
Greta Gregory
Heather Walsh

When 19 year old Heather Walsh accepts a job on a farm in the Mangatiti Valley, she has no idea paradise will become a nightmare. This true New Zealand story tells of Heather's horrific ordeal.

Greta Gregory
Heather Walsh

Mark Mitchinson
Bill Cornelius
Flynn Allan
Benn Cornelius
Mark Warren
Det Demchy

Roz Turnbull
Heather (2008)

Alison Quigan
Shirley Petrie
Harriet Beattie
Joanne

John Sumner
Malcolm

Margaret Mary Hollins
Angela

Edwin Wright
Doug Cornelius

Carolyn Dando
Christine

Greg Smith
George Kingsland

Ruth Dudding
Doctor

Otostop çeken bir kadın, genç bir çift tarafından kaçırılır ve yedi yıl boyunca esir tutulur, bu süre zarfında işkence görür ve kendisini tutsak edenlerin kölesi olarak yaşamaya zorlanır.

Zeki ve kinik bir adam olan George Milton ile ismiyle tezat oluşturacak şekilde iri ve çok güçlü ama akli dengesi bozuk olan Lennie Small, Büyük Bunalım sırasında çiftlikten çiftliğe dolaşarak iş arayan göçmen toprak işçilerinden ikisidir. Kaliforniya'daki Salinas Vadisi'nde, Soledad yakınlarında bir çiftlikte iş bulurlar ve para biriktirmek için çalışmaya başlarlar. Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır. Lennie bu hayali George'a defalarca anlattırır ve en çok da besleyip okşayabileceği yumuşak tavşanlarla ilgili kısmını sever. George da Lennie'nin bu takıntısını, onu korumak için, başını belaya sokarsa tavşanlara bakmasına izin vermeyeceğini söyleyerek kullanır. İkili, daha önce çalışmakta oldukları Weed'deki çiftlikten, Lennie'nin yumuşak şeylere dokunma takıntısıyla bir genç kadının elbisesini okşamasının girişimi olarak görülmesi sebebiyle kaçmışlardır.

Ömür boyu hapse mahkûm olan Frank Morris, Alcatraz'dan kaçışını planlar. Bu gerilim filmi, Alcatraz cezaevinin tarihindeki tek başarılı firardan uyarlandı.

Virginia Cleo Andrews'un tartışmalara yol açan aynı isimli kült eserinden uyarlanan film, babalarının ani ölümünden sonra anneleri Corrine tarafından büyükanne-babalarının malikanesine götürülen Dollanganger ailesinin dört çocuğunun dramını anlatıyor. Anne ve babasıyla arasını düzeltip miras haklarına yeniden kavuşmayı planlayan Corrine, bu süreç boyunca gözden uzak durmaları için çocukları malikanenin çatı katında yaşamaya ikna eder. Corrine'in çatı ziyaretleri, Bart ile evlendikten sonra seyrekleşir ve çocukların hayatı acımasız büyükanneleri Olivia'nın akıl almaz disiplin yöntemleri ile cehenneme dönüşmeye başlar. Zaman içinde ailenin kirli tarihi tekerrür eder ve en büyük iki çocuk Cathy ile Christopher duygusal ve fiziksel olarak yakınlaşmaya başlarlar.

Moğol göçebe bir ailenin yeni doğan deve yavrusu annesi tarafından reddedilince, annenin fikrini değiştirmek için bir müzisyenin yapacağı ritüele ihtiyaç duyulur.

Whangara kabilesinin enteresan bir inanışı vardır. Yeni Zelanda’nın Doğu yakasında konuşlanan Whangara kabilesi, soylarının binlerce yıl önce o topraklara bir balinanın sırtında geldiğine dair güçlü bir inanca sahiptir. Bu atalarının adı Paikea'dır. Bu inanışa göre kabilenin geleneklerinde işleyen töre şu şekildedir: Kabileye şef olarak seçilen kişiler ailenin ilk doğan erkek çocukları olmak zorundadır ve bu kabilede yaşayan 11 yaşındaki "kız çocuğu" Pai'nin ise gözü şefliktedir. Pai'nin bilge Büyükbabası Koro, kabilenin müstakbel başkanını tayin edecek olan mercidir. Lider olmak isteyen küçük kız Pai, bu uğurda ne gerekirse yapmaya kararlıdır. Dünyada her şeyden çok sevdiği büyükbabasına karşı gelecek bile olsa... Yeni Zelanda’nın kültürüne dair çok içten, samimi bir hikaye anlatan Whale Rider, küçük oyuncusu Keisha Castle-Hughes’a da 'en iyi kadın oyuncu' dalında Oscar adaylığı getirmişti.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.

Rüzgarlı bir balıkçı köyünde yaşayan bir anne, yaşanan beklenmedik bir olayın ardından, kendi doğru ve yanlış duygusu ile her şeyden çok sevdiği oğlunu korumak arasında kalır. Kadın, oğlu için söylediği yalanla, hem ailelerini hem de birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan topluluklarını parçalanmakla karşı karşıya bırakır.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

Floriane yüzme takımı üyesi, alımlı, sarışın ve mükemmel vücutlu bir kız. Küçük ve erkeksi olan Marie içe dönük ve utangaç. Gözlemlemeyi sevenlerden. Anne’in ise kilo problemi var ve biraz dertli ama aynı zamanda lafını esirgemeyen ve dışa dönük bir tip. Anne, gözleri Floriane’dan başkasını görmeyen bir erkek yüzücüye “abayı yakmış”. Bu üç kızın arasındaki ilişki, duyguların yüzme havuzunun ışıltılı ve kuralcı ortamından soyunma odalarının ve yatak odalarının kişisel alanına geçip, arzunun ve kıskançlığın karanlık dehlizlerinde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte farklı bir boyut alır. Yetişkinliğe has özel hayat çelişkileri, kamuya açılıp ergenliğin güvenli dünyasını istila edince ayarlar bozulur… Paris’in hemen dışındaki bir banliyöde geçen Nilüferler senkronize yüzme dünyasından gelen birbirinden çok farklı üç kızın içinden geçtikleri duygusal aşamaları takip eden bir film

Donald Webster (Riddaway) , Ken Hutchison (Norman Scutt) David ve karısı Amy, şehirdeki karmaşadan ve artan toplumsal şiddet olaylarından kaçarak Amy'nin doğup büyüdüğü kasabaya yerleşmeye karar verirler. Fakat kaçtıkları şiddet, hiç beklemedikleri bir şekilde onları bu küçük İngiliz kasabasında bulacaktır.Yeni taşındıkları eve bir garaj yaptırabilmek için tuttukları dört işçi, Amy'nin yıllar evvel erkek arkadaşı olan Charlie tarafından yönetilmektedir. Ama çok geçmeden bu grup, genç çiftin başına bela olur. David'le sürekli dalga geçerek Amy'ye de sarkıntılık ederler. David, son derece sakin bir tavırla olaylarla başa çıkmaya hatta kendini onların arasına kabul ettirmeye çalışsa bile korkunç olayların önüne geçmeyi başaramaz.

Ödüllü savaş fotoğrafçısı Paul Prior, babasının ölümü üzerine memleketi olan bir Yeni Zelanda kasabasına gelir. Bir zamanlar babasının kendini herkesten soyutladığı evinde tek başına kalmaya başlar. Kardeşi Andrew, onun eşi Penny ve oğulları Jonathon kendi çiftliklerinde sakin bir yaşam sürmektedirler. Paul’ün eski kız arkadaşı Jackie ise artık olgun bir anne olarak karşısına çıkar. Celia adında lise öğrencisi garip bir genç kız da, Paul’ün kaldığı evi sık sık ziyaret etmektedir. Ona hayran olduğu bellidir. Zamanla Paul ve Celia arasında bir dostluk filizlenmeye başlar. Fakat geçmişe ait sırlar, hepsi için trajik sürprizler hazırlamaktadır...


Jenna, kocası Sisto'nun baskılarından sıkılmış, kesinlikle parçası olmak istemediği bir hayat sürmektedir. En büyük hayali ise garsonluk yaparak biriktirdiği para ile bir gün kocasını terkedebilecek gücü bulabilmektir.Sahip olduğu eşsiz yeteneği sayesinde, inanılmaz lezzette ve görüntüde pastalar ve kekler yapabilmektedir. Hayatındaki zorluklarla ve sorunlarla baş edebilecek gücü, sadece kensini mutfağa atabildği zaman bulabilmektedir. Fakat hayat bir gün hiç beklenmedik bir süpriz hazırlar. Hesapsız bir şekilde gelen hamileliği bütün beklentilerinin ve umutlarının sarsılmasına neden olacaktır. Ama diğer bir yandan da, hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir güven duygusu ile dolmuştur içi. Doğmamış çocuğundan gelen mektuplar, önüne yepyeni bir pencere açılmasına neden olacaktır.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Robert Redford, Willem Dafoe ve Helen Mirren gibi yıldızların bulunduğu heyecanlı bir gerilim. Wayne ve Eileen Hayes (Redford ve Mirren) Amerikan rüyasını tam anlamıyla yaşamaktadırlar. Fakat bu güzel görüntü Wayne, beklenmedik şekilde huzurlu evlerinden kaçırılınca paramparça olur. Kurmazlığı ve uzlaşma becerileri ile övünen Wayne birden kendini, kaybedecek hiçbirşeyi olmayan ama herşeyi kazanabilecek bir caninin (Dafoe) elinde rehine olarak bulur. Acaba Wayne "hayatının" en önemli müzakeresinde başarılı olabilecek midir?

1836 yılının bahar aylarında; 200 sıradan adam, yaşadıkları küçük Teksas toprağını korumak için, Meksika'nın diktatör liderinin komutasındaki binlerce eğitimli askere karşı savaştılar. Özgürlükleri için kahramanca savaşan insanların gerçeklere dayanan destansı hikayesi...

Jack ile annesi, 5 yıl boyunca tek odada hayatlarını sürdürmek zorunda kalmıştır. Hiç dışarı çıkamadıkları için, 5 yaşındaki Jack bütün hayatı bu odadan ibaret sanmaktadır. Fakat günün birinde kurtuldukları zaman, küçük Jack’in keşifleri oldukça sarsıcı olacaktır.

Truman Capote'nun en çok satan romanına dayanan, soğukkanlı bir cinayetin gerçek ve güçlü hikayesi. Başarılı ve saygın Kansas çiftçisi, karısı ve iki genç çocuğu acımasızca ve vahşice katledilirler. İki katilinde suçlarından pişmanlık duyacak kadar bile aklı yerinde değildir. Hikaye suçluların bilinçaltına girer...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir