
Reese Witherspoon
Isabella Fields El-Ibrahimi

Isabella El-Ibrahim, Mısır kökenli bir kimya mühendisi ile evlidir ve ondan bir çocuğu vardır. Eşi Anwar El-Ibrahim Güney Afrika'dan Washington'a dönmek üzere uçağa binecekken tutuklanır. Eşini ümitsizce bekleyen Isabella, sonunda eşinin izini sürmeye başlar.Bu sırada Anwar yasadışı bir şekilde tutuklanarak, bilinmeyen bir mahzende saklı tutulmaktadır. CIA'de analist olarak görev yapan Douglas hayatının ilk soruşturmasına girecektir. Anwar'ın işkence dolu soruşturması devam ederken, Isabella da sorumluların peşindedir. Şİddetin ve zorun dozu arttıkça Douglas görevi ve vicdanı arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.

Reese Witherspoon
Isabella Fields El-Ibrahimi

Jake Gyllenhaal
Douglas Freeman

Meryl Streep
Corrine Whitman

Alan Arkin
Senator Hawkins

Peter Sarsgaard
Alan Smith

Omar Metwally
Anwar El-Ibrahimi

İgal Naor
Abasi Fawal

Hadar Ratzon Rotem
Safiya

J.K. Simmons
Lee Mayer

Simon Abkarian
Said Abdel Aziz

Moa Khouas
Khalid

Zineb Oukach
Fatima Fawal

Aramis Knight
Jeremy El-Ibrahimi
Rosie Malek-Yonan
Nuru El-Ibrahimi
Laila Mrabti
Lina Fawal

ABD'deki Valeri Plame skandalı çevresinde gelişen olayları anlatan film, Joseph Wilson'ın Irak'ta nükleer silah olmadığını yazması üzerine ABD hükümetinin üzerine oynadığı komplo üzerine kurulu... İntikam olarak Wilson'ın eşinin CIA ajanı olduğunun basına sızdırılmasının arkasındaki kişi ise daha sonra ortaya çıkacaktır: ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin sağ kolu olan Scooter Libby...

Sıradan bir adamın hasta oğlunu yaşatmak için suça yönelmesini anlatan çok önemli bir film… Dünyanın her yerinde rastlayabileceğiniz türde bir Sırp ailesi. Daha çok para kazanabileceği fırsatları, işini ahlaklı bir şekilde yapabilmek adına geri çeviren bir adam, gündüzleri öğretmenlik yapan ailesine düşkün bir kadın ve bu çiftin aşklarının meyvesi olan sevimli bir oğlan. Rutin ama problemsiz, sıcak bir hayatları var. Ayın sonunu zor getiriyorlar ama her sabah arabayla kırmızı ışıkta durduklarında arabanın çevresini saran sokak çocuklarına göre daha şanslı olduklarını da biliyorlar.

Filmin isimsiz kahramanı her zaman bakımlı ve şıktır. O tam bir profesyoneldir. Kokainden ekstazi dek her tür uyuşturucu işine bulaşmasına rağmen ellerini temiz tutmayı bilmiştir. Şimdiye kadar polise yakalanmamış ve soğukkanlılığını korumuştur. Artık küçük bir serveti vardır ve suçtan uzak bir hayat sürmeye karar verir. Ama emekli olmadan önce, suç organizatörü Jimmy Price'ın ona verdiği son iki görevi yerine getirmesi gereklidir... Bir: Korkulan mafya babası Eddie Temple'ın kayıplara karışan uyuşturucu bağımlısı kızının izini sürmek. İki: tekinsiz gangster Duke ile dev bir ekstazi nakliyatı için pazarlık etmek. Gelin görün ki; işler sanıldığı kadar kılçıksız yürümez... Bundan önce Kapışma ve Ateşten Kalbe Akıldan Dumana gibi ses getiren filmlerin yapımcılığını yapan İngiliz Mathew Vaughn bu ilk yönetmenlik denemesiyle müthiş beğeni topladı ve ülkesinde yılın en iyi yönetmeni seçildi.

"The Kingdom"da 12 Mayıs 2003 tarihinde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da meydana gelen eşzamanlı bombalama olaylarını izleyen günlerde yaşananlar anlatılır. Riyad'daki terörist saldırının çok sayıda masum Amerikalı sivilin hayatına mal olmasının ardından harekete geçen FBI yetkilileri, bu saldırının sorumlularını ele geçirmek ve rakip istihbarat ajanlarıyla mücadele edebilmek için bu ülkeye özel bir ajanlar ekibi gönderme kararı alırlar. Seçkin ajanlar grubunu yönetmekle görevli olan Özel Ajan Ronald Fluery (Jamie Foxx) hayatının en zor göreviyle karşı karşıyadır. Yanına en güvendiği üç ajan Janet Mayes (Jennifer Garner), Adam Leavitt (Jason Bateman) ve Grant Sykes'i de (Chris Cooper) alan Ronald Fluery, bir haftaya kalmadan terörist hücresinin içine sızarak onu çökerteceğinden emindir. Ancak Suudi Arabistan'a varınca kendilerini çok farklı bir kültür, olağanüstü hava sıcaklığı ve politikanın kirli labirentlerinde tuzağa düşmüş bulurlar...

Jack Ryan (Ben Affleck), CIA uzmanı olarak, üçüncü dünya savaşını çıkartmaya çalışan ve ellerinde bir nükleer bomba bulunan teröristleri engellemeye çalışmaktadır. Teröristlerin amacı, bombayı patlatmak ve bunu Rusların yaptığı izlenimi bırakarak Amerika'nın karşılık vermesini sağlamaktır. Tom Clancy'nin popüler romanından uyarlanan film, özellikle içerdiği nükleer patlama sahnesi ve Amerikan başkanının yaralı görüntüleri yüzünden Beyaz Saray'dan çok tepki topladı.

1992 Nisanında Los Angeles polis teşkilatında gerçekleşen olaylara dayandırılan bir film. Zenci Rodney King'in dövülmesi olayına karışan 4 beyaz polisin suçsuz bulunması ve LA'deki isyanın meydana gelmesinden sadece günler önce gelişen gerilimi konu almaktadır.

Biri kaderin tuzağına düşmüş, diğeri görevine tutkuyla bağlı iki adam. Ve onlar uğruna yaşamayı, savaşmayı hatta ölmeyi göze aldıkları bilinmezin ne olduğunu keşfetmek üzereler. Harrison Ford ile Brad Pitt'in sette ego savaşı yaptıkları film.

Butch Haynes ve partneri Terry Pugh, Huntsville Hapishanesi’nden kaçtıktan sonra, girdikleri evdeki Philip Perry ismindeki çocuğu rehin alırlar. Terry, çocuğa kötü davranınca Butch Terry’i öldürür ve çocuğu da alıp kaçar. Butch ve Philip, beraber seyahat ettikçe birbirlerini tanıyacaklar ve Butch, ailesi tarafından hemen hemen eğlenceli hiçbir şey yapmasına izin verilmemiş Philip için daha önce sahip olmadığı bir rol modeli olacaktır. Bu arada peşlerinde de Texas Korucusu 'Red' Garnett ve suç bilimci Sally Gerber vardır. Kusursuz Dünya, Clint Eastwood’un etkileyici anlatımı ve Kevin Costner ile küçük oyuncu T.J. Lowther arasındaki uyumla en iyi Eastwood dramlarından birine dönüşüyor. Eastwood’un baştan filmde oynamak gibi bir niyeti olmadığını ve Butch rolü için başta Denzel Washington’ı düşünmüş olduğunu da belirtelim.

Sıradan bir işçi olarak bir fabrikada çalışmakta olan John Q (Denzel Washington) bir gün ansızın oğlu Mike in maç sırasında rahatsızlandığını öğrenir. Hastahaneye gittiğinde ise aldığı haberle yıkılır . Oğlunun kalbi normalden üç kat daha büyüktür ve bunun tedavisi için ameliyat olması gerekmektedir. Fakat maddi durumlar buna elvermez. Maddi sıkıntı eşiğinde oğlunu hayata döndürebilmek için John Q evinde ne var ne yoksa hepsini satar yine de çözüm olmaz. Ve sonunda çaresiz bir şekilde kalp cerrahı Raymond Turner(James Woods) un da aralarında bulunduğu hastane personellerini rehin alır....

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

Hükümet meclisi binasında çalışan polis memuru John Cale hayallerindeki iş olan Başkan James Sawyer’ı koruma görevine kabul edilmiyor. Küçük kızını bu kötü haberle üzmeyi istemediği için, onu Beyaz Saray’da bir tura çıkarır. O sırada silahlı bir milis grup binayı ele geçirir. Hükümet kaosun içine düşme tehlikesindeyken, başkanı, kızını ve ülkeyi koruma görevini Cale üstlenir.

Güney Afrikalı Patrick Chamusso (Derek Luke) ve eşi Precious’un (Bonnie Henna) kızları ile birlikte mutlu bir yaşamları vardır… Secunda Rafinerisi’nde ustabaşı olarak çalışan Patrick, boş zamanlarında yerel bir futbol takımının koçluğunu yapmaktak, siyahlar üzerinde acımasızca baskı kurmuş ırkçı sistemi de protesto eden bir tutum sergilemekten çekinmemektedir… Oscar ödüllü oyuncu Tim Robbins ise, ülkenin Polis Güvenlik Birimi’nde görevli Albay Nic Vos rolünde… Vos, Afrika Ulusal Kongresi’nin, ırkçı sisteme karşı yürüttüğü yasadışı faaliyetlerine hızlandırmasıyla birlikte, her an alevlenmeye hazır olan olaylarda düzeni sağlamaya çalışmaktadır. Vos aynı zamanda karısının ve kızlarının güvenliğinden de endişe duymaktadır… Albay Vos’la Patrick’in karşılaşması, Secunda Rafinerisi’nin sabote edilmesinden sonra gerçekleşir…

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..

Eski bir Vietnam gazisi olan John Rambo, terhis olduktan 7 yıl sonra yürüyerek geldiği bir kasabada biraz dinlenip karnını doyurmak ister. Ancak kasabanın şerifi, Rambo'yu hoş karşılamaz ve kasabadan ayrılmak istemeyen Rambo'yu tutuklayıp karakola götürür. Karakolda gördüğü işkenceler sırasında aklına savaşta yaşadıkları gelen Rambo kendini kaybeder ve kasabanın yakınındaki ormanlık alana kaçar. Peşindeki güvenlik güçlerinden kurtulmak için gördüğü eğitimi uygulamaktan başka şansı olmayan Rambo'nun eski Yeşil Bereli olduğunu öğrenen polis kuvvetleri ise eski komutanı Albay Samuel Trautman'dan yardım isteyecektir.

Film, üç kız çocuğunu ve karısını 11 Eylül saldırılarında kaybeden Charlie Fineman’in hikayesini anlatır. Charlie eski okul arkadaşı Alan Johnson’ın yanına gidince tüm hayatı değişmeye başlar. Alan'ın hayatında her şeyi vardır: iyi bir iş, güzel ve iyi bir karısı ve güzel çocuklar... Alan'ın her şeyi olsa da nedense kendisini bazen mutsuz hissetmektedir. Charlie’nin gelmesiyle iki eski arkadaş dostluklarını pekiştirip, her şeyin iyiye gittiğini görürler ve garip maceralarla dolu hikaye başlar...

Amerikan hükümetinin "güvenlik" adı altında e-postalara, sosyal medya hesaplarına, cep telefonu mesajlarına, hard disklere, kredi kartı ekstrelerine ve hatta bilgisayar kameralarına kadar erişebildiğini öğrenen CIA ve NSA’in bilgisayar uzmanı Edward Snowden (Joseph Gordon-Levitt), hükümetten gizli hesap olmadığını ve tüm bunların gizli kanunlarla yasallaştırıldığını Haziran 2013’te tüm dünyaya duyurur. Snowden o anda “Amerikan tarihinin gördüğü en büyük vatan haini” ilan edilirken aynı zamanda da bir kahramana dönüşecektir.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

New York'ta taksi şöförlüğü yapan Jerry Fletcher komplo teorilerine çok meraklıdır. Etrafındaki herkesle ülkeyi gerçekten yöneten adamları ve sokaklarda serbest dolaşan suikastçileri konuşmayı adet haline getiren Fletcher bir gün, Adalet Bakanlığı avukatı Alice Sutton'un da gerçeklerden haberdar olması gerektiğine karar verir. Avukatın ofisine ziyarete giden Fletcher, kısa sürede oradan kovulur. Ama, çok yakında ikisi beraber hayalarını kurtarmaya çalışacaklardır.

Çakalın öykü akışındaki temel unsur, FBI Başkan Yardımcısı Carter Prestn, (Sidney Poiter) yer altı örgüt üyesi Irlandalı Declan Mulqueen (Richard Gere) ve Rus istihbarat görevlisi Valentina Koslova (Diane Gere) arasında kurulan zoraki bir ittifaktır.Çakal (Bruce Willis) takma adıyla ün salmış geçen yüzyılın en acımasız teröristinin izini sürmek amacıyla biraraya gelmişlerdir. Birbirlerine karşı tam anlamıyla yabancı olan bu üçül, zaman içinde hayatta kalabilmek amacıyla birbirlerine destek olmak zorundadırlar. Birbirlerine güvenmek ve aralarında sıkı bir işbirliği bulunması gerektiğini anlarlar. Peşlerinde oldukları bu esrarengiz katilin geride bıraktığın elektronik ipuçlarının peşine düşerler. Tıpkı korku almış bir tazı gibi.Ancak her defasında bu ipuçları onlara hiçbir fayda sağlayamaz. Bu arada geriye sayım hızla devam etmekte. Çakal söylediği terör eylemini gerçekleştirmek için olanca gücüyle çalışmaktadır.

Model ajansında çalışan Helen Mirren (Kate Hudson) kariyerinde hızla ilerleyen ve şehir hayatının karmaşasına alışkın bir kadındır. Terfi edilmek üzereyken ablasının ve eniştesinin trafik kazasında öldüğünü öğrenir. Çocuklar hakkında hiç tecrübesi olmayan Helen, kız kardeşinin çocuklarına bakmaya başlar. Hem çocuklarla ilgilenmek hem de iş yaşamında başarılı olmak o kadar kolay değildir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir