
Liev Schreiber
Chuck Wepner

Rocky, muhteşem öyküsü ve başarılı karkaterleri sayesinde tüm zamanların en sevilen filmlerinden biri olmayı başarmıştı. Peki Rocky karkaterinin pek kimsenin tanımadğı bir boksörün gerçek yaşamından esinlenilerek yaratıldığını biliyor muydunuz? New Jersey'de yaşayan sıradan bir esnaf olan Chuck Wepner'ın hikayesi bir sinema efsanesine elbette boş yere ilham vermedi. Will Wepner, 1975 yılında Muhammed Ali ile dövüşen ve neredeyse 15 raunt boyunca ayakta kalmayı başarabilen ender boksörlerdendir. Film, Chuck Wepner'ın bu dövüşten sonra ünlenmesiyle başlıyor ve Sylvester Stallone'un kendisiyle tanışıp Rocky projesini kabul ettirdiği güne kadar geçen süreyi konu ediniyor.

Liev Schreiber
Chuck Wepner

Naomi Watts
Linda Wepner

Elisabeth Moss
Phyllis Wepner

Ron Perlman
Al Braverman

Jim Gaffigan
John Stoehr

Michael Rapaport
John Wepner

Pooch Hall
Muhammad Ali

Morgan Spector
Sylvester Stallone

Jason Jones
Arty

William Hill
Paddy

Wass Stevens
Johnny Dicesare

Kelvin Hale
Charlie Polite

Megan Sikora
Flo Wepner
Emil Tonev
Fight Ref

Georgia X. Lifsher
Rachel

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, her şeyden önce kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında, 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald, spor salonuna gelir.

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry'nin hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed'i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.

Vücut geliştirici olmaya hevesli Killian Maddox, şöhret ve şiddetin keşfedildiği bu filmde insanlarla bağ kurmakta zorlanır. Süperstar olma hayalinden hiçbir şey onu caydıramaz; bu arayışla kendine kalıcı hasar verdiği konusunda onu uyaran doktorlar bile.

O Cassius Clay olarak doğdu ... 1960'lı yıllarda ringlerde fırtına gibi eserek, otoriteler tarafından gelmiş geçmiş en iyi boksör olarak nitelendirildi. Vietnam Savaşı'na gitmeyi red ettiği için elinden alınan şampiyonluğunu tekrar geri kazandı. Müslümanlığı seçerek Muhammed Ali adını aldı. Medyanın ve kadınların sevgilisi oldu.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Diana Guzman(Michelle Rodriguez), New York'un fakir mahallelerinde yetişmiş güçlü bir ruha sahip kızgın bir gençtir. Diana'nın hayatı ağabeyinin gittiği spor salonunda boks sporuyla tanışmasıyla değişir. Eğitmeni zor da olsa ona ders vermeyi kabul eder fakat kısa bir süre sonra Diana'nın bu spora olan yeteneğinin ve başarılı olmak için gereken kararlılığa sahip olduğunun farkına varır. Boks Diana'ya bir kimlik ve gurur kazandırmaktadır..

Boksör olan Lion, kardeşi Stan’ın bir suç patronuna olan borcunu ödeyebilmek için son kez bir dövüş turnuvasına katılmaya karar verir. Kardeşler bunun için ülkeyi dolaşmak zorunda kalır ve bu süreçte onlara beklenmedik biri eşlik eder. Stan, Lion'u hayatının dövüşü için eğitirken bir dizi olay kardeşleri parçalamakla tehdit eder ancak birbirlerine olan sevgileri ve daha iyi bir hayata kavuşmak için olan inançları onların bir arada yol almasını sağlar.

Film, kariyerinin son fırsatını yakalayan bir boksörün, aşırı kilo verme süreciyle birlikte yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküşü ile kazanma hırsını anlatıyor.

Umudunu Kaybetme’de, Chris Gardner iki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir aile babasıdır. Ailesini ayakta tutmak için cesurca çabalamasına rağmen beş yaşındaki oğlu Christopher’ın annesi, maddi zorlukların yarattığı sürekli baskı altında direncini kaybetmek üzeredir. Artık dayanamayacağını anlayınca istemeye istemeye evi terk eder. Artık bekar bir baba olan Chris, yılmadan, bildiği tüm satış becerilerini kullanarak daha iyi kazandıran bir işin peşine düşer. Prestijli bir borsa şirketinde stajyerlik bulur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet; geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar.

P.T. Barnum'ın hayatından esinlenen film, bir vizyonerin 1800’lü yıllarda yoktan başlayarak hırsı ve hayal gücüyle nasıl dünya çapında harika bir şov ve sirk konsepti yaratmasını anlatıyor.

2003 yılının Ekim ayında alkollü bir gecede kız arkadaşından yeni ayrılmış olan Mark, üniversitenin bilgisayarlarına sızarak kampüsteki tüm kadınlarla ilgili bilgilerden oluşan bir veri tabanını içeren bir site yaratır, ardından yan yana iki fotoğraf koyarak kullanıcılardan hangisinin “daha ateşli” olduğunu seçmesini ister. Sitenin adını Facemash koyar; site bir anda virüs gibi etrafa yayılarak tüm Harvard sistemini çökertir ve görünürdeki kadın düşmanlığıyla kampüste tartışma yaratır; Mark, Facemash'ı yaratarak kasıtlı olarak güvenliği, telif hakları yasasını ve özel hayatı ihlal etmekle suçlanır. Tam o anda, Facebook'un altyapısını oluşturan iskelet ortaya çıkmıştır. Kısa süre sonra, Mark Harvard'da bir ekrandan diğerine , Ivy League üzerinden Silikon Vadisi'ne ve tüm dünyaya bir yangın misali sıçrayacak olan thefacebook.com sitesini oluşturur...

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

Alvin Straight ve kızı küçük bir kasabada yaşamaktadır. Az paraları vardır ve Alvin şeker hastasıdır. Araba kullanamaz, kendi başına yürüyemeyecek haldedir ama söz dinlemez ve inatçı biridir. Eve gelen bir telefonla 10 yıldır görmediği abisinin kalp krizi geçirdiğini öğrenir. Bunun üzerine Alvin macerasına başlar, hem de bir çim biçme makinasının üstünde, ağabeyini ziyaret etmek üzere yola çıkar... Yüzlerce kilometre, bir sürü yeni insan, 6 haftalık bir macera. Sonuçta Alvin hedefine ulaşabilecek mi?

Aktivist Arunachalam Muruganantham’ın biyografisinin anlatıldığı bir film. Görevi , kırsal kesimdeki kadınlara hijyenik ürün temin etmekti. O zamanlar ürünü temin etmek zor olduğu için bir şekilde kendi doğal yollarla üretim sağladı

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Kardeşi için kafese dönen MMA efsanesi Patton James, eski antrenörüyle birleşip ONE Championship'in acımasız şampiyonu Xavier Grau'ya karşı son bir dövüşe çıkar.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

Küçük düşürücü bir yenilgiden yıllar sonra, bir MMA dövüşçüsü terk ettiği genç oğlunun hayatına yeniden girmesiyle ringlere dönmek için son bir şans yakalar.

Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir