
Kamal Haasan
Common Man


Kamal Haasan
Common Man

Muhanlal
I. G. Raghavan Maraar

லட்சுமி
Chief Secretary of TN / AP

Ganesh Venkatraman
Arif Khan

Bharath Reddy
Inspector Sethuraman / Gautham Reddy
Anuja Iyer
Natasha Rajkumar / Shilpa Krishna

Poonam Kaur
Anu Sethuraman / Anu Gautham

Santhana Bharathi
Karamchand Lala

Prem
Inspector Zakria

R.S. Shivaji
Sub-Inspector Babu Rao

Sriman
Arvind Adhavar

Anand Krishnamoorthi
Arun the Hacker

எம். எஸ். பாஸ்கர்
Complainant

Sriman
Actor Aravind Babu

Karate Raja
a terrorist

İşitme engelli küçük bir çocuk olan Wesley, aile çiftliğindeki terk edilmiş bir samanlıkta saklanan yaralı bir kanun kaçağıyla karşılaşır. İkili arasında zamanla sıra dışı bir bağ kurulurken, polisin kaçak adamın peşine düşmesiyle işler tehlikeli bir hal alır.

Karl Anton Verloc and his wife own a small cinema in a quiet London suburb where they live seemingly happily. But Mrs. Verloc does not know that her husband has a secret that will affect their relationship and threaten her teenage brother's life.

Gizli görevdeki bir polis, güvenini kazanıp suçunu itiraf ettirmeye çalıştığı bir cinayet şüphelisi ile yoğun ve samimi bir ilişki kurar.

Kuzey İrlanda'da geçen filmde iki adamın 1960'lı yıllarda başlayan hikayesi anlatılıyor. Uzun yıllar baskı ve şiddet ile yaşayan adamın acılarla dolu öyküsü 1998'e kadar sürüyor... Geçtiğimiz Ocak ayında Sundance Film Festivali'nde yarışan film yönetmenlik dalında ödüle layık bulundu. Kuzey İrlanda'nın çalkantılarla dolu yakın tarihini incelerken geleceğe doğru uzanan yolun, kendi geçmişiyle yüzleşmekten geçtiğini anlatan film, 1975 yılında başlıyor. İngiltere'yle birleşme yanlısı Ulster Gönüllüleri'nden 17 yaşındaki Alistair Little, 19 yaşındaki Katolik Jim Griffin'i öldürür. İki hafta sonra Alistair tutuklanarak cezaevine gönderilir. Jim'in 11 yaşındaki kardeşi Joe, cinayetin tanığıdır. Cinayetten 33 yıl sonra, hayalimizde şunu canlandırırız: Katil Alistair'le kurbanın kardeşi Joe karşılaşsalardı ne olurdu?

İspanya'daki tarihi bir zirvede ABD Başkanı silahlı saldırıya uğrar. Meydandaki kaosun ortasında, ölümcül atışa giden kritik dakikalar olaya tanıklık eden sekiz farklı kişinin gözünden tekrar tekrar aktarılır. Birbirinden bağımsız bu sekiz bakış açısı bir araya geldikçe, suikastın arkasındaki karmaşık komplo ve herkesin sakladığı sırlar gün yüzüne çıkar.

Bir grup terörist, Pittsburgh'daki buz hokeyi finallerinde ABD Başkan Yardımcısını rehin alarak, 1.7 milyar dolarlık bir fidye ödenmediği takdirde tüm spor kompleksini havaya uçurma tehdidinde bulunur. Bilmedikleri şey ise, dövüş sanatları ustası Darren McCord'un iki çocuğuyla birlikte finalleri izlemek üzere orda bulunduğudur. Darren'ın kendi kızının da aralarında bulunduğu rehineleri kurtarmak ve bombaları etkisiz hale getirmek için zamanla yarışı başlar...

Gerçek olaylardan ilham alan bu dramada, FBI'ı peşine takan Ted Kaczynski'nin Harvardlı bir dâhi ve denekten Unabomber'lığa uzanan serüveni gözler önüne seriliyor.

Isabella El-Ibrahim, Mısır kökenli bir kimya mühendisi ile evlidir ve ondan bir çocuğu vardır. Eşi Anwar El-Ibrahim Güney Afrika'dan Washington'a dönmek üzere uçağa binecekken tutuklanır. Eşini ümitsizce bekleyen Isabella, sonunda eşinin izini sürmeye başlar.Bu sırada Anwar yasadışı bir şekilde tutuklanarak, bilinmeyen bir mahzende saklı tutulmaktadır. CIA'de analist olarak görev yapan Douglas hayatının ilk soruşturmasına girecektir. Anwar'ın işkence dolu soruşturması devam ederken, Isabella da sorumluların peşindedir. Şİddetin ve zorun dozu arttıkça Douglas görevi ve vicdanı arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.

Amerikan hükümetinin "güvenlik" adı altında e-postalara, sosyal medya hesaplarına, cep telefonu mesajlarına, hard disklere, kredi kartı ekstrelerine ve hatta bilgisayar kameralarına kadar erişebildiğini öğrenen CIA ve NSA’in bilgisayar uzmanı Edward Snowden (Joseph Gordon-Levitt), hükümetten gizli hesap olmadığını ve tüm bunların gizli kanunlarla yasallaştırıldığını Haziran 2013’te tüm dünyaya duyurur. Snowden o anda “Amerikan tarihinin gördüğü en büyük vatan haini” ilan edilirken aynı zamanda da bir kahramana dönüşecektir.


Uluslararası çapta terörist olmakla suçlanan tehlikeli bir grup, bir sabah Londra'ya saldırıda bulunur. Bu patlama sonrasında terörist gruptan sadece bir kişi hayatta kalmıştır. Farroukh Erdogan isimli bu terörist patlamanın ardından tutuklanır ve hapse gönderilir. Ülkenin gündemindeki en önemli olay haline gelen bu saldırı, son derece titiz bir dava sürecine tabi tutulacaktır. Hükümetin elinde hiç kimsenin bilmediği gizli bir kanıt vardır ve başsavcı dava için Claudia Simmons isimli başarılı bir avukatı atar. Dava gününden bir gün önce Farroukh Erdogan'ın avukatı öldürülür ve yerine hükümetin atadığı Martin Rose getirilir. İşin ilginç yanı ise Martin ve Claudia'nın eskiden sevgili olmalarıdır. İki eski sevgilinin iki karşıt tarafı savunmak için atandığı bu davada, birbirleriyle herhangi bir bilgi paylaşması kesinlikle yasaktır. İkili, ilişkilerine ve mesleklerine duydukları sadakati sınayacakları oldukça zorlu bir göreve atılmıştır.

Boston Polisi'nde görevli çavuş Tommy Saunders (Mark Wahlberg) için 15 Nisan 2013 günü önemli bir gündür. Boston Maratonu'nda sporcuları ve seyircileri koruma görevini üstlenen polislerden bir tanesidir. Yarış herkes için güzel bir atmosferde devam ederken hiç beklenmedik bir patlama meydana gelir. Hemen sonrasında tüm ekipler, Edward F. Davis (John Goodman) önderliğinde düzenlenen bir operasyonla şüpheli kardeşler Tamerlan ve Dzhokhar Tsarnaev'in peşine düşecektir. Patriots Day filminde işlenen 2013 Boston Maratonu'ndaki bombalı saldırı ve sonrasındaki geniş kapsamlı arama süreci, Casey Sherman ve Dave Wedge'in yazdığı Boston Strong: A City's Triumph Over Tragedy adlı kitaptan uyarlandı.

Dedektif James Knight'ın Bağımsızlık Günü'ndeki son dakika görevi, dengesiz bir sağlık görevlisinin kasabanın kutlamalarını bozmasını engellemeye çalışırken zamana karşı bir yarışa dönüşür. Çalıntı bir silah ve üniformayla polisi oynayan yanlış yola sapan kanunsuz, kendi havai fişek gösterisini yapmak için bir banka kasası dolusu nedene sahiptir.

Film, Hollandalı bira devi Heineken'in sahibi Alfred "Freddy" Heineken'in kaçırılıp fidye istenmesi sürecini tüm ayrıntılarıyla anlatıyor. Heineken'i efsane Galli aktör Anthony Hopkins canlandırıyor.

Bölge Başsavcısı Harvey Dent'in ölümünün ardından Batman, savcının itibarının zedelenmemesi için Dent'in işlediği suçlardaki sorumluluğunu üstlenmiştir ve bundan dolayı Gotham Polis Teşkilatı tarafından aranmaktadır. 8 yıl sonra Batman, gizemli kadın Selina Kyle ve Gotham polislerini köşeye sıkıştıran yeni suç örgütü lideri acımasız Bane ile karşılaşmıştır. Kara Şövalye, kendisini düşman olarak gören şehrini korumak için bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Dilli, a convicted criminal, is out on parole to meet his daughter. However, a drug bust sets him off on a mission to save the life of police officers.

Basit kaygıları olan saf İrlandalı genç Gerry Conlon, 70’li yıllarda Londra’ya gelir. Kendini hayatın akışına kaptıran delikanlı burada bir işgal evinde serbest bir hayat yaşayan gençlerle birlikte zaman geçirmeye başlar. Bir polis baskınında hiç ilgisi olmadığı 1974 Gyildford bombalamasından sorumlu tutularak tutuklanır. O dönemin İngiltere’sinde şimdikinden çok farklı olarak, terörle mücadele adına insan haklarının hiçe sayıldığı uygulamalar olmaktadır. Yoğun fiziksel ve manevi işkencelerin baskısı altındaki Gerry’nin ömrünün sonbaharındaki masum babası da, suç ortağı olarak hapse atılır. Kadın bir avukatın yıllar süren çabalarının da yardımıyla, Gerry maruz kaldığı adaletsizliğe direnmeye başlar.

Vijay Kumar dürüst bir baş komiser yardımcısıdır ve polisliği de eşini de çok sevmektedir fakat hayatında ikisinden birinin olması, diğerinin varlığını zorlaştırmaktadır. İşinden dolayı sık sık tehlikeli adamlarla burun buruna gelen Vijay Kumar'ın yakından tanıklık ettiği bir tecavüz-cinayet olayında kanunlarla vicdanı arasında yapacağı seçim hayatını tamamen değiştirecektir.

A crooked politician finds himself being accused of murder by a gangster from whom he refused help during a re-election campaign.

Çok büyük sonuçlar doğurabilecek tarihî bir seçiminin son haftalarına girilmiştir. Amerika ya ilk kadın başkanını (Ann Dowd) ya da seçilme şansı olan ilk bağımsız adayını (John Cena) seçecektir. Bu tarihî anları haber yapan genç ve idealist bir muhabir (Jodie Turner-Smith), idolü olan efsanevi muhabir Nicholas Booker (Biran Cox) ile bir olup seçimin ve ülkenin kaderini önlerine seren bir komployu gün yüzüne çıkarmaya girişir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir