
Elliot Page
Hayley Stark

"Yabancılar küçük kızlarla konuşmamalı."
14 yaşında, zeki ve çekici bir genç kız olan Hayley ve internette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff, tanışmak üzere bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan flörtleşme, onları daha da yakınlaştırarak Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu, beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilâç katar.

Hayatı olmadığınız yerlerde de yaşamanın sonuçları nelerdir? İnternetin bize sağladığı özgürlük müdür, tutsaklık mı? Henry-Alex Rubin´in bu ilk uzun metrajlı kurmaca filmi, sinsice iç içe geçen bir dizi sürükleyici öykü eşliğinde internetin günlük hayatımıza etkisini anlatıyor ve bizi unutulmayacak karakterlerle tanıştırıyor: kimlik hırsızlığı kurbanı gergin çift, sanal zorbalık yapan oğluyla uğraşan eski polis, oğulları intihara kalkışan sevgi dolu anne-baba, yetişkin sitelerde internet kamerası hep açık hırslı TV muhabiri... İlk gösterimi Venedik Film Festivali´nde yapılan Disconnect, "Defolu ve insan olmaya dair bir aşk mektubu." Rubin, 2005 yapımı, tekerlekli sandalye rugby´si konulu belgesel Murderball´un da yönetmeni...

2006 yılında, "To Catch a Predator" programının sunucusu Chris Hansen televizyon tarihine geçmek için yola çıkar. Ahlaki bir mücadele olarak başlayan program, hırs ve reyting takıntısıyla kontrolden çıkan bir güç oyununa dönüşür. Hansen ve ekibi, büyük bir "av" peşinde Teksas'a gittiğinde yaşananlar televizyonu sonsuza dek değiştirecektir.

Film, yakışıklı bir gazeteciye kafayı takan yeni yetme bir kızın, kendisine ilgi gösterilmeyince son derece tehlikeli bir hal almasını konu alıyor.

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

Bulaştığı tarikattan ve karizmatik tarikat liderinden kurtulmak için çabalarken hayatı alt üst olan Martha, uzun bir süredir görüşmediği ablası Lucy'den yardım istese de neler yaşadığını ablasına açıkça söyleyemez. Tatsız anıları canlandıkça tarikatın onu takip ettiği hissine kapılır ve gerçeklikle bağını kaybetmeye başlar.

Kocasının bütün isteklerini kusursuz bir şekilde yerine getiren güzel ve mükemmel bir ev hanımı Laura... Yakışıklı, başarılı ve baştan çıkarıcı şekilde ince düşünceli Martin... Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir evliliğe sahip olduğu düşünülen bu çiftin kapalı kapılar ardındaki yaşantıları bambaşka... Laura'nın yaşamını hasta ruhlu obsesif kocası Martin cehenneme çevirince bu baskıya dayanamayan kadın sıradışı bir planla kocasından kaçmanın bir yolunu bulur. Fakat sapkın kocasının nefesi her an ensesinde olacaktır...

Ünlü bir yatırım bankacısının karısı ile ilişki yaşadıktan sonra; yaptığı şantaj ile para sızdıran bir dolandırıcı; pazarlık ettiğinden fazlasını elde eder. Ancak, işler istediği gibi gitmeyecektir.

2000 yıl boyunca acı ile beslendi, kaosun büyümesi için tohumları ekti...ve bekledi. Fakat şimdi, Şeytan insan vücudunda hayat bulacak ve insanlığı sonsuz bir karanlığa gömecektir ona sadece bir kadın engel olabilir. Maya Larkin (Ryder) zamana ve kötülüğün tüm güçlerine karşı yarışmalı ve akıl almaz Satanist bir teorinin tüm işaretlerinin gösterdiği, doğuştan şüpheci bir adamı (Chaplin) yaklaşmakta olan tehlikenin gerçekliğine ikna etmelidir. Lost Souls, Exorcist ve Rosemary's Baby tadında kaçırılmayacak bir korku filmi!

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun yazdığı filmi Oliver Stone yönetmiş ve bunun yüzünden araları açılmıştı. Mickey ve Mallory birbirlerini seven ama 'doğuştan katil' olan iki aşık. Yaşadıklarını öldürerek hissedebiliyorlar belki de. Ancak 90'ların giderek çığrından çıkan medyası da onları kahraman gibi göstermekten geri kalmıyor. Böylece iki doğuştan katil yolculukları sırasında arkalarında onlarca ölü bırakarak yollarına devam ediyorlar. Yakalandıklarındaysa medya yine kurtarıcıları olarak çıkıyor karşılarına...

Steven Murphy başarılı bir cerrah, eşi Anna ise göz doktorudur. Çiftin iki çocuklarıyla beraber mutlu ve sağlıklı devam eden aile hayatı, Steven’ın babasını kaybetmiş bir genç olan Martin’i himayesine almasıyla raydan çıkar. Beraberinde bazı karanlık sırlar da getiren Martin aile fertleriyle giderek yakınlaşırken, Steven’ın çocukları ansızın yemeden içmeden kesilir ve yürüyememeye başlarlar. Doktorlar, çocukların rahatsızlığını bilimsel olarak açıklayamamaktadır. Steven kendisini Martin’in dediklerini harfiyen yapmazsa aile fertlerinin sırayla öleceği esrarengiz bir oyunun içinde bulur.

On dört yaşındaki Annie (Liana Liberato) internette tanıştığı bir genç ile arkadaşlık kurar. Kurduğu arkadaşlık sanal alemden telefonla görüşme boyutlarına ulaşmıştır. Aylar sonra Annie arkadaşı (Chris Henry Coffey) aslında kim olduğunu öğrenir. Annie çok sarsılır, depresyona girer. Annie 'in anne ve babası (Clive Owen ve Catherine Keener) kızlarının bu kötü zamanında, ona destek olacaklardır.

New York’ta tek başına yaşayan Frances oldukça uysal mizaçlı, büyük şehirde tek başına ayakta kalmaya çalışan, genç bir kadındır. Günün birinde metroda unutulmuş bir çanta bulur. Çantanın sahibi klasik müzik hayranı bir piyano öğretmeni olan Greta’dır. Çantayı sahibine ulaştırmaya kararlı olan Frances vakit kaybetmeden yola koyulur. Evine kadar gelip kendisine çantasını ulaştıran Frances’e teşekkür etmek isteyen Greta onu kahve içmeye davet eder. Bu sayede yolları kesişen ve birbirlerini tanımaya başlayan Frances ve Grera arasında kısa sürede beklenmedik bir arkadaşlık oluşur. Hem yakın zamanda annesini kaybetmiş olan Frances'in hem de kocasını kaybetmiş yalnız bir kadın olan Greta’nın bu arkadaşlığa ihtiyacı vardır. Ancak bir süre sonra Frances, anaç yapılı Greta hakkındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.

Colin Harrison‘ın Manhattan Nocturne adlı romanından beyazperdeye uyarlanan filmin başrollerinde; Adrien Brody ve "Chuck" dizisi ile üne kavuşan Yvonne Strahovski. Konu itibariyle;Porter Wren karakterindeki Adrien Brody'nin hayatındaki skandalların, işi ve evliliğine olan yansımalarına odaklanıyor. Filmde cevval bir gazeteci olan Adrien Brody, çok büyük bir hikayenin peşindedir. Çok güzel bir kadın ile karşılaşır. Fakat bu kadın, düşündüğünden daha tehlikelidir.


"CHAM!" isimli popüler müzik grubunun üyesi olan Mima Kirigoe, yeni bir kariyere adım atmak için şarkıcılığı bırakır ve oyunculuğa başlar. Mima’nın bu kararı hayranlarının bir kısmını rahatsız eder. Oynadığı filmdeki rolden ve dergilere çıplak pozlar vermesinden sonra Me-Mania lakaplı hayranının tacizleriyle Mima'nın kariyeri ve özel yaşamı parçalanmaya başlar. Hayatı iyice çekilmez hale gelen, sürekli rahatsız edilen Mima, bir süre sonra aklını yitirmeye başlayacak ve gerçekle hayal arasındaki ayrımı yapamaz hale gelecektir * Black Swan, komple bu filmden aparılmış adeta * Satoshi Kon zihinlerin ırzına geçmeye devam ediyor * Paprika, Tokyo Godfathers gibi başarılı işlere imza atmış olan Satoshi Kon'un çektiği ilk film olma özelliğini taşıyan Perfect Blue, anime türü içinde en başarılı gerilim filmlerinden biri.

1981 yılında Kansas'ta başlayan bu hikâye, küçükken aynı beyzbol takımında oynayan Brian ve Neil'in hayatlarına odaklanıyor. 8 yaşındayken amnezi geçiren Brian, neler yaşadığını hatırlayamadığı ve hayatından eksilen 5 saatte uzaylılar tarafından kaçırılıp üzerinde deneyler yapıldığına inanmaktadır. Neil ise beyzbol takımının koçunun tacizine uğramış, geri kalan hayatı boyunca onu unutamamış fahişe bir gençtir. Küçükken yaşadıkları travmatik olaylar sonucu hayatları tamamıyla değişen iki gencin yolları yıllar sonra tekrar kesişecektir. Çünkü Brian, Neil'in kendisinin uzaylılar tarafından kaçırılmasını açıklayabileceğini düşünmektedir.

Kaybedenler Kulübü tarafından yenilgiye uğratılmasından yirmi yedi yıl sonra, Pennywise, Derry kasabasını yeniden dehşete düşürmek üzere geri döner. Artık birer yetişkin olan Kaybedenler Kulübü üyeleri Derry'i terk etmiş ve kendi yollarını çoktan çizmişlerdir. Derry'de çocukların tekrardan ortadan kaybolmaya başlamasıyla, kulübün kasabada kalmış tek üyesi olan Mike diğerlerini kasabaya geri çağırır. Geçmişin deneyimlerinden dolayı yıpranmış olan kulüp üyelerinin Pennywise’ı bu kez sonsuza dek ortadan kaldırabilmek için kendi en derin korkularıyla yüzleşmeleri gerekecektir.

Bir çocuk annesinin acımasızca öldürülmesine tanık olur. Büyüdükçe katili bulmak için daha takıntılı bir hal almaya başlar. Normal sıradan sessiz ama kendi dünyasında kendini kahraman olarak gören bir öğrenci. Ama gerçek bir kahraman nedir? Ve doğru veya neyin yanlış olduğuna kim karar verir? Bunun sınırları ise bulanıktır. Boy Wonder, doğru ve haklının ne olduğunu, ahlak ve ahlaksızlığın algınmasındaki sorgulamaları irdeleyen bir film.

Özel efektler konusunda uzman olan Bryan Brown, hükumet tarafından çok gizli bir iş için görevlendirilir. Yeraltı dünyasının karanlık isimlerinden Jerry Orbach saldırıya uğramıştır. Hükumet ise, Orbach’ın mafya tarafından ölü bilinmesini istemektedir…

Cain (John Lithgow), babasının yaptığı deneyler için küçük çocuklara ihtiyaç duyan, çift kişilikli bir adam. Karısı, bir süre sonra Cain'deki gariplikleri farkediyor ancak çok ağır sorunları olan adamı kurtarmak için artık çok geç.. Brian De Palma'nın açıkça Hitchcock, Welles ve Michael Powell'dan izler taşıyan filmi özellikle yönetmenin hayranlarına sesleniyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir