
Knox Manning
Narrator

The third film of Frank Capra's 'Why We Fight" propaganda film series, dealing with the Nazi conquest of Western Europe in 1940.

Knox Manning
Narrator

Murray Alper
Bit Role
General Bergeret
Self - in Railway Carriage with Huntziger (archive footage)

Monte Blue
Bit Role
Karl Brandt
Self (with jubilant Hitler, to his right) (archive footage)
Maurice Brierre
Bit Role

Winston Churchill
Self - with de Gaulle and Giraud (archive footage)

Ann Codee
Bit Role

Richard Walther Darré
Self - Speech (archive footage)

Charles de Gaulle
Self - with Churchill and FDR (archive footage)

Walter Huston
Narrator

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

As the Russian invasion begins, a team of Ukrainian journalists trapped in the besieged city of Mariupol struggle to continue their work documenting the war's atrocities.

Dünyanın biyoçeşitliliği en yüksek yerlerinden biri olan Kongo Virunga Milli Parkı M23 silahlı isyancıları tarafından tehdit edilince, küçük ve yorgun bir korucu ekibi karşılarına dikilir. Eski bir çocuk asker, yetim gorillerin bakıcısı, bir doğa koruma uzmanı ve film ekibi de iki ateş arasında kalır. Kahramanları, kötü adamları, gorilleriyle bu benzersiz aksiyon-belgesel, daha güzel bir dünya için kendi hayatını hiçe sayanların inanılmaz öyküsünü anlatıyor.

During the chaotic final weeks of the Vietnam War, the North Vietnamese Army closes in on Saigon as the panicked South Vietnamese people desperately attempt to escape. On the ground, American soldiers and diplomats confront a moral quandary: whether to obey White House orders to evacuate only U.S. citizens.

Film, anavatanlarının 2014 yılında IŞİD terör örgütü tarafından ele geçirilmesinin ardından bir araya gelen bir grup isimsiz aktivist tarafından hazırlanan, "Rakka Sessizce Katledildi" başlıklı bir belgeseli konu alıyor. Filmde, savaşla derin ve kişisel temasta bulunan cesur yerel gazeteci grubunun hayatın saklı yüzü ile karşılaştıkları anları ve dünyadaki en kötü güçlere karşı kendi hayatlarını nasıl riske attıkları anlatılacak.

This documentary movie is about the battle of San Pietro, a small village in Italy. Over 1,100 US soldiers were killed while trying to take this location, that blocked the way for the Allied forces from the Germans. Preserved by the Academy Film Archive in 2005.

They Shall Not Grow Old, I. Dünya Savaşı döneminde çekilen ve daha önce hiç görülmemiş görüntüleri kullanarak, Büyük Savaş'ın askerlerine ve etkilerine dair olağanüstü bir bakış sunuyor. Fantastik sinemanın baş tacı serilerinden “The Lord of the Rings” ve “The Hobbit” üçlemelerinin 3 Oscar’lı yönetmeni Peter Jackson da, 2014 yılında vizyona giren “The Hobbit: The Battle of the Five Armies”ten beri ilk kez beyaz perdeye geri dönüyor. Belgesel için İmparatorluk Savaş Müzeleri’nin film arşivindeki görüntüler günümüz teknolojisi kullanılarak restore edildi ve BBC Arşivleri’nden alınan sesler sayesinde Büyük Savaş’ı yaşamış insanları kendi sesleriyle dinleyebileceğiz. Filmin yapımcılığını da yönetmenle birlikte Clare Olssen üstleniyor.

Aptallık Çağı (Age of Stupid), 2055 yılında yaşayan bir adamın kendi ağzından anlattığı hikayeyi konu alıyor. Fırsatımız varken iklim değişimini neden durdurmadığımızı sorgulayan film, dünyanın yardım çığlıklarını duymazdan gelen insanların yaşadığı bir çağı ve sonunda pişmanlığı gözler önüne seriyor.

When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".

2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

Usta yönetmen John Frankenheimer'in imzasını taşıyan filmde, Paris her an Nazilerin kontrolünden çıkıp özgürlüğüne kavuşabilecek gibidir. En azından Alman subayı Albay Franz von Waldheim (Paul Scofield)'in aldığı istihbarat bu yöndedir. Yukarıdan ona gelen emir Jeu de Paume müzesindeki paha biçilmez sanat eserlerini anayurda getirmesi şeklindedir. Eserler Almanya'ya bir trenle sevk edilecek; demiryolu müfettişi Labiche (Burt Lancaster) de bu sevkiyata engel olmaya çalışacaktır. Tren sahnelerinde gerçek trenler ve istasyonlar kullanmakta ısrar eden Frankenheimer'in ne kadar haklı olduğu görülmüş, filme son derece gerçekçi ve heyecan dolu bir hava katan sahneler birçok yönetmeni etkilemişti.

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci Dünya Savaşı'nda U-96 adlı tip 7 sınıfı Alman U bot mürettebatını konu alan film. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını, içinde bulundukları psikolojik durumları görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar. Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır. Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.

İkinci Dünya Savaşı döneminde Alman işgali altında bulunan Polonya'da yaşam, Nazi'lere karşı olan herkes için oldukça zordur. Polonya'nın Nazi'lere direnişine çok ciddi şekilde zarar verebilecek bir casusun Alman'lara bilgi ulaştırmadan bir an evvel engellenmesi gerekmektedir. Joseph Tura ve karısı Maria'nın başını çektiği bir grup tiyatro oyuncusu, Nazi'lerle amansız bir mücadeleye girişirler.

Julien Dandieu (Philippe Noiret), 1944 yılında Montauban’daki bir hastanede cerrah olarak çalışmaktadır. Alman ordusunun Montauban’a da girmesinden korkan Julien, arkadaşı François’dan karısı Clara (Romy Schneider) ile kızı Florence’ı savaşın henüz ulaşmadığını düşündüğü La Braberie’deki ailesinin şatosunun bulunduğu köye götürüp saklamasını ister. Sadece bir hafta sonraki hafta sonunda ailesini görmek için La Braberie’ye gelen Julien, karısı Clara’yla küçük kızı Florence’ın cansız bedenlerini bularak büyük bir şok geçirir. Alman ordusu çoktan köyü işgal etmiş ve hemen hemen tüm köylüler Naziler tarafından öldürülmüştür. Babasının kiliseye sakladığı av tüfeğini bulan Julien, bu katliamı gerçekleştirenleri öldürmeye ant içer. Alman askerler kasabaya partizanların geldiğini sanırlar, oysa onları birer birer ortadan kaldıran, aslında Hipokrat yemini etmiş bir doktor olan Julien’den başkası değildir.

Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.

II. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı zamanda, 1942'deyiz. Alman U-Botları Atlantikte iki kıta arasında gidip gelen müttefik gemilerine aman vermiyor. Alman haberleşmesini bir türlü deşifre edemeyen Amerikan donanması eli kolu bağlı, yaralı bir boğa gibi hareket ediyor. İşte tam bu ortamda, müttefikler karaya oturmuş bir Alman U-Botunu tespit ettiklerinde, meşhur Enigma şifreleme cihazını ele geçirmek için bir umut doğar.I. Dünya Savaşı'ndan kalma ve ilkel silahlarla donatılmış bir denizaltı olan S-33 olay yerine yakın olduğu için bu gizli ve savaşın kaderini değiştirecek görev ona verilir. Mike Dahlgren yönetimindeki denizaltı, denizde çaresiz bekleyen Nazi U-Bot'una bir dost gibi yaklaşacak, mürettebat ise U-Bot'a girip batırmadan önce Enigma cihazını ele geçirecektir. Bunun için gerekli cesaret ve tecrübe S-33'ün mürettebatında olsa bile talih rüzgarlarının ne taraftan eseceği çoğu zaman belli olmaz...

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

White Bird: A Wonder Story, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Fransa'da bir çocuk ve ailesi tarafından saklanan genç bir Yahudi kızın hikayesini konu ediyor. 11 yaşındaki Julian Albans, yüz deformitesi ile doğmuş bir sınıf arkadaşını küçümseyen zalim bir çocuktur. Bu durum üzerine büyükannesi Sara ona bir hikaye anlatır: 1940'larda Fransa'da yaşayan Yahudi bir kız, Nazi Almanya'sının anavatanını işgal etmesini izlemek zorunda kalmıştır. Yahudi nufüs toplanıyor ve zalim yöneticiler çocukları hedef alıyordur. Küçük kız, sınıf arkadaşı Julien ve ailesi tarafından kurtarılarak, saklanır. Julien'in çocuk felci nedeniyle yüzünün bozulmasıyla, Yahudi kız dahil sınıf arkadaşları onunla dalga geçer. Ancak Yahudi kız saklandığı sürede Julien ile daha çok vakit geçirdiğinde önyargılarından kurtulmayı öğrenir.

1942 yılı. Belçikalı Yahudi bir genç olan Gilles, Almanya’daki toplama kamplardan birine götürülmek üzere Nazi subayları tarafından yakalanır. Kurtulmak için Yahudi değil İranlı olduğunu söylemesiyle hayatta kalsa da, Gilles’nin bu yalanı onu yaşamla ölüm arasında tutan tehlikeli bir oyuna dönüşür. Savaş bitince İran’a gitme hayalleri kuran Subay Koch, Gilles’in kendisine Farsça öğretmesi şartıyla hayatını bağışlar. Ancak en büyük sorun Gilles hiç Farsça bilmiyordur ve Koch’a öğretmek için yeni bir dil yaratmak zorundadır. Kamptaki diğer askerler onun yalanını ortaya çıkarmak için ellerinden geleni yaparlarken, Gilles uydurduğu bir kelimeyi bile unutursa bedelini hayatıyla ödemek zorunda kalabilir.

Yıl 1942. Naziler Rusya'da ölümcül bir harekata girişmiştir. Kruschev'in liderliğindeki Stalingrad vatandaşlarıysa cesur bir direnişe geçmiş, yerel halk kahramanı Vassili Zaitsev'in ışığıyla tek yumruk haline gelmiştir. Uzman bir keskin nişancı olan Vassili'nin gösterdiği kahramanlıklar en yakın arkadaşı politik subay Danilov tarafından yürütülen bir propaganda sayesinde efsaneleşmiştir. Vassili'yi durdurmak için Almanlar en iyi keskin nişancıları olan Albay Konig'i Stalingrad'a gönderirir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir