
Helena Bonham Carter
Narrator (voice)

When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".

Helena Bonham Carter
Narrator (voice)

Jasper Britton
Narrator (German Concentration Camps Factual Survey) (voice)
Toby Haggith
Self - Imperial War Museums
Richard Dimbleby
Self (archive photos/voice)

Winston Churchill
Self (archive photo)

Alfred Hitchcock
Self (archive photos)
Sidney Bernstein
Self (archive footage/photo)


En İyi Belgesel Film Oscar'ını kazanan yapım, Kennedy ve Johnson'ın başkanlık döneminde Amerika Savunma Bakanı olarak görev yapan Robert McNamara'nın gözünden, son 60 yıldaki Amerikan politikasını ele alıyor. Film çekildiği zaman 86 yaşında olan McNamara, Amerika'nın hatalarından ders almadığını ve yanlışlar zincirine devam ettiğini cesurca açıklamaktan çekinmiyor. Bunun yanısıra filmde daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış gizli belgeler ve kayıtlar da gözler önüne seriliyor. "Tek bir gecede Tokyo’da 100.000 sivili yakarak öldürdük. Erkekler, kadınlar, çocuklar..." "Vietnam’ı soğuk savaşın bir unsuru olarak gördük, onların algıladığı gibi bir ‘sivil savaş’ olarak değil. Ve yanıldık."

Zero Days internet güvenliğini, siber suçlar ve siber-casusluk konularını ele almaktadır. Yapımcılık görevini ise Alex Gibney ve Charles Koppelman ikilisi üstlenmiştir.

Yapımcılar ve film tutkunları, Sapık filminin simge hâline gelmiş dehşet verici duş sahnesini yaratmak için Hitchcock'un kullandığı 78 planı ve 52 kesmeyi inceliyor.

Gonzo gazeteciliğinin mucidi Dr. Hunter S. Thompson hakkındaki belgesel, bu efsanevi figürün yaşamının önemli duraklarına uğruyor. Cehennem Melekleri adlı motosiklet kulübüyle ilişkisinden Aspen’deki şerif pozisyonuna başvurduğu döneme, normlardan her daim uzak durmuş bir adamın portresi.

Documentary about legendary Paramount producer Robert Evans, based on his famous 1994 autobiography.

Over the past 25 years, Lauren Greenfield's documentary photography and film projects have explored youth culture, gender, body image, and affluence. Underscoring the ever-increasing gap between the haves and the have-nots, portraits reveal a focus on cultivating image over substance, where subjects unable to attain actual wealth instead settle for its trappings, no matter their ability to pay for it.

“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.

İnsanın insana yaptığı zalimliğin belgelenmesi, tarihin kendisi kadar eskiye dayanır. Yine de tüm bu belgeler dünyayı, Holocaust'un (Yahudi soykırımı) zalimliklerine, insana hâlâ ürküntü veren o korkunç olaylar dizisine hazırlayamamıştır. Zamanın, hatıraları ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bir şekilde sildiğinin bilincinde olan sinemacı Alain Resnais (daha sonra Hiroshima, mon amour-Hiroşima Sevgilim ve L'Année dernière Marienbad-Geçen yıl Marienbad'da gibi filmlerle yönetmen olarak daha da büyük bir ün kazanır), Nazi zulmünü filme almaya karar verdi; hem bu zulüm gelecek kuşaklara aktarılabilsin hem de birbirimize neler yapabildiğimizi hatırlatan kalıcı bir yapıt olsun diye.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Hitler'in gençlik kamplarında yer alan Jojo Betzler adındaki bir çocuk, annesinin evlerinde Yahudi bir kızı gizlice misafir ettiğini öğrenir. Kız, evlerinin çatı katında kalıyordur. Tabii bu durum en yakın sırdaşı hayali arkadaşı Adolf Hitler olan Jojo'nun kafasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Hayali arkadaşı olan Hitler, hiç de orijinalindeki gibi değildir. Jojo'nun bu korkunç ırkçılığa karşı gelmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

1952 kışında İngiliz yetkililer bir soygun ihbarını araştırmak üzere Alan Turing’in evine girerler. Ahlâksız davranış suçlamasıyla Turing’i gözaltına alırlar. Yetkililer, modern bilgisayarcılığın öncüsünü suçladıklarından habersizdir. Bilgin, dilbilimci, satranç şampiyonu ve istihbarat görevlilerinden oluşan bir grubun lideri olan Alan Turing’in, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın kırılamaz tabir edilen Enigma makinesinin şifrelerini kırdığı bilinmektedir.

Ailesi Berlin'deki evlerinden Polonya'daki tuhaf yeni evlerine taşındığında genç Bruno, herkesin çizgili pijama giydiği çitin öbür tarafındaki Shmuel'le arkadaş olur. Bruno, Shmuel'in Yahudi tutsak olarak kaderinden ya da Nazi babasının onun tutsaklığındaki rolünden habersiz kamp duvarları içinde tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir