
Leni Riefenstahl
Herself

This documentary recounts the life and work of one of most famous, and yet reviled, German film directors in history, Leni Riefenstahl. The film recounts the rise of her career from a dancer, to a movie actor to the most important film director in Nazi Germany who directed such famous propaganda films as Triumph of the Will and Olympiad. The film also explores her later activities after Nazi Germany's defeat in 1945 and her disgrace for being so associated with it which includes her amazingly active life over the age of 90.

60 yılı aşkın bir süredir sinemadan fotoğrafa, video yerleştirmeden heykele yapıtlar üreten 88 yaşındaki efsane Agnès Varda, İstanbul’da da “Şehrin Kırışıklıkları” projesiyle duvarlara yapıtlar bırakan genç JR ile birlikte Fransa’nın köylerini gezdi. İkili bir yandan halkla sohbet etti, fotoğraflar çekti, çektikleri fotoğrafları sergiledi, bir yandan da dost olup birbirlerini daha iyi tanımaya çalıştı. Mekânlar ve Yüzler, iki çok özel sanatçının sanat, yaş almak, paylaşmak ve gezmek hakkında ürettikleri bir film.


1936 Olimpiyat oyunlarının Berlin'de yapılması kararı alındıktan sonra, Almanya'daki Olimpiyat Komitesi oyunların perdeye aktarılacağı bir belgesel yapılması kararı alır. Yönetmen Leni Riefenstahl'ın yönetimindeki ekip, Olimpiyatlar süresince yarışmaları ve atletleri kameraya alır. Nazi yönetimi döneminde yapılan filmlerden biri olan belgesel, teknik alanda, özellikle de yakın çekim planlar anlamında önem atfedilen belgesellerden biri.

Berlin Olimpiyatları üzerine uzun metrajlı bir film yaratması için 1936 Olimpiyat Komitesi tarafından görevlendirildikten sonra Riefenstahl, hareket halindeki vücutların şiirselliği ile koşu yarışındaki atletlerin yakın plan çekimlerini birleştirerekinsan vücudunu öven bir belgesel çekmiştir. Yapım genç erkek bedenini göklere cikarmakta ve, bazılarına göre, atletik hünere yönelik Nazi bakış açısını ifade etmektedir. Riefenstahl, çim hokeyi, futbol, bisiklete binme, binicilik, su sporları ve jimnastik sporları yarışları sırasındaki atletlerin erdemlerini sunmaktadır. Hatırda kalıcı sahneler Amerikan Glenn Morris tarafından kazanılmış Pentatlon ve Dekatlon’dur. Film oyunların kapanış coşkusuyla sona erer.

A compilation of over 30 years of private home movie footage shot by Lithuanian-American avant-garde director Jonas Mekas, assembled by Mekas "purely by chance", without concern for chronological order.

When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".

Los Angeleslı sanatçılar Polonyalı unutulmuş heykeltıraş Stanislav Szukalski'nin eserlerini keşfeder. Bu çılgın dâhinin şaşırtıcı gerçek öyküsü ise adım adım açığa çıkar.

Bu belgesel film, The Dark Knight filmindeki “Joker” rolüyle, tarihin en ünlü performanslarından birine imza atan, genç yaşında evinde aşırı dozda uyuşturucu kullanımıyla ölü bulunan ve bu açıdan trajik bir ölüme sebep olan, 22 Ocak 2008'de zamansızca kaybettiğimiz Heath Ledger'ı daha önce hiç görülmemiş görüntüler eşliğinde anlatıyor. Film Heath Ledger'ı az veya çok tanıyan kişilerle röportajlara da yer veriyor. Arada oyuncunun hem kendi video kayıtları, hem de oynadığı sahnelerden de kurgulanmış dolu dolu bir belgesel.

A detailed account of the life and artistic career of legendary filmmaker Quentin Tarantino, from his early days as a video club manager to the scandalous fall in disgrace of producer Harvey Weinstein. A story about how to shoot eight great movies and become an icon of modern pop culture.

A showcase of German chancellor and Nazi Party leader Adolf Hitler at the 1934 Nuremberg Rally.

Belgesel, pop süperstarı Chris Brown'a kendi hikayesini anlatması için bir şans vermek için spot ışığının ötesine geçiyor ve dikkat çekici manşetleri atıyor. Uluslararası fenomenle yapılan yeni röportajlar, müzik yapma tutkusu, çalkantılı ve çokça duyurulan ilişkileri ve halkın gözünde yaşlanmanın dezavantajları hakkında uzun zamandır beklenen cevapları ortaya koyuyor. Ayrıca yeni konser görüntüleri, kamera arkası erişimi ve Usher, Jennifer Lopez, DJ Khaled, Mike Tyson, Jamie Foxx ve diğerlerinden özel röportajlar da yer alıyor.

A documentary on the expletive's origin, why it offends some people so deeply, and what can be gained from its use.

İnsanın insana yaptığı zalimliğin belgelenmesi, tarihin kendisi kadar eskiye dayanır. Yine de tüm bu belgeler dünyayı, Holocaust'un (Yahudi soykırımı) zalimliklerine, insana hâlâ ürküntü veren o korkunç olaylar dizisine hazırlayamamıştır. Zamanın, hatıraları ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bir şekilde sildiğinin bilincinde olan sinemacı Alain Resnais (daha sonra Hiroshima, mon amour-Hiroşima Sevgilim ve L'Année dernière Marienbad-Geçen yıl Marienbad'da gibi filmlerle yönetmen olarak daha da büyük bir ün kazanır), Nazi zulmünü filme almaya karar verdi; hem bu zulüm gelecek kuşaklara aktarılabilsin hem de birbirimize neler yapabildiğimizi hatırlatan kalıcı bir yapıt olsun diye.

A keen chronicle of the unlikely rise to power of Adolf Hitler (1889-1945) and a dissection of the Third Reich (1933-1945), but also an analysis of mass psychology and how the desperate crowd can be deceived and shepherded to the slaughterhouse.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir