
James McAvoy
Robbie Turner

"İhanetle paramparça. Savaşla ayrılmış. Aşkla bağlı."
1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

James McAvoy
Robbie Turner

Keira Knightley
Cecilia Tallis

Saoirse Ronan
Briony Tallis (Age 13)

Romola Garai
Briony Tallis (Age 18)

Vanessa Redgrave
Briony Tallis (Age 77)

Brenda Blethyn
Grace Turner

Juno Temple
Lola Quincey

Benedict Cumberbatch
Paul Marshall

Harriet Walter
Emily Tallis

Alfie Allen
Danny Hardman

Jérémie Renier
Luc Cornet

Anthony Minghella
Interviewer

Tobias Menzies
Naval Officer

Peter Wight
Police Inspector

Gina McKee
Sister Drummond

Amerikalı sinemacı bir çift, yazlarını Bergman'ın uzun süre yaşadığı İsveç'teki Farö adasında geçirmeye karar verir. Amaçları yeni filmlerinin senaryosunu yazmaktır ama günler geçtikçe senaryonun derinliklerinde hayalle gerçek iç içe geçmeye başlar.

Filmde Aaron Eckhart, kitabı çoksatanlar arasına giren bir modern zamanlar gurusu. Kadınlar ona bayılıyor, çünkü o her şeyi biliyor. Aslında bir dul olan ve keyfi çok da yerinde olmayan yazar Seattle'da bir seminere konuk oluyor ve orada bir kadınla karşılaşıyor. Aralarındaki yakınlaşma giderek ikisinin de hayatını değiştirecek güçlü bir aşka dönüşüyor.

Kathryn Merteuil ve Sebastian Valmont, çok zengin ve kötü niyetli iki üvey kardeştir. Kolayca baştan çıkardığı kızlardan sıkılan Sebastian, kendine son bir hedef bulur: okul müdürünün güzel ve bakire kızı Anette Hargrove. Bu yüzden, iki üvey kardeş bir bahse tutuşurlar. Her kim bahsi kazanırsa en çok istediği şeye sahip olacaktır.

Sarah Miles, kocası Çavuş Henry tarafından verilen bir partide yazar Maurice Bendrix'e aşık olur. İkili kısa bir süre içinde kendilerini yasak bir ilişkinin cinsel cazibesine kaptırırlar. Londra'nın bombalandığı günlerde Bendrix'in evine isabet eden bir bomba çifti yatakta yakalar. Bendrix ölümden döner. Sarah sevgilisine haber vermeksizin, ilişkisine sürpriz bir şekilde son verir. Bendrix artık terk edilmiş biridir. İki yıl sonra, 1946 yılında, yağmurlu bir günde Bendrix tesadüfen Henry ile karşılaşır. Bendrix, Sarah'a olan aşkını hatırlar ve yeniden ona dönmenin yollarını arar. Bir süre sonra onun hayatına yeniden girmeye başarır. Aniden biten eski aşkı tekrar gündeme gelir. Ama bu sefer aşkının neden aniden bittiğini öğrenebilecektir.

Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmaz. Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir. Christian geçmişinden gelen şeytanları ile yüzleşmek zorunda kalırken, Anastasia da Grey'in geçmişinde kalan ancak onu unutmamış kadınların öfkeleriyle ve kıskançlıklarıyla yüzleşecektir.

Laura ve Simon, üniversiteden beri çok yakın arkadaştır. Yıllar içinde, bağlarının sadece platonikten ibaret olmadığını fark ederler. Peki, her şeyi riske atarak başından beri var olan bu aşkı keşfedebilirler mi ve keşfetmeliler mi?

1920. yeni bir başlangıç ve Amerikan rüyası arayışında olan Ewa Cybulski ve kız kardeşi Magda Polonya’da New York’a doğru yola çıkarlar. Ellis Adası’na vardıklarına, doktorlar Magda’nın hasta olduğunu fark ederler ve iki kadın birbirinden ayrılır. Ewa Manhattan’ın sokaklarını keşfetmeye başlamışken, kız kardeşi karantina altına alınır. Yalnız başına kalan, gidecek hiçbir yeri olmayan ve Magda ile yeniden bir araya gelmek isteyen Ewa Bruno’nun tuzağına düşer. Bruno Ewa’yı fahişeliğe zorlayan büyüleyici görünen ama kötü kalpli bir adamdır. Bir gün Ewa Bruno’nun kuzeni sihirbaz Orlanda karşılaşır. Orlando Ewa’nın ayağını yerden keser ve kendisini içinde bulduğu kabustan kaçması için tek şansı olur...

1950'lerde, sakin Ortabatı kasabalarının yoksul kesiminden gelen Jacey ve Doug Holt kardeşler, zengin ve sevimli Abbott kardeşlerin sevgisi için rekabet eder. Kadın katili Jacey, Eleanor ve Alice arasında gidip gelir ve sadece zengin genç kadınların kalbini kırmak ister. Ancak hassas Doug'ın Pamela ile gerçek bir ilişkisi vardır ve Jacey ve Abbott'un patriği Lloyd buna kaşlarını çatar.

Befriended by aristocrat Sebastian Flyte, Oxford student Charles Ryder finds that the power and privilege experienced by the family is seductive. On a visit to the ancestral home, Brideshead, he falls in love with his friend's sister, Julia. However, as his ties to the Flytes deepen, Ryder finds himself at odds with their strong Roman Catholicism.

An early-20th-century tale of love across class boundaries which tells the legendary and romantic story of Lady Chatterley’s affair with her gamekeeper. Jed Mercurio’s adaptation of DH Lawrence’s classic.

Anna Karenina yüksek sosyeteden biriyle yaptığı bir evlilik sonucunda, hiyerarşik yapıda oldukça rakımlı bir noktada konumlanmıştır. Sözüne oldukça güvenilen ve saygıdeğer biri olan kocası oldukça değerli biri olarak toplum tarafından kabul görmektedir. Bir gün Anna, her ne kadar engel olmaya çalışsa da, oldukça genç bir adama aşık olur. Meydana gelen bu skandal ortaya çıkacak mıdır? Anna, içerisinde yaşadığı bu derin aşkı içine atmayı öğrenebilecek midir? Berbard Rose’un 1997 beyazperdeye uyarladığı ölümsüz Leo Tolstoy eserinin baş rollerinde Sophie Marceau ve Sean Bean var.

Sevilen romandan uyarlanan Son Gün Doğumu, kronik hastalığı olan üniversite öğrencisi Ry'ın, annesiyle Mallorca'ya yaptığı yaz tatilini konu alıyor. Ry, beklenmedik bir şekilde Julián'a âşık olup anı yaşamaya başlasa da kötüleşen durumu ve uzun süredir saklanan aile sırları, yaz bitmeden her şeyi altüst edebilecek bir tehdit oluşturur.

Fakir bir adam olan George Eastman toplumda saygın bir yer edinmek ve sosyetik güzel bir kadının kalbini kazanmak için çabalamaktadır. Shelley Winters'ın oynadığı fabrika kızının karanlık sırları ise Eastman'ın iş ve aşk hayallerini tehlikeye düşürmektedir. Korku ve arzu ile karışık Eastman kendini ümitsiz bir tutkunun peşinde sürüklenirken bulur.

Strangers, Tesadüfen gizemli komşusu ile karşılaştıktan sonra hayatı değişen bir adamın hikayesini konu ediyor. Senarist olan Adam’ın hayatı, bir gece tesadüfen komşusu Harry ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. İkisi arasındaki ilişki arttıkça Adam, çocukluk evine geri çekilir ve burada uzun süre önce ölmüş olan ebeveynlerinin hayatta olduklarını ve otuz yıl önce öldükleri günkü yaşta göründüklerini keşfeder.

Nick Smith (Cecil Kellaway), orta yaşlıdır ve yol kenarında bir restorant işletmektedir. Genç ve güzel bir karısı vardır. Frank Chambers (John Garfield) başıboş bir serseridir. Restaurantta çalışmaya başlar. Bir süre sonra Frank Chambers ile restaurantın sahibi Nick Smith’in karısı Cora Smith (Lana Turner) arasında bir ilişki başlar. Onlar, Nick Smith’i kaza süsü vererek öldürmek ve sigortadan para alabilmek için planlar yaparlar.

Birinci Dünya Savaşı’nda bir ambulans şoförü olan Lt. Henry ve hemşire Catherine Barkley arasındaki aşk masalı. İtalya’da geçen hikayede çift savaş sırasında aşık olacak ve onları hiçbir şey ayıramayacaktır. Film ayrıca Lt. Henry’nin savaş ve savaşmanın anlamı üzerine hislerini de analiz ediyor.

1987 yılında çekilmiş ve Çinli göçmenlerin New York şehrinde yerleşmeye başlamaları ve İtalyan mafyasıyla aralarındaki yer savaşını konu alıyor. Bu çekişmenin içinde birbirine aşık olan iki gencin çevre baskısı ve ırk karşıtlığı arasında sıkıştığı bir film.

Billy Casper İngiltere'nin en fakir semtlerinden birisinde yaşar. Okula konsantre olamayan ve kötü notlar alan Casper, ağabeyi tarafından sürekli dövülür ve diğer insanlar tarafından gözardı edilir. Birgün, Kestrel adında biriyle tanışır ve karakterinin o ana değin hiç farkında olmadığı bir tarafını keşfeder.

Birbirine sıkı sıkıya bağlı, duygusal olarak yaralı iki ruh, yıllar sonra yeniden bir araya gelir.

Misafirperverliğimiz (1923) ve General (1927) ile birlikte bu film, Keaton'ın komedyen olarak üstün yeteneklerinin ötesinde ne kadar büyük bir yönetmen olduğunu, deneysel bir biçime sahip olan Sherlock, Jr.'dan (1924) daha fazla ortaya koyuyor. Steamboat Bill, Jr.'da kamerayı adeti olduğu üzere mesafeli ama her zamanki gibi ustalıkla yerleştirerek, eğitimli şehir çocuğu Buster'ın başı sıkışmış vapur işletmecisi babasını görmek için döndüğü Mississippi kıyısındaki küçük kasabaya gerçeklik hissi kazandırıyor. Kaba saba Baba Bili, oğlunun hafif züppe tavırları karşısında dehşete kapılır; hele de oğlu, kendisini işinden etmeye kararlı varlıklı rakibinin kızına âşık olunca, mutsuzluğu bir kat daha artar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir