
Jurnee Smollett-Bell
Judith

Yasak olan bir şeyin baştan çıkarıcı tehlikelerini anlatan romantik bir film olan TYLER PERRY’S TEMPTATION Judith’in kışkırtıcı ve duygusal öyküsünü anlatıyor. Evli bir kadın olan Judith’in yakışıklı bir milyardere olan takıntılı tutkusu onu ihanete, tehlikelere ve hayatını tamamen değiştirecek bir karara sürükler. Filmin senaristliğini, yapımcılığını ve yönetmenliğini Tyler Perry üstleniyor.

Jurnee Smollett-Bell
Judith

Lance Gross
Brice

Robbie Jones
Harley Madison

Brandy Norwood
Melinda

Kim Kardashian
Ava

Vanessa Williams
Janice

Renée Taylor
Ms. Waco-Chapman

Ella Joyce
Sarah

Candice Coke
Marriage Counselor

Andrea Moore
Lisa (Couple in Counseling)

Zach Sale
Brad (Couple in Counseling)
Jim Adams
Client
Bryson Lofton
BJ
Peg Thon
Mildred
Ronald Lynch
Young Brice (10 years)

Ödüllü Brothers / Kardeşler adlı filminden sonra Susanne Bier'i sinemaya döndüren Düğünden Sonra, Danimarka'nın Oscar adayı oldu. Son James Bond filmi Casino Royale'deki kötü adam Le Chiffre'i oynayan Mads Mikkelsen, Hindistan'da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bir yetimhanenin yöneticisi Jabob Petersen'i canlandırmaktadır. Jacob, Danimarkalı işadamı Jorgen'den yüklü bir bağış alır, ama sözleşme imzalamak üzere Danimarka'ya gitmesi gerekmektedir. Jacob'un Danimarka'ya gelişi Jorgen'in kızının düğünüyle çakıştığı için o da davet edilir. Ancak Jacob'u bir sürpriz beklemektedir: Jorgen'in eşi, Jacob'un gençlik aşkı Helene'den başkası değildir.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

Amerikan Northwest’in geniş açık ovaları ortasında kendi yollarını bulmaya çalışan 4 kadını konu alan yapım, görünürde birbirleriyle bağlantısı olmayan bu farklı kadınların hikâyelerini incelikli bir şekilde anlatıyor. Laura Wells (Laura Dern), çok çalışan bir avukat; haksızlığa uğradığına inanan bir müşterisi tarafından rehin alınıyor. Gina Lewis (Michelle Williams), kocası ve kızıyla birlikte yaşayacağı hayallerindeki eve sahip olmak için çalışıyor, ama bu arada ailede yükselen tansiyonu hissetmemek mümkün değil. Küçük bir kasabada yaşayan genç bir kadın çiftçi olan Jamie ise (Lily Gladstone), yetişkinler için hukuk dersi veren Elizabeth Travis’e (Kristen Stewart) âşık oluyor, ya da son derece tuhaf ve duygusal bir dostluk ilişkisi bu.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Shakespeare'in Macbeth'inin ortaçağ Japonya'sına uyarlaması olan film, imparatorluk-derebeylik içindeki hırs mücadelesini işliyor. Lord Washizu ve Lord Miki, büyük bir askeri zaferin ardından Cobweb ormanında kaybolurlar. Burada Washizu'nun geleceğinde görkemli şeyler gören, Miki'nin soyundan gelecekler için daha da görkemli şeyler tahmin eden gizemli bir yaşlı kadınla karşılaşırlar. Hırslı eşinin de kışkırtmasıyla Washizu İmparator'u öldürmek pahasına da olsa bu kehanetin daha da fazlasını gerçekleştirmek için planlar yapmaya girişir.

Washington'da senatörün ölmesinin haberi tüm eyalette yayılmıştır ve Senator Joseph Paine'in medya patronu Jim Taylor'dan istediği geçici göreve gelecek kişi için işlerine pek karışamayacak birini bulmasıdır. Jefferson Smith Boy Rangers'ın başkanı, dürüst ve idealleri olan biridir ve bu istek için biçilmiş kaftandır. Ne var ki, Washington entrikaları içinde Jefferson'ın dürüstlüğü ve kendini insanlara adaması bazı değişimlere sebep olur * İzlemeden önce sıkıcı bir politik film olduğunu zannediyordum.Kesinlikle sıkıcı değilmiş, aksine bir başucu filmiymiş. Kararında ilerleyen senaryo finaline doğru kalitesini hep arttırıyor. Zaten eski filmlerde en çok sevdiğim şey bu * Frank Capra neden filmlerinin son yarım saatini tüyleri havaya dikecek kadar etkileyici biçimde işliyor?

Mildred Pierce, dönemin tipik kadın portresinin sıradan bir ürünü gibidir. Ancak kendisini aldatan kocası kısa bir süre sonra kendisini terk eder. Mildred, bir anda kendisini daha yalnız ve daha güçlü bir halde bulur. Artık çevresindeki herkese bağımsızlığını ve kusursuzluğunu ilan edecektir. Önünde ise kızının velayetini almak üzere bir dava vardır.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.


Yuvasının bozulmaması için mücadele etmeye kararlı olan genç banka çalışanı Ava, kocası Dallas onu terk edince yıkılır. Kaderin bir cilvesi sonucu Dallas'ın kötü davranışları ifşa olur. Evliliklerinin kötüye gitmesine neden olan ve zamanında Ava'nın gerçek ruh eşiyle birlikte olmasına engel olan da Dallas'ın kötü davranışlarıdır.

1928 yılında Iverstown'da yaşayan büyük bir mirasın varisi Martha Smith Ivers polis tarafından arkadaşı Sam Masterson ile dördüncü kez kaçmaya çalışırken yakalanır. Martha öğretmeni Mr.O'Neil'e yalan söyler, bir adamın halasını öldürdüğünü anlatır ve Walter onun bu yalanını doğrular. 18 yıl sonra Sam Iverstown yakınlarından arabayla geçmektedir, ancak bir viraja dikkat etmez ve arabasıyla bir direğe çarpar. Arabasını bir kaportacıya getirir ve arabasının tamiri için beklerken evinin önünde oturmakta olan güzel Antonia Marachek ile tanışır. Antonia memleketine gidecek otobüsünü kaçırınca Sam'in bir içki içme teklifini kabul eder ve daha sonra onunla beraber oteline gider. Walter Sam'i gördüğü zaman Sam'in Martha'ya şantaj yapmaya geldiğini düşünür ve onun bu yanlış anlaması eski arkadaşların halanın öldüğü akşam hakkındaki trajik ilişkilerinin ortaya çıkmasına ve Martha-Walter çiftinin kirli sırlarının ortaya dökülmesine sebep olur.



Norman Maine,artık yıldızı sönmek üzere olan bir film yıldızıdır.Genelde sarhoş gezen aktör,yine davetli olduğu bir programda,sahnede şovunu sergileyerek,şarkı söyleyen Esther Blodgett`i çok beğenir.Şovdan sonra şarkıcının arkadaşlarıyla kendi aralarında eğlenip,stres atmak için gittikleri kafede Esther`i çok beğendiğini,onda geleceğin yıldızını gördüğünü,ve kendisini yıldız yapmak için yardımcı olacağını söyler.Başta bu söylenenlere inanmakta güçlük çekse de kendisi de günün birinde herkesin seveceği ünlü bir sanatçı olmayı isteyen Esther, aktöre yardımını kabul edeceğini söyler.

Kocasının bütün isteklerini kusursuz bir şekilde yerine getiren güzel ve mükemmel bir ev hanımı Laura... Yakışıklı, başarılı ve baştan çıkarıcı şekilde ince düşünceli Martin... Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir evliliğe sahip olduğu düşünülen bu çiftin kapalı kapılar ardındaki yaşantıları bambaşka... Laura'nın yaşamını hasta ruhlu obsesif kocası Martin cehenneme çevirince bu baskıya dayanamayan kadın sıradışı bir planla kocasından kaçmanın bir yolunu bulur. Fakat sapkın kocasının nefesi her an ensesinde olacaktır...

Reklamcı Charles Schine her gün işiyle evi arasında mekik dokuyan Chicago'lulardan birisidir. İşine gitmek için her sabah düzenli olarak 8:43 trenini yakalamak zorundadır. Bir gün treni kaçırır ve Lucinda ile tanışır. Lucinda çok güzel, büyüleyici ve baştan çıkarıcıdır. Lucinda ve Charles'ın her ikisi de adeta çocuklarıyla evli olmasına rağmen sanki bir manyetik alan gibi birbirlerine doğru çekilirler. Birlikte yedikleri öğle yemekleri kısa sürede iş sonrası akşam yemeklerine dönüşür. Çok geçmeden de kendilerini bir otel odasında bulurlar. Charles ile Lucinda'nın mükemmel gibi görünen ilişkisi, odaya LaRoche adlı acımasız bir yabancının girmesi ve ikisini silahla tehdit etmesiyle çıkmaza girer. Yasak aşk artık akla hayale sığmayacak kadar tehlikeli ve şiddet yüklü bir kabusa dönmüştür. Charles'ın yaşamı artık ihanet, şantaj, şiddet ve cinayetlerle doludur. Karısına açılamayan ve polise de bir şey söyleyemeyen Charles, artık tanımlayamadığı bir dünyanın içinde tuzağa düşmüştür.

Kariyerine odaklanan genç bir kadın her şeye sahip gibi görünür – iyi bir gayrimenkul şirketinde yeni bir iş, heyecan verici bir proje ve tutkulu bir âşık. Ancak patronunun karısına âşık olup bir kötülük ağına takılınca işler değişir. Genç kadın bu sürükleyici gerilim filminde kendini savunmaya çalışırken sırlar ve geçmişiyle bağlantılı karanlık dürtüler bir bir ortaya çıkar.

On a steamy New Orleans afternoon, Sam Deuprey decides to surprise his beautiful wife, Ashley, for their anniversary and comes home early. But Ashley is not alone in the bedroom. She and her lover, Damien are about to learn how far a jealous husband will go.

“Hayatının Seçimi”nde, atılacak bir adım bir hayatı sonsuza dek değiştirebilir. Karanlık bir geçmişe sahip olan Shana, aynı iş yerinde çalışmaya başladığı komşusu Gavin ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Ancak Shana’nın uçlarda yaşayan kocası Joe’nun bu sadakatsizliği öğrenmesi üçünü birden fırtınalı bir sona doğru sürükleyecektir. Zamana karşı yarışılan bu gerilimde, karmaşık bir aşk üçgeni ve birbiriyle karşıt düşüncelere sahip iki adamın ölümcül çatışması merak uyandıracak bir şekilde perdeye yansıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir