Davidson’ın yaşam öyküsünden uyarlanan film, 1980’lerin Britanya’sından günümüze uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi. On beşinde Tourette teşhisi alan John; önyargılarla dolu gençlik yıllarını ve yetişkinliğe geçiş sürecini, nezaketin gücüyle aşıyor. Bu, yanlış anlaşılan bir çocuğun, dünyayı değiştiren bir adama dönüşme yolculuğu.

Gizli Sayılar, yıldızları hedefleyerek ülkenin temellerini değiştiren parlak bir kadın grubunun inanılmaz, anlatılmamış, ancak gerçek hikayesini ortaya çıkarıyor. Film, NASA'daki siyah kadın matematikçilerden oluşan seçkin bir takımın, Sovyetler Birliği'ndeki Amerikalı rakiplerine karşı uzay yarışını kazanmasına yardımcı oldukları ve aynı zamanda, eşit haklara ve fırsatlara ilerlemeye yönelik arayışların hayati tarihini anlatıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Önceleri gece klüplerinde tek kişilik komedi gösterileri yapan Andy Kaufman (Jim Carrey) ilk kez Saturday Night Live adlı televizyon şovunda seyirci karşısına çıktığında alışılmadık garip tarzı ile tanınmış menajer George Shapiro (Danny DeVito)'nun dikkatini çeker. Shapiro'nun yardımı ile kendi şovunu yapmaya başlayan Kaufman komedide bilinen tarzların dışına çıkmakta, aslında seyirciyi güldürmekten çok şoke etmeye çalışmaktadır. En yakınları bile Kaufman'ın nerede rol yapıp nerede gerçeği yaşadığını anlayamazlar. Günümüzde bile tam anlaşılamamış olan bu 'nevi şahsına münhasır' sanatçının destekçileri arasında menajeri Shapiro'dan başka dostu ve rol arkadaşı Bob Zmuda (Paul Giamatti) ve kız arkadaşı Lynne Margulies (Courtney Love) vardı.

Emiliano Zapata, Meksika'nın en saygın ulusal kahramanlarından, çiftçilerle Meksikalı yerlilerin özgürlüklerini ve toprak haklarını aramak için başlayan 1910 devriminin öncülerindendir. Senaryosunu John Steinbeck'in yazdığı bu biyografik filmde Zapata, romantik, idealist, alaycı, inatçı ve karizmatik bir önder olarak tasvir ediliyor. Viva Zapata! 1900'lerden başlayarak Zapata'nın köyde geçen çocukluğunu, erkek kardeşi Eufemio ve silah arkadaşı Pancho Villa ile birlikte dönemin gaddar başkanı Porfirio Diaz'a başkaldırışlarını ve devam eden olayları anlatıyor.

Vasat bir besteci olan Salieri ile rakip olan Wolfgang Amadeus Mozart, müzikal dehasıyla ölümsüzlük kazanıyor. Salieri'nin bu durumu hazmedememesi intikam isteğiyle dolmasına neden olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir