
Callan McAuliffe
Prime Suspect

Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan film, çağımızın en önemli figürlerinden Julian Assange’ın hikayesini ele alıyor. 1989 yılında Melbourne’de geçen hikayede Assange ve iki arkadaşı bir ekip kurmuşlardır. Henüz yaygınlaşmakta olan bilgisayarlar üzerinde çalışan arkadaşlar, dünyanın en güçlü ve gizli organizasyonlarından bazılarının sistemine sızmayı başarırlar...

Callan McAuliffe
Prime Suspect

Anthony LaPaglia
Ken Roberts

Alex Williams
Julian Assange

Laura Wheelwright
Electra

Rachel Griffiths
Christine Assange

Nick Mitchell
Matthew Stewart

Jeffery Richards
Security Guard

Jordan Raskopoulos
Trax

Benedict Samuel
Jonah

Doug Bowles
Fred

Daniel Frederiksen
Wayne
Ben Keller
Young Julian Assange

Simon Maiden
Journalist

Ian Bliss
Vince
Paul Dawber
Citibank Spokesperson


Gerçek bir hikayeden ilham alınarak yapılan bu filmde, eski bir hükümlü olan Eugene Brown geçmişteki hatalarından ders çıkarmış birisidir. Washington D.C'deki kenar mahalle gençleri için bir satranç kulubü kurup, onlara yardımcı olmaya çalışır...

Gerçek hikayelere dayanan filmde, ABD Senatosu’nun CIA'in 11 Eylül sonrası hayata geçirdiği Gözaltı ve Sorgulama Programına yönelik başlattığı incelemede programın acımasız, ahlaksız ve etkisiz olduğunu ortaya çıkaran baş araştırmacısı Daniel Jones’un birçok kişinin gizli tutmak istediği bu raporu kamuoyuna açıklamak için yorulmadan verdiği mücadele anlatılmaktadır.

Genç yaşta anne olan Sandra, kocasından gördüğü şiddete artık dayanamaz. Kocasından ayrılmayı kafasına koyar ancak bir yandan da Dublin’deki konut kriziyle de uğraşmaktadır. Ev bulmakta zorlanan Sandra, kızları ile geçici olarak bir otel odasına yerleşir. Kendisine yardım etmeyi reddeden bu sistemle mücadele eden Sandra, kızlarına güvenli ve mutlu bir yuva sağlayabilmek için sıfırdan başlayarak evini inşa etmeye karar verir. Bu süreçte kendi hayatını da yeniden inşa eder ve benlik duygusunu da geri kazanır.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

Rocky, muhteşem öyküsü ve başarılı karkaterleri sayesinde tüm zamanların en sevilen filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Peki Rocky karkaterinin pek kimsenin tanımadğı bir boksörün gerçek yaşamından esinlenilerek yaratıldığını biliyor muydunuz? New Jersey'de yaşayan sıradan bir esnaf olan Chuck Wepner'ın hikayesi bir sinema efsanesine elbette boş yere ilham vermedi. Will Wepner, 1975 yılında Muhammed Ali ile dövüşen ve neredeyse 15 raunt boyunca ayakta kalmayı başarabilen ender boksörlerdendir. Film, Chuck Wepner'ın bu dövüşten sonra ünlenmesiyle başlıyor ve Sylvester Stallone'un kendisiyle tanışıp Rocky projesini kabul ettirdiği güne kadar geçen süreyi konu ediniyor.

Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.

Film, kariyerinin son fırsatını yakalayan bir boksörün, aşırı kilo verme süreciyle birlikte yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküşü ile kazanma hırsını anlatıyor.

2003 yılının Ekim ayında alkollü bir gecede kız arkadaşından yeni ayrılmış olan Mark, üniversitenin bilgisayarlarına sızarak kampüsteki tüm kadınlarla ilgili bilgilerden oluşan bir veri tabanını içeren bir site yaratır, ardından yan yana iki fotoğraf koyarak kullanıcılardan hangisinin “daha ateşli” olduğunu seçmesini ister. Sitenin adını Facemash koyar; site bir anda virüs gibi etrafa yayılarak tüm Harvard sistemini çökertir ve görünürdeki kadın düşmanlığıyla kampüste tartışma yaratır; Mark, Facemash'ı yaratarak kasıtlı olarak güvenliği, telif hakları yasasını ve özel hayatı ihlal etmekle suçlanır. Tam o anda, Facebook'un altyapısını oluşturan iskelet ortaya çıkmıştır. Kısa süre sonra, Mark Harvard'da bir ekrandan diğerine , Ivy League üzerinden Silikon Vadisi'ne ve tüm dünyaya bir yangın misali sıçrayacak olan thefacebook.com sitesini oluşturur...

Tapan Das Hindistan'in İngiliz sömürgesi altındayken Olimpiyatlarda Hokey takımına altın madalya kazandıran bir menejerdir. 1948 yılında yaklaşan bağımsızlık zamanına güvenerek Olimpiyatlara özgür Hindistan takımı adına katılmayi hedefler ve kendi takımını kurar. Fakat bağımsızlığını ilan eden Hindistan'da çıkan ayaklanma ve bölünmeler işleri oldukça zorlaştırır.


Caleb, dünyanın önde gelen internet şirketlerinden birinde çalışan bir yazılımcıdır. Günün birinde şirket içi bir yarışmayı kazanır. Ödül olarak ise şirketin herkesten uzak, dağlarda yalnız yaşayan CEO'su Nathan'ın orman içindeki evine bir hafta misafir olacaktır. Ancak Caleb'in bilmediği bir şey daha vardır: Bu misafirlik sırasında dünyanın ilk tamamlanmış yapay zekalı robotu olan Ava ile ilişki kurma deneyine katılması gerekecektir. Film, Turing Testinde bir makinenin düşündüğünü söylemenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığının karşılıklı sohbetle tespit edilmesine dayanıyor.

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...

Film 1943 yılında 2.Dünya Savaşı'nın Kuzey Afrika cephesi ile başlar.Savaş tarihinin en eksantrik komutanlarından biri olan Tankçı General George S. Patton Jr.(George C. Scott) 'ın karşısında Çöl Tikisi lakaplı ünlü Alman Mareşali Rommel (Karl Michael Vogler) vardır.Askeri dehasının yanı sıra savaş tarihini de çok iyi bilen Patton,Rommel'in yazdığı kitapları da okumuştur ve onun taktiklerini kullanarak 'Çöl Tilkisi' ni Kuzey Afrika'dan sürer.Bu başarısı üzerine korgeneralliğe terfi ettirilerek Sicilya 'ya gönderilir.Burada Müttefiklerin diğer bir ünlü komutanı İngiliz mareşali Montgomery (Michael Bates) ile bir rekabete girer.Kimi zaman üstlerinin emirlerine itaatsizlik eden,bencil,boşboğaz ve küfürbaz bir asker olan Patton'un bu huyları onun askeri dehasının önüne geçer.Disiplin takıntısı yüzünden bir hastane teftişi sırasında korkaklıkla suçladığı hasta bir eri tokatlaması ve ona herkesin içinde hakaretler yağdırması kariyerini tehlikeye sokar.

Onsekizinci yüzyıl İngiltere'si büyük bir problemle karşı karşıyadır. Yıllardır hükümdarlık koltuğunda oturan yaşlı kral 3. George (Nigel Hawthorne), tahttaki 30. yılını doldurmak üzeredir. Deneyimli kral, artık eski günlerinden çok uzaktadır. İlerleyen yaşının etkisiyle yaşlanma belirtileri gösteren kral, sık sık unutkanlığının esiri olmakta ve bu nedenle de akıl sağlığı günden güne bozulmaktadır. Bir süre sonra bu halleri iyice şiddetlenir, agresif ve patavatsız bir adama dönüşür. Bu duruma pek üzülmeyen prensin hayalleri ise gerçek olmak üzeredir. Prens, kralı tahttan indirmeyi ve yeni kral olmayı planlamaktadır. Ancak kraliçe ve başbakan gibi rakipleri vardır. Ne pahasına olursa olsun kralın sağlığını yerine getirmeye çalışacak olan kraliçe ve başbakan, Dr. Willis (Ian Holm) isimli bir hekime başvuracaklardır.

Bu film, dönüm noktası niteliğindeki hukuk mücadelelerinden korkunç kaçırılmasına kadar, açık sözlü ateist Madalyn Murray O'Hair'in tartışmalı hayatını anlatıyor.

Amerika’nın Büyük Bunalım yıllarında geçen filmde, FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası anlatılıyor.

Wikileaks'in ilk kurulduğu dönemi ve kurucuları Julian Assange ile Daniel Domscheit-Berg arasındaki ilişkiyi anlatan yapım, bir dönem tüm dünyayı sarsan bu önemli olayı tekrar gündeme taşıyor... Yolun başında Assange'ın destekçisi ve çalışma arkadaşı olan Daniel Domscheit-Berg'in bakış açısıyla Wikileaks'in ilk günlerine dönüyoruz. Bir gecede sessizce açığa vurduğu kimi gizli belgelerle tüm dünyayı yerinden oynatan Wikileaks, kendisini yaratan mimarları da aynı ölçüde meşhur etmişti. Tarihin karanlık sayfaları açığa çıktıkça ve her seferinde daha sert yankılar buldukça Berg ve Assange arasındaki anlaşmazlıklar da çığ gibi büyümektedir. Assange ve Berg arasındaki fikir ayrılıkları iki yakın arkadaşın yollarını ayırmak ve ilişkilerinde onarılmaz yaralar açmak üzeredir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir