
Cate Blanchett
Elizabeth I, Queen of England

1558-1603 yılları arasında 45 yıl tahtta kalan I. Elizabeth, tarihin en ünlü kraliçelerinden biri idi. İskoçya Kraliçesi kuzeni Mary Stuart, İspanya Kralı Philip ile birlikte İngiliz tahtını eline geçirmek için gizli komplolar düzenlerken I. Elizabeth'in hayatı da büyük bir karmaşa içindedir.Bir yandan, savaşa hazırlanmakta olan imparatorluğunu koruyabilmek için sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken bir yandan da, yakışıklı denizci Raleigh'e karşı hissettiği tutkulu aşkla başa çıkmaya çalışmaktadır. Sadık ve güvenilir danışmanı Sir Francis Walsingham, her ne kadar onu bütün komplolardan korumaya çalışsa da I. Elizabeth, hayatının en zor sınavlarından birini vermek üzeredir.

Cate Blanchett
Elizabeth I, Queen of England

Laurence Fox
Sir Christopher Hatton

Clive Owen
Sir Walter Raleigh

Geoffrey Rush
Sir Francis Walsingham

Tom Hollander
Amyas Paulet

Abbie Cornish
Elizabeth Throckmorton

Rhys Ifans
Robert Reston

Samantha Morton
Mary, Queen of Scots

Jordi Mollà
King Philip II of Spain

Eddie Redmayne
Anthony Babington

Adrian Scarborough
Calley

Adam Godley
William Walsingham
Robert Cambrinus
Count Georg von Helfenstein

Christian Brassington
Archduke Charles

David Threlfall
Dr. John Dee

İngiltere Kralı VIII. Henry, erkek varis doğuramayan eşi Aragonlu Catherine'i boşayıp, yerine genç ve güzel Anne Boleyn'i seçer.

On sekizinci yüzyıl sonu, çok güzel ve büyüleyici Düşes Georgiana Spencer (Keira Knightley), dönemin en etkileyici kadınıdır. Güzelliği ve karizmasıyla toplumda nam salmıştır. Bu namın duyulmasıyla kendinden yaşça büyük olan Devonshire Dükü (Ralph Fiennes) ile görücü usulü evlenir. Bu evlilikle beraber Georgiana moda ikonu ve kurnaz bir politikacı haline gelir. Ancak evliliğinde bulamadığı aşkı umutsuzca aramaya devam eden Georgina’nın hayatı Charles Grey (Dominic Cooper) ile yaşadığı yasak aşk, müsrifliği ve politikaya el atması sonucu yaşadığı itibar kaybı, ve en iyi arkadaşı Bess Foster’ın (Hayley Atwell) ona olan ihaneti sonucu karmakarışık olacaktır.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

Avrupalılar ve "Yeni Dünya"daki yerliler arasında bir çok trajik karşılaşma yaşanmışsa da, bunlardan en unutulmaz 17. yüzyılın başında, Virginia'daki Jamestown kolonisinde yaşananlar gelir. Denizci John Smith ile kızılderili kız Pochahontas arasındaki efsanevi aşk bir çok hikakeye konu olmuştur.Koloniciler, onları dostça karşılayan kızılderililer ile dengeli bir ilişki kurmayı başarırlar. Kızılderili reisinin kızı Pochahontas ve John Smith birbirlerine aşık olduklarıda ise, farklı kültürler kaynaştığında çoğunlukla yaşanan trajedilerden biri yaşanacaktır. İnce Kırmızı Hat yönetmeni Terrence Malick bu kez yeni keşfedilen bir Amerika arkaplanında iki genç ve tutkulu insanın birbirlerini ve kendilerini keşif serüvenini anlatıyor. Çok bildik bir hikayenin yepyeni bir versiyonu.

This period drama frames the tumultuous affair between Queen Elizabeth I and the man who would be King of England.

Yıl 1593 ve umut vadeden oyun yazarı Will Shakespeare, her yazarın zaman zaman başına gelen tıkanma hastalıklarından birini yaşıyor. Son komedisi Romeo ve Ethel, Korsanın Kızı bir türlü ilerlemiyor ve Londra tiyatro topluluğu sürekli bitmiş senaryoyu istiyor. Depresyona giren Will, tanrı vergisi yeteneğini kaybedip kaybetmediğini düşünmeye başlıyor. Tüm umudunu kaybetmişken güzel Viola ile tanışıyor ve aldığı ilham ile tüm zamanların en harika aşk hikayelerinden birini yazıyor. John Madden'in Shakespeare uyarlamalarının popüler olduğu bir dönemde gerçekleştirdiği bu sıradışı film, sempatik oyuncuları barındıran kadrosuyla hem çok sevilmiş hem de yedi Oscar ödülünün birden sahibi olmuştu.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

Yıl 1183. Her modern-zaman politikacısı gibi, Britanya'nın Kralı 2. Henry (Peter O'Toole) de, karısını balolara götürmeyi ve onu halka teşhir etmeyi yalnızca zaman zaman faydalı bulur. Henry'nin uzak bir kalede sürgündeki kraliçesi Eleanor (Katharine Hepburn), Henry'ye ve üç oğluna, bir aile toplantısında katılmak için davet edilir. Bu şekilde Henry, İmparatorluk'un birliğini güçlendirmeyi ve güç dengelerinin Eleanor'a ya da üç oğlundan birine kaymasını engellemeyi ummaktadır. Diğer yanda da Kral'ın gücüne imrenmekte olan metresi Prenses Alais (Jane Merrow) ve prensesin erkek kardeşi Fransa Kralı Philip (Timothy Dalton) vardır. Henry'nin bütün bu çabalarına rağmen, Eleanor başarılı bir şekilde, aileyi yeniden bir araya getirir. Bunu yaparken de yalnızca kendi gücünü yeniden garantilemekle kalmayacak, ölümünden sonra bile bu gücün yaşamasını sağlayacaktır.

1960’larda Cleveland’ın bir banliyösünde başlayan Bobby ve Jonathan’ın dostluğu, araya yılların girmesinin ardından 1980’de New York’da yeniden kesişir. Birbirinden uzun zamandır ayrı olsalarda, birbirlerinden farklı olmayan Bobby ve Jonathan’ın ilişkileri, Jonathan’ın oda arkadaşı olan uçarı Clare’in etkisiyle değişmeye başlayacaktır. Pulitzer ödüllü Saatler’in yazarı Michael Cunningham’ın bu romanından da yine etkileyici ve son derece dramatik bir film çıkmış.


1560 yılında, efsanevi altın ülkesi El Dorado’yu bulmak amacıyla İspanyol “kâşif”ler And dağlarını aşmaktadırlar. Aralarında komutan yardımcısı Don Lope de Aguirre’nin de bulunduğu bir keşif kolu Don Pedro de Ursua başkanlığında yola çıkar. Yerli kölelerin kılavuzluğunda, önce dağlarda ardından haritalarda gösterilmemiş bir nehirde, sallarla sürdürülen yolculuk büyük kayıplara yol açar. Yiyecekleri, salları, mühimatları ve adamları telef olur; artık görünürde nehir ve bataklıktan başka fethedilecek bir şey kalmamıştır. Askerler görünmeyen ellerin attığı ok ve mızraklara hedef olmaktadır. Ursua keşfe son vererek kampa geri dönmeye karar verir. Aguirre ise nehri takip ederek zafere doğru yürümeleri gerektiğini savunur. Ursua yardımcısının zincire vurulmasını emredince Aguirre ve yandaşları isyan ederler. Aguirre komutayı ele aldığında, kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemez.

Oklahoma'da 1920'lerde Osage halkının topraklarının altında petrol bulunduğunda Osage halkı bir bir öldürülür, ta ki FBI gizemi çözmek için devreye girene dek.

Kralın şövalyelerinden olan Tristan ve kralla yakında evlenecek olan Isolde’nin imkansız aşkının anlatıldığı epik bir film.

Annie, uzun zamandır birlikte olduğu Duncan ile olan ilişkisinde pek de mutlu değildir. Duncan eski bir rock yıldızı olan Tucker Crowe’un takıntılı bir hayranıdır ve neredeyse ona olan bağlılığı Annie’ye olan bağlılığından daha fazladır. Tucker’ın 25 yıl önce kaydettiği bir demo kayıt orataya çıkıp yeniden ünlü olunca, Annie ve Tucker arasında hayatlarını değiştirecek bir karşılaşma yaşanır.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Altı Oscar kazanan BAYAN MİNİVER, savaşın başlarında ABDnin Avrupaya müdahale etmesi doğrultusundaki kamuoyu desteğini oluşturan ve devam etmesini sağlayan bir İkinci Dünya Savaşı propaganda filmiydi. İngiliz orta sınıf ailesi Miniverlar, savaşın ilk aylarını Belham kasabasında geçirirler. Miniverların oğlu Vin, bir yandan bombalardan isabet almamaya çalışırken, bir yandan da Leydi Beldonın zarif torunu Carola kur yapar. İstasyon şefi Bay Ballard yetiştirdiği güle Bayan Miniverın adı verilir ve gururlu yaşlı Leydi Beldonın gülüne rakip olarak yarışmaya sokulur. Daha sonra, Vin Kraliyet Hava Kuvvetlerine katılır; Bayan Miniverin iriyarı kocası Clem İngiliz Ordusunun Dunkerqueten dramatik bir biçimde tahliyesine gezinti teknesiyle yardımcı olur; Nazi bombalarının güllerini mahvetmesine göz yummayı reddeden hoş, kibar ama güçlü bir iradeye sahip Bayan Miniver ise, bahçede bulduğu yaralı Alman paraşütçüsünü etkisiz hale getirir

İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler umutsuzluğa düştüğü sırada Churchill, kadınların casus olarak işe alınıp, eğitilmelerini emreder. Kadınların göz korkutucu misyonları sabotaj yapmak ve bir direniş oluşturmaktır. Bu görev için Vera Atkins, hırslı bir kadın olan Amerikalı Virginia Hall ve barış yanlısı bir kadın olan Noor Inayat Khan’ı işe alır. Kadınlar, Fransa’daki Nazi rejimini zayıflatmak için birlikte zorlu bir mücadeleye girişir.

William Shakespeare'in unutulmaz eserlerinden V. Henry'nin beyazperde uyarlaması. Globe Theatre'da oynanan oyunla başlayan film, V. Henry'nin oldukça çalkantılı geçen bir gençlik sonrasında geçirdiği dönüşüm ele alınıyor. V. Henry, dağılmış İngiliz birliklerini toplayarak oldukça güç koşullara rağmen Agincourt Muharebesi'nde Fransızlara karşı zafer kazanır. Böylece başarılı bir lider ve asker olduğunu da kanıtlamış olur. Fransızlarla barış anlaşması olarak da Prenses Katherine'i kendine ister.

İkinci Dünya Savaşı esnasında İngiltere İstihbarat Bakanlığı, ABD’yle de işbirliği yaparak, ulusa moral aşılamak sebebiyle Dunkirk Muharebesi’nde kurtarılan askerlerin hikayesini anlatan bir film çekmek istemektedir. Eskiden sekreterlik yapan Catrin Cole (Gemma Arterton) bakanlığa iş görüşmesi için çağrıldığı zaman yine aynı pozisyona alınacağını düşünmektedir, ancak ansızın kendini bu filmin senaryo ekibinde bulur. Catrin, yazdığı film senaryolarıyla bir yandan kadınların toplumda daha görünür olması için mücadele verirken bir yandan da iki aşk arasında kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir