Steve Burington
Donnie Raymond

Donnie exists as the archetypal weirdo of his hometown, persecuted by bullies, and friend to none his age. He meets a girl named Jenny, who seems just as much an outcast. This new kinship reinvigorates him, and he hopes to start a new life of being accepted. Unfortunately, life just isn't that kind.

Başarılı bir ulusal avukat, on yıllarca kuzeydoğu kıyılarında yaşamış olan saldırgan bir kabilenin son ferdini yakalayıp onu medenileştirmeye teşebbüs ettiği zaman, aile fertlerinin hayatlarını tehlikeye atar...

1970’lerin başında, Fransa’dayız. Birkaç ay önce kaybolan 10 yaşındaki küçük kız Lucie yolda başıboş dolaşırken bulunuyor. Vücuduna şiddet uygulanmış fakat hiçbir cinsel taciz izi yok ve kaçırılma nedenleri bir türlü açıklanamıyor. Şokta, kelimelerini kaybetmiş Lucie, bir hastaneye kaldırılıyor ve orada kendi yaşında Anna adında bir kızla arkadaş oluyor. 15 sene sonra… Sıradan bir ailenin kapısı çalar. Evin babası kapıyı açar ve elinde av tüfeğiyle bekleyen Lucie’yi karşısında bulur. İşkencecisini bulduğuna ikna olan Lucie tetiği çeker.

Şeytan hiç beklenmedik yerlerde saklanmaktadır. Macaulay Culkin, Henry adında melek yüzlü ailesi ve kardeşlerine sevgi dolu, iyi kalpli bir çocuğu canlandırır. Oysaki kuzeni Mark (Elijah Wood) onun gülüşünün arkasındaki sırları bilmektedir. Alıştığımız iyi çocuk rollerinin dışında bu filmde Macaulay Culkin, kendinde çeşitli gizleri barındıran, çevresine korku saçan birini canlandırıyor.

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Willard içine kapanık ve asosyal bir adamdır. Çalışma hayatında sık sık aşağılanmaktan dolayı da, insanlara karşı gizli bir nefret beslemektedir. Bir gün, evindeki farelerle arasında özel bir bağ olduğunu keşfeder. Çok sevdiği farelerinin iş yerinde ölmesinin ardından intikam almaya karar verir. İntikamında ona yardım edecek kocaman bir fare ordusu vardır. Willard'ın nefreti küçük, ürkütücü canlıların bedeninde çevreye yayılmaya başlar.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

6 yaşındaki bir kızın parçalanmış cesedi bir su birikintisinde bulunur. Kız, Claudia'nın kayıp kızı olarak teşhis edilir, ancak kimliğini kanıtlayan sadece iki şey vardır: adının yazılı olduğu bir bileklik ve sağ bacağının solundan 3 cm uzun olması. Diğer tüm izler silinmiştir. 5 yıl sonra, sakinleştirici bağımlısı Claudia, kızı olduğunu iddia eden biri tarafından aranır: "Onlar beni öldürmeden gel ve bul beni!" Başka gizemli ipuçları da ortaya çıkınca, Claudia kızının hala hayatta ve tehlikede olduğuna inanır. Yıpranmış bir eski polis ve bir parapsikoloji muhabiriyle birlikte gerçeği bulmak için karanlık bir yolculuğa çıkar.

1970’lerde geçen film, 12 yıl boyunca bir seri katili izliyor ve işlenen korkunç cinayetleri katilin kendi gözünden perdeye yansıtıyor.

After thugs brutalize a deaf-mute woman, the spirit of an Apache warrior takes over her lifeless body and sets out on a bloodthirsty quest for revenge.

Tartışmalı filmlerin yönetmeni David Cronenberg'den erkeklerin en gizli fantezilerini anlatan bir gerilim... Jinekolog ikizler Elliot ve Beverly, aynı kadınları paylaştıkları gizli seks oyunlarında sert bir dönemece doğru ilerlemektedirler. İkizlerden cesur olanı, baştan çıkardığı kadınlardan sıkıldığında onları çekingen kardeşine bırakmaktadır. Ancak kadınları kolayca kandırdıkları bu düzen, utangaç kardeşin güzel aktris Claire'e ikizinden önce aşık olması ve onu sadece kendisine istemesiyle bozulur...

Kirsty üvey annesi Julia ve babası Larry ile büyük yeni bir eve taşınmaktadırlar. Kirsty başta karşı çıksa da evi görünce hoşuna gitmiştir. Julia'nın, Larry'nin kardeşi Frank ile bir ilişkisi vardır ve uzun zamandır Frank'ten haber alamamıştır heryerde onu hayal etmektedir. Larry bir gün ev eşyalarını yerleştirirken elini incitmiştir çatı katında Julia'yı bulduğunda yere birkaç damla kan akmıştır oradan ayrıldıklarında ise Frank uğraştığı karabüyünün etkisinden kurtulmuş ve canlanmıştır. Buna sebep olan bir kutu Cehennemin kapılarını açıp Helllraiser'ı çağırmaktadır.

Tarayıcılar insan üstü telekinetik güçlere sahip kişilerdir. Yıllar önce bir ilacın hamile kadınlar üzerinde denenmesi sırasında ortaya istemeden çıkmış bir türdür onlar. Yaşamlarını, insanlığın geri kalanından güçlerini gizleyerek ama nimetlerinden de yararlanarak sürdürmektedirler. Ancak aralarından biri, Darryl Revok, telepatik yetenekleri daha da gelişmiş bir ırk yaratarak dünyaya hükmetmeye kalktığında karşısında hümanist tarayıcı Cameron Vale’i bulacaktır.

Kralın şövalyelerinden olan Tristan ve kralla yakında evlenecek olan Isolde’nin imkansız aşkının anlatıldığı epik bir film.

19 yaşındaki Eliane, 1976 baharında Almanya doğumlu annesi ve kötürüm babası ile birlikte Pin-Pon lakaplı bir itfaiyecinin yaşadığı kasabaya taşınırlar. Eliane'i tüm kasabanın dikkatini çeker. Bir süre sonra Pin-Pon'la tanışır ve onunla çıkmaya başlar, evine taşınır, bebek elbiseleri bakar ve düğününü planlar... Fakat bu aşk bir çeşit komplo mudur? Pin-Pon'un annesine ve teyzesine 1955 Kasım gecesi getirilen ahırdaki piyanoyu kimin gönderdiğini sorar. Fakat neden bilmek istiyordur?

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

"Suç Unsuru hangi ülkede olursa olsun en içi geçmiş izleyicileri bile serseme çevirecektir" diye yazıyor Variety dergisi. Danimarkalı sinemacı Von Trier'in ilk filmi, fütüristik bir gerilim, Avrupa üçlemesinin de ilk filmi. Kahire'de sürgünde yaşayan Fisher adında bir İngiliz dedektif, hipnoz altında son görevini hatırlar. Anılarındaki Avrupa çok değişmiştir; bir terk edilmişlik ve çürümüşlük içindedir. Dedektif genç kızları öldüren Loto Katili'ni yakalamakla görevlendirilir.

Çin'in modern dünyasında, bir Amerikalı büyük bir suçtan dolayı cezalandırılmak üzeredir... Yüksek tansiyon, uluslararası entrikalar ve öldürücü karşılaşmalarla dolu bu heyecan fırtınasında Richard Gere muhteşem bir performans sergiliyor. Büyük bir iş anlaşmasında, avukat Jack Moore (Gere) bu anlaşmanın kilit isimlerinden biridir ve bir anda çok büyük bir başarı kazanır. Ancak bu sevinç güzel bir kadınla geçirdiği gece sonrası tepe taklak olur ve Moore, kadının acımasız katili olmakla suçlanır. Çin'in katı mahkeme sisteminde sanıklar suçsuzlukları ispatlanana kadar yalnız kalmak zorundadırlar ve Jack de tamamen yalnız kalır. Ancak savunma avukatı (Bai Ling) davadaki çelişkilerin farkına vararak kalp atışlarınızı yükseltecek bir yarışla gerçek katili bulmak için mahkemeye ve ülkesine karşı harekete geçer... Hem de her ikisinin de hayatını tehlikeye atmak pahasına...

KAÇACAK, SAKLANACAK YER, GÜVENECEK HİÇ KİMSE YOKTU... İsyankar gençleri örnek birer vatandaş haline getirmek için korkunç yöntemler kullanan bir kasabaya yeni gelen Steve Clark, yaşıtlarının rahatsızlık verici örnek davranışları yüzünden huzursuzdur. Aynı şeyler onun başına gelmeden, onlara neler olduğunu öğrenmek zorundadır. Bu filmi seyrederken siz de çok heyecanlanıp tırnaklarınızı yemekten kendinizi alamayacaksınız.

Mandy Lane, Teksas'ta yaşayan, okuduğu lisenin en popüler kızıdır. Bütün erkekler henüz kimseyle birlikte olmamış Mandy'le beraber olabilmek için yarış halindedirler. Red, bu amacını gerçekleştirmek için Mandy'i ve arkadaş grubunu her şeyden uzaktaki çiftliklerinde yapacağı partiye davet eder.Gece ilerledikçe alkol ve uyuşturucunun etkisiyle erkekler kontrolden çıkınca işler çirkinleşir. Reddettiği erkeklerden biri bunu gururuna yediremeyince Mandy'nin yapabileceği tek şey kalır, o da canını kurtarmak için kaçmaktır. The Wackness'ın yönetmeni Jonathan Levine'ın ilk filmi Herkes Mandy Lane'in Peşinde, Toronto Film Festivali'nde gösterim şansı elde etmiş, !f İstanbul 2009 kapsamında da sinemalarımıza konuk olmuştu.

Cinayet masası dedektifi John Hobbes, seri katil olan Edgar Reese'in idamına tanık olur. İdamdan kısa bir süre sonra tekrar cinayetler işlenmeye başlar ve Reese'in tarzına çok benzerler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir