
Alec Guinness
Maj. Jock Sinclair, D.S.O., M.M.

Following World War II in peacetime Scotland, brigade headquarters replaces commanding officer Major Jock Sinclair, a boisterous battalion leader, with the strict, temperamental Lieutenant Colonel Basil Barrow. Resentful toward his replacement, Sinclair undermines Barrow's authority and damages his successor's reputation among the soldiers. Barrow faces an uphill battle in regaining the discipline and respect of his battalion.

Alec Guinness
Maj. Jock Sinclair, D.S.O., M.M.

John Mills
Lt. Col. Basil Barrow (Battalion Commander)

Dennis Price
Maj. Charles 'Charlie' Scott, M.C. (Battalion Executive Officer)

Kay Walsh
Mary Titterington

Susannah York
Morag Sinclair

John Fraser
Cpl. Piper Ian Fraser

Gordon Jackson
Capt. Jimmy Cairns, M.C. (Battalion Adjutant)

Duncan Macrae
Pipe Maj. Duncan MacLean

Percy Herbert
RSM Riddick

Allan Cuthbertson
Capt. Eric Simpson

Paul Whitsun-Jones
Major Dusty Miller

Gerald Harper
Major Hugo Macmillan

Richard Leech
Captain Alec Rattray

Peter McEnery
2nd Lt. David Mackinnon

John Harvey
Sergeant (Bridge Hotel)

I.Dünya Savaşı sıralarında, Cal Trask, babasının sevgisini kazanmak için kardeşi Aron'la yarış halinde.. Ancak Cal, karakteri açısından savaşla, işiyle ve kendisiyle iyi bir ilişkisi olmayan annesiyle devamlı kavga etmeyi yeğliyor. "Cennetin Doğusu", ünlü yazar John Steinbeck'in aynı adlı romanından Elia Kazan tarafından yapılmış bir uyarlama... Cennetin Doğusu, (East of Eden) yönetmenliğini Elia Kazan'ın yaptığı, 1955 yapımı bir ABD filmidir. John Steinbeck'in aynı adlı romanından, Paul Osborn tarafından senaryolaştırıldı. Başlıca rollerini James Dean, Julie Harris ve Raymond Massey'nin paylaştığı film, Jo Van Fleet'e En iyi yardımcı kadın oyuncu oscarını kazandırdı. Ayrıca film, en iyi aktör, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo oscarlarına da aday gösterildi. Film, Golden Globe, Cannes film festivali gibi birçok törenden ödülle dönmüştür...

Immanuel Rath, yaşlı ve bekar bir profesördür. Öğrencilerinden duyduğu "Mavi Melek" adlı gece kulübüne onları yakalamak amacıyla gider. Gizlice gittiği gece kulübünde Lola Lola adlı dansçıya herkes gibi o da tutulur. Artık her akşam Lola'yı ziyaret etmeden duramaz hale gelir. Gece hayatı tıpkı bir girdap gibi onu içine çeker. Sürekli bir hayal alemi içinde derslerde bile Lola'yı düşünerek kendinden geçer. Lola'nın başka erkeklerle olmasından ölümüne rahatsız olduğu için onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Bu onun giderek çöküşüne yol açmaya başlar.


Gelecek zaman… İnsanlar iki gruba ayrılmış durumdadır: düşünenler (ancak hiçbir makinenin nasıl çalıştığını bilmiyorlar) ve çalışanlar (fikir sahibi değiller). Düşünenler planları yapıyor, çalışanlar da bunları uyguluyorlar. İki grup da tam değildir ama birleşince bir bütün oluyorlar. Bir gün düşünenlerden biri yeraltına çalışanların yanına iner. Gördükleriyle birlikte hayatın akışı değişmeye başlar…

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Shakespeare'in Macbeth'inin ortaçağ Japonya'sına uyarlaması olan film, imparatorluk-derebeylik içindeki hırs mücadelesini işliyor. Lord Washizu ve Lord Miki, büyük bir askeri zaferin ardından Cobweb ormanında kaybolurlar. Burada Washizu'nun geleceğinde görkemli şeyler gören, Miki'nin soyundan gelecekler için daha da görkemli şeyler tahmin eden gizemli bir yaşlı kadınla karşılaşırlar. Hırslı eşinin de kışkırtmasıyla Washizu İmparator'u öldürmek pahasına da olsa bu kehanetin daha da fazlasını gerçekleştirmek için planlar yapmaya girişir.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

1980'ler. Küçük bir kasabadaki Oklahomalı gençler ikiye bölünmüştür. Hayatın kendilerine pek bir gelecek sunmadığı Greasers ve genellikle zengin ailelerin çocuklarından oluşan Socs (Socials) iki ayrı çetedir. Greasers'lı iki delikanlı Ponnyboy ve Johnny Socs'lu iki güzel olan Cherry ve Marcia ile flört ettiklerinde, sonuç kaçınılmaz olur: çıkan kavgada Johnny, Socs'un ileri gelenlerinden Bob Sheldon'ı istemeden öldürür. İki genç hem intikam alacakları korkusuyla Socs'lardan hem de polisten saklanmak için kaçak hayatına başlarlar. Yaşayacakları şeyler, hem Ponnyboy'u hem de Johnny'yi tahmin edemeyecekleri kadar olgunlaştıracaktır.

Film Avustralyalı bir adamın, aynı anda bir kadına ve eroine olan bağımlılığını anlatıyor. Dan ve Candy sanat ile uğraşan insanlardır ve birbirlerine tutku ile bağlıdırlar. Aynı şekilde eroine de. Para bittiğinde eroine kavuşabilmelerinin tek yolu ise Dan'in mentor saydığı hedonist Casper'a başvurmaktır. Aşkı ve yaşamı dibine kadar iliklerinde hissetmek arzusundaki bu ikilinin hayatları giderek karanlık bir tabloya dönüşür. Candy adlı romandan uyarlanan filmin oyuncu kadrosu iddialı. Avusturalya sineması açısından uslubu, görselliği ve uyarlandığı romanın edebi değeri ile harmanlanmış olan film, Requiem for a Dream ile kıyaslanıyor * Bir insanı sevmenin bedeli ne kadar olabilir? Anlatımın ve oyunculuğun da filmin içindeki şiir kadar güzel olduğu film

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...

1700'lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye'nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya'dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa'nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Ricky Hill'in İnanılmaz Hikâyesi, profesyonel beyzbol oynamak için fiziksel engelinin üstesinden gelen ve aşırı koruyucu babası Pastor Hill'in tavsiyelerine karşı çıkan Rickey Hill'in hayat hikayesini konu ediyor.

Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!

Burt Lancaster ve Kirk Douglas, yüksek rütbeli bir generalin hükümeti ele geçirme planını yanlışlıkla ortaya çıkaran bir Deniz Piyadesi albayını konu alan bu gerilim filminde başrolleri paylaşıyor.

American Underdog: Amerikan oyun kurucu Kurt Warner’ın hayatına odaklanıyor. Bir süpermarket çalışan olan Kurt Warner, kariyerini Superbowl oyuncusu olarak devam ettirir. Kariyerine birçok ödül sığdırmayı başaran Kurt, gelmiş geçmiş geçmiş en iyi NFL oyuncularından biri olarak tanınır.

Umberto Eco'nun ünlü romanından sinemaya uyarlanan Gülün Adı (The Name Of The Rose), ortaçağda yaşanan heyecan yüklü bir detektif öyküsü aslında. Bir manastırda meydana gelen esrarengiz cinayetleri araştıran William ve genç çömezi Adso büyük bir belanın içinde olduklarını anlayacaktır. Felsefe ve edebiyatla dirsek temasını hiç kesmeyen filmi Jean Jacques Annaud yönetiyor. Jean-Jacques Annaud'u, Ayı, Sevgili, Tibet'te Yedi Yıl gibi filmlerden de tanıyoruz.

After a demonstration of new PT boats, Navy brass are still unconvinced of their viability in combat, leaving Lt. "Rusty" Ryan frustrated. After the attack on Pearl Harbor, however, Ryan and his buddy Lt. Brickley are told they can finally take their squadron into battle. The PT boats quickly prove their worth, successfully shooting down Japanese planes, relaying messages between islands, and picking off a multitude of enemy ships.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir