
Agnès Jaoui
Nina

Starting in 1944 in the wake of the Liberation and continuing into the '60s, 'houses of hope' were established to lend a semblance of continuity to youngsters orpahaned by the war. Nina's Home takes place between September 1944 and January 1946 in an orphanage housed in a chateau outside Paris. At the outset, the country residence is run by Nina who has a core population of French Jewish children whose parents are probably dead. Food is scarce. News of the Concentration Camps hasn't hit yet, but some months later, a contingent of youths arrive form the liberated camps. The children are a disparate, wild, damaged group and conflicts ensue. Nina's challenge is to help them make their first delicate moves toward the future and in the process restore all of them, including herself, to life.

Agnès Jaoui
Nina

Sarah Adler
Marlène

Katia Lewkowicz
Eva

Arié Elmaleh
Avner

Sébastien Knafo
Arié

Adèle Csech
Sylvie
Jérémy Sitbon
Georges

Vincent Rottiers
Gabriel

Alexis Pivot
Jean
Max Levy
Jules-Marie

Lola Naymark
Rosette

Arnaud Marciszewer
The little prune

Gaspard Ulliel
Izik
David Mambouch
Leiser

Claire Bouanich
The little angel

İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal'da savaşan bir grup Amerikalı erkeğin değişmelerinin, acı çekmelerinin ve kendileriyle ilgili önemli keşifler yapmalarının öyküsü. Film, Pasifik adalarında Japonların ilerlemelerini durduracak olan, savaşta anahtar görevi görmüş çatışmalardan birini arkaplanına almış. Ancak öykü, bunun ötesinde, hayatta kalmak için savaşan, korkunç stres altındaki insanların aralarında gelişen güçlü bağların arasında dolaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.

Bir çocuğun gözünden savaş! Yıl 1942... Joseph 11 yaşındadır ve bir haziran sabahı, göğsüne dikilmiş sarı bir yıldızla okula gitmek zorundadır. Bir tüccarın sevgisini kazanırken bir fırıncı kendisiyle alay eder. İyilikle kötülük arasında kalan Joseph, Yahudi arkadaşları ve ailesiyle birlikte işgal altındaki Paris’te yaşamı öğrenmeye çalışmaktadır.

İşgal altındaki Paris'in Alman Askerî Valisi Dietrich von Choltitz ile Paris İsveç Başkonsolosu Raoul Nordling arasındaki diplomasi ilişkisini anlatan tarihsel gerçeklere dayanan bir hikâye.

Üç yahudi kardeş, Nazilerin kontrolü altındaki Polonya'dan kaçıp Beyaz Rusya civarında bir yerde Nazilere karşı savaşan Rus direnişçilerine katılıp, ormanın içinde bir köy inşa ederler. Bu sayede hem kendilerini hem de 1200 yahudinin hayatını kurtarırlar.

Film 1953 yılının Nisan ayında, Kore Savaşı 'nın son zamanlarında geçer.Amerikan 7.ci Piyade Tümeni 'ne ait bir bölük Amerikan askeri ile Çinli askeri birlikler arasında hiçbir stratejik veya taktik değeri olmayan Pork Chop adlı bir tepenin alınması ve elde tutulması için yapılan kıyasıya mücadele anlatılmaktadır.Bu mücadele her iki taraf için de tartışmalı ve gereksiz kabul edilir.Zira ateşkes çok yakındır ve tepenin herhangi bir önemi yoktur.Yakında başlayacak olan ateşkes görüşmelerinde masada bir koz olarak kullanılmak üzere onca askerin gereksiz yere feda edildiği ileri sürülmüştür…

Gerçek bir hikâyeden esinlenerek hazırlanan etkileyici bir drama filmi olan "The Great Escaper", 90 yaşındaki bir İngiliz emekli asker olan Bernard Jordan'ın hayatına odaklanmaktadır. Bernard, 2014 yılında D-Day'in 70. yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere Fransa'ya gitmek için huzurevinden kaçma kararı alır. Bernard’ın bu cesur kaçışını ve ardından yaşadığı maceraları konu alan film, aynı zamanda yaşlılık, özgürlük arayışı ve geçmişle yüzleşme temalarını da işlemektedir. Bernard’ın yolda karşılaştığı zorluklar ve onun azmi, izleyicilere ilham verici bir hikâye sunar. Michael Caine, bu filmde Bernard Jordan karakterini canlandırarak, hem duygusal derinliği hem de mizahi unsurları bir araya getiren bir performans sergilemektedir. "The Great Escaper", yalnızca bir kaçış hikâayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun gücünü ve hayatta kalma isteğini de gözler önüne seren bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Savaşa medya ve gazeteci açısından bir bakış. Bosna savaşının başladığı günlerde, yani 1992 lerde kente gelerek çeşitli TV kanalları için çekime başlayan uluslararası muhabirlerin öyküsü anlatılıyor. Ön planda iki deneyimli gazeteci, İngiliz Micheal Handerson ve Amerikalı Flynn var. Gündüzleri Sırp ateşi altındaki kentte en tehlikeli noktalara kadar ulaşarak şiddet görüntülerine aç dünya seyircisine ateş, kan ve ölüm anları saptayan, geceleri ise Holiday Inn'in barında şaşkın gözlerle tanık oldukları faciayı unutmaya çalışan gazeteciler. Henderson'un insancıllığı, Flynn'ın haber yaratmaya yönelik gözüpekliği, Flynn'ı eleştiren kadın gazeteci Annie'nin medyanın haber anlayışına öfkesi. Bir Amerikan yardım kuruluşunda çalışan Nina'nın bir grup Bosnalı çocuğu kurtarmak için başlattığı tehlikeli girişim. Ve tüm ingiliz soğukkanlılığı içinde. bir toplama kampındaki çocuklar arasında tanıdığı küçük Emira'ya kanı kaynayan ve onu kurtarmak için çılgın bir serüvene atılan Henderson'un çabası.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Usta bir kalpazan olan Salomon Sorowitsch’in gerçek hikayesini anlatan film, savaştan kısa bir süre sonra, kumarbazların cenneti, görkemli Monte-Carlo’da başlar. Yıpranmış, eski püskü bir pardesü giydiği halde elinde para dolu bir çantayla sahilde oturan adam Salomon Sorowitch’in ta kendisidir. Geçmişine ait en büyük iz de kolundaki işarettir…

Andrew Lloyd Webber ve Tim Rice'ın çok sevilen sahne müzikalinden uyarlanan görkemli bir müzikal drama. Alan Parker'ın yönettiği filmde de öykü, Madonna'nın canlandırdığı Eva Duarte evini terkedip Latin şarkıcı Agustin Magaldi ile birlikte Buenos Aires'e gelir ve burada zaman zarfında Juan Peron'un karısı ve Arjantin halkının da kahramanı olur.

A shy and quiet World War II evacuee is housed by a disgruntled old man, and they soon develop a close bond.

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Dünden bugüne klasik bir İngiliz ailesinin hikayesini izliyoruz... Sık sık bugün ve geçmiş arasında gidip gelen bir anlatıma sahip olan yapım, geleneksel bir İngiliz ailesinin dünden bugüne geçirdiği değişimi sergiliyor. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, ortamın son derece gergin olduğu zamanlardan bugüne...

Fransız eşi ve kızıyla birlikte Paris’te yaşayan Amerikalı gazeteci Julia Jarmond, Vélodrome d’Hiver toplama kampının 60. yıldönümü dolayısıyla olayla ilgili bir makale yazmakla görevlendirilir. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı, yeni kuşağın ise tamamen bîhaber olduğu olayı araştırdıkça bir zamanlar âşık olduğu bu şehrin yaldızları dökülmeye başlar. Tabii mükemmel sandığı hayatının da.

Yahudiler için Almanya'da yaşamanın kabusa eş değer olduğu yıllarda Yahudi şarkıcı Rachel Steinn, bu korkunç baskıdan kurtulabilmek için ülkeyi terketmeye karar verir. Fakat ne yazık ki, Hollanda'ya gitmek için kaçak olarak bindiği bot, Almanlar tarafından durdurulacaktır. Bottaki herkesin öldürülmesine rağmen Rachel, şans eseri kurtulur. Ülkeyi terkedemeyen Rachel için yapacak tek bir şey kalmıştır: direnişçilere katılmak! Ellis de Vries adı ile direniş gruplarının önemli isimlerinden biri haline gelecektir.RoboCop, Temel İçgüdü gibi filmlerin de yönetmeni olan Paul Verhoeven, şimdi de İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan gerçek trajedilerden birine el atıyor.

Paris 1942. François Mercier, yalnızca sevdiği kadın Blanche ile bir aile kurmayı arzulayan sıradan bir adamdır. Aynı zamanda yetenekli bir kuyumcu olan Bay Haffmann'ın çalışanıdır. Ancak Alman işgaliyle karşı karşıya kalan iki adamın, sonuçları aylar içinde üç karakterimizin kaderini alt üst edecek bir anlaşma yapmaktan başka çaresi kalmayacak.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir