
Wallace Beery
Magua

As Alice and Cora Munro attempt to find their father, a British officer in the French and Indian War, they are set upon by French soldiers and their cohorts, Huron tribesmen led by the evil Magua. Fighting to rescue the women are Chingachgook and his son Uncas, the last of the Mohican tribe, and their white ally, the frontiersman Natty Bumppo, known as Hawkeye.

Wallace Beery
Magua

Barbara Bedford
Cora Munro

Alan Roscoe
Uncas

Lillian Hall
Alice Munro

Henry Woodward
Maj. Heyward

James Gordon
Col. Munro

George Hackathorne
Capt. Randolph

Nelson McDowell
David Gamut - a Preacher
Harry Lorraine
Hawkeye - Scout

Theodore Lorch
Chingachgook

Sydney Deane
Gen. Webb

Jack McDonald
Tamenund

Boris Karloff
Indian (uncredited)

Judah Ben Hur zengin yahudi bir prenstir. Bir gün çocukluk arkadaşı Messela ile buluşup konuşurlar ve hasret giderirler. Bu konuşmaların sonunda iki taraf siyasi fikirlerini ortaya döktüklerinde tartışmaya başlarlar. Ben Hur arkadaşına hiç bir koşulda destek vermeyeceğini söyler. Bunun üzerine arkadaşı Messela onu kürek mahkumu olarak sürgüne gönderir. Zengin hayatına veda eden prens bu olay üzerine intikam yemini edecektir.

Avustralyalı azimli bir genç kız, tek başına yelkenle dünyayı dolaşan en genç kişi olma hayalinin peşinden giderken korkularıyla yüzleşir.

Olaylar 1924 yılında, İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da geçiyor. Judy Davis'in canlandırdığı Adela Quested, genç ve dikbaşlı bir İngiliz kadın, yanında nişanlısının annesi Mrs. Moore (Peggy Ashcroft) olduğu halde Hindistan'a gelir. Burada tanışıp dost edindiği Dr. Aziz (Victor Banerjee) bir süre sonra Adela'yı mistik Marabar mağaralarına yapacağı ziyarette kendisine katılması için davet eder. Girdikleri bir mağaradan yara izleriyle çıkan Adela, Aziz'in kendisine saldırdığını iddia eder.

Grönland'ın uçsuz bucaksız topraklarında kayıp bir haritayı arayan iki adam hayatta kalma savaşı verir. 1909'daki kutup keşif gezisinin gerçek öyküsünden uyarlandı.

Kanadada Yerliler arasında Hristiyanlığı yaymaya çalışan Cizvit Misyonerlerinin bir yaşam kesiti, arka planda ise Huronlar ve Iroquislerin çekişmeleri.

1925 senesinde, Percy Fawcett Amazon ormanlarına giderek köklü bir uygarlık bulup tarihin en önemli keşfini yapmak ister. Avrupalılar dünyanın en büyük ormanı olan Amazon’da El Dorado adında bir krallık olduğuna ve sayısız gezginin bu krallığı bulmak amacıyla yola çıkıp öldüklerine inanırlar. Fawcett oğluyla bu krallığın varlığını kanıtlamak ister.

Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci Dünya Savaşı'nda U-96 adlı tip 7 sınıfı Alman U bot mürettebatını konu alan film. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını, içinde bulundukları psikolojik durumları görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar. Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır. Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.

Vasat bir besteci olan Salieri ile rakip olan Wolfgang Amadeus Mozart, müzikal dehasıyla ölümsüzlük kazanıyor. Salieri'nin bu durumu hazmedememesi intikam isteğiyle dolmasına neden olur.

Sinema tarihinin ilk 10 filminden biri... Dünya sinemasının başyapıtları arasında, tüm zamanların en önemli filmi olan Potemkin Zırhlısı; 1905 devrimi yansıtan devrimci bir film olmasının yanında, büyük usta Eisenstein'ın sinema sanatında devrim yaratan bir çalışmasıdır. Potemkin Zırhlısı'nda, tarihin en baskıcı rejimlerinden Rus Çarlığına karşı halkın ayaklanması ve dayanışması yalın ama sarsıcı bir dille anlatılmaktadır. Eisenstein, Potemkin Zırhlısı'nda, sinema tarihinde bir ilki gerçekleştirdi ve filmin baş kahramanı olarak "yıldızlar" yerine, halk kitlelerini seçti. Bolşevik devrimi, sanatın tüm alanında olduğu gibi, sinema sanatında da büyük bir canlanma yarattı. Ve çeşitli sinema akımları bu dönemde özgün örneklerini sundu. Sinema ustası Dziga Vertov'un sinema kuramı ve biçemi Sinema-Göz'e karşı Einsestein, Sinema-Yumruk kuramını geliştirdi ve ilk örneğini Potemkin Zırhlısı'yla verdi..

Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.


Lt. John Dunbar, İç Savaş boyunca Birlik ordularını tesadüfen zafere götüren bir kahramandır. Doğu sınırında bir görev ister ancak oranın terk edilmiş olduğunu görür. Orada yalnız olmadığını hemen fark eder, "Two Socks" adını verdiği bir kurt ve meraklı bir yerli kabilesi ile karşılaşır. Dunbar, kabiledekilerle hemen arkadaş olur ve yerliler tarafından yetiştirilen beyaz bir kadını keşfeder. Yavaş yavaş bu yerli insanların saygısını kazanır ve beyazlara özgü eski alışkanlıklarını bırakır.

Paulette Jiles’in aynı isimli romanından uyarlanan filmde, Amerikan İç Savaşı’ndan 5 yıl sonra, kimi kimsesi olmayan savaş gazisi Yüzbaşı Jefferson Kyle Kidd, kasaba kasaba gezerek okuma yazması olmayan insanlara haberleri okumaktadır. Bir gün Kidd’in yolu, 6 yıl önce Kiowa kabilesi tarafından ebeveynlerinin öldürüldüğü ve onlar tarafından büyütülen 10 yaşındaki Johanna Leonberger ile kesişir. Daha önce hiç deneyimlemediği bu dünyaya düşman olarak büyüyen Johanna’nın hayatta kalan son akrabalarına verilmesi gerekmektedir. Kidd, çocuğu kanunun belirlediği vasilerine teslim etmeyi kabul eder. Acımasız vahşi doğada ikisi de ev diyebilecekleri bir yer bulmak için yüzlerce kilometre yol kat ederken, hem zorlu doğa şartları hem de peşlerine düşen haydutlara karşı mücadele edeceklerdir.

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…

Albany, New York, 1776. After marrying, Gil and Lana travel north to settle on a small farm in the Mohawk River Valley, but soon their growing prosperity and happiness are threatened by the sinister sound of drums that announce dark times of revolution and war.

13. yüzyıl İngiltere’sinde Robin Hood ve arkadaşları, yaşadıkları köydeki yozlaşmanın karşısına dikilmiş, krala karşı isyana kalkışarak güçler dengesini sonsuza kadar değiştirmişlerdi. Kimilerince hırsız, kimilerince kahraman olarak nitelenen bu mütevazi adam, kendi halkının özgürlük sembolü olur.

Zamansızlığın ortasındaki bir Çin İmparatorluğu... Federal düzenin egemenliği hüküm sürmektedir. İki savaşçı, çalınan değerli bir kılıçın ve ürkütücü bir firarinin peşindedirler. Takip esnasında bir kız ile tanışırlar. Bu kız, soylu bir adamın kızıdır. İşin ilginç yanı, kızın bedeni dövüşmek için müthiş bir eğitim almıştır. Her biri, tüm hayatlarını değiştirecek kararların eşiğinde olan üç kişi, fantastik bir yolculuğa çıkarlar.

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

Fortunata, zorlu geçen evliliğinin yarattığı enkazdan kurtulmaya çalışan genç bir kadındır. Elinden tutan küçük kızından güç alan Fortunata, bir kuaför açmaya çalışır. Onun hayatta tek bir amacı vardır oda; önünde engel olmaya çalışan erkeklerle dolu bu dünyada mutlu olup, hayata karşı dimdik durmak.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir