
Yul Brynner
Dmitri Karamazov

Ryevsk, Russia, 1870. Tensions abound in the Karamazov family. Fyodor is a wealthy libertine who holds his purse strings tightly. His four grown sons include Dmitri, the eldest, an elegant officer, always broke and at odds with his father, betrothed to Katya, herself lovely and rich. The other brothers include a sterile aesthete, a factotum who is a bastard, and a monk. Family tensions erupt when Dmitri falls in love with one of his father's mistresses, the coquette Grushenka. Two brothers see Dmitri's jealousy of their father as an opportunity to inherit sooner. Acts of violence lead to the story's conclusion: trials of honor, conscience, forgiveness, and redemption.

Yul Brynner
Dmitri Karamazov

Maria Schell
Grushenka

Claire Bloom
Katya

Lee J. Cobb
Fyodor Karamazov

William Shatner
Alexi Karamazov

Richard Basehart
Ivan Karamazov

Albert Salmi
Smerdjakov

Judith Evelyn
Mme. Anna Hohlakov

Edgar Stehli
Grigory

Harry Townes
Ippoli Kirillov
Miko Oscard
Ilyusha Snegiryov

David Opatoshu
Capt. Snegiryov

Simon Oakland
Mavrayek

Frank De Kova
Capt. Vrublevski

Jay Adler
Pawnbroker

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir. Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.

Twins Ronnie and Reggie Kray are raised in east London, under the influence of their hateful but doting mother Violet. As they grow up, Ronnie's violent nature takes over, and Reggie follows his brother's lead. The two become notorious crime lords who rule over the East End club scene. But at the height of their power, the brothers veer into different lives, giving the older crime bosses a chance to reclaim what the Krays took from them.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Şehir büyüdükçe merkezden uzaklaşan ve kenara itilen bir ev... Bu evde başlarının çaresine bakmaya ve elbette büyümeye çalışan dört çocuk: Jack, Julie, Sue ve Ned. Babalarının ani ölümünden sonra, anneleri de nedeni bilinmeyen amansız bir hastalığa tutulmuştur. Beklenen gerçekleşir ve anneleri de hayata gözlerini yumar. Birbirlerinden ayrılacaklarına ve yetimhaneye gönderileceklerine emin olan çocuklar, annelerini evin bodrumuna çimento bir tabutun içine gömerler. Bu olay üzerine her biri kendi dünyasına çekilir.

Laney is an attractive, intelligent suburban wife and devoted mother of two adorable children. She has the perfect husband who plays basketball with the kids in the driveway, a pristine house, and a shiny SUV for carting the children to their next activity. However, just beneath the façade lie depression and disillusionment that send her careening into a secret world of reckless compulsion. Only very real danger will force her to face the painful root of her destructiveness and its crumbling effect on those she loves.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…


Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!

James Stewart, karısına asılan bir barmeni öldürmekle suçlanan subayı (Ben Gazzara) savunan kasaba avukatı rolünde. McCarthy yıllarının kuşku dolu Amerika?sındaki havayı yansıtan, zekice örülmüş, sağlam oyunlarla klasikleşen bir film bu. Preminger, çok sıkıcı olabilecek bir öyküyü anlatırken, yönetmenlik dersi de veriyor.

Umberto Eco'nun ünlü romanından sinemaya uyarlanan Gülün Adı (The Name Of The Rose), ortaçağda yaşanan heyecan yüklü bir detektif öyküsü aslında. Bir manastırda meydana gelen esrarengiz cinayetleri araştıran William ve genç çömezi Adso büyük bir belanın içinde olduklarını anlayacaktır. Felsefe ve edebiyatla dirsek temasını hiç kesmeyen filmi Jean Jacques Annaud yönetiyor. Jean-Jacques Annaud'u, Ayı, Sevgili, Tibet'te Yedi Yıl gibi filmlerden de tanıyoruz.

Öykü, belirsiz bir zaman diliminde, feodal düzenin hakim olduğu Çin topraklarında geçiyor. Çalınan bir kılıcın ve ünlü bir kaçağın peşindeki iki savaşçı, iz üstündeyken soylu bir adamın kızına rast gelirler. Fiziksel açıdan şaşırtıcı derecede iyi eğitilmiş bir dövüşçü olan bu genç kız, hayatının kritik kararlarından birini vermek üzeredir. Mucizelerin olağan karşılandığı, havada yürüyen zen savaşçılarının cirit attığı bir düşsel gerçekliği koreografik olarak sinemaya taşıyan yönetmen Ang Lee, romantizm ve aksiyonun dinamik bir öykü içindeki birleşimi olarak tanımlıyor filmini.

Amerika'nın en uyduruk havayollarından birinde hava hostesi olan Jackie Brown'ın emekliliği giderek yaklaşmaktadır. Hostesimiz ayın sonunu getirebilmek için silah kaçakçısı Ordell için çalışmaktadır. Polis durumdan haberdardır. Ordell de polisin haberdar olduğundan ve dolayısıyla Jackie'nin hayatının bıçak sırtında olduğundan.Olaylar ortaya çıktığuında Jackie ve Ordell cephelerine yeni yardımcılar katılır ve herkes yarım milyon doların peşine düşer.Yönetmen Tarantino, hayranı olduğu, 70'li yılların kült zenci dizisi "Foxy Brown"ın kadın oyuncusu Palm Grier'e Jackie Brown rolünü vererek tam onikiden vuruyor.

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Freidoune arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra ile tanışır. Daha doğrusu, gazeteci olduğunu anlayan Zahra, onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır. Yeğeni Soraya bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir, dinlemeli ve bu küçücük köyün büyük günahını tüm dünyaya anlatmalıdır. 15 Ağustos 1986; Soraya sadakatsizdir! Soraya suçludur! Cezası ölümdür! Ve ölene kadar taşlanmalıdır!

After the funeral of one of their own, a criminal family decides to embark on an emotionally unnerving journey in an attempt to exact bloody revenge.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Sinemalarının ilk döneminden bu yana çizgilerini hiç bozmadan ilerleyen Coen Kardeşler’e büyük bir şöhret kazandıran Fargo, orijinal senaryo ve en iyi kadın oyuncu dallarında Oscar kazanmıştı.

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir