
Finnegan Oldfield
David

Çok farklı sosyal çevre, gelir düzeyi ve ırklara mensup bir grup genç, içindeki bulundukları topluma duydukları, farklı nedenlerden kaynaklanan tepkiden ötürü Paris'in farklı noktalarında eş zamanlı olarak bombalar patlatmaya karar verecektir. Eylemlerden sonra ise lüks bir alışveriş merkezinde saklanacaklardır.

Hayatı pek yolunda gitmeyen bir kasap, hapisten yeni çıkmıştır ve yeni bir başlangıç yapmak istemektedir. Zihinsel engelli kızını bir akıl hastanesine yerleştirdikten sonra, hamile sevgilisi ve onun annesi ile Lille’e yerleşir. Sevgilisini sevmemektedir; fakat sevgilisi ona yeni bir kasap dükkânı açmayı vaat etmiştir. Kısa zaman sonra kadının ona yalan söylediğini anlar, onu terk eder. Tekrar Paris’e dönmeye ve kızını bulmaya karar verir. Yanındaki tek şey tabancasıdır ve yollara düşer… Artık kendi kendiyle baş başadır, hayatın amacını ve anlamını bulma çabaları arasında gelgitler yaşar. 1998'de aralarında Cannes Eleştirmenler Haftası Ödülü, Sarajevo Film Eleştirmenleri Ödülü, Stockholm En İyi İlk Film ve En İyi Görüntü olmak sayısız ödülün sahibi oldu...

Paris’i kana bulayan terörist saldırılardan sonra gazeteci Sam, bir grup cihatçının arasına karışır. Asıl amacı bu gençlerin niyetini öğrenmektir…

One night, Leo, a Spaniard working in Brussels as a subway driver, sees a young man on the edge of the platform, just before he falls onto the tracks.

Simon Killer iyi eğitimli, yakışıklı ve sempatik üniversite mezunu Simon’ın psikolojik ve erotik hikayesidir. Ancak kalbi kırılan Simon kafasını boşaltmak için Paris’e gider. Amaçsızca geçen günlerin ardından, Simon kendisini bir seks evinde bulur ve egzotik bir hayat kadını olan Victoria ile ilişki yaşar. Aralarındaki kimya ikilinin ciddi bir ilişki yaşamaya başlamasına neden olur. Ama ilişki nedeniyle durum şantaja, ihanete ve Simon’ın gerçek doğasının ortaya çıkmasına dönüşür...

"The Kingdom"da 12 Mayıs 2003 tarihinde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da meydana gelen eşzamanlı bombalama olaylarını izleyen günlerde yaşananlar anlatılır. Riyad'daki terörist saldırının çok sayıda masum Amerikalı sivilin hayatına mal olmasının ardından harekete geçen FBI yetkilileri, bu saldırının sorumlularını ele geçirmek ve rakip istihbarat ajanlarıyla mücadele edebilmek için bu ülkeye özel bir ajanlar ekibi gönderme kararı alırlar. Seçkin ajanlar grubunu yönetmekle görevli olan Özel Ajan Ronald Fluery (Jamie Foxx) hayatının en zor göreviyle karşı karşıyadır. Yanına en güvendiği üç ajan Janet Mayes (Jennifer Garner), Adam Leavitt (Jason Bateman) ve Grant Sykes'i de (Chris Cooper) alan Ronald Fluery, bir haftaya kalmadan terörist hücresinin içine sızarak onu çökerteceğinden emindir. Ancak Suudi Arabistan'a varınca kendilerini çok farklı bir kültür, olağanüstü hava sıcaklığı ve politikanın kirli labirentlerinde tuzağa düşmüş bulurlar...


Jack Ryan (Ben Affleck), CIA uzmanı olarak, üçüncü dünya savaşını çıkartmaya çalışan ve ellerinde bir nükleer bomba bulunan teröristleri engellemeye çalışmaktadır. Teröristlerin amacı, bombayı patlatmak ve bunu Rusların yaptığı izlenimi bırakarak Amerika'nın karşılık vermesini sağlamaktır. Tom Clancy'nin popüler romanından uyarlanan film, özellikle içerdiği nükleer patlama sahnesi ve Amerikan başkanının yaralı görüntüleri yüzünden Beyaz Saray'dan çok tepki topladı.

Biri kaderin tuzağına düşmüş, diğeri görevine tutkuyla bağlı iki adam. Ve onlar uğruna yaşamayı, savaşmayı hatta ölmeyi göze aldıkları bilinmezin ne olduğunu keşfetmek üzereler. Harrison Ford ile Brad Pitt'in sette ego savaşı yaptıkları film.

Mutsuz bir geçmişi olan bir daire ve tekin olmayan sakinleriyle bir apartman Roman Polanski'nin gerilim filmi Kiracı'nın mekanını oluşturuyor. Polanski'nin canlandırdığı Trelkovsky'nin sıradan memur hayatı, yeni bir binaya taşınmasıyla birden bire değişir. Binanın diğer sakinleri ve eski kiracıların trajik kaderleri paranoyalarına yenilerini ekler. Trelkovsky'nin gerçekleri ortaya çıkacak mıdır yoksa bütün bunlar yalnızca hayal ürünü müdür?

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.

Genç bir kadın olan Eugenie’nin eşsiz bir yeteneği vardır. O, ölüleri duyup, görebilmektedir. Çok geçmeden ailesi onun bu sırrını keşfeder ve Eugenie babası ve erkek kardeşi tarafından La Pitié Salpêtrière nöroloji kliniğine yatırılır. Ancak Eugenie, aslında olmaması gereken bu hastaneden kaçmayı başarır.

Georges, bir televizyon kanalı için edebiyat programı hazırlayıp sunuyor. Karısı ile birlikte son derece rahat ve huzurlu bir yaşamı var. Bir gün kaynağı belirsiz bir paket alıyor. İçinden, Georges'un ailesiyle birlikteyken gizlice çekilmiş görüntülerinin olduğu bir video kaset çıkıyor! Zamanla, yeni paketler gelmeye başlıyor ve Georges, paketleri yollayan kişinin kendisini yakından tanıdığını anlıyor. Artık sadece karısı ile birlikte polise gidip gitmeme konusunda karar vermek kalıyor. Ve zaman geçtikçe Georges'un geçmişindeki bazı olaylar ile paketler arasındaki ilişki belirginleşmeye başlıyor... Yaşayan en önemli sinemacılardan birisi olan Michael Haneke imzasını taşıyan, sıkı bir gerilim filmi. Klasik bir gerilim filmi bekleyenlere, politik yönü ağır basan bir Haneke filmi olduğunu hatırlatalım.

Genç edebiyat öğrencisi Anne, bohemlerden oluşan bir tiyatro topluluğuna dahil olur ve Shakespeare’in Perikles oyununu sahneye koyan yapımcı Gerard ile ilişkiye girer. Fakat kısa bir süre sonra zalim (ve belki de hayali) bir komplonun gölgesinde yaşamaya başlar.

New York’ta tek başına yaşayan Frances oldukça uysal mizaçlı, büyük şehirde tek başına ayakta kalmaya çalışan, genç bir kadındır. Günün birinde metroda unutulmuş bir çanta bulur. Çantanın sahibi klasik müzik hayranı bir piyano öğretmeni olan Greta’dır. Çantayı sahibine ulaştırmaya kararlı olan Frances vakit kaybetmeden yola koyulur. Evine kadar gelip kendisine çantasını ulaştıran Frances’e teşekkür etmek isteyen Greta onu kahve içmeye davet eder. Bu sayede yolları kesişen ve birbirlerini tanımaya başlayan Frances ve Grera arasında kısa sürede beklenmedik bir arkadaşlık oluşur. Hem yakın zamanda annesini kaybetmiş olan Frances'in hem de kocasını kaybetmiş yalnız bir kadın olan Greta’nın bu arkadaşlığa ihtiyacı vardır. Ancak bir süre sonra Frances, anaç yapılı Greta hakkındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.

Yakın gelecekte, dünya düzeni değişti. 10 milyon işsiz ile, Fransa artık en fakir ülkelerden biridir. İsyan ve karmaşa topluma hakim olur. Ares, tutuklanan kız kardeşini kurtarmak için mümkün olan her şeyi yapması gerekecek.

20’li yaşlarında, içine kapanık bir kadın olan Maureen, Paris’te ünlü bir modelin özel alışveriş danışmanlığını yapmaktadır. Genç kadın, kısa zaman önce ikiz erkek kardeşini kaybetmiştir ve henüz yas sürecindedir. Bir gün cep telefonuna bir mesaj gelir. Kardeşinin hayaletinden...

Manuel Puig’in ünlü romanını temel alarak sahnelenen ve Broadway’i kasıp kavuran Kander & Ebb müzikalinin sinema uyarlaması, üç başrol oyuncusunun olağanüstü performanslarıyla dikkat çekiyor: filme adını veren rolde Jennifer Lopez, Diego Luna ve Tonatiuh. Örümcek Kadının Öpücüğü, siyasi mahkûm Valentin ile aynı hücreyi paylaşan, ahlâka aykırı davranıştan hüküm giymiş Molina’nın sıradışı dostluklarını anlatıyor. Molina Valentin’e, bayıldığı film yıldızı Ingrid Luna'nın başrolünü oynadığı şatafatlı bir Hollywood müzikalinin hikâyesini anlatıyor; küçük, karanlık hücreleri böylece ışıl ışıl canlanıyor. Bu sahnelerde Technicolor renk tonları ve muhteşem danslarla izleyicinin gözlerini kamaştıran Örümcek Kadının Öpücüğü, The Greatest Showman ve Chicago gibi hit müzikal filmlerin senaryolarını yazan, Dreamgirls’ün de yönetmenliğini üstlenen Bill Condon tarafından beyazperdeye aktarıldı. Film, Sundance’te prömiyerini yaptı ve Locarno Film Festivali'nin kapanış filmi olarak gösterildi.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...

Paris’in gettolarında hararetli saatler yaşanmaktadır. Grup halinde dolaşan yerel gençlerle, çevreyi kuşatan polisler arasında nefret dolu bakışlardan oluşan bir gerilim vardır. Mahallenin gençlerinden Abdel, polis soruşturması sırasında dövüldüğü için hastanede ölüm döşeğinde yatmaktadır. Arkadaşı Vinz ise, Abdel’in ölmesi durumunda bir polis vurmaya ant içer.

Başkan Charles De Gaulle'un Fransız Cezayir'ini özgür bırakma planından hazetmeyen bir grup Fransız paramiliteri, De Gaulle'ü öldürmeyi planlar. Planlarını gerçekleştirmek için grup "The Jackal" olarak bilinen bir İngiliz suikastçı kiralar. Plan Fransız polisi tarafından ortaya çıkarılır ve müfettiş Lebel, The Jackal'ın takibindedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir