
Emilia Clarke
Verena

1950' li yılların Toskana 'sındayız. Film annesinin beklenmedik cinayetinin ardından sessiz kalan genç bir çocuğa yardım etmek için büyük bir mücadeleye girişen bir hemşire Verena'nın unutulmaz hikayesini anlatıyor.

Başarısız bir ilk evliliğin ardından Ray, ideal eşini aramaktadır. Bu arayış onu Lena'yla tanıştırır ve onunla evlenir. Ancak zamanla Ray, Lena'nın geçmişi ve dürüstlüğü hakkında kuşkulanmaya başlar. Onu aldatmakla ve kendisini kandırmakla suçlar. Peki bu şüpheler gerçek midir, yoksa Ray sadece paranoyak mı?

A woman becomes very curious about one of her psychiatrist husband's inmates, a man who was found guilty in the murder and disfigurement of his former wife.

Mark ve David iki iyi arkadaş ve profesyonel savaş fotoğrafçısıdır Fotoğraflamak üzere yine bir savaş bölgesine giderler David artık yorulmuştur ve hamile karısının yanına dönmeye karar verir Bu olayın ardından Mark savaşta yaralanır ve o da evine geri döner Ancak kendisinden önce dönen arkadaşı David ortada yoktur Mark, David'e ne olduğunu anlamaya çalışırken, hatırlamak istemediği hatıralarla da yüzleşmek zorunda kalır...


Kendi oğlunun ölümünün üzüntüsü ile yaşarken sandıkta mumyalanmış olarak gömülü bulunan bir çocuğun kalıntılarından kimligini ortaya çıkarmaya çalışan bir dedektifin hikayesini konu alıyor.

Kızının ölümünü kabullenemeyen Dedektif Boyd, acımasız bir kabile ritüeline göre cinayet işleyen seri katili avlamak için harekete geçer: Muti. Boyd'a yardımcı olabilecek tek kişi, söyleyecekleri mümkün olmayan bir sırrı saklayan antropolog Profesör Mackles'tır. Boyd, katilin dünyasına daha da derinlemesine girdikçe, akıl sağlığı ile çılgınlık arasındaki çizgi incelir.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

18 yaşındaki Noah, bir süre önce varlıklı İngiliz iş adamı William'a âşık olan annesiyle birlikte Amerika'dan Londra'ya taşınır. Noah, William'ın serseri oğlu Nick'le tanışır ve çok geçmeden onunla arasında kaçınılmaz bir çekim olduğunu fark eder. Noah yazı yeni hayatına uyum sağlamaya çalışarak geçirirken trajik geçmişi ilk kez âşık olduğu günlerde peşini bırakmayacaktır.

Val Xavier, a drifter of obscure origins, arrives at a small town and gets a job in a store run by Lady Torrence. Her husband, Jabe M. Torrance, is dying of cancer. Val is pursued by Carol Cutere, the enigmatic local tramp-of-good-family.

19 yaşındaki Amerikalı Lucy, yakın zamanda intihar etmiş bir şair olan annesi Sara'nın Bohem ruhlu sanatçı arkadaşlarının arasında yaz tatili geçireceği Toskana'naya gelir. Buranın yerlilerinden fırlama bir delikanlı olan Niccolo, dört yıl önce Lucy'ye ilk öpücüğün heyacanını tattıran kişidir. İki genç tekrar yakınlaşırken; Lucy'nin evsahipleri olan Graysonlar, genç kızı bir sanatçı kolonisi haline getirdikleri kendi dünyalarına sokarlar. Böylece onun gençliği ve taze ruhundan beslenmeye başlarlar. Bu tazelik, orada tatilini geçiren konuklar arasında en çok Alex Parrish'IN ilgisini çekecektir. Ölümcül bir hastalığın son demlerini yaşayan bir yazar olan Alex, genç kızın çekiciliği ve yaşama sevincinden etkilenir.Yaz geçerken, Lucy Niccolo'nun bir kadın canavarı olduğunu öğrenecek, Alex'ten gereken hayat dersini alacak ve kimbilir belki de gerçek ve masum aşkı da yaşayacaktır! Tüm bunlar olurken annesi ve kendiyle ilgli bir kaç sırrın da gizemi çözülecektir elbet...

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Onaltıncı yüzyıl Ukrayna'sında geçen bir “Romeo ve Juliet” hikayesi. Taras, yıllarca süren maceralarından ve kazak dostlarıyla birlikte kahramanlıklarından sonra rahat çiftlik hayatına yerleşir. Çok zengin olmamasına rağmen, oğlu Andrei'yi bir Leh okuluna gönderir. O zamanlar Ukrayna'da Lehler hakimiyetlerini sürdürmektedirler. Kazakların da kökeni, özgürlükleri ve Lehlerin egemenliğinin kaldırılması için mücadele eden Ukraynalı serflerdir. Bu yüzden Taras, çocuğunun düşmanın yöntemleriyle eğitileceğini ummaktadır. Bunun yerine Andrei, Soylu bir Leh ailenin kızına aşık olur. Aşk, aile onuru ve ulusal kimlik mücadelesi arasında bir çatışmaya sahne olur.


Oğlu ortadan kaybolan dul bir adam, olayla bağlantılı bir seri katili yıllar önce yakalamış olan emekli dedektif babasından yardım ister.

Haksız yere suçlanan oğlu için adaleti kendi sağlamaya karar veren, yas içindeki bir diyakoz, yozlaşmış polis çetesine karşı mücadele verir.

Oyuncularını başarılı ve mutlu görmek isteyen, futbol takımının sevilen antrenörü Sam Winters, onlara daima inançları doğrultusunda davranmakta, futbol dışında da iyi bir yol gösterici olmaktadır. Dönemin en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen Joe ise, okul yöneticilerinin ve taraftarların güvenini boşa çıkarmamak için büyük çaba harcamakta, bu rekabet ortamında doğal olarak büyük baskılar hissetmektedir. Bu baskılar onu zamanla daha büyük bunalımlara sürükler.

Eski bir polis olan Jackson’ın işi cinayet alanlarını temizlemektir. Ancak bir gün, işini bitirdikten sonra o cinayetin polise hiç bildirilmemiş olduğunu farkeder. Oysa, farkında olmadan tüm delilleri yok etmiştir.

Will Gerard (Nicolas Cage) kendini gerçekleştirmiş bir Amerikan rüyası gibidir. Mesleğini çok seven Will okulunda oldukça başarılı bir İngilizce öğretmenidir. Mutlu bir evlilik süürdürdüğü güzel eşi Laura (January Jones) ise saygın bir müzisyendir. Yaşamları konserler, mangal partileri hatta satranç turnuvalarıyla geçmektedir. Fakat bu mutluluk tablosu bir gece yaşadıkları korkunç bir olay sonrası yerle bir olur. Laura prova çıkışı cinsel saldırıya uğrar ve çok ağır yaralanır. Hastane içinde eşi için koştururken Will’in yanına hoş görünümlü bir adam (Guy Pearce) yaklaşır. Adam sistem olağan işleyişini ve mahkemelerde yıpranmak yerine kendi adaletini sağlaması için Will'e yardım edebileceğini söyler. Çok kısa sürede karar veren Will teklifi kabul eder ve kendisini yasa dışı yollarla düzeni sağlamaya çalışan bir yeraltı örgütünün içinde buluverir...


1950'lerin başında hayatını yeniden kontrol altına almaya çalışan, yeni dul kalmış bir hemşire (Demi Moore)... 1970'lerde bir aile yetiştirmeye ve kariyerini sürdürmeye çalışırken bunalan dört çocuk annesi bir kadın (Sissy Spacek)... 1990'larda, bir kadının (Cher) yardımıyla hayatlarının gidişatını değiştirecek bir karar veren genç bir öğrenci (Anne Heche)... Farklı zamanlarda aynı evde yaşayan bu kadınlar, ortak bir şeyi paylaşıyor: Plansız bir gebelikle nasıl başa çıkacaklarına dair vermeleri gereken zorlu karar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir