
Nikolaj Coster-Waldau
Joe Denton


Nikolaj Coster-Waldau
Joe Denton

Robert Forster
Joe Denton Sr.

Jacki Weaver
Irma Denton

Molly Parker
Charlotte Boyd

Gary Cole
Lieutenant Pleasant

Macon Blair
Scotty
Michael Kinney
Phil Coakley

Daniela Sandiford
Cara Coakley

Shawn Lawrence
Manny Vassey

Pat Healy
Junior Vassey
Eddie Holland
Vassey Kid #1

Jasson Finney
Vassey Thug #1

Anatoly Zinoviev
Vassey Thug #2
Glen Bowser
Abraham

Larry Fessenden
Earl

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.

Genç bir kaçış şoförü, eski işvereninin kendisine kronik olarak güvenilmez eski erkek arkadaşının hayatını kurtarma şansı vermesiyle utanç verici geçmişine geri döner.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Hüküm giymiş suçlu Jimmy, silahlı soygundan on iki yıl yattıktan sonra erken şartlı tahliye edilir. Serbest bırakıldıktan sonra, şimdi kanserden ölmekte olan çocukluk aşkı Annie'ye hayatının en iyi son yılını vermeye yemin eder - ne yazık ki bu o kadar basit değil.

Gerçek olaylara dayanan, gözden düşmüş bir polis dedektifi, şiddet içeren bir suç örgütünü ifşa etmek için gizli göreve giderek kefaretini arıyor. Ancak mafyanın derinliklerine battıkça, affedilmenin bedeli karşılayabileceğinden daha yüksek olabilir.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

Jack Lemmon, Jane Fonda ve Michael Douglas, nükleer enerji kullanımının tehlikelerine ve televizyon haberlerinin gücüne dikkat çeken bu gerilim filminin başrollerinde. Alternatif enerji kaynakları hakkında raporlar hazırlayan gazeteci Kimberly Wells (Jane Fonda), nükleer santralde bir kazaya tanık oluyor. Kazayı halka bildirmek isteyen Wells, kendini komploların içinde bulunca, kazayı istemeyerek de olsa gizli tutmak zorunda kalıyor. 1979 yılının en çok tartışılan filmlerinden biri olan The China Syndrome, ününü bir ölçüde filmin gösterime girmesinden tam on iki gün sonra gerçekleşen Three Mile Island nükleer felaketine borçlu.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

Gangster Roy Earle, uzun bir hapishane döneminden sonra şartlı salıverilir. Yine de, Earle’nin suçlu yaşamını bırakmaya hiç niyeti yoktur. Aslında bu şartlı salıverilme, yeni ve büyük bir soygun planlayan eski bir arkadaş tarafından düzenlenmiştir.

Ex-con Russell Gaines is attempting to rebuild his life with the help of his father, Mitchell. However, the arrival of Maben sends his new life into chaos, leading the pair to go on the run - as their violent pasts catch up to them, the pair must learn to trust each other if they hope to live out the rest of their days.

Newspaper reporter Michael Ward plunges into a nightmare of guilt, fearing that his "evidence" has sentenced the wrong man to death.

Kahramanımız, ezeli düşmanı Captain Industry'ı bulmaya çalışmaktadır, attığı oyuncak bilyeler ile düşmanını şaşırtmakta, sapanı ile kötülere kök söktürmektedir. Defendor ; kendini kahraman zanneden Arthur' un hikayesidir.

Dedektif Jeff Cole (Omar Epps), son derece tehlikeli bir görev üstlenmiştir: Şehrin en korkulan gangsteri olan ‘God’ı (LL Cool J) hapse attırmak. ‘God’, Cincinnati’deki crack ticaretinin %80’ini kontrol etmekte ve bugüne kadar hiçbir polis ona yaklaşmayı başaramamıştır. Jeff, bir uyuşturucu satıcısı kılığına girerek inanılmaz bir işe imza atar: ‘God’ın güvenini kazanır ve onun uyuşturucu imparatorluğunun en iç halkasına kadar sızar. Ancak çok geçmeden yeni kimliğiyle kendi benliği arasında bir çatışmaya düşer. Adım adım yaklaştığı adam, yani ‘God’, Jeff’in gerçek benliğinden de onu uzaklaştırmaya başlar…

Özel dedektif Sam Spade, ortağı Miles Archer ve sekreterinden oluşan dedektiflik bürosunda her gün sıradan ve bilindik işlerin peşinde koşarken müşteri olarak gelen Brigid O'Shaughnessy'nin hayatlarına girmesi ile herşeyin değişeceğinden habersizdir. Brigid, kardeşinin birlikte kaçtığı belalı sevgilisini bulmaları için iki dedektifi tutunca Archer, adamı bulmak için hemen peşine düşer. Fakat ortağının bu yolculuk sırasında gizemli bir şekilde öldürülmesi sonucu, Brigid'in aslında yalan söylemiş olduğu ortaya çıkar. Bütün bu yalanların uzandığı nokta, Malta Şahini adlı paha biçilmez bir heykele ulaşabilmektir. Sandığından çok daha büyük bir belanın içine batmış olduğunu anlayan Sam için artık sadece kendisini kurtarmak vardır.

Başkan Nixon, Amerikan tarihinde istifaya zorlanmış ilk ve -şimdilik- tek başkandır. Her şey, Washington Post gazetesi muhabiri iki gözüpek gazetecinin, Carl Bernstein ve Bob Woodward'ın, bir dedektif kalitesinde yaptıkları takip sonucu tarihe Watergate Skandalı olarak geçecek vaka ortaya çıkar: 17 Haziran 1972 günü, Nixon'ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti'den bir kaç kişi, seçimi kazanması muhtemel olan Demokratların merkezine sızıp dinleme cihazı yerleştirmiştir. İki gazetecinin yakın takibi, olayın sorumlusunun, Cumhuriyetçi Parti'nin en tepesinde bulunduğunu gözler önüne serer. 4 Oscar'lı filmin merkezindeki gazetecileri Dustin Hoffman ve Robert Redford canlandırıyor.Alan J. Pakula'nın filmi aradan geçen yıllara rağmen gücünü fazlasıyla koruyor. Medyanın gücünü olumlu yönde kullandığında nelere kadir olduğunu gösteren çarpıcı bir yapım.

Yılların deneyimi ve 45'lik otomatik tabancasıyla, LAPO Dedektif Nick Pulowski, ihtiyacı olan herşeye sahiptir. Fakat aynı zamanda ihtiyacı olmayan bir şeye de sahiptir. Yeni ortağı "Acemi". Yönetmen-oyuncu Clint Eastwood, Pulowski rolünde, Charlie Sheen ise polis teşkilatının, talimatlara ve kurallara uymayı ilke edinmiş "çaylak" üyesi olarak sıkı bir filme imza atıyorlar.

Bir çift emektar New York Şehri Polisi dedektifleri yasadışı olarak huzuru sağlamaya çalışan bir seri katilin izini sürmektedir. New York Polis Departmanının baskıcı ortamı altında 30 yıllık ortaklıktan sonra , yüksek derecede donanımlı olan dedektifler David Fisk ve Thomas Cowan emekliliğe hazır olmalılardı ama değiller. Rozetlerini ortadan kaldırmadan önce, kadın ticareti yaparak kötü ün yapmış birinin cinayetini araştırmak üzere çağırılırlar. Orijinal cinayet gibi kurban ; cinayeti açıklayan dört satırlık şiire sarılı bulunmuş şüpheli bir suçludur. Diğer suçlar meydana gelince; dedektiflerin, hukuki sistemin açıklarından yararlanan suçluları hedef almış bir seri katille karşı karşıya oldukları ortaya çıkar. Amacı polisin kendi başına yapamadıklarını yapmak ve huzuru sağlamak için suçluları sokaklardan temizlemektir. Son günlerdeki cinayetlerle ve daha öncekilerin arasındaki benzerlikler rahatsız bir soruyu sorar: Acaba yanlış adamı mı demir parmaklıkların arkasına atmışlardır?

Hapishaneden çıkmasının ardından eski çetesine karşı kanlı bir intikam planı hazırlayan bir adamın hikayesini konu ediyor. Frankie Carver, ölümcül bir hastalığa yakalanınca, zor şartlarda yaşadığı 19 yılın ardından cezaevinden serbest bırakılır. Yıllar sonra özgürlüğüne kavuşan ancak yaşamak için kısa bir süresi kalan Frankie’nin ilk işi, yıllar önce ardında bırakmak zorunda kaldığı oğlunu bulmak olur. Frankie, bir yandan oğlu ile yeniden iletişim kurmaya çalışırken bir yandan da eskiden dahil olduğu çetesine karşı kanlı bir intikam planı hazırlar. Son günlerini yaşayan ve hayatta kaybedecek bir şeyi kalmayan Frankie, eski çete üyelerini tek tek cezalandırmak için harekete geçer.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir