
Sid Haig
Captain Spaulding / James Cutter

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Sid Haig
Captain Spaulding / James Cutter

Bill Moseley
Otis B. Driftwood

Sheri Moon Zombie
Baby Firefly / Vera-Ellen

William Forsythe
Sheriff John Quincy Wydel

Ken Foree
Charlie Altamont

Matthew McGrory
Tiny Firefly

Leslie Easterbrook
Mother Firefly

Geoffrey Lewis
Roy Sullivan

Priscilla Barnes
Gloria Sullivan

Dave Sheridan
Officer Ray Dobson

Kate Norby
Wendy Banjo

Lew Temple
Adam Banjo

Danny Trejo
Rondo

Dallas Page
Billy Ray Snapper

E. G. Daily
Candy

1970’lerde geçen film, 12 yıl boyunca bir seri katili izliyor ve işlenen korkunç cinayetleri katilin kendi gözünden perdeye yansıtıyor.

Film Henry Lee Lucas adlı bir seri katilin hayatından bir bölümü anlatır. Hapishaneden tanıştıkları ve aynı evi paylaştıkları kendisi gibi psikopat ve uyuşturucu bağımlısı arkadaşı Otis'le birlikte zevk için arka arkaya işledikleri bir dizi cinayet konu edilir. Bu canavarca cinayetleri durmaksızın işlerlerken hiçbir amaçları veya motivasyonları yoktur. Film gerçekte bir seri katil olan ve 2001 yılında cezasını çekmekte olduğu hapishanede ölen Henry Lee Lucas'ın soğukkanlı itiraflarına dayanmaktadır.

Collingwood ailesi tatil için bir dağ evine giderler. Ailenin kızı Mari, orada Paige ile arkadaş olur. Fakat bir çete tarafından iki arkadaş kaçırılır ve Mari ellerinden kurtulmaya çalışırken vurulur. Çete üyeleri kendilerine sığınacak bir ev ararken tesadüfen Mari'nin ailesinin evini bulur. Herşey ortaya çıktığında failler kurban durumuna düşecektir. The Last House On The Left, 1972 tarihli, Wes Craven imzalı kült korku filminin yeniden yapımı.

After the funeral of one of their own, a criminal family decides to embark on an emotionally unnerving journey in an attempt to exact bloody revenge.

Avustralyalı yönetmen Justin Kurzel’in 2005 yılında çektiği Blue Tongue’dan sonraki ikinci filmi Snowtown, Cannes’da bu yıl FIPRESCI Ödülü’nü kazandı. Film, Avustralya’nın Adelaide kentinin kenar mahallelerinde iki erkek kardeşi ve annesiyle birlikte yaşayan 16 yaşındaki Jamie’nin etrafındaki şiddetten kurtulmak için farkında olmadan azılı seri katil John Bunting’le yakınlaşmasının öyküsünü anlatıyor.

Başarılı bir ulusal avukat, on yıllarca kuzeydoğu kıyılarında yaşamış olan saldırgan bir kabilenin son ferdini yakalayıp onu medenileştirmeye teşebbüs ettiği zaman, aile fertlerinin hayatlarını tehlikeye atar...

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Gabriel Noone, radyoda program da yapan bir yazardır. Kısa bir süre önce sevgilisinden ayrılmıştır ve bu ayrılığın olumsuz etkileri iş yaşamına da yansımıştır. Hem yazıları hem de radyo programı kötüye gitmektedir. Bir gün, editörünün verdiği bir romanın hikayesinden oldukça etkilenir. Roman, 13 yaşında aile içi tacize maruz kalmış bir çocuk hakkındadır. Gabriel, bu kitabın talihsiz kahramanını bulmaya karar verir. Pete ismindeki bu çocuğa telefonla ulaşmayı başarır ve bu sayede onu evlat edinmiş Donna ile de tanışır. Fakat oldukça basit görünen bu durumun altında açıklanamayan gizemler bulunmaktadır. Pete ile Donna'nın aynı kişi olması mümkün müdür?

Bir adamın bir avuç serserinin üzerinde yarattığı gerilim bir süre sonra vicdan muharebesine dönüyor ve yön değiştiriyor fakat gücünü aldığı yer bu gerilim. Geçmişte yaşanan bir olay ve sorumlularının çok derinlere bastırdığı bir olayı unutmayan biri onlara hatırlatmaya başlıyor. Başta umursanmayan bu adam karşısında bu astığım astık serseriler tutulup kalıyor. Adeta adama dokunamıyorlar ve kendilerinin gideceği talihsiz sona doğru ümitsizce bekleyiş içine giriyorlar. Vicdanları, yıllardır atamadıkları pişmanlıkları onları bir anda zayıf kılıyor. Dokunamıyorlar çünkü daha fazla vicdani rahatsızlık katlanabilecekleri bir şey değil. Cezalandırılmayı bekleyen suçlu gibi sonlarını beklemeye başlıyorlar.

Gecko biraderler, rüzgarı arkalarına alıp Meksika’nın özgür ortamına doğru bir yolculuğa çıkarlar. Texas’ta sıkı bir soygun yaptıklarından dolayı, ne olur ne olmaz diye bir rahip ve ailesini de yanlarında rehin olarak bulundururlar. Buluşma için bir Meksika barının kapısını aşındırdıklarında başlarına geleceklerden habersizdirler. Mekan kesinlikle vampirlerin içeri alınmadığı barlardan değildir!Quentin Tarantino’nun senaryosunu yazıp başrollerinden birine geçtiği film, Robert Rodriguez'in, El Mariachi ve Desperado filmleriyle başladığı sinema kariyerinin şimdilik en parlak filmlerinden birisi.

Birbirinden uzak iki hayatın kesişmesiyle sapkın bir tek gecelik ilişkinin, bir seri katilin kanlı cinayetler zincirine dönüşmesiyle her şey beklenmedik bir biçimde şekilleniyor.

"Sessizliği bozun..." sloganıyla ürkütücü içeriğini açığa vuran Hannibal, Thomas Harris'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Kuzuların Sessizliği'nin (hem filmin, hem de romanın) devamı niteliğindeki yapımda, uzun bir aradan sonra Amerika'ya dönen cani Hannibal Lecter'in FBI ajanı Clarice Starling'i bulma çabası konu ediliyor. Floransa'da gizleniyor olan Lecter, Amerika'da kendisiyle hesaplaşmak isteyen diğer bir suçlunun, değer verdiği yegane insan olan Starling'e zarar vermesinden kokmaktadır. İki caninin karmaşık planları arasında kalan ajan Starling, en zorlu mücadeleyi kendini korumak için verecektir...

Kocasının vahşice öldürülmesinin ardından, Kansaslı bir karayolları devriye memuru, faili bulmak için yola çıkar. Av ilerledikçe, sorumlu adamın sadist bir seri katil olduğunu ve zihinsel sapkınlığının derinliğinin ve şeytani planlarının kimsenin hayal edemeyeceği kadar çarpık olduğunu fark eder.

22 yaşındaki uyuşturucu taciri (torbacı) Chris (Hirsch), zulası annesi tarafından çalınınca ya hemen 6.000$ bulmak ya da öldürülmek seçenekleriyle karşı karşıya kalır. Çaresizliğe kapılan Chris, annesinin 50.000$ değerinde bir hayat sigortası olduğunu öğrenince babası ile birlikte onu öldürtme planı yapar ve bu iş için aynı zamanda "dedektif" olan “Killer Joe”'ya (McConaughey) başvururlar. Her zaman nakit çalışan Joe bu sefer kurallarında bir istisna yapar ve Chris'in genç ve çekici kızkardeşi Dottie'yi (Temple) para ödenene kadar "teminat" olarak alır... Tabii para ödenirse...

Kötü sonuçlanan bir banka soygunundan sonra eve dönen 3 kardeş annelerinin evi haciz yüzünden kaybettiğini öğrenir. Bir gece yeni ev sahipleri ve misafirleri doğum günü partisi için bir araya gelmişlerdir. Evdekiler habersiz şekilde 3 kardeşin rehinesi olmuştur ve onları kötü bir doğum günü partisi beklemektedir. Anneleri kız kardeşleri de eve gelir anne olarak çocuklarını korumak için elinden geleni yapacaktır. Dehşet dolu gecede anne oğlunun kaçmasıyla bütün kontrolü ele alır, sırlar ortaya çıkar, hataların cezalandırılacağı bu gecede rehineler bununla baş etmek zorunda kalacaklardır...

Tüm toplumu dehşet içinde bırakan ve polisi şaşkınlığa sürükleyen acımasız ve incelikli oyunların perde arkasındaki kuklacı, yeni çırağı Amanda ile beraber yakalanmaktan tekrar kurtulur ve ortadan kaybolur. Şehrin dedektifleri onu yakalamak için harekete geçerken Doktor Lynn Denlon ve Jeff kuklacının satranç tahtasında birer piyona dönüşeceklerinden habersizdir.

Hoffman dışardan bakıldığında Jigsaw efsanesini devam ettirecek tek kişi olarak gözükmektedir. Ama Hoffman’ın bu sırrı tehdit edilince, sağ kalan herkesi tek tek avlamaya geri döner.

Jay (Neil Maskell), rahat bir banliyö evinde dediğim dedik ve alıngan sarışın eşi Shel (MyAnna Buring) ve uyku vakti geldiğinde zırhlı arabaların Irak, Afganistan ve Bağdat’taki pusuları hakkında hikâyeler dinlemek yerine babasıyla şövalyecilik oynamayı tercih eden yedi yaşındaki oğlu Sam ile birlikte yaşayan eski bir asker. Sekiz ay önce Irak’da geçirdiği kaza sonrası evine dönen Jay, ailesi ile ilgili sorunlar yaşamaktadır. Eski bir arkadaşı olan Gal (Michael Smiley) ile buluştuğu bir partiden sonra, Gal’ın kendisine teklif ettiği işi kabul eder. Görev ise, kendilerine verilen üç kişilik listedeki hedefleri öldürmektir.

Grace ve Jim, üniversitede okuyan iki sevgilidir. Sömestr tatilinde eski model arabalarına atlayarak çılgın bir geziye çıkmayı planlarlar. Yola koyuldukları gece bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Yol kenarında son derece ıslanmış bir şekilde otostop yapan John'u görünce almaya karar verirler. Ama bu hayatlarının hatası olacaktır.John'un tam anlamı ile bir psikopat olduğunu anlamaları uzun sürdürmez. John gerisinde bir dolu ceset bırakmış olan psikopat bir katildir. Grace ve Jim'i hunharca öldürmek için yaptığı planlar tam gerçekleşmek üzere iken beklenmedik olaylar gerçekleşir. Grace ve Jim, bir yandan hayatta kalabilmek için mücadele verirlerken bir yandan da John'un kendilerini bulaştırdıkları pisliklerden kurtulmaya çalışacaklardır.

Carter ailesi ile başlayan kabus onlarla bitmedi. Rutin görevleri New Mexico sınırındaki bilim adamlarına ekipman taşımak olan bir grup asker, kampa vardıklarında herkesin ortadan kaybolduğunu fark eder. Atomik araştırmalar yapan ekipten yalnızca yardım isteyen bir sinyal kalmıştır. Takım dağdan gelen sinyali araştırmaya karar verir. Eğer gerçekten yardıma ihtiyacı olan biri varsa belki de bu ıssız tepeler arasında yalnız çalışan bilim adamlarıdır. Carter ailesinin başına gelenlerden bir haber bu ıssız ve lanetli tepelerde araştırmaya girişirler ve onları da diğerlerini bekleyen yamyam mutantlar beklemektedir. Bu kez kötülerin gücü çok daha fazla ve soylarını devam ettirebilmek için çok daha akıllı ve saldırganlardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir