
John Thaw
Tom Oakley


John Thaw
Tom Oakley
Nick Robinson
William Beech

Annabelle Apsion
Mrs. Beech
Thomas Orange
Zacharias Wrench

William Armstrong
Dr. Stelton

Geoffrey Beevers
Vicar

Mossie Smith
Mrs. Fletcher
Peter England
Michael Fletcher
Ivan Berry
George Fletcher

Harry Capehorn
Edward Fletcher

Geoffrey Hutchings
Ralph Briggs (Air Raid Captain)

Pauline Turner
Annie Hartridge
Thomas Russell
David Hartridge

Merelina Kendall
Postmistress

1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.

Yıl 1936. Filistin'deki köyler İngiliz sömürge yönetimine karşı ayaklanırken, Yusuf kırsaldaki evi ile Kudüs'ün huzursuz enerjisi arasında gidip gelir, artan huzursuzluğun ötesinde bir gelecek özler. Ancak tarih acımasızdır. Avrupa'daki antisemitizmden kaçan ve bazıları kötü niyetli siyonist ve sömürgeci emellerle gelen Yahudi göçmenlerin sayısı artarken, Filistin halkı İngiltere'nin 30 yıllık egemenliğine karşı en büyük ayaklanmada birleşirken tüm taraflar kaçınılmaz bir çatışmaya doğru sürüklenir. Bu an, İngiliz İmparatorluğu ve tüm bölgenin geleceği için belirleyici bir andır.

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.

The story of the pioneering project to rehabilitate child survivors of the Holocaust on the shores of Lake Windermere.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Evsiz bir jokey, bir milyoner, bir kovboy ve seabiscuit adında bir at... kendilerinin ve ülkedeki herkese ilham kaynağı olan bir yarış atının gerçek öyküsünü anlatıyor... 1920'lerde efsaneye dönüşen sıradışı bir drama... seabiscuit sizi hayatınızın yarışına götürecek...

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

One Life, henüz 29 yaşındayken, II. Dünya Savaşı patlak vermeden önce 669 çocuğun hayatını kurtaran Nicholas George Winton'ın hayat hikayesini konu ediyor.

Film, Birleşik Krallık’ın başarılı başbakanı Winston Churchill’in (Gary Oldman) kariyerindeki ilk dönemine, Hitler’in etkisindeki Nazi Almanya’sı ile mücadelesine odaklanacak. Churchill, hayatının belki de en büyük sınavından geçecektir. Hayatında zor ve geri dönüşü olmayan ikilemlerden birini yaşar. Ya Nazi Almanyası ile barışçıl bir antlaşma yolu bulmaya çalışmalıdır ya da milletinin bağımsızlığı ve idealleri için Nazilerin karşısında sımsıkı durmalıdır. Durdurulamaz Nazi güçleri Batı Avrupa'da ilerlerken ve istila tehditi kapıdayken, bir yanda şüpheci bir Kral, bir yanda da kendisi karşıtı planlar yapan partisi varken Churchill bu zor zamanlarda dik durmalı, bir ulusu ayağa kaldırmalı ve dünya tarihinin ilerleyişini değiştirmelidir.

1944'de Nazi işgalindeki Amsterdam'da Yahudiler toplanıp, kamplara gönderilmekte, kamplarda yok edilmektedir. Bir grup Yahudi bir evin çatı katında saklanır, hiç dışarı çıkmazlar. 2 yıllık bu zorunlu oda hapsinde açlıkla boğuşurken zaman zaman aralarında tartışmalar da çıkar. Anna Frank adlı genç kız, bu odada olanları bir günlüğe kaydeder. Savaşın sonlarına doğru müttefikler Normandiya'ya çıkarma yaparken, bu odadaki insanların sonu ne olacaktır? Naziler onları da mı götürecektir?.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

1900'lerin Amerikasında orduda görevli albay William Ludlow görevinden ayrılarak, Montana'da kaya dağlarında bir evde 3 oğlu ile yaşamaya başlar. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlar. Albayın tüm karşı çıkmalarına rağmen 3 kardeş savaşa katılır. En küçük oğlan Samuel'in öldüğü savaşın ardından diğer oğlu Tristan Samuel'in nişanlısı Susannah'la yakınlaşmaya başlar ve aralarında bir aşk başlar. En büyük kardeş Alfred'inde Susannah'tan hoşlanmaya başlamasıyla olaylar değişir ve gelişir. Bu arada kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tristan bir çıkmazın içine girmiş bulunmaktadır.

1952 kışında İngiliz yetkililer bir soygun ihbarını araştırmak üzere Alan Turing’in evine girerler. Ahlâksız davranış suçlamasıyla Turing’i gözaltına alırlar. Yetkililer, modern bilgisayarcılığın öncüsünü suçladıklarından habersizdir. Bilgin, dilbilimci, satranç şampiyonu ve istihbarat görevlilerinden oluşan bir grubun lideri olan Alan Turing’in, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kırılamaz tabir edilen Enigma makinesinin şifrelerini kırdığı bilinmektedir.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Winston Churchill, 1944 Haziran'ında bir milyon askere yakın müttefik kuvvetin gizlice İngiltere'nin güney kıyısında toplandığını öğrenir. Avrupa'yı istila etmeye ve Nazilerin sonunu getirmeye kararlıdırlar. Önlerinde duran tek şey ise Churchill'dir. Churchill, 1915 yılında Gelibolu sahillerinde vermiş olduğu yanlış kararın sonuçlarının tekrarlanmasından korkmaktadır. Yıllarca süren çatışmalarla tükenen, her şeyden kuşku duyan ve depresyonda olan Churchill, ülkesinin Blitz'e direnmesine yardımcı olan bir kahramandır. Ancak, savaş planını destekleme gücünü bulmak için soğukkanlı eşi Clementine'in desteğine ihtiyaç duyacaktır.

With the help of government-issued pamphlets, an elderly British couple build a shelter and prepare for an impending nuclear attack, unaware that times and the nature of war have changed from their romantic memories of World War II.

Czechoslovakia, March 1939, on the eve of World War II. As the German invaders occupy Prague, inventor Axel Bomasch manages to flee and reach England; but those who need to put his knowledge at the service of the Nazi war machine, in order to carry out their evil plans of destruction, will stop at nothing to capture him.

1890 yılında geçen "Anne" öğretmen olan ebeveynlerini küçük yaşta kaybettikten sonra yetim kalan kızıl saçlı bir kızın hikayesidir. Bir süre amcası ve yengesi ile birlikte yaşadıktan sonra amcasının ölümü ve yengesinin şehre taşınmasının ardından ortada kalmıştır. Sığınmacı olarak bazı ailelerin yanına verilmiş ve sonunda yetimhaneye yerleşmiştir. Yetimhanede yaşadığı talihsiz bir olay sonucu Marilla Cuthbert ve erkek kardeşi Matthew'e evlatlık olarak verilmiştir. Yerleştiği bu küçük kasabada parlak zekası ve sonsuz hayal gücü ile herkesin hayatında olumlu değişiklikler yapacaktır. Tüm bu acılarla dolu yaşamına rağmen o cıvıl cıvıl, yaratıcı ve sevgi dolu yüreği ile dünyada bir yer edinmek için savaşır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir