
Greg Kinnear
William Borgens

Fırtınalı bir yıl geçiren Borges ailesinin hayatına odaklanan filmde Borges ailesinin başına gelen türlü trajikomik durumlara tanık oluyoruz. Başarılı bir yazar olan William Borges, takıntılı olduğu eski karısı Erica ve çocukları Samantha ile Rusty'den oluşan bu aile bir yıl içerisinde aşkın ve duyguların farklı halleriyle karşılaşıyor ve bunun sonucunda çeşitli problemlerle karşılaşıyor. İlk yönetmenlik deneyimiyle Josh Boone'un kotardığı filmin başrollerini Jennifer Connelly, Greg Kinnear ve Lily Collins gibi ünlü isimler paylaşırken, sürpriz bir isim olan Stephen King'i izleme şansını da elde ediyoruz...

Greg Kinnear
William Borgens

Jennifer Connelly
Erica

Lily Collins
Samantha 'Sam' Borgens

Nat Wolff
Rusty Borgens

Liana Liberato
Kate

Logan Lerman
Lou

Kristen Bell
Tricia

Spencer Breslin
Jason

Stephen King
Self (voice)

Patrick Schwarzenegger
Glen

Rusty Joiner
Martin

Barbara Weetman
Diane

Alex ter Avest
Becky

David Carzell
Rodney

Zeeko Zaki
Gus

Sıradan ve utangaç bir öğrenci olan Adam (Paul Rudd - "Knocked Up") aynı zamanda bir müzede çalışmaktadır. Anarşist görüşlere sahip olan sanat bölümü öğrencisi Evelyn'le (Oscar® ödüllü oyuncu Rachel Weizs, "Constant Gardener") burada karşılaşır ve ikili tartışmayla başlayan konuşmanın sonrasında sevgili olurlar. Adam, kız arkadaşını çok yakın iki arkadaşı olan Jenny (Gretchen Mol- "3:10 To Yuma") ve Phillip'le (Fred Weller- "The Beach Boys: An American Family") tanıştırır. Adam, Evelyn'le beraber olmaya başladıktan sonra dış görünüm ve davranış olarak farklı bir kişiliğe bürünür. Evlilik arifesinde olan Jenny ve Phillip'in ilişkileri de bu değişimden nasibini alır. Evelyn'in tez projesi ise, hepsi için büyük bir sürpriz olacaktır.

Maurice is an aging veteran actor who becomes taken with Jessie, the grandniece of his closest friend. When Maurice tries to soften the petulant and provincial young girl with the benefit of his wisdom and London culture, their give-and-take surprises both Maurice and Jessie as they discover what they don't know about themselves.

İki kızı olan ve karısından yeni boşanmış Will Henry başarılı bir çizimcidir. Hakim kızları babaya verir ve Will Henry hayatı artık kızlarına hem annelik hem babalık yapmak olur. Bunlarla uğraşırken birde yeni aşka yelken açması çıkılmaz bir hal alacaktır.

Margot ve Lou beş yıldır evli olan ve dışarıdan bakıldığında sorunsuz ilişki yürüten bir çifttir. Fakat Margot'un tesadüfen tanıştığı Daniel'e karşı hissettiği çekim her şeyin yönünü değiştirecektir. Zira Daniel ile engel olamadıkları cinsel yakınlaşma Margot'un kendisini daha fazla tanımasına ve evliliğinin gidişatını sorgulamasına neden olacaktır...

Komedi türündeki filmde Julia Louis-Dreyfus, onu seven ve her şekilde destekleyen Don ile inanılmaz mutlu bir evliliği olan New Yorklu bir roman yazarı olarak yaşamını sürdüren Beth karakterine hayat verecek. Günün birinde Beth, Don'un kendisinin yazdıklarını yıllardır sevmediğini itiraf ettiğini duyduğunda, hayatlarında iyi olan her şeyi geri almakla tehdit eder. Bu durum da ikili arasındaki ilişkileri gergin bir hâle getirir.

İçkinin etkisiyle gittikçe dibe sürüklenen bir adamın öyküsü. Skin Deep, çok satan ilk kitabından sonra bir tür tıkanma dönemine girdiğini düşünen, oysa tüm gün sarhoş gezdiği için tek bir satır bile yazamayan umutsuz durumdaki bir yazarın komik öyküsünü anlatıyor. Hem karısını hem de metresini aldattığı halde durmadan yeni kadınlarla ilişkiye giren ve ayık dolaşmayı çoktan unutan yazar, nihayet bir gün eski hayatına yeniden kavuşma kararı veriyor ve toparlanmaya başlıyor.

Roger Avary, 80'lerde aynı video dükkanında beraber çalıştığı Quentin Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri filminde "radyo diyaloglarının yazarı" olarak girdiği sinema dünyasında, kısıtlı bir çevre tarafından, özellikle de Mr. Stitch isimli bilimkurgu televizyon filmiyle tanınıyor. Yönetmen senaryoyu Amerikan Sapığı romanının yazarı Bret Easton Ellis ile birlikte onun romanından uyarlamış. Merkezine Wall Street'te çalışan Patrick Bateman'in kardeşi uyuşturucu satıcısı Sean Bateman'i koyan film, kampüs içinde yaşanan karışık cinselliği anlatan bir kolej filmi.

Besteci Steven Lauddem, büyük geri dönüş operasının müziklerini tamamlayamamasına neden olan yaratıcılık konusunda bir engel yaşıyor. Eşi olan eski terapisti Patricia, şehirde kaybolarak yaratıcılığını yeniden canlandırmasını önerdiğinde Steven ilham arayışına çıkar. Onun aydınlanması, Katrina adında canlı bir kadınla tanıştıktan ve hayatının umduğundan ya da hayal edebileceğinden çok daha fazla potansiyele sahip olduğunu keşfettikten sonra gelir.

Nora Ephron'un çok satan romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Mike Nichols'un (The Graduate, Postcards From The Edge) yaptığı bu filmde Meryl Streep ve Jack Nicholson ikilisiyle modern hayata romantik bir bakış atıyoruz. Rachel rolünde izlediğimiz Streep başarılı bir yemek yazarını canlandırıyor. Diğer tarafta Nicholson'ın canlandırdığı Mark ise kadın avcısı bir köşe yazarı. Kadın New York'ta, adamsa Washington, D.C.'de yaşıyor. Bütün bu karmaşa bir ilişkiyi zorlamazsa, başka ne zorlayabilir ki!

Bir zamanlar araba dünyasının başarılı işadamlarından Ben Kalmen'in hayatı yokuş aşağı gitmektedir Ta üniversitede aşık olup evlendiği karısından boşanmıştır İş konusunda verdiği yanlış kararlar onu iflasın eşiğine getirmiş, bu durum aile içinde çatlaklar yaratmıştır Kendinden daha genç bir kızarkadaşı vardır; Jordon… O aynı zamanda hatırı sayılır bir otomobil üreticisinin kızıdır İçinde bulunduğu şartlar ve aldığı kararlar Ben Kalmen'i geri dönülmesi zor bir noktaya sürükler.

Kız arkadaşından ayrılması ile yıkılan Carter Webb, Los Angeles'tan ayrılarak Detroit'te yaşayan deli dolu anneannesinin yanına gider. Carter, anneannesinin karşı komşusu Hardwicke Ailesi'nin kadınlarına karşı bir çekim hissetmektedir.

2012 Sundance Film Festivali’nin açılış gecesi filmi olarak seçilen Hello I Must Be Going’de Melanie Lynskey, anne babasının Connecticut’taki evine sığınan yeni boşanmış Amy’i canlandırıyor. Geleceği konusunda kararsız olan Amy ile 19 yaşındaki bir oyuncu arasında ilişki başlar. Bu ilişki sayesinde Amy’nin hayata olan tutkusu artar ve onda yıllardır farkında olmadığı bir amaç hissi uyandırır. Hello I Must Be Going cinsellik, mizah ve duygusal dürüstlükle harmanlanmış modern ve sıra dışı bir aşk hikayesini anlatıyor.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Yıl 1961; savaş sonrası, Beatles öncesi dönem Londra’sında...16 yaşında zeki ve çekici bir genç kız olan kadınlığa geçişin eşiğinde olan Jenny (Carey Mulligan); Londra’nın banliyölerinden Twickenham’daki odasında Juliette Greco şarkıları söyleyip daha özgür ve Gauloise kokulu bir hayatın hayallerini kurmaktadır. Yağmurlu bir Londra sabahında Jenny’nin rutin hayatı “uygunsuz” bir aşık olan 30 yaşlarındaki David (Peter Sarsgaard)’in gelişyle alaşağı olur. Parlak bir öğrenci olan Jenny, Oxford’da okuma hakkı kazanmakla, karizmatik ve kendinden yaşça geçkin bir adamın çekici teklifi ve hayatı arasında gidip gelmektedir.


Jane’in (Streep) üç yetişkin çocuğu, başarılı bir Santa Barbara pastahane/restoranı ve on yıl önce boşandığı eski kocası avukat Jake’le (Baldwin) dostça bir ilişkisi vardır. Fakat Jane ve Jake oğullarının üniversite mezuniyeti için kendilerini şehir dışında bulduklarında, işler karışmaya başlar. Birlikte yedikleri masum bir yemek düşünülmeyen bir şeye dönüşür—yeni bir ilişki. Jake, çok daha genç olan Agness’le (Lake Bell) evlidir ve Jane artık, diğer kadındır. Jane’in mutfağını değiştirmek için işe alınan mimar Adam (Martin), yeniden alevlenen bu aşkın ortasında kalır. Boşanmasının etkilerini atlatmaya çalışan Adam, Jane’e aşık olmaya başlar, ancak çok geçmeden bir aşk üçgeninin parçası olduğunu fark eder. Jane ve Jake kendi hayatlarına mı devam etmeli, yoksa aşk ikinci turda gerçekten daha mı güzeldir?

Travis ailesinin rekortmen bir yüzücü olan büyük oğlu intihar edince ailenin babası Ben, herkesten uzaklaşır ve dünyadan kopar. Anne Sandy, yaşamını sorgulayarak gençliğine dönmeyi dener. Esrar içer, komşulara öfkelenir ve derinlere gömülmüş bazı aile sırları açığa çıkar. Abisinin gölgesinde kalmış küçük kardeş Tim için de her şey çok zordur.


18 yaşındaki Noah, bir süre önce varlıklı İngiliz iş adamı William'a âşık olan annesiyle birlikte Amerika'dan Londra'ya taşınır. Noah, William'ın serseri oğlu Nick'le tanışır ve çok geçmeden onunla arasında kaçınılmaz bir çekim olduğunu fark eder. Noah yazı yeni hayatına uyum sağlamaya çalışarak geçirirken trajik geçmişi ilk kez âşık olduğu günlerde peşini bırakmayacaktır.

Amerika'nın banliyösünde "Madam Bovary"nin yankıları. Sarah, bir reklam müdürü ile yaptığı sevgisiz bir evliliğin içinde savrulurken kızı ile parkta, havuzda uzun saatler geçirerek daha fazlasını elde etmek istemektedir. Brad, bir belgesel yapımcısı ile evli olan olgunlaşmamış bir ev erkeğidir. Ronnie, hapisten henüz çıkmıştır ve yaşlı annesi May ile birlikte yaşamaktadır. Larry emekli bir polistir ve Ronnie'nin kaçmasına engel olmuştur. Sarah ve Brad kesişirler. Ronnie ile Larry'nin şeytanları vardır. Brad'in bar için çalışması gerekir ve Larry işini kaybeder. Ronnie'nin annesi de oğlunun bir kız arkadaşa ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Sarah, daha fazla bu mutsuz hayatın içinde sıkışık yaşamak istememektedir. Film boyunca tüm bu karmaşık hikayelerin, her birini nereye götüreceği merak konusu olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir