
Ian McKellen
Norman

The Dresser 5 dalda Oscar'a aday olmuştu. Tura çıkan ekibin sergilediği bilmem kaçıncı King Lear oyununda bazı aksiliklerle karşılaşılır. Sir tüm huysuzluğuyla usta işi bir performans sergilerken yardımcısı Norman çıkan sorunları düzeltmeye çalışır. Tamamı kuliste ve sahnede geçen filmde Shakespeare'e doyacaksınız

Time passes and tension mounts in a Florida police station as an estranged interracial couple awaits news of their missing teenage son.

Koşulların değişmesi, Miriam'ın üniversite eğitim ücretini ödeyememesi durumunda, şaşırtıcı bir karardır: yetişkin filmlerinde performans göstermeye başlamak için, Belle Knox takma adını kullanmak. Miriam, ailesine ve okuldaki arkadaşlarına, onun çifte hayatını bir sır olarak saklar. Ancak kısa bir süre sonra söylentiler yayıldı ve Miriam çevrimiçi saldırılara ve istenmeyen ilgiye maruz kaldı. Miriam arka arkaya kavga ediyor: medyaya yeni iş çizgisinin onu bir feminist olarak güçlendirdiğini söyleyerek konuşuyor. Ancak kendine güvenen standında istenmeyen sonuçlar var. Miriam, yetişkin film dünyasındaki muhafazakâr ailesi ve meslektaşları tarafından şaşkına döndü. Bir dürtüsel karar hızla kontrolden çıktı - ve Miriam'ın sorunları daha yeni başlıyor.

Bombaların harabeye dönüştürdüğü bir binada hasta babası ve iki kardeşiyle yaşayan küçük Edmund, yıkık şehirde tek başına dolaşır, karaborsacı bir grup gencin tuzağına düşer ve Nazi sempatizanı eski öğretmeninin uğursuz fikirlerinden etkilenir.

15 yıl boyunca Juliette ve kendisini reddeden ailesinin hiçbir bağı olmamıştır. Hayat onları vahşice ayırmış olsa da, kardeşi Lea ona kocası Luc, babası ve kızları ile yaşadıkları evin kapılarını açar. “Seni o kadar çok sevdim ki...” kadınların güçlülüğü, ileriye dönük olmaları ve kendilerini yoktan varedebilmeleriyle ilgili bir film. Hepimizin sahip olduğu sırlar, içinde bulunduğumuz hapsolma halleri ve paylaşılan yalnızlığa dair bir film...

II. Dünya Savaşı yılları Brüksel, 1941... Nazi Gestapoların yakalayıp sürgün ettikleri ailenin, genç yahudi kızı Mashi Defonseca'nın gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış. Mashi'nin anne ve babası sürgün edilmeden önce, Belçika'lı bir aile ile kızlarının saklanıp korunması ve bakımı için anlaşmıştır. Bir süre sonra yakalanma korkusu ile Mashi ailenin yanından kaçar ve ailesini bulmak için Belçika'dan Ukranya'ya kadar tüm Avrupa'yı yürüyerek geçeceği insanın kanını donduran tehlikelerle dolu dört yıl süren yolculuğuna başlar. Ormanda kurtlarlar sayesinde hayatta kalır.

II. Dünya Savaşı ertesi, Almanya. Michael Berg adlı genç, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna Schmitz'e aşık olmuştur. Gizli bir ilişki yaşayan ikilinin aşkı Hanna'nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. Aradan 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yapıyordur. Bir gün sanık sandalyesinde Hanna'yı görür. Mahkemede Hanna'nın geçmişi ortaya dökülürken, Michael ikisinin de hayatını değiştirecek bir sırrı ortaya çıkarır.

Yakışıklı çapkın Nicky Ferrante ile caz şarkıcısı Terry, Avrupa'dan New York'a giderken yolda tanışırlar ve 6 ay sonra Empire State Binası'nın çatısında buluşmak üzere sözleşirler.

Usta bir kalpazan olan Salomon Sorowitsch’in gerçek hikayesini anlatan film, savaştan kısa bir süre sonra, kumarbazların cenneti, görkemli Monte-Carlo’da başlar. Yıpranmış, eski püskü bir pardesü giydiği halde elinde para dolu bir çantayla sahilde oturan adam Salomon Sorowitch’in ta kendisidir. Geçmişine ait en büyük iz de kolundaki işarettir…

In a touring Shakespearean theater group, a backstage hand - the dresser - is devoted to the brilliant but tyrannical head of the company. He struggles to support the deteriorating star as the company struggles to carry on during the London Blitz. The pathos of his backstage efforts rival the pathos in the story of Lear and the Fool that is being presented on-stage, as the situation comes to a crisis.

1968'de New York'taki bir yaş günü partisinde sürpriz bir konuk ve bol alkollü bir oyun, yedi eşcinsel arkadaşın gizlenen duygular ve gerçeklerle hesaplaşmasına yol açar.

When the young, attractive Joe Orton meets the older, more introverted Kenneth Halliwell at drama school, he befriends the kindred spirit and they start an affair. As Orton becomes more comfortable with his sexuality and starts to find success with his writing, Halliwell becomes increasingly alienated and jealous, ultimately tapping into a dangerous rage.

Bir yayıncının oğlu olan Thomas Webb (Callum Turner), üniversiteden yeni mezun olmuştur ve dünyadaki yerini aramaktadır. Babasının sanatçı eşi ile birlikte beraber yaşadıkları Üst Batı tarafındaki dairesinden, Alt Doğu tarafına taşınan Webb, burada viski shotları içerken dünyevi bilgeliğini aktarmayı seven yazar komşusu W.F Gerald (Jeff Bridges) ile tanışır. Kendini keşfetmeye çalışan Thomas’ın dünyası uzun süredir evli olan babasının, baştan çıkarıcı genç bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenince değişir. Bu ilişkiyi bozmaya kararlı olan Thomas, onları ayırabilmek için babasının sevgilisi ile birlikte olur. Bu durum Thomas’ın kendisi ve ailesi ile ilgili tüm bildiklerini değiştirecek bir olaylar zinciri yaratır.

Mitch Buchannon, believed to have died in a boating accident survived and only has amnesia, he has been recovering in a Los Angeles hospital. His new fiancée, Allison Ford, resembles his old lover, Lt. Stephanie Holden who died years ago.

Amerikan İç Savaşı yıllarında Kuzey’den gelen yaralı bir asker olan onbaşı John McBurney ormanda küçük bir kız tarafından yaralı halde bulunur, ardından yatılı kız okuluna taşınır ve asker buradaki kadınlar tarafından tedavi edilir. McBurney’in gelmesiyle kız okulu okulluktan çıkar, cinsel çekimin ve rekabetin hat safhada olduğu bir yer haline gelir. Bu durum olayları beklenmedik şekilde tersine çevirecektir.

İki kiralık katil olan Ray ve Ken zor bir işin ardından patronları Harry Waters tarafından Belçika'nın romantik şehri Brugge'a tatile yollanırlar. Geldiği ilk günden beri bu şehirden nefret eden Ray'i burada pek çok sürpriz beklemektedir. Bunun sadece basit bir tatil olmadığını düşünen Ray burada yeni insanlarla tanışır ve aşkı ile kendi hayatı arasında gelgitler yaşamaya başlar.Fragmanı eğlencelik bir aksiyon filmi vaadetse de, film aynı zamanda son derece dramatik bir hikaye de sunuyor. Aynı zamanda 2008 Golden Trailer’da iki adaylığı ve bir ödülü bulunmakta * Görsel efektlerle dolu bir aksiyon filmi olacağını düşünmüştüm. iyi ki öyle olmamış, çok daha realist, kesinlikle TARZ bir film çıkmış ortaya * yorum yapmaya gerek yok, direk izleyin.

1941 yılının karanlık bir gecesinde köyün delisi Shlomo, yeri yerinden oynatacak bir haberle köye gelir. Tüm komşu köylerdeki Yahudiler, Almanlar tarafından öldürülmüşlerdir. Kalanların ise akıbetleri belli değildir. Şimdi ise sıra yaşadıkları köydedir. Aynı gece Rabbi'nin önderliğinde toplanan bilge kişiler, köy halkını kurtaracak en iyi yöntemi bulmak için düşünmeye başlarlar. Yine en iyi fikir Shlomo'dan gelir. Nazileri kandıracak bir tren kuracaklar, bir kısmı trendeki Nazi subaylarını oynarken bir kısmı da sürülen Yahudileri canlandıracaklardır, hatta trenin makinistleri bile köylüler olacaktır.

Bir akşam yemeğinde konuklar telefonlarını masada kilidi açık şekilde bırakmaya karar verir. Ancak ortaya çıkan gizli ilişkiler ve karanlık sırlar her şeyi altüst eder.

French sailor Querelle arrives in Brest and starts frequenting a strange whorehouse. He discovers that his brother Robert is the lover of the lady owner, Lysiane. Here, you can play dice with Nono, Lysiane's husband: if you win, you are allowed to make love with Lysiane; if you lose, you have to make love with Nono... Querelle loses on purpose.

The Sheltering Sky (Çölde Çay), bir çiftin durgun ve umutsuz evliliklerini yeniden canlandırabilme umuduyla Kuzey Afrika’ya doğru yaptıkları egzotik bir yolculuğu anlatmaktadır. Kendilerini turist değil gezgin olarak tanıtan besteci Port (John Malkovich) ve oyun yazarı olan eşi Kit Moresby (Debra Winger), yakın arkadaşları George Tunner (Campbell Scott) ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’dan uzaklaşarak kaybolmuş ruhlarını Sahra Çölü’nde bulmayı arzulamaktadırlar. Fas, Cezayir ve Nijer’in çarpıcı manzarasını fon alan bu aşk hikayesinde, iki sevgilinin tensel yakınlığının bir dışavurumu olan çöl ile ilişkilerindeki karmaşıklığın dışavurumu olan şehirlerin labirentimsi yapısı içinde siz de kendi yalnızlığınızla tanışacak ve harikulade görüntülerle unutamayacağınız ruhsal bir yolculuğa çıkacaksınız.

“Hayatının Seçimi”nde, atılacak bir adım bir hayatı sonsuza dek değiştirebilir. Karanlık bir geçmişe sahip olan Shana, aynı iş yerinde çalışmaya başladığı komşusu Gavin ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Ancak Shana’nın uçlarda yaşayan kocası Joe’nun bu sadakatsizliği öğrenmesi üçünü birden fırtınalı bir sona doğru sürükleyecektir. Zamana karşı yarışılan bu gerilimde, karmaşık bir aşk üçgeni ve birbiriyle karşıt düşüncelere sahip iki adamın ölümcül çatışması merak uyandıracak bir şekilde perdeye yansıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir