
Katrin Cartlidge
Anne

Makedonya ve Londra hatları üzerinde kurulmuş 3 farklı aşk hikayesi ile Modern Çağda Avrupa'ya ışık tutan bu filmde Makedonya dağlarında meydana gelen gizemli bir olay ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirerek bir rahip, bir Londralı resim editörü ve bir de savaş fotografçısının kaderlerini de trajik bir biçimde bir noktada buluşturur. Bu karakterler ve olayları üç ayrı bölümde işleyen 'Before the Rain' savaşın masum insanları zorla taraf tutmaya yönelten doğasını gözler önüne serer.

Katrin Cartlidge
Anne

Rade Šerbedžija
Aleksander

Grégoire Colin
Kiril

Labina Mitevska
Zamira

Phyllida Law
Anne's Mother

Silvija Stojanovska
Hana

Jay Villiers
Nick
Josif Josifovski
Father Marko
Kiril Ristoski
Father Damjan

Petar Mirčevski
Zdrave
Ilko Stefanovski
Bojan

Katerina Kocevska
Kate

Abdurrahman Shala
Zekir
Vladimir Jacev
Alija
Peter Needham
Maitre D

II. Dünya Savaşı'nın gölgesindeki Londra'da, 9 yaşındaki Billy Rohan'ın gözünden sıradan bir ailenin savaşla sarsılan hayatı anlatılır. Alman bombardımanları şehrin binalarını yerle bir ederken, Billy ve arkadaşları için bu kaos, yasaklı bir macera alanına dönüşür. Yetişkinlerin korku ve endişelerine rağmen çocuklar, enkazlar arasında oyunlar oynayarak savaşı kendi eğlencelerine çevirir. Billy'nin annesi Grace, kocasının cephede olmasına rağmen aileyi bir arada tutmaya çalışırken, büyükannesi sert ama sevgi dolu tavırlarıyla evin direği olur. Bombalar patladıkça aile, Londra'dan Thames nehri kıyısındaki bir banliyöye taşınır. Burada Billy, balık tutmak, yaramazlık yapmak ve kuzeni ile yaşadığı ilk aşk deneyimi gibi savaşın unutturduğu masumiyeti yeniden keşfeder.

In the winter of 1944, the Allied Armies stand ready to invade Germany at the coming of a New Year. To prevent it, Hitler orders an all-out offensive to re-take French territory and capture the major port city of Antwerp.

Göreve çağrıldığını duyan genç Tom Beddows (Brian Stirner) orduda eğitime başlar ve İkinci Dünya Savaşı'nın en büyük muharebelerinden biri olan D-Day çıkarmasına katılmaya hazırlanır. Yönetmen Stuart Cooper'ın düşündürücü dramasında, görüntü yönetmeni John Alcott'un uzman becerileri sayesinde otantik arşiv görüntüleri kusursuz bir şekilde filme entegre edilmiştir. Filmde, küresel çatışmanın enginliğine kıyasla bir adamın önemsizliği işlenmiştir.

Follow the perilous journey to freedom when a young boy and his dog attempt to escape a concentration camp during World War II. Based on true events.

1950'lerde İsveç'te geçen hikayede, ergenlik çağındaki Erik, üvey babasının dayağı yüzünden hayatı çekilmez hale gelmiş bunalımlı bir gençtir. Üvey babasının verdiği bir kararla evden uzağa, bir yatılı okula gönderilen Erik, bunu bir kurtuluş gibi görse de kısa zamanda hiç de göründüğü gibi olmadığını farkedecektir. Okulda öğrenciler arasında ciddi bir rekabet vardır ve güçlü öğrencilerin güçsüzleri ezdiği bir ortam oluşmuştur. Öğretmenlerin bile öğrenciler kadar baskı altında olduğu bir tür hapishanede olduğunu farkeden Erik'i, artık geride bıraktığı yaşantısından bile daha zor günler beklemektedir.

Hans Fallanda'nın Otto and Elise Hampel romanından uyarlanan film; Nazi yönetimi altında ki Berlin günlerinde insanca yaşamanın cesaret ve onurunu etkileyici biçimde anlatıyor.

A band of mercenaries led by Captain Curry travel through war-torn Congo across deadly terrain, battling rival armies, to steal $50 million in uncut diamonds. But infighting, sadistic rebels and a time lock jeopardize everything.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..

A retired rodeo legend risks it all to save his grandson. Facing his own painful past and the fears of his family, he enters a high-stakes bullriding competition as the oldest contestant ever. Along the way, he reconciles old wounds with his estranged daughter and proves that true courage is found in the fight for family.

İngiltere’nin kuzeyinde, madenleri kapatılmış küçük bir kasabanın sakinleri için beklenmedik bir sabah olur. Geçim kaynakları sınırlı bu kasabaya mülteci ailelerin gelmesi bazılarını huzursuz eder. Başlarda zor olsa da zaman içinde aslında birbirlerinden farkları olmadığını gören iki taraf da birbirini kucaklayacaktır.

"Charlestown Chiefs" için spor tam anlamıyla hüzünlü bir mesele: Bu köhne sanayi kentinin buz hokeyi takımı, kelimenin tam anlamıyla ligin en dip noktasında yer alıyor. Maç üstüne maç kaybediyorlar ve puan tablosunda adları bile anılmıyor. Taraftarlar onları ıslıklarla protesto ederken, oyuncuların eşleri bile bu sefalete gözlerini kapatıp başka yönlere bakıyor. Ancak işler değişmeye başlar. Antrenör Reggie (Paul Newman), sonunda kendini tutamaz ve rakip takımın kalecisini hakaretlerle kışkırtır. Sonuç? Büyük bir kavga, kurallara aykırı sert müdahaleler ve Chiefs’in ilk galibiyeti! Uzun zamandır beklenen çıkışın sırrı keşfedilmiştir. Takım, psikolojik savaş ve özellikle sert oyun taktikleriyle rakiplerini birer birer yere serer. Taraftarlar bu yeni tarza bayılır, özellikle de Hanson Kardeşler’in sahaya çıkışıyla coşku doruğa ulaşır...

Melinda, kocasına bağlı bir kadındır. Onun yaptığı tüm düzenbazlıklara rağmen arkasında durur ve onu herkese karşı savunur. Fakat eşinin yaptığı hilekarlıklar sürekli artınca artık sıkılmaya başlar. Tam bu sırada da kocasının kendisini aldattığını öğrenen Melinda artık çıldırır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

1939 yılında, Nazi Almanya’sının tehlike sinyalleri verdiği dönemde, Almanya’nın zengin ailelerinin Nasyonal Sosyalist partiye uygun eğitim görmeleri için kızlarını İngiltere’nin bir sahil kasabasında, dil eğitimleri için okula yazdırırlar. Okuldaki öğretmenlerden biri, hem Almanya’daki Nazi gücünün yükselişinin ardındaki tehlikeyi sezmekte ve olacakları az çok tahmin etmektedir. Bu nedenle, okulda ve ülkesinde bu tehlikeyi insanları anlatmak için çalışmalar başlatır. Her ne kadar başarılı olduğunu düşünse de, çevresindeki ve okulun üst yöneticileri, asıl problemin kendisi olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Artık, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına çok kısa bir süre kalmıştır ve casusluk ve vatana ihanet komploları arasında kalan öğretmen, tehlikenin gerçek olduğuna insanları ve yetkilileri inandırmaya çalışmaktadır.


Kimliğini, silahını ve görevini bencilce kullanan Terence McDonagh (Nicholas Cage), New Orleans'ta görev yapan tam anlamıyla 'kötü örnek bir polis memurudur. Aynı zamanda kokain bağımlısı da olan Terence, genç ve güzel bir hayat kadını olan Frankie Donnenfeld (Eva Mendes) ile sevgiyle örülü bir ilişki içerisindedir. Terence, boş zamanlarında sivil olarak barların önünde bekleyip, kokain taşıyan çiftleri çevirerek kendisi için kokain temin ettikten sonra kadınları taciz etmektedir. Bu sırada şehirde dönen büyük uyuşturucu pazarlığı tüm New Orleans Polis Teşkilatı'nı harekete geçirir. Daha önceki bir görev sırasında ömrü boyunca rahatsızlık yaşayacağı bir sakatlık geçiren ve sürekli ilaç kullanmak zorunda olan Terence, bu sebeple hafif görevlere verilmektedir ve New Orleans'ı kasıp kavuran bu uyuşturucu operasyonunda yer almak için gönüllü olur. Ancak, Terence'in amacı, bu çeteyi yakalayıp şehri temizlemekten ziyade kendisi için kokain ve para sağlamaktır.

Dolandırıcı Moses Pray buhranlı yılların hüküm sürdüğü yıllarda altın dişinin ardına sakladığı parlak gülümsemesi, bir araba dolusu gösterişli İncil'i ve dul kadınlardan oluşan bir liste dolusu isimle Kansas’ın yolunu tutar. Yanına 9 yaşında sigara içen kimsesiz Addie'yi de alır. Addie babasının kim olduğunu bilmemektedir. Bu durum, ikili arasında farklı bir bağ kurulmasına neden olmuştur. Çok geçmeden aralarına eğlenceli ama nevrotik Trixie Delight katılır, ama bu Addie'nin keyfini kaçırır. Bu ikilinin arasına kimse girmemelidir!

Küçük bir kız yaşamak için gönderildiği büyük ve gizemli bir malikânede, daha önce yaşıyor olduğundan haberdar olmadığı kuzeni ile tanışır. Daha sonraları ise, kuzeninin bile varlığından haberdar olmadığı gizli bir bahçenin varlığını keşfedeceklerdir. Uzun seneler boyunca, sahipsiz kalmış olan gizli bahçe, artık sağlam dostlukların ve arkadaşlıkların yeşerip büyüdüğü çok özel bir mekana dönüşecektir..

Korkusuzlar, 1962 yapımı ABD filmi. Hapse girmesine yardımcı olduğu bir suçlu tarafından ailesi tehdit altında olan bir avukatın anlatıldığı filmdir.

Kadınsı duyguların çemberinde gittikçe daralan bir dünyanın, küçücük bir evde yalnız başına yaşamak zorunda kalma kavramıyla özdeşleştiği filmde Carole'u bitmek tükenmek bilmeyen tiksintisini bir an olsun bastırabilmek için öldürmek zorunda kalan bir tür seri katile dönüştürmüştür. Filmde bir güzellik salonunda çalışan Carole, oldukça içine kapanık genç bir kadındır. Bastırılmış cinselliği yüzünden hem özel yaşamında hem de işte dışlanan Belçikalı Carol, Londra'da beraber oturduğu kız kardeşinin evli sevgilisiyle tatile çıkmasının ardından evde tek başına kalır. Carol, korkularına teslim olur ve hayalle gerçekleri ayıramadığı dünyasında tamamen çözülür.

Teksas'ın ücra bir kasabasında bar işletmeciliği yapan Julian Marty, karısı Abby'nin kendisini aldattığını düşünmektedir. Kiraladığı özel dedektifin çektiği fotoğraflar, bu şüphelerini haklı çıkarır. Abby'nin evi terk ederek barda çalışan Ray'in yanına yerleşmesi ile iki adamın arasında, kimin galip geleceği son âna kadar belli olmayan bir mücadele başlayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir