
Danny Lopes
Jacob


Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

Luis Molina ve Valentin Arregui, Güney Amerika'daki bir hapishanede hücre arkadaşıdırlar. Trans bir birey olan Luis, ahlaksız davranışlardan suçlu bulunmuş, Valentin ise siyasi bir mahkûmdur. Luis gerçeklikten kaçmak için romantik filmler icat ederken, Valentin içinde bulunduğu durumu aklından çıkarmamaya çalışır. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca iki adam birbirlerini anlamaya ve saygı duymaya başlarlar.

John F. Donovan (Kit Harington) 20'li yaşlarının sonundaki bir televizyon yıldızıdır. Bu Amerikalı yıldızın gizli bir mektup arkadaşı vardır. Donovan oyuncu olmak isteyen ancak hala İngiltere'de annesiyle birlikte yaşamakta olan 11 yaşındaki Rupert Turner (Jacob Tremblay) ile hararetli bir mektup arkadaşlığı içindedir. Ancak günün birinde ikilinin yazışmaları ortaya çıkar ve Donovan hiçbir temeli olmayan iftiralarla suçlanır. Bir anda kariyeri çöküşe geçen Donovan ile genç hayranının ilişkisi de kopar. 10 yıl sonra istediği gibi bir oyuncu olan Rupert, bir röportaj aracılığıyla gençlik idolüyle olan ilişkisini anımsamaya başlar.

Film Frankestein'in yönetmeni James Whale'ın hayatından kesitler sunuyor onun eşcinselliği ile ele aldığı hayatının, trajik şekilde kendi sonunu getiren, 2. Dünya savaşında yaşadıklarını anlatıyor..

1968'de New York'taki bir yaş günü partisinde sürpriz bir konuk ve bol alkollü bir oyun, yedi eşcinsel arkadaşın gizlenen duygular ve gerçeklerle hesaplaşmasına yol açar.

When the young, attractive Joe Orton meets the older, more introverted Kenneth Halliwell at drama school, he befriends the kindred spirit and they start an affair. As Orton becomes more comfortable with his sexuality and starts to find success with his writing, Halliwell becomes increasingly alienated and jealous, ultimately tapping into a dangerous rage.

Sevgilisi tarafından terk edilen bir kadın, eski sevgilisinin gelip eşyalarını almasını bekler. Efendisinin kendisini terk ettiğinin farkında olmayan köpeğiyle bir başına kalan kadın, terk edilmesiyle yüzleşmeye çalışır. Üç günlük bekleyiş süresince sadece 1 kere dışarıya çıkan kadın, bir bidon benzin ve bir balta alır. Bu süreçte kadın, çaresizlik hissinden, umutsuzluğa, türlü ruh halini yaşar.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

It's San Francisco in 1957, and an American masterpiece is put on trial. Howl, the film, recounts this dark moment using three interwoven threads: the tumultuous life events that led a young Allen Ginsberg to find his true voice as an artist, society's reaction (the obscenity trial), and mind-expanding animation that echoes the startling originality of the poem itself. All three coalesce in a genre-bending hybrid that brilliantly captures a pivotal moment-the birth of a counterculture.

Magnum Fotoğraf Ajansı'nda çalışan bir fotoğrafçı olan Dennis Stock (Robert Pattinson), o günlerde tanınmamış bir aktör olan James Dean'de (Dane DeHaan) ışık görür ve onunla bir fotoğraf çalışması yapmak ister. İlk başlarda pek bir sonuç çıkmasa da James'in kısa sürede şöhreti artar, ikilinin arkadaşlığı da ilerler. Sonunda James'in isteği üzerine memleketi Indiana'ya bir yolculuk yaparlar. Film, gerçek olaylardan esinlenerek çekildi.

İngilizce öğretmeni olan Charlie, obezite sorunuyla başa çıkmaya çalışan bir adamdır. Münzevi bir yaşam süren Charlie’nin tek isteği uzaklaştığı kızıyla yeniden iletişim kurabilmektir. Charlie, kızıyla yeniden yakınlaşabilmek için elinden geleni yapar.

İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami'nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron'un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor.

Evelyn Couch evliliğinde sorunlar yaşamaktadır ve kimse onu ciddiye almamaktadır. Bir bakımevindeki akrabalarını ziyaret ederken sempatik yaşlı Ninny Threadgoode ile tanışır. Threadgoode ona 1920'lerin Alabama'sındaki genç bir kadın olan Idgie Threadgoode' nin hikayesini anlatır. Idgie'nin ilham verici hayatı sayesinde, Evelyn daha olumlu olmayı öğrenir ve Ninny ile uzun süreli bir arkadaşlık kurar.

James Stevens(Anthony Hopkins), İkinci Dünya Savaşı öncesinin çalkantılı İngiltere'sindeki, Darlington Malikânesi'nin baş uşağıdır ve kurallara olan aşırı bağlılığıyla ün salmıştır. Yanında çalışan işçilere karşı çelik disiplini uygulayan bu adam hayatını Lord'unun(James Fox) hizmetine adamıştır.Sürüp gitmekte olan bu durum, aşçıbaşı Miss Kenton'ın(Emma Thompson) malikâneye gelmesiyle çatlamaya başlar. Kenton, merhametli, ince ruhlu bir kadındır. Gözü hizmetten başka bir şey görmeyen Stevens, Bayan Kenton'a karşı sıcak duygular hissetse de bunu açığa vuramayacak kadar gururludur...

Kardeşi için kafese dönen MMA efsanesi Patton James, eski antrenörüyle birleşip ONE Championship'in acımasız şampiyonu Xavier Grau'ya karşı son bir dövüşe çıkar.

The man behind the legend and a knowing look at 1950s Hollywood are revealed in this dynamic biopic of the meteoric star whose troubled life echoed his gut-grabbing performances in East of Eden, Rebel Without a Cause and Giant.

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.

Paris'de kasaplık yapan bir adamın, sevgilisinden bir kız çocuğu olur. Fakan kadın, çocuğu daha çok küçükken adama bırakıp kaçar. Kız gün geçtikçe büyür ve bir gün başına bir olay gelir. Baba ve kızının hayatı bu noktada değişir. Filmin devamı : Seul Contre Tous (1998)

The Dresser 5 dalda Oscar'a aday olmuştu. Tura çıkan ekibin sergilediği bilmem kaçıncı King Lear oyununda bazı aksiliklerle karşılaşılır. Sir tüm huysuzluğuyla usta işi bir performans sergilerken yardımcısı Norman çıkan sorunları düzeltmeye çalışır. Tamamı kuliste ve sahnede geçen filmde Shakespeare'e doyacaksınız

A former youth boxing champion, Jimmy McCabe is a man in search of hope but looking in all the wrong places. When he hits rock bottom he turns to his childhood boxing club and the only family he has left: gym owner Bill corner man Eddie and promoter Joe. Back in training, years after anyone thought he was a contender, he risks his life, as he tries to stand tall and regain his place in the world.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir