
Dominique Blanc
Wife (voice)

Polonya'nın derinliklerindeki bir ormanda yaşayan fakir bir oduncu ve karısı, çocukları olmadığı için üzüntü duymaktadır. Her gün ormanın içinden geçen trenler, bir gün kadının dikkatini çeker. Sıradan bir yük treni olduğunu düşündüğü trenden aniden bir paket düşer ve karın içine saplanır. Bu olay, çocuk hasreti çeken çiftin hayatında beklenmedik bir gizemin başlangıcı olur.

Dominique Blanc
Wife (voice)

Grégory Gadebois
Woodcutter (voice)

Denis Podalydès
Man with the Broken Face (voice)

Jean-Louis Trintignant
Narrateur (voice)

Serge Hazanavicius
Man in the mole hat (voice)

Antonin Maurel
The father (voice)

Matej Hofmann
Interpreter (voice)

Laurent Bateau
A fellow woodcutter (voice)
Simon Volodine
A fellow woodcutter (voice)
Oleg Imbert
A fellow woodcutter (voice)

Adam Carage
Red Army colonel (voice)

February 1939. Overwhelmed by the flood of Republicans fleeing Franco's dictatorship, the French government's solution consists in confining the Spanish refugees in concentration camps where they have no other choice than to build their own shelters, feed off the horses which have carried them out of their country, and die by the hundred for lack of hygiene and water... In one of these camps, two men, separated by barbwire, will become friends. One is a guard the other is Josep Bartoli (Barcelona 1910 - New York 1995), a cartoonist who fights against the Franco regime.

Şubat 1943: Nazi rejimine karşı yapılan bir el ilanı eyleminde genç üniversite öğrencisi Sophie Scholl kardeşi Hans ile birlikte Münih Üniversitesi’nde tutuklanır. Gestapo’nun günler süren sorgusu, direnişci ile sorgu memuru Robert Mohr arasında psikolojik düellolara dönüşür. Sophie, önce kendisi ve kardeşinin özgürlüğü için savaşır, sonunda direniş örgütü Beyaz Gül’ün diğer üyelerini korumaya yönelik itiraflarda bulunur, ancak kendi hayatını kurtarabilecekken bile inandıklarını inkar etmez * müthiş üzücü gerçek bir hikâye.

Anna Frank’ın günlüğünü adadığı hayali arkadaşı Kitty’nin yolculuğuna odaklanıyor. Genç bir kız olan Kitty, bir sabah Anne Frank’ın Amsterdam’daki evinde uyanır. Bugünün Avrupa’sında Frank’ın hala hayatta olduğuna inanan Kitty, onu bulmak için bir yolculuğa çıkar.

1998 yazı. Genç aşıklar Mohsen ve Zunaira, Taliban’ın tüm baskı ve müdahalelerine rağmen tutkulu aşklarını gizlice sürdürmeye çalışırlar. Yaşça büyük Atiq ve Massarat çifti ise kökten dincilikten bile daha ölümcül bir tehditle mücadele etmektedir.

Fanny is a Jewish girl in a French orphanage in 1943. When she and her friends are no longer safe from the Nazis, they try to flee to Switzerland. After their guide disappears, Fanny has to take the lead and help the other kids make it over the mountains.

Amerikalı yazar ve tarihçi Deborah Esther Lipstadt'ın “History on Trial: My Day in Court with a Holocaust Denier” adlı romanında anlattığı gerçek hikayesinden uyarlanan filmde, Deborah Lipstadt’ın (Rachel Weisz) 2. Dünya Savaşı'nda Yahudi Soykırımı yaşanmadığını savunan İngiliz yazar David Irving'e (Timothy Spall) karşı verdiği hukuk mücadelesi anlatılıyor.

1943 Berlin'i, akıllı ve cesur bir Yahudi kadın olan Felice sahte bir isimle hayatını sürdürmekte olup aynı zamanda gizli bir örgüte üyedir. Lilly ise kendini bir yandan 4 çocuğuna adamış bir anne öte yandan bir Nazi subayının sadakatsiz eşidir. Bir süre sonra aradığı sevgiyi Felice ile aralarında alevlenen tutkulu bir aşkta bulacaktır. Öte yandan Gestapo da Felice'in peşindedir ve 1944'ün ağustosunda bir gün Lilly'nin dairesinde ortaya çıkacaktır.

Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.

Have you ever wondered "What is the meaning of life? Why do we exist?" The answer to this vexing question is now within your reach! You'll find it in a small yet amazing booklet, which will explain, in easy to follow, simple terms your reason for being! The booklet, printed on the finest paper, contains illuminating, exquisite colour pictures, and could be yours for a mere $9.99.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Ailesi Berlin'deki evlerinden Polonya'daki tuhaf yeni evlerine taşındığında genç Bruno, herkesin çizgili pijama giydiği çitin öbür tarafındaki Shmuel'le arkadaş olur. Bruno, Shmuel'in Yahudi tutsak olarak kaderinden ya da Nazi babasının onun tutsaklığındaki rolünden habersiz kamp duvarları içinde tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Bedeninden ayrılmış bir el, ait olduğu vücudu bulmak için laboratuvardan kaçarak yola koyulur. Ancak yol boyunca karşısına üstesinden gelmesi gereken birçok engel çıkar. Pizza kuryesi olan Naoufel’e kavuşmak için her şeyi yapmaya hazır olan el, önüne çıkan güvercinler ve sıçanlarla mücadele eder. Elin vücuttan nasıl ayrıldığının cevabı ise Naoufel ve Naoufel’in kütüphane çalışanı Gabrielle’e olan hislerinde saklıdır.

Auschwitz kumandanı Rudolf Höss, eşi Hedwig, çocukları ve hizmetkârlarıyla rüya gibi bir hayat sürmektedir. Öyle ki, ölüm kampının duvarına bakan muhteşem evleri tam da tren raylarıyla gaz odaları arasındadır. Martin Amis'in aynı adlı romanından uyarlanan bu çarpıcı film çiçekli, geniş bahçeleri, seraları ve havuzlarında keyif süren Höss ailesinin başlarına ölüm külleri serpilirken süregiden sıradan gündelik yaşamını gözlemliyor.


Hitler'in Polonya'yı işgal etmesinden günler sonra ve Alman bombaları tehdidi İngiltere'yi sarsarken, Sigmund Freud dünyanın çılgına dönmesini izler. Anavatanını işgal eden Nazi güçlerinden kaçan Freud, ailesini Viyana'dan Londra'ya getirir ve burada yazar C.S. Lewis tarafından ziyaret edilir. Britanya İkinci Dünya Savaşı'na girerken iki kişi, gün boyu süren renkli, bazen çekişmeli bir tartışma aracılığıyla Tanrı'nın varlığına hakkında diğerinin bakış açısını görmeye çalışır.

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, 1944 yılında ABD saldırısına karşı savaşmak için Filipinler’deki bir adaya gönderilen Japon askeri Hiroo Onoda’yı konu alıyor. Japonya teslim olduğunda, ormanda hayatta kalmak için eğitilmiş olan Onoda, teslim olmayı reddeder ve kendi savaşını sürdürür.

Jack Calgrove, iç savaştan sonra çocukları ile yeniden bir araya gelmek için harekete geçer. Ancak eve döndüğünde Jack, karısının trajik bir şekilde öldüğünü ve yetim olduğu varsayılan çocuklarının yeni evlere yerleştirilme niyetiyle düşman hatlarını geçen bir trenle batının derinliklerine doğru yol aldıklarını öğrenir. Jack, bir askerle birlikte treni durdurmaya çalışırken, bir Kızılderili keskin nişancı birliği ve azat edilmiş bir köle de onlara katılır.

Bilâl-i Habeşî'nin çocukluğundan itibaren yaşadığı hayatı anlatan animasyon film, epik bir kahramanlık hikayesi. Bin yıl önce yaşayan küçük bir çocuk ile başlayan hikayede bu küçük çocuğun en büyük hayali dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü imparatoru olmaktır. Hayallerini nasıl gerçekleştireceğine dair düşler kuran küçük çocuk ve kız kardeşi kaçırıldığında bu düşler yerini korkuya bırakır. Açgözlülüğün ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşamak zorunda bırakılan Bilal zaman geçtikçe boyun eğmeyi reddeder. Adaletsizlerin karşısında sesini yükseltmeye karar veren Bilal, tarihte hatırladığımız yerini kendi elleriyle yaratacaktır...

Hebalon İmparatoru dramatik bir ölümle hayatını kaybedince tahta oğlu Hal Tara gelir. Hal Tara'ya kalan ilk miras ise babasının ölümünün intikamını almaktır. Babasının düşmanları, Zeritler, tarafından öldürüldüğüne inandırılan Hal Tara köle kılığına girer ve çocukluk arkadaşı savaşçı Erito ile büyük bir yolculuğa çıkar. Bu amansız yolculukta kendilerini bekleyen macera Hal Tara'nın kendisini tanımasını sağlar. Savaşla dostluğu, sevgiyle nefreti ve yaşamla ölümü öğrenecektir * Danimarkalı yönetmen Anders Ronnow Klarlund'ın İpler'inin en büyük özelliği, bugüne kadar çekilmiş ilk uzun metrajlı kukla filmi olması.

Uzun zamandır arkadaşı ve iş ortağı olan Ebenezer Scrooge'u gömdükten sonra, hiçbir özel nezaketle ayırt edilmedi, umutsuzluğa kapıldı ve etrafındaki tüm dünyadan nefret etti. Özellikle sadık ve karşılıksız yardımcısı Bob Cratchit'e gidiyor. Ancak Noel arifesinde Noel Ruhları göründüğünde, Scrooge gözlerini geçmişine, bugününe ve geleceğine açar. Scrooge, servet peşinde koşarken en önemli şeyi kaybettiğini anlıyor: sevginin ve sevilmenin mutluluğu. Ruhlara ikinci bir şans vermeleri için yalvaran Scrooge, yaşam tarzını değiştirmeye ve sonsuza dek "Noel'i kalbine sokmaya" söz verir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir