
Alan Alda
Joe Tynan

Respected liberal Senator Joe Tynan is asked to to lead the opposition to a Supreme Court appointment. It means losing an old friend and fudging principles to make the necessary deals, as well as further straining his already part-time family life. But it could be a big boost to his career, so he takes it on. Helping him prepare the case is pretty southern researcher Karen Traynor, and their developing relationship further complicates and compromises his life.

Alan Alda
Joe Tynan

Barbara Harris
Ellie

Meryl Streep
Karen Traynor

Rip Torn
Senator Kittner

Melvyn Douglas
Senator Birney

Charles Kimbrough
Francis

Carrie Nye
Aldena Kittner

Michael Higgins
Senator Pardew

Blanche Baker
Janet
Maureen Anderman
Joe's Secretary
Chris Arnold
Jerry

John Badila
Reporter on TV Screen

Robert Christian
Arthur Briggs
Maurice Copeland
Mr. Edward Anderson

Lu Elrod
Congresswoman at Party

Usta yönetmen Istvan Szabo'nun dünya çapında ses getiren ünlü filmi. Bir Alman tiyatro oyuncusu Faust oyunundaki performansıyla beklemediği bir başarı kazanır. Bu arada, İkinci dünya savaşı Almanya'sında Naziler iktidara gelirler ve her konuda olduğu gibi, tiyatro konusunda da ülkede karmaşa yaşanır. Arkadaşları teker teker öldürülen yada ülke dışına kaçan tiyatro oyuncusu, Naziler karşısında oyununu çok iyi sergilediğinin farkına varır ve içsel bir hesaplaşmaya girer. Film gösterildiği yıl Cannes film festivalinde senaryo, Oscar ödüllerinde ise yabancı film ödüllerini kazanmıştı.


Stanley eşini Irak savaşında kaybettikten sonra bunu çocuklarına nasıl söyleyeceğini düşünmeye başlar. Annelerinin ölümünü kaldıramayacağını düşündüğü çocuklarıyla bir seyahata çıkar ancak bu seyahat umdukları gibi gitmez.

A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Bu rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü'ne aday gösterilen Al Pacino, genç bir kıza şiddet uygulama ve tecavüzle suçlanan, tanınmış bir hakimi savunmak durumundadır. Hakimin gerçekte suçlu olduğunu bilen Arthur, büyük baskı altındadır.Tuhaf, intihar eğilimleri olan hakim (Jack Warden) ise, Arthur'un oyunu kurallarına göre oynaması gerektiğini düşünmektedir. Mahkeme günü geldiğinde, Arthur kariyeri ve vicdanı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

A pair of twin brothers from East L.A. choose to live their lives differently and end up on opposite sides of the law.

Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..

Yakın iki arkadaş çok geçmeden birbirlerine düşman olacaktır. John Cusack (America's Sweethearts, Say, Anything) ve James Spader (sex, lies and videotape, Pretty In Pink) hukuk okulundan Washington'un güç mücadelesiyle dolu koridorlarına uzanan iki arkadaşın dramını canlandırıyor. Cusack, alt sınıftan kongre üyeliğine kadar tüm basamakları hızla tırmanan ve ona güvenen herkesi bu uğurda feda etmiş Peter'ı canlandırıyor. İhanet ettikleri arasında idealist arkadaşı Tim (Spader) de bulunmaktadır. Tim bir arkadaşa ihaneti asla düşünmemektedir ancak ihanete uğrayanın kendisi olması durumu değiştirecektir...

15 yaşındaki Gracie, New Jersey'de üç erkek kardeşin içinde tek kız olarak ailesi ile birlikte mütevazi bir hayat sürmektedir. Ailenin en büyük takıntısı spordur; arka bahçede yapılan futbol maçlarının yanı sıra sabahtan akşama yapılan tek sohbette spordur. Büyük kardeşi Johnny okulun gözde futbolcularından biridir, ancak bir araba çarpması sonucu hayata veda eder.Gracie hem kardeşinin anısını taze tutabilmek, hem de spor tutkusunu yerine getirebilmek için futbol takımına girmeye karar verir. Oysa 1978'te kadın futbolcu yoktur ve Gracie öncelikle bir kadının da futbol oynayabileceğini kanıtlamak zorundadır.

Alex büyük bir firmada avukatlık yaparken birden işten çıkartılır. Ne olduğunu anlayamaz ve boşluğa düşer. Birden sıkıcı bir hayat yaşamaya başlar ailesini bir arada tutmak için çalışması gerekecekti

On dokuzuncu yüzyılda Tokyo'da Genç Dr Noboru Yasumoto yaz için lisansüstü tıp eğitimi yapmak üzere bir kırsal kliniğe Akahigenin rehberliği altında ( "Kızıl sakallı"), Dr Kyoj Niide görevlendirilmiştir. Dr. Niide bir zalim görev gibi görünsede gerçekte şefkatli bir insan olduğu ortaya çıkacaktır.

Washington'da senatörün ölmesinin haberi tüm eyalette yayılmıştır ve Senator Joseph Paine'in medya patronu Jim Taylor'dan istediği geçici göreve gelecek kişi için işlerine pek karışamayacak birini bulmasıdır. Jefferson Smith Boy Rangers'ın başkanı, dürüst ve idealleri olan biridir ve bu istek için biçilmiş kaftandır. Ne var ki, Washington entrikaları içinde Jefferson'ın dürüstlüğü ve kendini insanlara adaması bazı değişimlere sebep olur * İzlemeden önce sıkıcı bir politik film olduğunu zannediyordum.Kesinlikle sıkıcı değilmiş, aksine bir başucu filmiymiş. Kararında ilerleyen senaryo finaline doğru kalitesini hep arttırıyor. Zaten eski filmlerde en çok sevdiğim şey bu * Frank Capra neden filmlerinin son yarım saatini tüyleri havaya dikecek kadar etkileyici biçimde işliyor?

İki yargıtay hakimi öldürülmüştür. Yanlız bir hukuk öğrencisi, cinayetlerin devletin en üst kademeleri hakkında çok gizli bilgiler içerdiği tahmin edilen bir dosyayla ilgili olduğundan şüphelenmektedir. Kararlı bir araştırmacı gazeteciyle beraber bu gizemi çözdüklerini herkese açıklamak istemektedirler - tabii o kadar uzun yaşayabilirlerse. Yarış başlamıştır, ve bu yarışta ikiden fazla koşucu vardır. Onlar artık canlı birer hedeftir.

Isabella El-Ibrahim, Mısır kökenli bir kimya mühendisi ile evlidir ve ondan bir çocuğu vardır. Eşi Anwar El-Ibrahim Güney Afrika'dan Washington'a dönmek üzere uçağa binecekken tutuklanır. Eşini ümitsizce bekleyen Isabella, sonunda eşinin izini sürmeye başlar.Bu sırada Anwar yasadışı bir şekilde tutuklanarak, bilinmeyen bir mahzende saklı tutulmaktadır. CIA'de analist olarak görev yapan Douglas hayatının ilk soruşturmasına girecektir. Anwar'ın işkence dolu soruşturması devam ederken, Isabella da sorumluların peşindedir. Şİddetin ve zorun dozu arttıkça Douglas görevi ve vicdanı arasında bir karar vermek zorunda kalacaktır.

Ünlü bir Amerikalı politikacı ve diplomat olan Gary Hart (Hugh Jackman), 1975 yılından 1987 yılına kadar ABD Senatörü olarak görev yapmıştır. 1988 yılında ise ABD başkan adayı olarak dikkatleri çeker. Kampanya döneminde kendisine en yakın aday olan Mike Dukakis’in oldukça önündedir. Fakat onun bu parlayan yıldızı, adının skandal bir aşk hikayesine karışması ile sönmeye başlar. Seçim kampanyaları için çalıştığı dönemde ortaya çıkan bu aşk skandalı Hart’ın hayatının alt üst olmasına neden olur.

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Norman Maine,artık yıldızı sönmek üzere olan bir film yıldızıdır.Genelde sarhoş gezen aktör,yine davetli olduğu bir programda,sahnede şovunu sergileyerek,şarkı söyleyen Esther Blodgett`i çok beğenir.Şovdan sonra şarkıcının arkadaşlarıyla kendi aralarında eğlenip,stres atmak için gittikleri kafede Esther`i çok beğendiğini,onda geleceğin yıldızını gördüğünü,ve kendisini yıldız yapmak için yardımcı olacağını söyler.Başta bu söylenenlere inanmakta güçlük çekse de kendisi de günün birinde herkesin seveceği ünlü bir sanatçı olmayı isteyen Esther, aktöre yardımını kabul edeceğini söyler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir