
Elio Germano
Antonio Ligabue

The film tackles the life journey of Toni Ligabue, visionary naïf painter who used to draw tigers, lions and jaguars while living among the poplar trees of the boundless Po valley. A harsh life that is a fairy tale too, as a lonely and marginalized kid finds redemption in his art, and a way to express himself and be admired by the world.

Elio Germano
Antonio Ligabue

Oliver Ewy
Antonio Ligabue Jr.
Leonardo Carrozzo
Ligabue da bambino

Pietro Traldi
Renato Marino Mazzacurati

Orietta Notari
Mazzacurati’s Mother
Fabrizio Careddu
Ivo

Andrea Gherpelli
Andrea Mozzali

Denis Campitelli
Nerone
Filippo Marchi
Vandino
Maurizio Pagliari
Sassi
Francesca Manfredini
Cesarina
Daniela Rossi
madre di Cesarina
Mario Perrotta
Raffaele Andreassi
Paolo Dallasta:
Erminio Canova

Gianni Fantoni
Antonini

When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.

Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.

Matteo is a young successful businessman, audacious, charming and energetic. Ettore instead, is a calm, righteous, second grade teacher always living in the shadows, still in the small town from where both come from. They’re brothers but with two very different personalities. A dramatic event will force them to live together in Rome for a few months, bringing up the opportunity to face their differences with sympathy and tenderness, in a climax of fear and euphoria.

It's San Francisco in 1957, and an American masterpiece is put on trial. Howl, the film, recounts this dark moment using three interwoven threads: the tumultuous life events that led a young Allen Ginsberg to find his true voice as an artist, society's reaction (the obscenity trial), and mind-expanding animation that echoes the startling originality of the poem itself. All three coalesce in a genre-bending hybrid that brilliantly captures a pivotal moment-the birth of a counterculture.

1950’lerde Romalı genç bir kadın nişanlanmak üzeredir. Bir oyuncu seçmesine katılmak üzere Cinecittà’ya gider ve sonunda kendisini keşfedeceği uzun bir gece yaşar.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Roma'nın büyüleyici ve görkemli atmosferinde yaşayan Jep Gamberdella 65 yaşına gelmiş ve sıkça geçip giden gençliğini özlemekte olan bir yazardır. Gençliğinde yazmış olduğu "The Human Camera" ile ihtişamlı bir başarı yakalamış ve Roma yüksek sosyetesine kabul edilerek ihtişamlı bir hayat sürmeye başlamıştır. Hayatı başarılarla geçen Jep, bu süreçte tanıdığı insanların değişimlerine ve insanlıktan çıkma noktasına geldikleri bir krize tanık olur. Hayallerinde masumiyetini koruyan tek şey ise gençlik aşkıdır. Artık yeniden yazma zamanının geldiğine karar verir.

1980'lerde Napoli'de futbola duyduğu sevginin peşinden giderken bir aile trajedisiyle sarsılan genç Fabietto'yu yönetmenliğe giden belirsiz ama parlak bir gelecek bekler.

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

Hip bir DJ olan Jack Lucas, programında canlı bir telefon konuşmasının ardından hızlı ve renkli hayatına veda eder. Ciddiyetsiz bir tavır ile bir kişinin hayatına yanlış bir yön vermiş ve hayatının hatasını yapmıştır. Yaklaşık üç yıl sonra intihara eğilimli bir ayyaşa dönüşen eski DJ Jack'in hayatı, şehri kendi oyun alanına çevirmiş, sokaklarda yaşayan bir şizofrenle karşılaşmasıyla değişecektir.

14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley ve internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff, tanışmak üzere bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan flörtleşme, onları daha da yakınlaştırarak Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu, beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilâç katar.

William Keane, altı yaşındaki kızının altı ay önce onunla seyahat ederken New York Otogarı'ndan kaçırılmasından beri zar zor başa çıkabilmektedir. Sürekli olarak kaçırılma olayının yaşandığı yere çekilen Keane, sanki sonucu değiştirmeyi umarcasına o kader gününün olaylarını takıntılı bir şekilde yeniden yaşayarak otogarda gezinir.


On a stormy night in Rome, Anna arrives at her daughter Alice’s apartment with a devastating confession: their entire family history is built on a lie. Twenty years earlier, after a horrific accident that nearly cost Alice her leg, Anna claims she made a pact with a mysterious Stranger to save her. But the miracle came at a price. What she believed was a single desperate bargain has in fact unleashed a spiraling chain reaction — a domino effect of increasingly dark events that have haunted their lives ever since. Now, the Stranger has come to collect. And Anna is convinced that only Alice can break the spiral and set things right. But at what cost?

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlar. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam sık sık belirir. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp esrarengiz misafirinin izinden gider.

Adını Vincent Van Gogh’un, intihar olduğu bilinen ölümünden birkaç ay önce resmettiği tablosundan alan filmde, Van Gogh’un Paris’te en çok zaman geçirdiği bölgeler olan Arles ve Auvers-sur-Oise motifleri eşliğinde ressamın yaratıcılık ve sonsuzlukla ilişkisini göreceğiz.


Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea´de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir