
Christina Applegate
Suzanne Bedford


Gelecek vadeden bir müzisyen, âşık olduğu kaygısız üniversite öğrencisine aşkını ilan etmek ve kendi benliğini bulmak için kızı Nevada çölüne kadar takip eder.

Bekâr bir anne ile hapisteki bir adam arasındaki samimi mektuplaşma sayesinde kurulan sıra dışı bağ, her türlü olumsuzluğa rağmen bağışlanmanın, umudun ve aşkın kapısını aralar.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

18 yaşındaki Noah, bir süre önce varlıklı İngiliz iş adamı William'a âşık olan annesiyle birlikte Amerika'dan Londra'ya taşınır. Noah, William'ın serseri oğlu Nick'le tanışır ve çok geçmeden onunla arasında kaçınılmaz bir çekim olduğunu fark eder. Noah yazı yeni hayatına uyum sağlamaya çalışarak geçirirken trajik geçmişi ilk kez âşık olduğu günlerde peşini bırakmayacaktır.

The Friend, ömrünün son zamanlarını yaşayan arkadaşına destek olmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Nicole’ün yaşamak için sadece altı ayı kalmıştır. Hastalığı nedeniyle karısının öleceğini öğrenen Matthew, büyük bir yıkıma uğrar. Onları bu zorlu dönemlerinde yalnız bırakmak istemeyen Matthew’ın en yakın arkadaşı, destek olabilmek için çiftin evine taşınmaya karar verir. Arkadaşlarının eve taşınmasının etkisi ise, onların hayal ettiklerinden de fazla olur.

2005 yılında Astsubay Kıdemli Başçavuş Charles Monroe King, Irak’taki savaştan geri dönemeyebileceği için oğlu için günlük tutmaya başlar. 14 Ekim 2006’da yol kenarındaki bir bomba yüzünden hayatını kaybeder. 200 sayfayı aşan günlük yarım kaldığında King’in oğlu yedi aylıktır. A Journal for Jordan, bir annenin, oğlunun henüz konuşamadığı zaman kaybettiği babasıyla ilgili yazdığı bir mektuptur. Ayrıca bir babanın hiç tanıyamadığı oğluna verdiği öğütleri ve ettiği duaları içerir. Son olarak, birbirlerini çok sevmiş fakat çok erken ayrılmış Dana ve Charles’ın hikayesidir.

Tesadüfi bir karşılaşmanın başlattığı tutkulu bir aşkla Maya'nın geleceği altüst olur ve onu yeniden sevmeye ve yaşamaya dair beklenmedik bir yolculuğa çıkarır.

19 yaşındaki Amerikalı Lucy, yakın zamanda intihar etmiş bir şair olan annesi Sara'nın Bohem ruhlu sanatçı arkadaşlarının arasında yaz tatili geçireceği Toskana'naya gelir. Buranın yerlilerinden fırlama bir delikanlı olan Niccolo, dört yıl önce Lucy'ye ilk öpücüğün heyacanını tattıran kişidir. İki genç tekrar yakınlaşırken; Lucy'nin evsahipleri olan Graysonlar, genç kızı bir sanatçı kolonisi haline getirdikleri kendi dünyalarına sokarlar. Böylece onun gençliği ve taze ruhundan beslenmeye başlarlar. Bu tazelik, orada tatilini geçiren konuklar arasında en çok Alex Parrish'IN ilgisini çekecektir. Ölümcül bir hastalığın son demlerini yaşayan bir yazar olan Alex, genç kızın çekiciliği ve yaşama sevincinden etkilenir.Yaz geçerken, Lucy Niccolo'nun bir kadın canavarı olduğunu öğrenecek, Alex'ten gereken hayat dersini alacak ve kimbilir belki de gerçek ve masum aşkı da yaşayacaktır! Tüm bunlar olurken annesi ve kendiyle ilgli bir kaç sırrın da gizemi çözülecektir elbet...

Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü.Florentino Ariza,13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave'ye karşılıksız bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina'dan daha iyi bir damat düşünen baba kızını evden uzaklaştırır. Doktor Juvenal Urbino ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Laura ve Simon, üniversiteden beri çok yakın arkadaştır. Yıllar içinde, bağlarının sadece platonikten ibaret olmadığını fark ederler. Peki, her şeyi riske atarak başından beri var olan bu aşkı keşfedebilirler mi ve keşfetmeliler mi?

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Travmatik bir trafik kazası, evli çift Adrienne ve Matteo'nun sonsuza kadar ayrılmasına neden olur. Ama ölüm aslında bir son değildir. Kendilerini sürreal olayların içerisinde bulurlar. Bu sırada birbirlerini sevdikleri anıları yeniden canlanır ve şimdiki zamanın ezici ağırlığıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Sevgilerini yeniden keşfetmek ve yaralarını sarmak zorundadırlar.

Üç farklı şehirde gelişen üç ayrı hikayeyi işleyen filmde Michael, Julia ve Sean'ın aşk ekseninde buluşan farklı hikayelerine tanık oluyoruz. Yakın zamanda evliliği sonlanan Michael, Paris'te yaşar. Yeni sevgilisi Anna tarafından ziyaret edildiği esnada Anna, Michael hakkında büyük bir sırrı öğrenir ve artık ona güvenmesi oldukça zordur. Bu durum ilişkilerini zora sokacaktır. New York'ta yaşayan Julia, oğlunu öldürmeye teşebbüsle suçlanmaktadır, her ne kadar karşı çıksa da oğlunun vesayeti babası Rick'e verilir. Rick, anne ve oğlu arasındaki ilişkiyi tamamen bitirmenin peşindedir. Roma'ya bir iş gezisine çıkan Sean ise İtalyan Monica'ya aşık olur ve bu esnada büyük bir talihsizlik patlak verir. Monica'nın kızı kaçırılır; Sean ise küçük kızı kurtarmanın bir yolunu bulmak zorunda kalır.


Jennifer Niven'in aynı isimli romanından uyarlanan film, lisenin çan kulesine tırmanarak intihar etmeyi planlayan Violet Markey ile sürekli intiharı düşünen ama her seferinde ne kadar küçük olursa olsun, küçük bir şeyin onu durdurduğu Theodore Finch'in karşılaşmaları ile birbirinin yaşantılarını iyileştirmelerini konu alıyor.

Hoş ve zeki bir kadın olan Holly Kennedy, eşi Gery ile oldukça mutludur. Ancak Gery ölümcül bir hastalığa yakalanır. Bunu öğrenen Holly, kocasından daha kötü bir ruh haline girer. Ancak karısını çok iyi tanıyan Gery ölmeden önce ona farklı zamanlarda eline ulaşacak şekilde düzenlenmiş bir dizi mektup yazar. Holly için bu mektuplar artık bir yol gösterici haline gelir. Bu mektuplar sayesinde hayata yeniden bağlanmayı öğrenecek ve kendini yeniden tanıyacaktır.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Tabu, tüm sessiz film yönetmenleri arasında belki de en büyüğü olan F.W. Murnau’nun son filmidir. Murnau’nun büyüklüğü stüdyo hilelerindeki başarısının yanı sıra Tabudaki gibi belgesel doğalcılığından kaynaklanıyordu. Bu çok yönlülük Almanya’da ve ABD’de çektiği filmler arasında köprü kurar. Doğal mekanlarda çekilen ve kesinlikle ne Almanca ne de İngilizce konuşulan Tabu, bu iki yeteneğin farklı yüzlerini sergiler. "Cennet" ve "Kayıp Cennet" şeklinde adlandırılan iki "bölüm"den oluşan basit senaryo, erotik bir aşk hikayesini konu alır. Genç bir kadın, köyün yaşlısı (Murnau’nun en ürkütücü kıyamet habercilerinden biridir) tarafından yeni ölen kutsal bakirenin yerine geçmek üzere seçilince cinsel tabu haline gelir. "Uygarlığın" (özellikle de paranın) ada sakinlerinin masum hazcılığı üzerindeki yozlaştırıcı gücü de yan tema olarak işlenir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir