
Domhnall Gleeson
Caleb
"Hayatta kalma isteğinden daha insani bir şey yoktur."
Ex Machina, insan ile yapay zekâ arasındaki sınırları sorgulayan çarpıcı bir bilim kurgu deneyimi sunuyor. Bir yazılımcının, izole bir dağ evinde şirketinin gizemli CEO’su ve benzersiz bir yapay zekâ robotuyla geçirdiği bir hafta, izleyiciyi derin etik sorular ve psikolojik gerilimle baş başa bırakıyor. Film, insan doğasının karmaşıklığıyla makinelerin gelişen zekâsını karşı karşıya getirirken, izleyicisini sürekli olarak kime güveneceği konusunda düşündürüyor. Teknoloji ve bilinç arasındaki bu gerilimli karşılaşma, zekice yazılmış diyaloglar ve minimalist atmosferle birleşerek Ex Machina’yı unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

İlk filmdeki olayların üzerinden 30 yıldan daha uzun bir zaman geçmişken, Los Angeles Polis Departmanı'nda görev yapan Memur K, insanlığı büyük kargaşaya sürükleyecek ve hatta sonunu bile getirebilecek bir sırrı ortaya çıkarmıştır. Büyük bir felaketi önleyebilmek için Rick Deckard'ı bulup ondan bazı soruların yanıtlarını alması şarttır.

Yakın gelecekte Cameron Turner'ın ölümcül bir hastalığa yakalandığı teşhis edilmiştir. Karısını ve oğlunu kederden korumak için deneysel bir çözüm sunulur. Sevgi, kayıp ve fedakârlığa dair bu düşündürücü keşifte kaderlerini değiştirmek kararında zorlanır.

1850 yılında Pasifik seyahatine çıkan Amerikalı noter Adam Ewing'in yolculuğu, 1931 yılında Robert Frobisher isimli meteliksiz bir müzisyenin Belçika'daki yaşam mücadelesi, 1975 yılında Kaliforniya'da nükleer bir santraldeki cinayetleri ve yolsuzlukları araştıran gazeteci Luisa Rey, 21. yüzyıl İngiltere'sinde huzurevinde yaşayan Timothy Cavendish isimli yayıncının dramı, geleceğin Kore'sinde kapitalist totaliter topluma isyan etmesi sonrası idama mahkum edilen klon Sonmi~451'in hayatı ve kıyamet sonrası uzak gelecekteki Hawai'de ilkel kabile hayatı yaşayan bir topluluk olmak üzere 6 farklı öyküyü içeren film, geçmişten günümüze gelen oradan da geleceğe uzanan ve farklı hayatların birbirlerini zincirleme etkileyen ilişkiler yumağına dayalı yapısıyla ilginç bir içeriğe sahip...

2019'un dumanla boğuşan distopik Los Angeles'ında, kısa ömürlerini uzatmanın bir yolunu bulmak için yaratıcılarını arayarak Dünya'ya kaçan birkaç Replicant'ı yok etmek için Rick Deckard emeklilikten çağrılır.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.


Thomas Jerome Newton, uzak bir gezegenden gelmektedir. Amacı kuraklık çeken gezegenine ve ailesine su götürmektir. Gezegenin ileri teknolojisinin patentlerini alarak büyük bir şirket kurar ve zengin olur. Bu arada otelde çalışan Mary-Lou ile tanışır; Mary-Lou onu kilise, alkol ve seksle tanıştırır.

Gavin Rothery’nin ilk uzun metrajına imza attığı, Stacy Martin ve Theo James’e, Toby Jones ve Rhona Mitra‘nın eşlik ettiği bu film izleyiciyi 2038 yılına götürüyor. Film, yeni bir prototip geliştiren ve yaşamını yitirmiş olan eşiyle yeniden bir araya gelmek istediği için geliştirdiği bu yapay zekayı herkesten saklayan George Almore karakterini odak noktasına alıyor.

Gerçek bir bilgisayar dehası olan Qohen Leth, hapsolduğu işinden ayrılıp eski bir şapelin yıkıntıları içerisinde içine kapanık, yalnız bir hayat sürmeye başlar. Bu tek kişilik hayatındaki tek uğraşı Yönetim tarafından kendisine verilen gizlice projeyi yürütmektir. Yönetim, yaşadığı yere 'Sıfır Teorisi' adlı teorinin varlığını kanıtlaması için özel bir bilgisayar sistemi ve programı kurar; eğer başarılı olursa da hayatın anlamsızlığını kanıtlamış olacaklardır. Saatlerce çalışmasına rağmen başarılı olamayan Qohen, Bainsley adlı çekici bir kadının hayatına dahil olmasıyla iyice delirmenin eşiğine gelir. Üstüne Bob adlı genç bir adamın projeye dahil olması işleri iyice tuhaflaştırır.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...

New York'lu kaçak içki satıcısı Dave the Dude ve kız arkadaşı Elizabeth "Queenie" Martin, kızı Louise'in bir İspanyol kontunun oğluyla evlendiğini öğrendikten sonra, sarhoş sokak dilencisi Apple Annie'yi sosyete hanımına dönüştürmeye çalışırlar.


Andy Garcia (When A Man Loves A Woman, Ocean's Eleven) bu özgün ve sürükleyici gerilim filminde yıldızlardan oluşan muhteşem bir kadronun başını çekiyor. Patronu (Christopher Walken - Pulp Fiction) eski gangster Jimmy'ye (Garcia) son bir iş için reddedemeyeceği bir teklifte bulunur. Fakat işler ters gitmeye başladığında Jimmy ve arkadaşları ölümle karşı karşıya gelir. Jimmy'nin, arkadaşlarını ve hayallerinin kadınını (Gabrielle Anwar - Scent Of A Woman) kurtarıp işleri yoluna koymak için sadece 48 saati vardır. Her yerde eleştirmenler tarafından övgüyle bahsedilen KARIŞIK İLİŞKİLER, keyifle izleyeceğiniz benzersiz bir gerilim!


Los Angeles'ın banliyösündeki bir otelde geçen hikayede, Tom Tom (Jeremy Davies) saf ve masum bir gençtir ve bir sokak kızı olan Eloise’ye (Milla Javovich) deli gibi tutulmuştur. İlişkileri devam ederken bulundukları otelde bir cinayer işlenir, öldürülen çok büyük bir medya kralının oğludur. Otelde bir soruşturma başlar ve FBI tarafından görevlendirilen dedektif Skinner (Mel Gibson) devreye girer. Oteldeki herkes potansiyel suçlu haline gelir. Arkadaşlığın, ihanetin ve karşılıksız aşkın hikayesi…

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.

1984 yılında, doğmamış oğlu gelecekte insanlığın kurtuluşu olacak genç bir kadını öldürmek için 2029 yılından yok edilemez bir cyborg yollanır. Genç kadının ve insanlığın tek umudu 2029 yılından gelen genç bir askerdir.

Ünlü bilimkurgu yazarı Philip K. Dick'in bir kısa öyküsünden yönetmen Steven Spielberg tarafından sinemaya uyarlanan film, 2054'te Washington DC'de geçmektedir.Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton'ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton'ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur.

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir