
Anthony Hopkins
James Stevens

James Stevens(Anthony Hopkins), İkinci Dünya Savaşı öncesinin çalkantılı İngiltere'sindeki, Darlington Malikânesi'nin baş uşağıdır ve kurallara olan aşırı bağlılığıyla ün salmıştır. Yanında çalışan işçilere karşı çelik disiplini uygulayan bu adam hayatını Lord'unun(James Fox) hizmetine adamıştır.Sürüp gitmekte olan bu durum, aşçıbaşı Miss Kenton'ın(Emma Thompson) malikâneye gelmesiyle çatlamaya başlar. Kenton, merhametli, ince ruhlu bir kadındır. Gözü hizmetten başka bir şey görmeyen Stevens, Bayan Kenton'a karşı sıcak duygular hissetse de bunu açığa vuramayacak kadar gururludur...

Anthony Hopkins
James Stevens

Emma Thompson
Miss Kenton

James Fox
Lord Darlington

Christopher Reeve
Jack Lewis

Hugh Grant
Reginald Cardinal

Peter Vaughan
William Stevens

Ben Chaplin
Charlie, Head Footman

Paula Jacobs
Mrs. Mortimer, the cook

Patrick Godfrey
Spencer

Michael Lonsdale
Dupont D'Ivry

Rupert Vansittart
Sir Geoffrey Wren

Tim Pigott-Smith
Thomas Benn

Lena Headey
Lizzie

Paul Copley
Harry Smith

Peter Cellier
Sir Leonard Bax

1950’lerin savaş sonrası görkemli Londra’sında geçen filmde, o zamanın şöhretli terzisi Reynolds Woodcock (Daniel Day-Lewis) ve kız kardeşi Cyril (Lesley Manville), İngiliz modasının merkezindedir. Kendi benzersiz tarzlarıyla kraliyet ailesinden tutun film yıldızlarına; ünlü varislerden, yaşlı ve elit hanımlara kadar sosyeteden pek çok kesimi giydirmektedirler. Woodcock’un hayatına gerek ilham gerek arkadaşlık sunarak pek çok kadın girer çıkar, ta ki Woodcock genç ve güçlü bir kadın olan Alma (Vicky Krieps) ile tanışıp onu ilham perisi ve sevgilisi haline getirene kadar… Woodcock’un tıpkı diktiği kıyafetler gibi ilmek ilmek işlediği kontrollü ve planlı hayatı, genç bir kadının aşkıyla bozulmuştur.

New York’ta yaşayan kitap tutkunu yazar Helene Hanff (Anne Bancroft), nadir ve klasik kitaplar bulmak için Londra’daki Marks & Co. adlı sahaf dükkânına yazılar yazmaya başlar. Kitabevinin nazik ve kültürlü çalışanı Frank Doel (Anthony Hopkins) ona titizlikle yanıt verir ve zamanla ikisi arasında samimi bir dostluk oluşur.

1950'li yılların Amerika'sında, sakin ve sessiz bir hayat süren Whitaker ailesi Connecticut'ta herkesin imrendiği bir mutluluk çizmektedir. Ancak Cathy, eve erken geldiği bir gün inanılmaz bir manzara ile karşı karşıya kalır. Kocası Frank'i başka bir erkekle beraber odalarındaki yatakta yakalamıştır. Aralarında bu konuyu hiç konuşmayan ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam eden ikili, gitgide birbirlerinden uzaklaşmaya başlar. Kendini yalnız ve mutsuz hisseden Cathy bahçıvanları Raymond ile dostane bir ilişki geliştirir. Hem evli beyaz bir kadının bekar ve siyah bir erkekle yakın gözükmesi çevredeki insanların olumsuz tepkilerine yol açacaktır.

A struggling widow and her daughter take in a black housekeeper and her fair-skinned daughter. The two women start a successful business but face familial, identity, and racial issues along the way.

After a bleak childhood, Jane Eyre goes out into the world to become a governess. As she lives happily in her new position at Thornfield Hall, she meets the dark, cold, and abrupt master of the house, Edward Rochester. Jane and her employer grow close in friendship and she soon finds herself falling in love with him. Happiness seems to have found Jane at last, but could Rochester's terrible secret be about to destroy it forever?

Çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ruth (Keira Knightley), Tommy (Andrew Garfield) ve Kathy (Carey Mulligan) başka insanlara organ sağlamak için klonlanmışlardır. Üç arkadaşın çocukluk yılları yatılı bir okulda geçmiştir. Erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.

Zor Zamanlarda Aşk indir, Nazi Almanya’sın da yaşamak her geçen gün zorlaşmaktadır. Irkçılığın, ötekileştirmenin, acımasızlığın en üst seviyelere ulaştığı bu dönemde hayatta kalmak adeta pamuk ipliğine bağlı. Cani Nazi askerleri tarafından esir edilen bölgedeki binlerce insan. Elbette her asker aynı kötülükte değildir. Siyahi bir kızın askere olan aşkını konu ediniyor. Nasıl olabilir de böyle bir ortamda böylesine kalbi körelmemiş gençler hala var olabilir? Belki de bu sisteme en başından beri karşıdırla

Ellili yaşlarına gelmiş olan Oharu, bir zamanlar Kyoto'da bir imparatorluk mahkemesinde nedimelik yapmıştır. Artık erkekler üzerindeki etkisini yitirmiştir. Bİr zamanlar kendinden daha alt statüde bir adama aşık olmuş ve bu ortaya çıktığında ailesiyle birlikte sürgün edilmiştir. İhara Saikaku'nun 'Aşka Aşık Kadın' romanından uyarlanmıştır.


Sınıf mücadelesi ve ahlaki çürüme açısından dönüm noktası niteliğindeki bu tarihi dramda, şımarık bir playboy, erkek hizmetçisi olan yeni ve güzel bir eve taşınır. Genç adamın kız arkadaşı hizmetçiden şüphelenmeye başlayınca, sorunlar da çorap söküğü gibi gelir.

Bathsheba Everdine, a willful, flirtatious, young woman, unexpectedly inherits a large farm and becomes romantically involved with three widely divergent men.


1930'lu ve 40'lı yıllarda geçen hikayede Guy (Stuard Townsend), Cambridge'te burslu okuyan İrlandalı bir gençtir. Henüz on sekiz yaşında genç bir adam olan Guy, bir gün aniden odasına giren yarı Amerikalı yarı Franzsız bir genç kıza, Gilda'ya (Charlize Theron) aşık olur. Varlıklı bir ailenin kızı olan ve hayatını bu zenginliğin getirdiği rahatlıkla sürdüren Gilda ve Guy arasında, yıllar boyu sürecek ve bazılarının felaketini hazırlayacak bir aşk başlar. Okul bittikten sonra Guy ve Gilda, Paris'te Gilda'nın İspanyol göçmeni arkadaşı Mia (Penelope CRUZ) ile aynı evi paylaşmaya başlarlar. Ancak 2. Dünya Savaşı kapının eşiğindedir. Guy ve Mia direnişçilere katılıp faşizme karşı savaşmaya karar verirler ve onlardan çok farklı bir hayat tarzı benimseyen Gilda'yı bırakarak giderler. Savaş esnasında Mia ölür ve Guy Gilda'yla tekrar görüşemeyince İngiltere'ye döner. Bir süre sonra İngiliz istihbarat subayı olarak yeniden Paris'e gelen Guy, Gilda'yı Alman subaylarla birlikte görür.

1950' li yılların Toskana 'sındayız. Film annesinin beklenmedik cinayetinin ardından sessiz kalan genç bir çocuğa yardım etmek için büyük bir mücadeleye girişen bir hemşire Verena'nın unutulmaz hikayesini anlatıyor.

Bayan Daisy, iyi bir yaşamı olsa da kendisini hiçbir zaman zengin görmeyen ve fakir olduğu günleri unutmayan kendi halinde, eski öğretmen olan yaşlı bir kadındır. Daisy, araba kullanma konusunda sürekli sorunlar yaşamaktadır. Bu sebeple, oğlu Boolie, ona bir şoför tutmaya karar verir ve çalıştığı yerde iyi bir iş çıkaran Hoke Colburn'ü annesinin şoförü olarak işe alır. Ancak Bayan Daisy, bir şoföre ihtiyacı olmadığını düşünmekte ve Hoke'u her seferinde azarlamaktadır. Oysa farklı kişiliklere sahip bu iki insanın aslında birçok ortak yönü vardır. Çıktıkları hayat yolculuğunda, ömür boyu sürecek bir dostluk kuracaklardır.

Film, 14 yaşındaki bir çocuğun, Fransa’nın zengin semti olan Dijon’da büyümesini anlatan, Fransız yönetmen Louis Mallecoming’in 1971’de çektiği Fransız filmidir. Filmin başlarında, çocuğun okuldakive ilk cinsel deneyimini yaşadığı bir genelevdeki maceraları anlatılıyor. Çocukta kalp hırıltısı ateşi olduğu anlaşılınca annesiyle birlikte, bir dizi olaylar sonucu bir cinsel yakınlaşma yaşayacağı sanatoryuma giderler.



The Gathering Storm, Winston Churchill’i İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önceki yıllarında sunuyor.Winston Churchill zor bir dönemden geçiyor. Nazi Almanya’sı yükselmekte ama İngiltere Parlamentosu, barış umuduyla bu yükselişi fark etmemeyi tercih ediyor. Hatta onlara uçak motoru yollama kararı alıyorlar. Churchill ise partisinin tavsiyesine kulak atmayarak Nazi tehdidine dikkati çekiyor. Ancak The Gathering Storm esas olarak, Winston Churchill ile karısı Clementine arasındaki kişisel ilişkiyi ve sevgiyi anlatan bir film. Onun kibirli tavrı, karısıyla aralarındaki bağı öyle zorluyor ki, Clementine seyahate çıkmak istiyor. Churchil onu bencillikle suçlayınca da kararı pekişiyor. O seyahatteyken, Churchill, ya geri dönmez de birine kapılırsa diye endişe içinde yaşıyor.

Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea´de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir