
Bruno Cremer
Marcel

This drama depicts the misery of neglected children in big cities. 13 years old Bruno is of a good family, but since the death of his grandmother he spends most of his time alone, in a phantasy world, while his mother is away at work. But then he befriends the violent Jean-Roger, who's from a severely disturbed family, where nobody cares what he's doing. In school Jean-Roger drives their teacher into despair just for fun. To separate the two boys, she starts to stimulate Bruno's interests by giving him extra lessons. When Jean-Roger fears loosing his one and only friend, he becomes even more aggressive.

Bruno Cremer
Marcel

François Négret
Jean-Roger
Vincent Gasperitsch
Bruno

Fabienne Babe
Teacher

María Luisa García
Apparition

Fejria Deliba
Mina
Thierry Helene
Thierry
Sandrine Arnault
Marcel girl
Victoire Buff
Friend Thierry

Françoise Vatel
Mother of Jean-Roger
Albert Montias
Brother of Marcel
Lucien Plazanet
A neighbour
Aurélie Sterling
Girlfriend of Mina

Dokuz buçuk yaşındaki Antoine ceza olarak aldığı ödevi yapamaz ve ertesi gün okula gitmekten korkar. Arkadaşı René ile birlikte okulu kırıp haytalık yaparlar. Antoine, öğleden sonra sokakta annesini başka bir erkeğin kollarında görür ve alt üst olur. Okula dönünce içinde bulunduğu ruh halini etkisiyle mazeret olarak annesinin öldüğünü iddia eder. Antoine'ın anne ve babası okula geldiklerinde gerçek ortaya çıkar. Cezalandırılmaktan korkan küçük kahramanımız bu kez akşam eve gitmekten korkar. Geceyi sokakta geçirirse de ertesi gün yakalanır ve ev hayatı tekrar başlar. Annesinin ölümüyle ilgili yalanından ötürü Antoine'a hala garezi olan öğretmeni ona ve René'ye 8 gün okuldan uzaklaştırma cezası verir. İki kafadar durumu ailelerine açıklayamayacakları için evden kaçmaya karar verirler. Amaçları denize ulaşmaktır. Ancak paraları yoktur. Bunun üzerine Antoine gece babasının bürosuna gidip bir daktilo çalmak ister. Ne planlar istendiği gibi gider ne dertler biter.

Mouse desperately wants to join The Midnight Clique, the infamous Baltimore dirt bike riders who rule the summertime streets. When Midnight’s leader, Blax, takes 14-year-old Mouse under his wing, Mouse soon finds himself torn between the straight-and-narrow and a road filled with fast money and violence.

Henüz 22 yaşında olan Nana, aktris olma hayalleriyle evliliğini ve çocuğunu bırakır. Fakat güzel Nana için işler hiç de yolunda gitmez. Bu başladığı yeni hayatında kendini bir anda sokaklarda fahişelik yaparken bulur. Sonuç ise kamera hareketleri, kurgusu, ses ve müzik kullanımı, diyalogları ile Godard'ın eteğinde ne varsa döktüğü şiirsel bir başyapıt. Bir düş(üş)ün hikayesi...

Fransa’nın fakir banliyölerinden birinde yaşayan asi ve girişken Dounia (Oulaya Amamra), bir yandan fahişelik yapan annesini idare eder bir yandan da evi geçindirmek için çabalar. Bu kadar derdinin içinde bir tek en yakın arkadaşı Maimouna’nın (Déborah Lukumuena) yanında biraz olsun mutlu olabilmektedir. Fakir hayatlarından bıkmış bu iki genç kızın hayali çok zengin olmaktır ve bunun için uyuşturucu ticareti yaparak iyi para kazanan Rebecca (Jisca Kalvanda) ile birlikte çalışmaya karar verirler. Ancak hem Dounia hem de Maimouna kazandıkları para uğruna ağır bedeller ödeyeceklerdir.

Yönetmenliğini ünlü oyuncu Mélanie Laurent’in yaptığı Nefes, okulda farklı nedenlerden ötürü popüler olan ve herkesin arkadaş olmak istediği iki kıza odaklanmaktadır. Çekici, kibar ve iyi huylu on yedi yaşındaki Charlie, okuldaki yeni kız olan Sarah ile çabucak arkadaş olur. Zapt edemediği sarı saçları ve fazlasıyla dışa dönük tavırlarıyla Sarah, çekici ve tehlikelidir. İkili, kısa zamanda en mahrem sırlarını paylaşan iki arkadaş haline gelir. Her şey yolundadır, ta ki ilişkilerinin değişmeye başlayacağı o güne kadar...

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

The dawn of the 20th century: L’Apollonide, a luxurious and traditional brothel in Paris, is living its last days. In this closed world, where some men fall in love and others become viciously harmful, the women share their secrets, their fears, their joys and their pains.

Marie has had a tough childhood ever since her mother Elisa committed suicide. She has spent most of her life in an orphanage and now makes a living as a small time criminal in Paris. Now she wants to unravel her past and find her father whom she blames for her mother's death.

Catherine başarılı bir jinekoloğun karısıdır. Üst düzey insanlar kabul edilen çiftin hayatı hiçte dışardan göründüğü gibi değildir. Kocasının kendisine olan sadakatinden şüphe duyan Catherine kimsenin kolay kolay cesaret edemeyeceği bir yöntemle eşinin sadakatini sınamaya karar verir. Önünden geçerken bile tedirgin olduğunu ve içine girer girmez dehşete kapıldığı bir gece kulübüne gider ve Marlene adında bir fahişeyle anlaşır. genç ve güzel bir kadın olan Marlene düzenli olarak kocasıyla beraber olacak ve yaşadığı tüm deneyimi olduğu gibi Catherine'e anlatacaktır. Marlene en başta olayı yadırgasa da üst düzey bir müşteri kaçırılmayacak bir fırsattır. İki kadın arasındaki anlaşma başlar ve zaman ilerledikçe aralarında tuhaf bir bağ oluşur. Catherine kendini Marlene'in vücudunda şekillendirmeye başlar ve bir süre sonra işler çığrığından çıkar.

Film, 1976'da Arjantin'deki bir okulda çalışmaya giden bir İngiliz'in gerçek hikâyesinden uyarlanmıştır. İşinin kolay olduğunu sanan Tom, karşısında bölünmüş bir ülke ve haylaz öğrenciler bulur. Fakat petrole bulanmış bir sahildeki pengueni kurtardıktan sonra hayatı değişir.

Raquel henüz 17 yaşında isyankar bir kızdır, telekız olmak için São Paulo'ya gelir. Üniversiteye devam ederken bir yandan aklındaki meslek için ilgili insanlarla tanışır ve zamanla profesyonel bir fahişe haline gelir. Tüm yaşadıklarını aynı zamanda bir web sayfasındaki blog'a aktarıp yaşadığı deneyimlerini paylaşır. içinde bulunduğu karanlık hayatın ağırlığı bir süre sonra kendisini hastanelik edecek kadar ağır bir komaya sokacaktır. Tüm yaşadıklarından sonra bu defa geçmişini kitap olarak okuyucularla paylaşacaktır. Filmin konusu da budur.

28 yaşındaki milyoner Eric Packer için sıradan gibi görünen bir gün, 24 saat içerisinde hayatının çizgisini değiştirecek cehennemvari bir hal alacaktır. Oldukça uzun görünen limuziniyle Manhattan'da bir iş için "şehre" inen Packer trafikte sıkışınca, limuzinine giren insanlar bir şekilde hayatına etki edecektir... Çarpıcı filmlerin yönetmeni David Cronenberg'in Don DeLillo'nun romanından uyarladığı filmin başrolünde, Robert Pattinson varken kadroda Jay Baruchel, Paul Giamatti, Samantha Morton, Juliette Binoche ve Mathieu Amalric isimleri de yer alıyor...

Daru ufak bir köyde öğretmendir. Cezayir’de doğmuştur fakat aslen İspanyol olduğu için hem etnik Cezayirliler hem de Fransız koloniciler tarafından ‘yabancı’ etiketiyle hor görülmektedir. Daru’ya, bir muhalifi garnizona kadar götürmesi emri verilir. Bir dönem Fransız ordusuna da hizmet etmiş olan Daru, bu yolculukta kendi sadakatini sorgulamaya başlar. İki kaçağı Atlas Dağları’nda zorlu ve nefes kesici bir kaçış serüveni beklemektedir.

Six months before his retirement from the criminal police, inspector Joss finds his colleague Gouvion dead, in a poorly faked suicide attempt. Joss loses his temper, and investigates on his own, which leads him through the bas-fond of Paris...

Çok farklı sosyal çevre, gelir düzeyi ve ırklara mensup bir grup genç, içindeki bulundukları topluma duydukları, farklı nedenlerden kaynaklanan tepkiden ötürü Paris'in farklı noktalarında eş zamanlı olarak bombalar patlatmaya karar verecektir. Eylemlerden sonra ise lüks bir alışveriş merkezinde saklanacaklardır.

Simon Killer iyi eğitimli, yakışıklı ve sempatik üniversite mezunu Simon’ın psikolojik ve erotik hikayesidir. Ancak kalbi kırılan Simon kafasını boşaltmak için Paris’e gider. Amaçsızca geçen günlerin ardından, Simon kendisini bir seks evinde bulur ve egzotik bir hayat kadını olan Victoria ile ilişki yaşar. Aralarındaki kimya ikilinin ciddi bir ilişki yaşamaya başlamasına neden olur. Ama ilişki nedeniyle durum şantaja, ihanete ve Simon’ın gerçek doğasının ortaya çıkmasına dönüşür...

Mumbai Polis Teşkilatı Organize Suçlarla Mücadele Kıdemli Müfettişi Shivani Shivaji Roy, sınırsız cesaret ve dürüstlüğe sahiptir. Çocuk kaçakçılığı mafyasının başı, Shivani ailesinin çok sevdiği bir sokakta çiçek satan genç bir kızı Pyari'yi kaçırma hatasına düşer ve burada kızları gibi muamele görür. Pyari birkaç gün ortalıkta görünmediğinde, Shivani ona bir şey olduğunu anlar. Bir kız arayan Shivani, gerileme ve ahlaksızlık, acımasız arzular ve çocukların sömürüldüğü bir dünyayla yüzleşmek zorundadır.

Sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi. Filmin tarihi bağlamda ifade edilmesi bir yana, özellikle seyirciye seslenen murder plot, aşk hikayesi vs. yönlerinin olması bunun nedenleri arasında sayılabilir. Carne & Prevert işbirliğini de bu başarıda gözardı etmemeliyiz. 1940′ların ortalarına doğru Fransız Sinemasının konumlandırılmasına bakıldığında bunda Marcel Carne ve onun ekibininin önemi gözler önüne serilir. Öyküde 1827-1828 yılları Fransa’sına panaromik bir bakış gözler önüne serilmektedir. Bu sahne özellikle akılda tutulmalıdır, filmin son sahnelerinde bu tip bir panaromik bakışa adeta simetri oluştururcasına geri dönülecektir. Açılış sahnesinin etrafında bulunan binalar seyircide derinlik hissi oluşturacak şekilde dizilmiştir ki bu izleyicide bir göz yanılması uyandırır. Ayrıca bu küçük setlerde, göz yanılması ve algı oyunlarıyla seyirciyi büyülemek amacıyla cüceler kullanılmıştır.

Film, enerjik ve karizmatik bir öğretmen olan Rainer Wegner'ın otokrasi üzerine verdiği ders ile başlar. Öğrencilerin ilgisizliği üzerine dikkatlerini çekmek için bir deney yapmaya karar verir. Öğrencilerinden kendisini liderleri olarak kâbul etmelerini ve kendisine Mr. Wegner diye hitap etmelerini ister. “Disiplin aracılığıyla güç” sloganını seçer, bir logo yaratır ve gizli bir işaretle iletişim kuran bu gruba “The Wave” adını verir. Öğrenciler, umulmadık bir şekilde bu deneyden zevk almaya başlarlar. Ancak grup giderek kontrolden çıkar ve kısa sürede farklı boyutlara ulaşır * 1967 yılında California'da yaşanmış gerçek bir olayı günümüz Almanyasına aktaran The Wave, faşizmin köklerine dair etkileyici ve güncel bir hikaye * Birazcık abartı olsa da hiç fena değil. Otokrasi'nin gerçek yüzünü ortaya çıkartmaya çalışmışlar ve başarmışlar da.

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Protestan Kuzey Almanya’da bir köyde geçen hikâye, köyde gelişen tuhaf ve ürkütücü kazalardan yola çıkıyor. Eğitim, din, gelenek, masumiyet gibi kavramları, köyün soysal dengeleri üzerinden yansıtan film, köy öğretmeninin geriye dönerek anlattığı bir hikâye olarak işleniyor ve toplumsal temelleri gözler önüne seriyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir