
Paul Henreid
Capt. Laurent Van Horn

Laurent van Horn is the leader of a band of Dutch refugees on a ship seeking freedom in the Carolinas, when the ship is wrecked on the coast of Cartagene, governed by Don Juan Alvardo, a Spanish ruler. Alvarado has Laurent thrown in prison, but the latter escapes, and five-years later is a pirate leader. He poses as the navigator on a ship in which Contessa Francesca, daughter of a Mexican noble, is traveling on her way to marry Alvarado, whom she has never seen. Laurent's pirates capture the ship and Francesca, in order to save another ship, gives her hand-in-marriage to Laurent, who sails her to the pirate hideout. This irks his jealous pirate comrades Anne Bonney and Captain Benjamin Black. They overpower Laurent and send Francesca to Alvarado, and then Mario du Billar, a trusted right-hand man, makes a deal to deliver Laurent to Alvarado.

Paul Henreid
Capt. Laurent Van Horn

Maureen O'Hara
Contessa Francesca

Walter Slezak
Don Juan Alvarado

Binnie Barnes
Anne Bonney

John Emery
Mario Du Billar

Barton MacLane
Capt. Benjamin Black

J.M. Kerrigan
Pillery Gow

Fritz Leiber
Bishop

Nancy Gates
Lupita

Jack La Rue
Lt. Escobar

Mike Mazurki
Erik Swaine

Ian Keith
Captain Lussan

Victor Kilian
Santa Madre Captain

Curt Bois
Paree

Antonio Moreno
Commandante

İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.

Judah Ben Hur zengin yahudi bir prenstir. Bir gün çocukluk arkadaşı Messela ile buluşup konuşurlar ve hasret giderirler. Bu konuşmaların sonunda iki taraf siyasi fikirlerini ortaya döktüklerinde tartışmaya başlarlar. Ben Hur arkadaşına hiç bir koşulda destek vermeyeceğini söyler. Bunun üzerine arkadaşı Messela onu kürek mahkumu olarak sürgüne gönderir. Zengin hayatına veda eden prens bu olay üzerine intikam yemini edecektir.

Mutsuz bir evliliği olan ve üst tabakanın kendisine yapmacık gelen tavırlarından bunalan Julia Sturges, kocasından habersiz olarak iki çocuğunu da alır ve Amerika'ya gitmek üzere Titanic gemisine biner. Ancak kocası Richard da çocuklarından vazgeçmek niyetinde değildir ve son anda Titanic'e binmeyi başarır. Julia ve kocası Richard arasında yolculukları boyunca üst tabakaya mensup olmanın getirmiş olduğu soğukkanlı ama gerilimli bir tartışma yaşanırken, her ikisi de birbiri hakkındaki yalanları, gerçekleri ve gerçek kişiliklerini keşfederler. Bu arada ilk seferine çıkmış olan, yapıldığı tarihe göre dünyanın en büyük gemisi olan ve hiç batmayacağı söylenen Titanic; bir buzdağına çarpınca, Julia ve Richard bu olay karşısında kendi sorunlarının boyutunu ve ilişkilerini bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalırlar.

Eski bir korsan, kabadayı korsanlarla ve göründüğünden daha sert olan aristokrat bir kadınla olan aşk/nefret ilişkisiyle mücadele ediyor.

The titular adventurer, after defying his parents to go to sea, survives a shipwreck and becomes a castaway on a deserted island for nearly thirty years, learning to build a new life from scratch, discovering companionship with a native man he names Friday, and eventually returning to civilisation a changed man, finding wealth and new challenges.

1558-1603 yılları arasında 45 yıl tahtta kalan I. Elizabeth, tarihin en ünlü kraliçelerinden biri idi. İskoçya Kraliçesi kuzeni Mary Stuart, İspanya Kralı Philip ile birlikte İngiliz tahtını eline geçirmek için gizli komplolar düzenlerken I. Elizabeth'in hayatı da büyük bir karmaşa içindedir.Bir yandan, savaşa hazırlanmakta olan imparatorluğunu koruyabilmek için sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken bir yandan da, yakışıklı denizci Raleigh'e karşı hissettiği tutkulu aşkla başa çıkmaya çalışmaktadır. Sadık ve güvenilir danışmanı Sir Francis Walsingham, her ne kadar onu bütün komplolardan korumaya çalışsa da I. Elizabeth, hayatının en zor sınavlarından birini vermek üzeredir.

18. yüzyıl Fransa’sında bir kontes, evlendirmek üzere olduğu kızı Héloïse’ın portresini hazırlaması için ressam Marianne ile anlaşır. Anlaşmaya göre Marianne, Héloïse’a refakat ederek onu gizlice resmedecektir. Ancak iki kadın derin bir bağ kurar ve aralarındaki çekim tüm planları bozar.


1920li yılların sonunda Hindiçin Liseli bir Fransız kız, Mekong nehrindeki bir vapurda zengin bir Çinli ile tanışır ve onun birlikte yolculuk etme teklifini kabul eder. Sonrasında genç kız, adamın garsoniyerine gidecek ve ilk aşkı orada yaşayacaktır. Irklar arası sürtüşmenin, para ve statü gibi değerlerin şekillendirdiği bu tutku dolu ilişki, Çinli adam için ömür boyu unutulmayacak gerçek aşk anlamını taşıyacaktır. Ünlü yazar Marguerite Durasın Fransanın en önemli edebiyat ödülü Prix Goncourta layık görülen ve kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan romanından, baş döndürücü güzellikte bir uyarlama.

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

Jilet haline getirilmek üzere hurdaya gönderilmeden önceki son yolculuğuna çıkan dev yolcu gemisi Poseidon'un yorgun bedeni, çok zorlanınca yılbaşı gecesi denize yenik düşer. Alabora olan gemi su almaya başladığında, bir papazın örgütlediği hayatta kalanlar yaşam mücadelesine başlar.Kazazedelerin kurtulmak için tek şansı, şimdi tersyüz olmuş ve giderek su alan geminin derinliklerinden deniz seviyesinin üzerine doğru imkansız bir yolculuğa çıkmaktır. Geminin labirent gibi dehlizlerinde yaşam savaşı grubun pek uyumlu olduğu ise söylenemez: başı çeken bir papaz, İsrail'deki torunlarını görmeye giden yaşlı bir çift, bir tüccar, New York'lu bir dedektif ile eski bir olan karısı, iki çocuk, ünlü bir şarkıcı ve bir garson...

The story of courtesan and dance-hall girl Emma Hamilton, including her relationships with Sir William Hamilton and Admiral Horatio Nelson and her rise and fall, set during the Napoleonic Wars.

Avustralyalı azimli bir genç kız, tek başına yelkenle dünyayı dolaşan en genç kişi olma hayalinin peşinden giderken korkularıyla yüzleşir.

Rick Leland makes no secret of the fact that he has no loyalty to his home country after he is court-martialed out of the army and boards a Japanese ship for the Orient in late 1941. But has Leland really been booted out, or is there some other motive for his getting close to fellow passenger Doctor Lorenz?


Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

Muhteşem Disney Klasikleri'nin gerçek ruhu, müzik, eğlence, macera ve güzel mi güzel animasyonla dolup taşan bu olağanüstü filmde kendini gösteriyor. Cesaret ve arkadaşlığın bu efsanevi hikayesi, Pocahontas'ın, yani özgür ruhlu prensesin, bir gemi dolusu gizemli İngiliz göçmeni izlemesiyle başlar. Rakun Meeko ve Sinekkuşu Flit ile birlikte Pocahontas ve Kaptan Smith arasında çok güçlü bir arkadaşlık başlar. Ancak birbirinden çok farklı iki kültür arasındaki gerilim tırmanya başladığında Pocahontas, herkesin barış içinde yaşaması için bir yol bulmak zorundadır. Tek çözüm Söğüt Nine'ye gidip, akıl danışmaktır.

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.

Kral Arthur ve şövalyeleri, Kutsal Kâse'yi aramak için ilahi bir görev alırlar. Ancak bu yolculukta karşılarına türlü düşmanlar çıkar: kötü niyetli rakip şövalyeler, yalnızca çizgi film olarak görülebilen kanlı canavarlar, İngiltere'de bir kaleye sığınmış küstah Fransız şövalyeleri, cadılar, şeytani kahinler, Scotland Yard ve hatta bir katil tavşan! Neyse ki bu ölümcül tavşanı alt etmek için Haçlı Seferleri’nden getirilen komik bir kutsal emanetleri vardır: "Antakya’nın Kutsal El Bombası!"

1870'lerin Japonya'sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren, Japon İmparatoru'nun davetlisi olarak ülkenin ilk ordusunu eğitmek üzere doğuya gelir. Modernleşme eğilimleri gösteren feodal kültür, samuray tarzını da devam ettirmektedir. Algren, bir kaza geçirip samurayların lideri tarafından kurtarılınca köklü samuray kültürüyle tanışır ve etkilenir. Bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenince büyük bir kararın eşiğine gelecektir. İki taraf arasında kalmıştır ve onurunun doğru yolu göstermesini beklemektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir