
Mel Gibson
Jerry Fletcher

"Komplo Teorisi"
New York'ta taksi şöförlüğü yapan Jerry Fletcher komplo teorilerine çok meraklıdır. Etrafındaki herkesle ülkeyi gerçekten yöneten adamları ve sokaklarda serbest dolaşan suikastçileri konuşmayı adet haline getiren Fletcher bir gün, Adalet Bakanlığı avukatı Alice Sutton'un da gerçeklerden haberdar olması gerektiğine karar verir. Avukatın ofisine ziyarete giden Fletcher, kısa sürede oradan kovulur. Ama, çok yakında ikisi beraber hayalarını kurtarmaya çalışacaklardır.

Mel Gibson
Jerry Fletcher

Julia Roberts
Alice Sutton

Patrick Stewart
Dr. Jonas

Cylk Cozart
Agent Lowry

Steve Kahan
Mr. Wilson

Terry Alexander
Flip

Alex McArthur
Cynic

Rod McLachlan
Justice Guard

Michael Potts
Justice Guard
Jim Sterling
Justice Guard
Rich Hebert
Public Works Man

Brian J. Williams
Clarke
G.A. Aguilar
Piper
Cece Neber Labao
Henry Finch's Secretary
Saxon Trainor
Alice's Secretary

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.

Fotoğrafçı L. B. “Jeff” Jeffries, geçirdiği kaza sonucunda bacağını kırar. New York’taki apartman dairesinde zorunlu tatili sırasında arka penceresinden komşularını dürbünle seyrederek zaman geçirmektedir. Jeff, yine bir seyri sırasında komşusunun, karısını öldürdüğünden şüphelenir. Olayı araştırmaları için fotomodel sevgilisi Lisa Carol Fremont ve hasta bakıcısı Stella’dan yardım ister.

Jack Ryan, CIA içindeki uyuşturucu kartellerine karşı yasadışı bir operasyonu ortaya çıkarır. Kendisini bir komplo ağının içinde bulan Jack, failleri adalete teslim etmek için hayatını ve kariyerini riske atmalıdır.

Jerry ve Rachel, daha önce hiç tanımadıkları bir kadın tarafından rehin alınırlar. Fakat kadın bu iki kişiyle ilgili her şeyi bilmektedir. Politik bir suikast için kullanılmakta olduklarını anlayan bu iki rehine işbirliği yapmaya karar verir.

Gerilim sinemasının büyük ustası Alfred Hitchcock “Spellbound”da Sigmund Freud’un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock’un düş sekansları için ressam Salvador Dali’yle çalıştığı film, göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Doktor Ballantine’in gelişiyle merakları bir kat daha artan hastane sakinleri, doktorun kimi tuhaf hallerine anlam vermekte zorlanacak, hatta içlerinde onun katil olduğunu ileri sürenler bile olacaktır.

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.

Seattle'da mahkeme için çalışan çok ünlü bir psikiyatr ve kolej profesörü Jack Gram, bir seri katil olan Jon Foster'ın ölüm cezasına çaptırılması konusunda jüriyi etkileyen, mahkumiyetinden sorumlu bir kişi konumundadır. Seri katil, Jon Foster, Jack Gramm'ı kendisiyle ilgili manipülasyon yapmakla suçlar. Jon'un cezasının infazı öncesi Jack'e bir telefon gelir. Telefonda cinayeti çözmesi için sadece 88 dakikası olduğu söylenmektedir.

Bir gün, İspanya'ya esrarengiz bir yabancı gelir. Önemli bir görevi vardır. Ancak bu görev kesinlikle yasadışı olduğundan çok dikkatli olması şarttır ve kendisi haricinde kimseye güvenemez. Bu yüzden de karşısına çıkan birbirinden tuhaf yabancılara temkinle yaklaşması şarttır. Ancak yabancının bilmediği şey, bu görevin onu İspanya'nın olduğu kadar kendi bilincinin de en ücra köşelerine kadar götüreceğidir...

Akbaba, CIA de çalışan Turner isimli bir memurun kod adıdır. Turner'ın bürosunun görevi, tüm dünyada yayımlanan kitap, gazete ve dergileri okumak ve bunlardan, gerek her dilde olup biteni izlemek, gerekse CIA için yeni düşünceler bulmaktır. Fakat Turner bir öğle yemeği dönüşü tüm büro personelini öldürülmüş şekilde bulur. Üst düzeyle ilk emasında kendisinide kurban olarak görür ve saklanmaya başlar.

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...


Filmde Rami Melik, Charlie Heller adında zeki ancak içine kapanık bir deşifre uzmanını canlandırıyor. Langley'deki CIA merkezi binasında bodrum katındaki ofisinde çalışan Heller'ın hayatı, Londra'daki bir terörist saldırısında karısının öldürülmesinin ardından altüst olur. Yetkililerin harekete geçmeyi reddetmesi üzerine Charlie, işleri kendi eline alır ve sorumluları bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Zekası, peşinden koşanlardan kaçmak ve intikamını almak için en güçlü silahı olacaktır.

Pablo ve Tina’nın karmaşık bir cinsel hayatları vardır. Pablo film yazan, yöneten ve oyunculuk yapan; gay ve aşkına karşılık vermeyen Juan’a derin bir sevgi besleyen biridir. Kardeşi Tina ise erkeklere öfkeli ve oyuncu olmaya çalışan bir transseksüeldir. Pablo, kendisinin Juan’a olan aşkını kıskanan Antonio ile arkadaş olur. Antonio Juan’ı aramaya başlar ve yaşanan şiddet Pablo’nun geçici hafıza kaybına uğramasına sebep olur. Hafızası yerine geldiğinde Antonio’nun Tina ile tanıştığını öğrenir. Dehşetle Tina’yı kurtarmaya ve Antonio ve onun isteği ile yüzleşmek için harekete geçer.

Soğuk Savaş’ın tüm gerginliği ile sürdüğü yıllarda, bu gerginlikten en çok nasiplerini alanlar, her iki ülkenin de istihbaratından sorumlu olan ajanlardı. FBI içinde uzun yıllardır ajan olarak görev yapan Robert Hanssen da, bu yıllar boyunca sadakati sınanan ajanlardan biri idi.Yirmi yıllık bir süre boyunca ülkesinin istihbarat bilgilerini Sovyetler Birliği’ne satmış olan Hanssen, sadakasizliğinin anlaşılması sonucu sıkı bir takibe alınır. Eric O’Neill ismindeki genç ajan, Hanssen’in gerçek yüzünün ortaya çıkarılması için görevlendirilmiştir. Biri genç ve hırslı, diğeri ise tecrübeli ve kurnaz bu iki ajan arasında gerilim dolu bir ölüm oyunu yaşanacaktır.Suspect Zero, Uçuş Planı gibi filmlerden senarist olarak tanıdığımız Billy Ray, bu sefer senaryonun yanında yönetmen koltuğunda da oturuyor. Akademi Ödüllü başarılı oyuncu Chris Cooper’a, Ryan Phillippe eşlik ediyor.

Smith, şiddet ve gerilimle yoğrulmuş sert mizaçlı bir adamdır. Fakat bir gün bu yapısına tamamen ters bir canlıyı korumanın sorumluluğunu üzerine almak zorunda kalır. Yeni doğmuş bir bebeği...Ateşli bir çatışmanın ortasında doğmasına yardım etmek zorunda kaldığı bebeğin etrafı, hayata gelir gelmez bir dolu düşmanla çevrilir. Neden olduğu belli olmayan bir güç, bebeğin ölmesi için herşeyini seferber etmiştir.Hertz denen tehlikeli bir adamın liderliğindeki tetikçiler grubu, herşeyi göze almış bir şekilde bebeği öldürmek için üstlerine saldırmaktadır. Smith, DQ adındaki bir hayat kadını ile bebeği korumaya çalışırken bir yandan bu işin arkasındaki gizemi ortaya çıkarmaya çalışacaktır.

Harry Caul (Gene Hackman) çok gelişmiş elektronik aletler kullanarak dinleme ve izleme yapma konusunda uzman bir özel dedektiftir. Sahibi olduğu özel dedektiflik bürosuna başvuran müşterilerinin istediği kişileri izleyip seslerini banda almaktadır. Paranoid ve ketum bir kişiliğe sahip Caul'e başvuran bir iş adamı, dedektiften genç bir erkek ve kadını izlemesini ister. Caul genç çifti izlerken kaydettiği konuşmalardan etkilenir ve artık olaya sadece bir "iş" olarak bakmaz.

Ünlü bilimkurgu yazarı Philip K. Dick'in bir kısa öyküsünden yönetmen Steven Spielberg tarafından sinemaya uyarlanan film, 2054'te Washington DC'de geçmektedir.Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton'ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton'ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur.

Colter Stevens uyandığında kendini bir banliyö treninde, başkasının bedeninde bulur ve 8 dakika sonra tren infilak eder. Gözlerini açtığında yeniden kendi bedenindedir. Bunu sağlayan, hükümetin geliştirdiği 'yaşam şifresi' adlı bir programdır. Bu program bir başka kişinin kimliğine geçip onun hayatının son sekiz dakikasını yaşayabilmeyi sağlamaktadır. Stevens'ın görevi bombacıyı bulmak ve onun yapacağı ikinci eylemi engellemektir. Bunun için son 8 dakikayı defalarca yaşar ve her seferinde elde ettiği ipucları ile olayı çözmeye çalışır.

A police detective's violent nature keeps him from being a good cop.

12 yaşında iken Danny Balint erken gelişmiş entelektüel, Yeshiva’da hahamlarla çeşitli konularda tartışmalara katılabilen ve sokaklardaki Yahudi karşıtı saldırganlıklardan uzak duran bir gençtir. 20'li yaşlarında ise dazlak, yalnız yaşayan, web sitelerinin milis hareketleri ile ilgili sayfalarında dolaşan ve anormalden öte fevri Yahudi karşıtı fikirler geliştiren bir genç olmuştur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir