Janchiv Ayurzana
Urgroßvater Janchiv

Moğol göçebe bir ailenin yeni doğan deve yavrusu annesi tarafından reddedilince, annenin fikrini değiştirmek için bir müzisyenin yapacağı ritüele ihtiyaç duyulur.
Janchiv Ayurzana
Urgroßvater Janchiv
Chimed Ohin
Urgroßmutter Chimed
Amgaabazar Gonson
Großvater Amgaa
Zeveljamz Nyam
Großmutter Zevel
Ikhbayar Amgaabazar
Vater Ikchee
Odgerel Ayusch
Mutter Odgoo
Enkhbulgan Ikhbayar
Älterer Bruder Dude
Uuganbaatar Ikhbayar
Jüngerer Bruder Ugna
Guntbaatar Ikhbayar
Tochter Guntee
Munkhbayar Lhagvaa
Musiklehrerin
Ariunjargal Adiya
Motorradfahrer

A documentary shot by filmmakers all over the world that serves as a time capsule to show future generations what it was like to be alive on the 24th of July, 2010.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Diyalogsuz ve görsel anlatımıyla ön plana çıkan belgesel niteliğinde bir film olup, insanlık, doğa ve medeniyet arasındaki ilişkiyi keşfeder. Dünya genelinde 6 kıtada, 24 farklı ülkede çekilmiştir. Baraka kelimesi Arapça kökenli olup "nefes", "hayat gücü" veya "bereket" anlamına gelir. İnsanlığın doğa ile olan bağını, modern dünyanın getirdiği değişimleri ve insanın kendine verdiği zararları gözler önüne seren bir sanat eseri olarak kabul edilir. Herhangi bir anlatıcı veya diyalog kullanmadan, yalnızca görüntüler ve müzik aracılığıyla derin bir hikâye anlatır. Doğanın saf güzelliği ile insan eliyle yaratılan kaos arasındaki karşıtlığı vurgulayan film, izleyiciye düşündürücü bir deneyim sunar. Her sahnesi ustalıkla çekilmiş olan Baraka, sinematografi açısından büyüleyici bir başyapıttır ve insanlık tarihine dair güçlü bir mesaj vermektedir: Doğa ile uyum içinde yaşamayı unutan bir medeniyet, kendi kendini yok etmeye mahkumdur.

El Bosque Kliniği'inde rastlaşan iki kişiyle başlar herşey... Benigno (Javier Camara) ve Marco (Dario Grandinetti) Marco'nun boğa güreşçisi olan sevgilisi komadadır. Benigho ise klinikte komada olan genç bir bale öğrencisinin hasta bakıcılığını yapmaktadır. Bu özel iki kadın, iki erkeğin zoraki başlayan arkadaşlıklarını başka boyuta taşır. Kliniğin dört duvarı arasında ne kadar süreceği belli olmayan zaman diliminde, dört insanın hayatı, geçmişi, bugüne ve yarını belirsiz bir kaderin izlerini takip eder...

Disneynature için hazırlanan bu belgeselde, Güney Asya'da balta girmemiş ormanlardaki antik bir tapınağın yıkıntıları arasında yeni doğan bir maymun ve annesinin bu maymun topluluğu arasındaki oldukça rekabetçi bir sosyal hiyerarşi içerisinde hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.

Üç yaşında bebek şempanze olan Oscar annesi ile birlikte fil dişi sahili ormanlarında hayatını sürmektedir. Bir gün ansızın karşı grup şempanze grubu tarafından saldırıya uğrarlar ve annesini kaybeder. Olayın ardından kendi başında hayatta kalmaya çalışır ve başka şempanzeler ile birlikte yaşamak için çabalar. Oscar grubunun alfa erkeği tarafından şaşırtıcı bir şekilde kabul edilene kadar büyük zorluklar yaşar.

1970lerin Kuzey İskoçya’sında tutucu bir kasabada Bess, kendisinin bile hayal edemeyeceği bir güzellikte aşk yaşar. Kocasının bir an önce geri dönmesi için dua eden bu çocuksu kadın, ertesi gün Jan’ın iş kazası geçirdiği haberiyle sarsılır ve Tanrı isteğini yerine getirdiği için kendini suçlu bulur.

An epic cinematic and musical collaboration between SHERPA filmmaker Jennifer Peedom and the Australian Chamber Orchestra, that explores humankind's fascination with high places.

Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Film, bir petrol platformunda meydana gelen kazada vücudunun bir bölümü yanan bir adamla, onu tedavi için gönderilen bir hemşire arasında doğan aşkın öyküsünü anlatıyor...

Reggio'nun "Qatsi" üçlemesinin son parçasıdır ve teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan derin bir anlatım sunar. Görsel olarak çarpıcı sahnelerle doludur ve izleyiciyi modern dünyanın karmaşasıyla yüzleşmeye davet eder. "Naqoyqatsi," kelime anlamıyla "savaşın yokluğu" demektir ve bu bağlamda, savaş ve şiddetin yerini alan teknolojik gelişmelerin, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Film, görüntülerin yanı sıra, Philip Glass’ın büyüleyici müziğiyle de desteklenmektedir; bu müzik, filmin atmosferine derinlik katarak izleyicilerin duygusal tepkilerini güçlendirir. Hem görsel hem de işitsel düzeyde zengin bir deneyim sunarak, izleyiciyi düşündüren ve sorgulatan bir yapıt olarak öne çıkmaktadır.

23 yaşındaki Ann (Sarah Polley), okulda temizlik yaparak kocasına destek olan iki çocuk annesi bir kadındır. Annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan, ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur. Genç kadının etrafı, işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve 10 senedir görmediği babasıyla çevrilidir. Bir gün, sadece birkaçaylık ömrü kaldığını öğrenir.My Life Without Me , ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kağıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Captured during Billie Eilish's sold-out world tour, a concert experience from one of the most celebrated and successful artists of her generation, presented in immersive 3D.

Phillip Glass'ın unutulmaz müzikleriyle belleklere çakılan Koyaanisqatsi, görüntülere dair bir festivali çağrıştırıyor. 1983 yılı itibariyle devrim niteliğinde olan film hayatın imgesel dengesine(ve dengesizliğine) yakılan bir ağıt niteliğinde. Görüntüden görüntüye geçerek, sonunda tüm görüntülerin tek bir görüntünün yansımasından ibaret olduğunu ispatlamaya çalışan film, tabiat bilimleriyle ve sosyal-antropolojiyle bağlarını sıkılaştırıyor.

Bu uzun metrajlı belgeselde aile, cesaret ve eve dönüş üzerine destansı bir yolculuğa çıkıyoruz. Rengârenk yaban hayatıyla dolu, tehlikeli Afrika topraklarında bir fil sürüsüne liderlik eden görkemli, anaerkil Athena'ya eşlik ediyoruz.

Vahşi topraklarda geçen ve gerçek bir hikâye olan Afrika Kedileri, Savana'nın görkemli krallarının, gerçek yaşam sevgisini, neşesini ve azmini anlatıyor. Anlatıcılığını Samuel L. Jackson'ın üstlendiği hikâyenin ana karakterleri; sevimli yavru aslan Mara; yeni doğmuş beş afacan yavrunun annesi ve korkusuz bir çita olan Sita; ailesini rakip bir aslandan ve onun oğullarından korumak zorunda olan Fang'den oluşuyor.

Kutsal Günah, modern Katolik Kilisesi'nin tarihinde en bilinen tacizcisi Peder Oliver O'Grady'nin hikayesini anlatıyor. Herhangi bir suçluluk ya da utanma hissetmeden O'Grady, otoritesi ve cazibesini kullanarak düzinelerce inançlı Katolik aileyi yirmi yıldan fazla bir süre aldatmayı başardı. Kurbanları arasında dokuz aylık bebeklerden orta yaşlı kadınlar ve gençlere kadar herkes var.

Mirket Ailesi, bir ailenin sert doğa koşullarında her gün verdikleri yaşam mücadelesine eğlenceli bir yaklaşımla ışık tutmaktadır. Fakat Afrika düzlüklerinde yaşayan bu canlıları eşsiz kılan şey, besin zincirinde daha üst seviyedeki canlılarla benzerlik taşıyan aile dinamikleridir. Özellikle de bize... Rutin bir günde veya bir yaşam mücadelesinin ortasında kalmışken, aile bağlarındaki kuvveti, esnekliği ve cesareti bizlere benzer * Hayatımda, hayvanlar hakkında izlediğim en güzel, en şirin ve öyküsü olan belgesellerden biri.

Belgesel, sürüsü Kalahari Çölü'nde destansı bir yolculuk yaparken Shani ve oğlu Jomo adlı bir Afrika filini takip ediyor
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir